Ebu Zer radıyallahu anh şu olayı nakletmektedir;

Akkaf b. Bişr et-Temimi ismindeki bir kişi Allah Rasûlünün huzuruna geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona “Ey Akkaf! Hanımın var mı?” diye sordu.

Akkaf “Hayır” cevabını verdi.

Rasûlullah “Bir cariyen de mi yok” diye sorduğunda, Akkaf yine aynı cevabı verdi. Bu kez Allah Rasûlü “Sanırım sen varlıklı bir kimsesin” diye sorduğunda, Akkaf bunu doğruladı. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;

“O halde sen şeytanın kardeşlerindensin. Şayet Hristiyan olsaydın rahip olurdun. Evlenmek bizim sünnetimizdir. En şerlileriniz bekârlarınızdır. Ölülerinizin en şerlileri de bekârlarınızdır. Şeytan ile mi oynuyorsun. Şeytanın Salihlere karşı en etkili silahı kadınlardır. Ancak evli olanlar bunun dışındadır. Onlar müstehcen sözlerden beridir. Yazık sana ey Akkaf! Kadınlar nedeni ile Eyyüb’ün, Davud’un, Yusuf’un ve Kürsüf’ün başına neler gelmişti.”

Orada bulunanlardan biri “Kürsüf’de kimdir ey Allah’ın Rasûlü!” diye sordu. Allah Rasûlü,

“Bir deniz sahilinde 300 yıl ibadet etmiş, gündüzlerini oruçla, gecelerini namazla geçirmiş, sonra da âşık olduğu bir kadın sebebi ile Allahu Azim’i inkar ederek küfre düşmüş bir kimsedir. Allah’a kulluk konusunda yapması gerekenleri terk etmiştir. Sonra Allah, bazı yaptıklarından dolayı onu doğrulttu da o da tevbe edenlerden oldu” buyurduktan sonra tekrar Akkaf’a yöneldi;

“Yazık sana ey Akkaf! Evlen! Yoksa sende sarsılırsın ve kararsızlardan olursun” buyurdu. Bunun üzerine Akkaf dedi ki: “Beni evlendir ey Allah’ın Rasûlü!”

Allah Rasûlü de kendisine “Seni, Kerime binti Külsüm el-Himyeri ile evlendirdim” buyurdu. 1

Sevgili kardeşlerim!

Bu hadisi şerifi sondan başa doğru giderek maddeler halinde incelediğimizde şu hakikatler ile karşılaşmaktayız;

1. HAKİKAT: Sahabenin, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in nasihatlerine karşı ne derece hassas olduklarını görürüz. Sevgili Peygamberimizin teşvik ettiği hayra yönelme konusunda ki acele hareketleri takdire şayandır. Kuran ve Sünnet, bir iyiliğe davet edip bir kötülükten sakındırdığı zaman sahabenin yaşlısının, gencinin, kadınının veya erkeğinin o emrin sınırları içinde uçuştuklarını görürüz. Bir kuş gibi kanatlarını ya hayra doğru koşmak için ya da şerden kaçmak için çırparlar. Tıpkı hadisimizin kahramanı Akkaf gibi. Allah Rasûlü kendisine yüksek tondan nasihat etmesine rağmen Peygamberimizi büyük bir titizlikle dinlemiş ve akabinde tembelliğe mahal bırakmadan hemen kendisine tavsiye edilen hususa yönelmiş. Kendisini evlendirmesi için de nasihat sahibinden yardım istemiş. Bu sahabenin tutumundan, her meselede bahane bulmaya çalışan, davet edildiğimiz emirlere hantalca hareket eden nefsimizin çıkaracağı çokça ders vardır.

2. HAKİKAT: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem genç sahabesini evlilik gibi imanı kemale erdiren bir amele teşvik etmek ile kalmamış, aynı zamanda ona eş bulma konusunda da yardımcı olmuştur.

“Evlenme işi için iki kişi arasında aracılık yapmak, en üstün aracılıktır.” (İbni Mace)

Bir insanın elinde bulunan parasını yatırım yapmaya teşvik edip karlı yatırımı göstermek; bir genci ilim öğrenmeye teşvik ile birlikte bir âlimin rahlesine koymak; ticarete teşvik ettiklerimizi alıcı ile buluşturmak övülecek işlerdendir. Ancak yukarıda bildirilen hadise göre evlenmek isteyenleri bir araya getirme konusundaki aracılık daha fazla övgüyü hak etmektedir.

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem birçok sözü ile insanları evlenmeye teşvik ettiği gibi evlenmek isteyenlerin ellerinden tutmayı da ihmal etmedi. Özellikle fakir ve ihtiyaç sahibi kardeşlerine yardımcı olma konusunda rüzgârdan daha hızlıydı.

