Asıl adı Süfyan bin Said bin Mesruk el-Kûfi olan Süfyan es-Sevri(r.h), 713(h.95) senesinde Kufe’de doğdu. Künyesi Ebu Muhammed veya Ebu Abdullah’tır. Dedelerinden Sevr’e nispetle es-Sevri diye anılır.

Babası tabiinden Saîd bin Mesruk, Kufe’nin meşhur muhaddislerindendir. Ebû Hanife’nin hocalığını yapmış, çokça hadis rivayet etmiş, Kütüb-i Sitte yazarlarınca da sika bir ravi olarak kabul edilen birisidir.

Annesi de tabakat kitaplarında adı geçen zühd ve vera sahibi saliha bir kadındır.

Süfyan es-Sevri(r.h), Resulullah’ın(sallallahu aleyhi vesellem) buyurduğu; “İnsanların en hayırlısı, benim asrım(daki ashabım)dır. Sonra onlara yakın olan (tabiîn)lerdir. Sonra da onlara yakın olan (tebe-i tabiin)lerdir.”1  tebe-i tabiindendir.

Abdestsiz gezmediği rivayet edilmiştir.

Ölümü hatırladığında kendinden geçer, insanlara; “Ölüm gelmeden önce ona hazırlanın!” derdi.
Ölüm ve ahiret hazırlığı hakkında şöyle derdi: “Bir yerde kalabalık toplansa da bir tellal çıkıp: “Bugün akşama kadar yaşayacağım diyebilen ayağa kalksın!” dese bir tek kişi bile ayağa kalkamaz. Hayret edilecek şeydir ki aynı insanlara, “İçinizden ölüme hazırlık yapmış olanlar ayağa kalksın!” denilse yine bir tek kişi bile kalkamaz.”

Kendisi, talebelerinden biri sefere çıkacak olsa ona: “Eğer gittiğin yerlerde satılık ölüm bulursan benim için de al!” buyurdu.

İlmi Şahsiyeti

Babasının ilim ehlinden olması Süfyan’ın ilim yoluna girmesini kolaylaştırdı. Kendisi ilme başlangıcını şöyle anlatıyor: “Kalbimde herhangi bir niyet taşımadığını halde adet kabilinden ilme başladım. Fakat sonra Allah bana ilimle rıza-ı bârî’yi kazanma azim ve niyeti lütfetti.”
İlmini, zamanındaki büyük âlimlerden öğrendikten sonra büyük bir ilim hazinesine sahip oldu. Zehebi, Süfyan’ın 600 hocasından bahseder, 272 hocasının ismini verir.

“Bize öğretecek bir hoca buldukça ilim öğrenmeye devam ederiz” diyen Süfyan’ın ilim öğrendiği hocaların başında Kufe’nin iki büyük fıkıh üstadı, İbn Ebî Leylâ diye bilinen Kufe kadısı Muhammed b. Abdurrahman el- Ensari ile Abdullah İbn Şübrüme b. et-Tufeyl ed-Dabbi gelir. Süfyan’ın, “Fakihlerimiz İbn Şübrüme ve İbn Ebu Leyla’dır” sözü bu bilgiyi doğrulamaktadır.

‘Fakihlerin efendisi’ olarak bilinen Basralı âlim Eyyûb es-Sahtiyâni, önüne oturup hadis yazdığı Hammâd b. Zeyd onun diğer meşhur hocalarındandır.
Onun büyük bir ilim hazinesine sahip olmasının delillerinden birini görmek isterseniz onun talebelerine bakabiliriz. İnsanlara ilim öğretmeyi en faziletli amel telakki eden Süfyan’ın İmam Malik, Şube, Yahya bin Şad el-Kattan, el-Evzaî, Abdullah bin Mübarek ve Süfyan bin Uyeyne (Allah hepsinden razı olsun) talebeleri arasındadır.

Daha gençlik çağında 18 yaşlarında amcasından kalan mirası almak için Buhara’ya gitmesi ve yol güzergâhındaki şehirlerde ilim meclislerine katılması onun ilme düşkünlüğünün en güzel örneğidir.

O bir defasında altmış yıldır ilimle uğraştığını belirtmiştir. Hocası Asım b. Ebi’n-Nucud ileriki yaşlarında Sufyan’ı gördüğünde “Ey Sufyan! Sen bize küçükken gelirdin, biz ise sana büyükken geliyoruz.” diyerek onu övmüştür.

Zehebî; Sevri’nin, yüz otuz tabiin âlimiyle görüştüğünü ve yaklaşık altı yüz kişiden ilim öğrendiğini kaydederek, bin civarında öğrencisinin olabileceğini belirtir.

