ABD Başkanı Donald Trump, BM kararları, uluslararası anlaşmalar ve dünya çapındaki itirazlara rağmen Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını ilan etti. Karar hakkında bilmeniz gereken beş şey:

1. Neden Trump Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı?

ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını ve Birleşik Devletinin Elçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyacağını 2016 yılında Başkanlık kampanyasında söyledi. Bu, Bill Clinton’dan başlayarak her ABD başkanın verdiği bir sözdü.

Trump, ABD büyükelçiliğini, göreve başlsâdıktan sonra “oldukça hızlı” hareket ettireceğini söyledi ve yaklaşık bir yıl sonra da Çarşamba günü, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul ettiğini resmen açıkladı ve bunu yapan ilk Amerikan Başkanı oldu.

Amerikan medyasına göre, Trump’ın elçiliği taşıma kararı elçiliğin lokasyonu ile ilgili değildi. Birçoğu sağcı Evanjelistleri, İsrail lobisini ve yerel destekçilerini memnun etmek için aldığı bir karardı.

Trump, Başkalık seçimlerinde Rusya ile işbirliği yaptığı iddiasıyla karşı karşıya kaldı. Halen devam eden FBI soruşturmasında Trump’ın eski danışmanlarından Flynn suçunu kabul ederek FBI ile iş birliğine gitti.  Flynn aynı zamanda FBI yanlış yönlendirmek suçundan dolayı da yargılanıyor. İstihbarat teşkilatının ortaya çıkardığı ses kaydına göre Rusya büyükelçisiyle görüşen Flynn şubat ayında istifa etmişti.

2. Kararı Kim Destekledi?

İsrail hariç hiç kimse.

ABD müttefiklerinden Orta Doğuya ve Müslüman liderlere kadar her bir ülke resmi bir şekilde tepkisini dile getirdi. ABD’nin aldığı bu karar İsrail-Filistin çatışmasını yeniden alevlendirdi.

Uzun zamandır birbirlerine düşman olan İran ve Suudi Arabistan da bu karara tepkilerini hızlı bir şekilde ortaya koydular.

Trump’ın Kudüs konuşmasını reddeden Mahmud Abbas, ABD’nin iki devletli çözümü imha ettiğini ve arabulucu rolünü terk ettiğini söyledi. Birleşmiş Milletler genel sekreteri ise barış görüşmelerinin zayıflayacağı kaygısını yineledi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trump’ın bölgeyi “ateşe” atacağını söyleyerek sert bir dille eleştirdi. Ayrıca Erdoğan, Kudüs’ün Müslümanlar için kırmızı bir çizgi olduğunu belirterek ABD’ye uyarılarda bulundu.

İran’ın dışişleri bakanlığı da kararın yeni bir İntifada’yı alevlendireceğini ifade eden bir bildiri yayınladı.  Suudi Arabistan Trump’ın hareketini “sorumsuz ve gayri meşru” olarak nitelendirdi ancak İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun eski yardımcılarından biri, İsrail’in İran’a karşı destek sağlayabilmesi için Suudi Arabistan’ın Filistinlileri desteklemediğini söyledi.

Fransa, İngiltere ve Almanya liderleri de kararı desteklemediklerini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kararı “üzücü” olarak nitelendirerek ABD’nin uluslararası hukuku ihlal ettiğini söyledi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Almanya’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımadığını çünkü Kudüs’ün statüsü iki devletli bir çözüm çerçevesinde çözülmesi gerektiğini ifade etti.

İngiltere Başbakanı Theresa May, “ABD’nin elçiliğini Kudüs’e taşıma ve Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak görme kararına katılmıyoruz” dedi.

Cuma namazından sonra İsrail ve Filistin elçiliklerinin önünde dünya çapında protestolar yapılması bekleniyor.

3. BM yasaklarına rağmen ABD işgal altındaki bir ülkede elçilik açabilir mi?

Trump elçiliğin nereye açılacağını tam olarak belirtmedi. İsrail 1967 yılında Kudüs’ü işgal etti ve 1980 yılında Uluslararası hukuka rağmen Kudüs topraklarını kendine ilhak etti. Doğu kesimindeki kutsal alanların Ürdün kontrolü sayesinde, Kudüs o tarihten bu yana bölünmüş bir şehir olarak kaldı ve aynı zamanda uluslararası hukukta Doğu Kudüs İsrail’in toprağı olarak tanınmıyor.

BM Güvenlik Konseyi kararı kabul edildi ve bütün ülkeleri Kudüs’teki diplomatik misyonlarını geri çekmeye çağırdı: 30 Haziran 1980’de kabul edilen 476 sayılı BM Kararı, 1967’den bu yana İsrail’in Arap topraklarının uzun süredir işgal edilmesini sona erdirmenin zorunlu olduğunu tekrarladı ve Kudüs’ün statüsünü değiştiren tüm önlemlerin “geçersiz” olduğunu belirtti.