Ebü’l-Abbas Sehl İbni Sa`d es-Sâidî radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir gün Hz. Peygamber’in yanından bir adam geçti. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem yanında oturan kimseye:

– “Şu adam hakkında ne dersin?” diye sordu. O da:

– Bu zât ileri gelen hatırlı kişilerden biridir. Vallahi böyle bir adam bir kıza tâlip olsa evlendirilmeye, birine aracılık yapsa sözü dinlenmeye lâyıktır, diye cevap verdi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir şey söylemedi.

Sonra oradan biri daha geçti. Peygamber aleyhisselâm yine yanında oturana:

– “Ya bu adam hakkında ne dersin?” diye sordu. Bu defa o zât:

– Yâ Rasûlallah! Bu adam fakir Müslümanlardan biridir. Bir kıza tâlip olsa, istediği kız verilmez. Birine aracılık etse, ricası kabul edilmez. Konuşmaya kalksa, sözü dinlenmez, dedi.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

– “Bu sonuncu adam, öteki gibi dünya dolusu adamdan daha hayırlıdır.” 2

İmam Buhari bu hadisi hem “nikâh babında” hem de “fakirlerin üstünlüğü babında” incelemiştir.

Maalesef her toplumda görülen acı bir tablo söz konusudur. İnsanların, kariyer sahibi, zengin, yakışıklı, soylu, ağzı laf yapan kişilere her konuda ama özelde evlilik konusunda aracılık yapmada yarışırlar. Aynı şey fakirler için söz konusu olduğunda insanların birçoğu tutumlarını değiştirebilmektedir.
Ümmetine baba şefkatiyle yaklaşan Allah Rasûlüne fakir bir adam gelir. Açlığından, elbisesinin olmamasından yakınan bu kişiye peygamberimiz yardımda bulundu. Sonra evlenmek istediğini Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bildirince müminlere karşı raufu’r rahim olmak ile nitelenen zât, adama döner “Git, karşılaşacağın ilk bakireye benden selam söyle ve ona evlenme teklifi yap…” Ne mümtaz şahsiyetsin sen ey Allah’ın Rasûlü… İnsanlık, gösterdiğin her hayra ne de muhtaç durumda… Müslümanlar senin ahlakından ayrıldıkları gün, yetimlik kolyesini boyunlarına taktılar.
Yoksul Cüleybib’in dış görünüşü de yoksuldu. Boyu oldukça kısa, yüzü bir hayli çirkindi. Görünüşe değer vermek bütün insanların zaafı olduğu için, o da pek kimseden iltifat görmezdi. Bu yüzden de bir türlü evlenememişti.Cüleybib’in derdini ve değerini iyi bilen Rasûl-i Ekrem Efendimiz onu evlendirmek için fırsat kolluyordu. Medineli Sahabelerden birinin evlenme çağında bir kızı vardı. Bir gün bu zat ile baş başa kalan Nebiyyi Ekrem Efendimiz, ona:- Kızına talibim, dedi. Kızını kendisi için istediğini zanneden Sahabi buna çok sevindi.- Emrin başım üstüne, ya Rasûlallah! diye sevincini belirtti. Rasûlullah Efendimiz:- Kızını kendim için değil Cüleybib için istiyorum, buyurunca, Sahabe durakladı:- O zaman annesiyle görüşmem ve onun fikrini almam lâzım, dedi. Sonrada kalktı evine gitti. İçeri girer girmez hanımına:- Kızına Rasûlullah talip oldu, dedi. Hanımı bu habere pek sevindi. Peygamber aleyhisselâmın kayınvalidesi olmak ne büyük saadetti. Onun bu aşırı sevincini gören Sahabi:- Rasûlullah Efendimiz kızını kendisi için istemiyor, diye düzeltti. Bu defa kadıncağız şaşakaldı:- Öyleyse kimin için istiyor? diye merakla sordu. Kocası:

– Cüleybib için, deyince kadın büyük bir paniğe kapıldı:

– Ne Cüleybib’e mi? Sen ne söylüyorsun? Kızımızı kimler istedi de vermedik. Hz. Peygamber Cüleybib’den başkasını bulamamış mı? diye ileri geri söylendi. Karısının bu olumsuz tavrını gören sahabi, Rasûl-i Kibriya’nın yanına gidip kızlarını veremeyeceklerini söylemek üzere ayağa kalktı. Annesiyle babasının kendisine dair konuşmalarına kulak misafiri olan kızları, son derece şuurlu ve uyanık bir genç hanımdı. Onları uyarmak istercesine sordu:

– Beni evlendirmeniz için aracılık eden kimmiş? Annesi:

– Peygamber Aleyhisselâm, dedi. Kızları hakkında en iyi kararı verdiklerini sanan annesiyle babasına:

– Peygamber Aleyhisselâm beni birine uygun görüyor da, siz buna karşı çıkıyor ve Rasûlullah’ın teklifini geri çeviriyorsunuz öyle mi? diye hayretle sordu. Ve sözlerini şöyle tamamladı:

– Rasûlullah Efendimiz beni kime uygun gördüyse sizde uygun görün. Zira o benim aleyhime olacak bir şeyi yapmaz. Daha sonra bu genç hanım Ahzab suresinin 36. âyetini hatırlatarak,“Allah ile Peygamber’i bir iş hakkında hüküm verdikten sonra, mü’min olan bir erkekle mü’min olan bir kadına, artık o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasûl’une karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”Kızlarının bu uyarısı üzerine, adeta uykudan uyanır gibi kendilerine gelen anne ve baba, ne büyük bir hatadan geri döndüklerini fark ettiler, kızlarına minnetle bakarak:

– Çok doğru söyledin, yavrum, dediler. Uçurumun kenarından geri dönmenin sevinciyle Rasûlullah Efendimiz’in yanına koşan Sahabi, olup biteni kısaca anlattıktan sonra:

– Senin uygun gördüğün kimseyi biz de uygun görüyoruz. Kızımızı Cüleybib ile evlendirebilirsin, ya Rasûlallah, dedi.

Bu habere sevinen Rasûl-i Muhterem Efendimiz Peygamber tavsiyesini her şeyin üstünde tutan o anlayışlı kıza:

“Allah’ım! Onun üzerine hayırlar yağdır. Kendisine sıkıntısız bir hayat nasip et!” diye dua etti. (Ahmed b. Hanbel, Müsned)

Evet kardeşlerim!

Fakirlerin kalpleri bir kuş gibidir. Çabuk etkilenip incinirler… Onlara merhamet ile yaklaşıp işlerine aracı olmak, meslek sahibi olup iyi bir evlilik yapmalarına vesile olmak, onların, hayatın zorluklarına karşı güçlü bir kimlik ile çıkmalarına sebep olacaktır. Özellikle naif kalpli bu insanları evlendirmek için büyük bir gayretin içine girmemiz gerekmektedir. Tıpkı her konuda kendisini takip etmekle mükellef kılındığımız Allah Rasûlü gibi…

3. HAKİKAT: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in Akkaf’a sert çıkışı acaba bekârların bu ümmetin en şerli kişiler olduklarını mı gösteriyor? Sorusuna verilecek cevap tabi ki hayır olacak… Peki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Akkaf üzerinden kimlere mesaj veriyor? Diye soracak olursak bunu da şu olayla cevaplamaya çalışalım…

Enes ibni Mâlik  radıyallahu anh  şöyle dedi:

Peygamber Efendimizin nâfile ibadetlerini öğrenmek üzere, sahâbeden üç kişilik bir grup, Peygamber hanımlarının evlerine geldiler. Kendilerine Efendimiz’in ibadetleri bildirilince, onlar bunu azımsadılar ve Allah’ın Resûlü nerede biz neredeyiz? Onun geçmişteki ve gelecekteki günahları bağışlanmıştır, dediler. İçlerinden biri:

Ben ömrümün sonuna kadar, bütün gece uyumaksızın namaz kılacağım, dedi. Bir diğeri:

Ben de hayatım boyunca gündüzleri oruç tutacağım ve oruçsuz gün geçirmeyeceğim, dedi. Üçüncü sahâbî de:

Ben de sağ olduğum sürece kadınlardan uzak kalacak, asla evlenmeyeceğim, diye söz verdi. Bir müddet sonra Peygamberimiz onların yanına geldi ve kendilerine şunları söyledi:

“Şöyle şöyle diyen sizler misiniz? Sizi uyarıyorum! Allah’a yemin ederim ki, ben sizin Allah’tan en çok korkanınız ve O’na en saygılı olanınızım. Fakat ben bazen oruç tutuyor, bazen tutmuyorum. Gece hem namaz kılıyor, hem de uyuyorum. Kadınlarla da evleniyorum. Benim sünnetimden yüz çeviren kimse benden değildir.” 3

Bu ümmet içerisinde Hristiyan ruhbanlığının temellerinin oluşmasına vesile olacak bir anlayışa sesleniyor Allah Rasûlü… Ümmeti, Nebevi bir ahlak ve terbiyeden uzaklaştırarak, kendilerince takva ve zühd anlayışına bürünen kisvelere sesleniyor Allah Rasûlü… Allah için, hizmet için, vakıf adam olmak için evliliği toprak altına gömmek isteyen bir sisteme sesleniyor Allah Rasûlü… “Benim sünnetimden yüz çeviren kimse benden değildir.”
Değilse bu ümmet ağacının dallarında bir meyve konumunda olan her bir muvahhid, muttaki, muhlis, Muhsin, Allah Rasûlünün ve selefin bıraktığı aydınlık yolda ilerleyen nice bekârlar vardır ki onlar örnek İslam Neslinin medar-ı iftarıdırlar.

————————

1. Ahmed b. Hanbel, Müsned; Taberani, Mucemil Kebir
2. Buhârî, Nikâh 15. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 5
3. Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5. Ayrıca bk. Nesâî, Nikâh 4