Süfyan es-Sevri maîşet temini için ticaretle de meşgul olmuş, fakat zamanının ekserisini ilim neşrine ayırmıştır.

Hadis ilminde “Emiru’l-mü’minîn” sıfatını hak kazanacak bir seviyeye ulaştı. Kuvvetli hafızası sayesinde hadisleri yazarak değil, ezberden naklederdi. Hâfızası çok kuvvetli olan Süfyan(r.h) şöyle demiştir: “Hâfızam, kendisine tevdi ettiğim hiçbir şeyde bana ihânet etmedi.”

“İnsan için hadisten daha faydalı bir şey yoktur” diyerek hadise büyük değer atfeden Süfyan’ın hadis ilmine ayrı bir önem verdiği, onu “Dünya ilimlerinin en hayırlısı” olarak nitelediği bilinmektedir.

Asrındaki müfessirlerin büyüklerinden biri olan Süfyan es-Sevri’nin(r.h) ilimlere dair günümüze kadar ulaşan ‘Tefsiru Süfyan Sevri’ adlı bir tefsiri vardır.
Hadis ve fıkıh ilminde yüksek derecede olup müctehid olan Sevri(r.h), haram ve şüpheli şeylerden sakınmada son derece dikkatliydi.

Hicrî V. asra kadar fıkhî görüşü ve fetvalarıyla amel edilmiş, fıkhına tâbi olanlara Sevrî denilmişti. Nitekim Cüneyd el-Bağdadî, Hamdun el-Kassar onun fıkhıyla amel eden meşhur kimselerdi.  Sevrî Mezhebi hicri VII. asra kadar varlığını sürdürebilmiştir.

Hadis, fıkıh, tefsir gibi ilimlerde zamanın eşsizlerinden; edep ve tevazuda, alçak gönüllülükte benzeri azdı.

Hayatının büyük bir kısmı memleketi Kufe’de geçen Süfyan, Abbasî halifesi Ebu Cafer zamanında kadı tayin edilmek istenen Ebu Hanîfe, Mısar bin Kudam ve Şüreyk’in dördüncüsüydü. Kaçarak bir gemiye sığındı ve kadılıktan kurtuldu. Önce Medine’ye sonra Mekke’ye hicret etti. Bu yıllarda ekonomik durumu daha da kötüleşmiş, hatta zaman zaman günlerce aç kaldığı bile olmuştur. Vefatına yakın Basra’ya göçtü ve orada vefat etti.
Birçok defa yaya olarak hacca gitmiş ve Mekke-i Mükerreme’ye gittiği zaman halk başına toplanır, bilmedikleri ve anlayamadıkları hususları ona sorarlardı. Hepsine teker teker cevap verir, sorularını cevaplandırırdı.

Bir gün bir adam: “Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Çok et yenen bir hâne halkından Allahu Teâlâ nefret eder.” ‘Buradaki hâne halkından murâd nedir?’ diye sorduğunda şöyle cevap vermiştir: “Gıybet edenlerdir. Çünkü gıybet edenler başkalarının etini yerler.”

Bilinen en meşhur eserleri Fıkıhla ilgili el-Camiu’l-Kebir fi’l-Fıkhi ve’l-İhtilaf, Camiu’s-Sagir ve İslâm miras hukuku alanında kaleme aldığı el-Ferâiz’dir.

Zühdü

Bir kişi Süfyan es-Sevri’ye iki altın getirir ve “Babam sizin dostlarınızdan ve talebelerinizden idi. Bu iki altın, onun bana mirâs bıraktığı helâl paradandır. Bunu kabul ediniz” dedi. O, altınları oğluna verip geri götürmesini emretti ve “Onun babasıyla olan dostluğum ve muhabbetim Allah içindi” dedi. Çocuğu altınları iade edip gelince, babasına; “Ey babacığım! Bizim bu paraya ihtiyacımız vardı. Bu durumda sen yine o altınları kabul etmedin.” deyince; ihlasın yaşanılır örnekliğini şu şekilde ifade etti: “Ey oğlum! Sen yemeyi, içmeyi düşünüyorsun. Ben, Allah için olan muhabbeti verip de kıyâmette zararını göreceğim dünyâ sevgisini düşünüyorum.”

Son Nefese Kadar İmanla Yaşama Endişesi

Süfyan es-Sevrî(r.h) bir gün yanında biri olduğu halde Mekke’ye gidiyordu. Yolda hep ağlıyordu.

Yanındaki kişi: “Günahların sebebi ile mi ağlıyorsun?” dedi.

O: “Günahlarım çoktur. Lâkin beni en fazla endişelendiren ve ağlatan şey acaba imanımı muhâfaza edebilecek miyim korkusudur” dedi.