Birleşmeden önce, Birleşmiş Miletler Güvenlik Konseyi bile 1971’de İsrail’in Kudüs’teki hareketlerini durdurmak için bir araya geldi. 298 sayılı karar çerçevesinde İsrail’in tüm faaliyetlerini yasadışı olarak niteledi.

4. ABD’nin Bu Kararı Olası Bir Barış Süreci İçin Ne anlam İfade Ediyor?

1967 yılından beri barış görüşmelerinin aracısı olan ABD, Trump’ın aldığı kararla iki devletle çözüm sürecinin bitirdi ve ABD’nin görüşmeleri sabote ettiği görülüyor.

Başkanlık kampanyasında İsrail’in en iyi arkadaşı olacağının sözünü veren Trump,  Ocak ayında damadını ve en üst düzey yardımcısını ABD’nin Filistin-İsrail barış görüşmelerini tekrardan başlatma ile görevlendirdi.

ABD’nin Kudüs’ü başkent olarak tanıması, El Fetih kanalıyla Ekim ayında imzalanan barış anlaşmasına rağmen Hamas kanadı İsrail’i sert bir şekilde eleştirdi aynı zamanda Hamas 2006 yılından itibaren Gazze’de İsrail’e karşı savaşıyor.

Filistin Kurtuluş Ordusu’nun (PLO) en büyük siyasi partisi olan Fetih, iki devletli çözümü ve İsrail’le barış görüşmelerini savundu. Muhalif Filistin grupları arasında Barış görüşmeleri ve iki devletli çözüm bir hayale dönüştü.

ABD, İsrail’in en güçlü müttefiki olmasına rağmen, Filistin topraklarında yasadışı İsrail yerleşim faaliyetlerini eleştirdi. Ayrıca Fetih hareketi, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararına itiraz etti.

Üst düzey Hamas yetkilisi ve görevden alınan Filistin başbakanı İsmail Haniye, İsrail devletine karşı yeni bir “İntifada” ve “ayaklanma” çağrısında bulundu. Ayrıca Haniye, Trump’ın hamlesinin İsrail-Filistin barış sürecini öldürdüğünü söyledi.

5. Kudüs Neden Önemli?

Kudüs, üç semavi din olan İslam, Yahudilik ve Hristiyanlık için çok kutsal yerleri içinde barındırıyor. Kutsal yerlerin önemli bir kısmı Doğu Kudüs’te yer alıyor. Müslümanlar için en kutsal yerlerden biri kabul edilen Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs Sahra’nın bulunduğu Harem-üş Şerif, Doğu Kudüs’te yer alıyor. Hz. Muhammed’in buradan göğe yükseldiğine inanılıyor.

Yahudiler için Mescid-i Aksa’nın hemen altında yer alan ve Süleyman döneminde yapılan tapınağa ait olduğuna inanılan Ağlama Duvarı yer alıyor. Burası Yahudilik inancının en kutsal mekânıdır.

Hristiyanlar içinse Kudüs’te bulunan Kutsal Kabir Kilisesi’nde İsa Peygamber’in çarmıha gerildiği ve kabrine konulduğu düşünülüyor. Bu kilise, aralarında Rum Ortodoks Patrikhanesi, Roma Katolik Kilisesi ve Ermeni Patrikliği’nin de olduğu farklı mezheplerin temsilcileri tarafından yönetiliyor.

Kudüs, İsrail ile Filistin arasında bir çatışma bölgesi ve aynı zamanda yüzyıllardır Müslümanların, Yahudilerin ve Hıristiyanların kontrol etmek için mücadele ettikleri kutsal bir şehirdir.

1948 yılında birinci Arap-İsrail savaşında İsrail hemen hemen Filistin’in yüzde 80’nini ele geçirdi. Buna göre Doğu Kudüs, Gazze ve Batı Şeria, Mısır ve Ürdün’ün kontrolü altında kaldı.

1967 yılında 6 gün savaşlarında İsrail Kudüs’ü işgal etti ve yerli Filistinlilerin ikamet statüsünü zayıflatma ve Yahudilere yeni yerleşim alanı stratejisi oluşturdu.

2000 yılında İsrail’e karşı uygulanan Filistin ayaklanması ya da ikinci İntifada, tüm Filistin’e yayılmış oldu. Bu yılın temmuz ayında İsrail’in metal detektör takması ve harem el şerif’te Müslümanlara uygulanan namaz yasağı ülke genelinde olayların tekrar yükselmesine sebep oldu.

 

————————-

 

*TRT WORD’den Çeviri Yapılarak Hazırlanmıştır.