Ali B. Hasan Es- Sülemi’ye Nasihatleri (2)

“Ey kardeşim! Amel ve sözlerinde riyadan sakın, riya şirkin ta kendisidir. Kendini beğenmekten sakın, salih amelin içerisinde ucb’un(kendini beğenmek) yeri yoktur.

Elde etmiş olduğun dünyalık sebebiyle fazla gülme, sevinme ki Allah’tan aldığın desteğin artsın. Ahiret için amel işle, dinde muvaffak olman için Allah sana yeter.

Gizli hallerini düzelt ki Allah da senin açık hallerini düzeltsin. Günahlarından dolayı ağla, hüzünlen Allah’ın yakın dostu olursun. Sakın gafillerden olma, bilesin ki Allah senden asla gafil değildir, Allah’ın senin üzerinde sayamayacağın kadar hakkı vardır, bunları eda etmeyi unutma, bil ki Allah bunlardan dolayı seni kıyamet gününde hesaba çekecektir.

Temiz kalpli ol, bedenini günahlardan arındır. Mideni haramlardan koru, bil ki haramla beslenen beden cennete giremez. Gözlerini haramdan sakındır, ihtiyaç dışında dolaşma, hikmetten başka bir şey konuşma, sahip olmadığın bir şeye el uzatma. Kalan ömrün için korku ve hüzün içerisinde ol, dini hususta başına ne geleceğini bilemezsin.

Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir, O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Bütün hamd O’nadır. O diriltir ve öldürür, hayrın tümü O’nun elindedir. Bütün güç ve kuvvet ancak yüce ve azim olan Allah iledir.

Ey kardeşim! Günlerini, gecelerini ve saatlerini boşa harcama, boşa geçen vakitlerini bâtıl şeyler doldurur.
Kıyamet günü için salih amelde bulun Allah’ın rızasına ancak amel ve itaat ile ulaşılır.

Nafile ibadetleri çoğalt; Allah’a yaklaşırsın, cömert ol, ayıpları örtmeye çalış, bu vesileyle Allah hesabını kolaylaştırır ve korkularını hafifletir.

İyilikte bulunmayı çoğalt. Allah kabrinde sana yardım eder.

Haramların tümünden sakın, takvalı ve vera sahibi kimselerle ol, imanın tadını alırsın.

Dini hususlarda Allah’tan sakınan kimselerle istişare et, Allah’ı çokça zikret, Allah seni zahit kimselerden kılar.

Ölümü çokça hatırla, bu sebeple Allah sana dünya işlerini basit kılar.

Cenneti arzula, Allah seni itaatte muvaffak kılar.

Cehennemden endişelen, Allah sana musibetleri basit kılar.

Cennet ehlini sev, kıyamet günü onlarla beraber olursun.

Ey kardeşim! Gizli ve açık her işinde ölüp dirileceğine yakinen inanan kimsenin korktuğu gibi Allah’tan kork.

Ey kardeşim! Şunu bil ki dirilip Cebbar olan Allah’ın huzurunda duracaksın ve seni hesaba çekecek ardından iki diyardan birine gideceksin, ya ebedi naim cennetine ya da her türlü azabın bulunduğu, ölümün bulunmadığı ebedi cehenneme… Artık bağışlanma, cezalandırma korku ve ümit arasında ol,

Tevfik Allah’tandır.

Allah bizi bağışlananlardan eylesin(amin).”

Vefatı

Süfyan es-Sevri(r.h), Basra’da karnından hastalandığından dolayı sürekli abdesti bozuluyordu. Abdestsiz ölmek korkusuyla onun o gece altmış defa abdest aldığı ve hasta haliyle hep namaz kıldığı rivayet edilmiştir.

Vefâtı yaklaştığında çok ağlıyordu ve şöyle diyordu: “Ölmeyi çok arzu ediyordum, lâkin şimdi ölümümün nasıl olacağını bilemediğim için çok korkuyorum. Bu sefere çıkmak gayet güçtür. Başka seferlere çıkmak gibi, bir âsâ ve bir su kabı yetmiyor. Benim gibi birine, hiç Cennet’i verirler mi?”
Süfyan es-Sevri(r.h) artık son anlarını yaşıyordu. Yastığının altından içinde bin altın bulunan bir kese çıkardı ve “Bunu sadaka olarak dağıtın” dedi. Orada bulunanlar hayret edip, “Allah, Allah! Bu zât, dünya malına kıymet vermez, yanında dünyalık bulundurmaz, hatta dünyalık olan hediyeleri de kabul etmezdi. Bu kadar para biriktirmesinin hikmeti nedir?” diye birbirlerine sordular. Söylediklerini işitince onlara şöyle dedi: “Bu para ile dinimi ve bedenimi korudum. Şeytan elbisen ve yiyecek şeylerin yok, bunlar için dünyalık kazan” diye ne kadar vesvese vermiş ise her defasında; “İşte altın” deyip, bu altınları göstererek onu başımdan kovdum. Bu altınları ona karşı silah olarak kullandım.”
Bundan sonra kelime-i şehâdet getirdi ve ruhunu teslim etti.

Vefat ettiği gece; “Verâ ve dinde hassasiyet sahibi olan Süfyân vefat etti” diye bir ses duyuldu.

778 (h.161)de 64 yaşında Basra’da vefat etti.

Sözleri

Cömert ol. Bununla Allah Teâlâ, sana hesabını kolay yapar.

Edep öğrenilmeden ilim öğrenilmez.

Çok iyilik yap. Kabrinde sana arkadaş olurlar.

Haramlardan sakın. İmanın tadını duyarsın.

Takvâ ve verâ ehli olup haramlardan ve şüphelilerden uzak duranlar ile oturup kalk.

Dinin ve âhiretin hususunda Allah Teâlâ’dan korkan kimselerle istişâre et, onlara danış.

Hayırlı işlerde acele et. Allah Teâlâ, seninle günah olan ve kötü şeyler arasına perde yapar.

Allah Teâlâ’yı çok an, seni dünyaya düşkün yapmaz.

Ölümü çok hatırlarsan, Allah Teâlâ sana dünya işini hafif kılar.

Cennet’e kavuşmaya arzulu olursan, Allah Teâlâ seni beğendiği işleri yapmaya muvaffak kılar.

Cehennem ‘den korkarsan, dünya musibetleri sana hafif ve kolay gelir.

Cennet ehlini seversen, kıyamet günü onlarla beraber olursun.

Açıkta ve gizlide ilk işin; Allah Teâlâ’dan korkup, yasakladığı şeylerden sakınmak olsun.

Allah Teâlâ’dan şöyle kork: “Ölmüşsün, kabirde başına gelenleri görmüşsün, sonra kıyâmet kopup diriltilmişsin, sonra haşr olup Allah Teâlâ’nın huzurunda durmuş dünyada yaptıklarından hesaba çekiliyorsun, bu sıradaki sıkıntılarla karşılaşıyorsun, sonra cennet ve cehenneme gidiyorsun. Eğer Cennet’e gidiyorsan, ebedî nîmetlere kavuşuyorsun. Cehennem’e gidersen, çeşit çeşit azaplar göreceksin ve orada ölüp kurtulma da yok. İşte bütün bunları görüp başına bir musibet gelmesinden nasıl korkuyorsan, Allah Teâlâ’dan da öylece kork!”

Talebeleri Hakkında Ne Dediler?

Evzâî: “Süfyan’dan başka halkın gönül rızasıyla ve güvenerek kendisine kulak verip dinleyeceği kimse kalmadı” der.

Şu’be: “Süfyan’ın hıfzı benden daha kuvvetlidir.  Süfyan, bir kimseden bana her ne rivayet etmişse, onu o kimseye sorduğum vakit bana Süfyan’ın rivayet ettiği gibi bulmuşumdur.” der.

Yahya b. Said: “İnsanların hıfzı en kuvvetli olanı Süfyan, sonra Şu’be idi.”

İbnü’l-Mübârek: “Yeryüzünde Süfyan’dan daha bilgili, âlim kimse tanımıyorum.”

İbn Uyeyne:“Helal haram konusunda Süfyan’dan daha bilgilisini görmedim.”

İbn Mehd: “Hadis imamları dörttür: Süfyan, Mâlik, Evzâi ve Hammad”

Eserleri

el-Camiu’l-Kebir fi’l-Fıkhi ve’l-İhtilaf

el-Camiu’s-Sağir

Kitabu’l-Feraid282 ve’l-Mevaris

Kitabu Adabı Sufyan es-Sevri

Risaletun ila Abbad b. Abbad el-Ersufi

Kitabu’t-Tefsir

Kitâbü’l-İ’tikâd
————————

1. (Buhari, Fedailü Ashabi’n Nebiyy 1; Müslim, Fedailü’l-Ashap 210-214; Ebu Davud, Sünne 9; Tirmizî, Fiten 45)
2. Tehzibu Hilyetu’l Evliya, c. 2, s. 459

Kaynakça:
1. Süfyan Sevri, Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz, Altınoluk Dergisi 1986 – Temmuz, Sayı: 5, s.22.
2. Süfyan es-Sevrî’nin Usûl-ü Fıkhının Genel Özellikleri, Abdlkadir Tekin, Iğdır Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 6, Ekim 2015.
3. Süfyan es-Sevri’nin Hayatı ve Eserleri, Ömer Faruk Akpınar, Usul Dergisi, 22(2014/2), 115 – 168.