Hamd, lütfundan aramayı bildiren Allah’a,

Salat ve Selam ise;  “Emin (güvenilir) doğru sözlü tüccar, Nebiler, Sıddıklar ve Şehitlerle beraberdir.” (1) Buyuran efendimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e;

Allahu Teâlâ’nın lütfu ve keremi ile affı ve mağfireti de ticaretlerinde İslami esaslara riayet eden mümin kullarının üzerine olsun.

“İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kişi aldığı şeyin haram mı helal mi olduğunu umursamayacaktır. (2) şeklinde buyurulan bir zamanda yaşıyoruz. Allah’ın ayetlerine ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine ittiba ve itibarın azaldığı, insanların az bir dünya metaı uğruna helal haram sınırlarına riayet etmeden yaşadıkları böyle bir zamanda, ticaretinde dürüst, Allah’tan korkan, sözüne sadık, malını satmak için yalandan kaçınan insanlar bir hayli azalmış, bunun yerine yaptığı her şeyin kendine mubah olduğu fetvasınca nefsinin hevâsına tabi olan insanlar türemiştir.
Oysa müslüman olduğu halde İslam’ı sosyal yaşantıdan uzaklaştırıp nefsinin derinliklerine hapseden insanlar, Kur’an ve sünnette yer alan ticaret ile ilgili ayet ve hadislerden habersiz bir halde yaşar olmuşlardır. Belki de böyle insanlara Kur’an ve sünnette buna dair hükümlerin bulunduğu bildirilecek olsa çok garipseyecek ve böyle bir şeyin Kur’an ve sünnette bulunmasına hayret edeceklerdir. İşte günümüzde durum maalesef bu şekildedir.

Her ne kadar İslami esaslara günümüzde riayet edilmese de, ölçüsü Allah’ın rızası olanlar için bu zamanda ticaret çok zor olarak görülse de ve böyle bir ortamda harama bulaşmadan ticaretin olamayacağı zannedilse de(!) Allah’ın izniyle tüm bu olumsuzluklara rağmen hakikatte haramdan ve yalandan uzak kalan ve sayıları az dahi olsa İslami esaslara uygun bir şekilde ticaretini yapmaya çalışan insanlar Allah’a hamdolsun ki mevcuttur.
Ticaretin dünyevi olarak menfaat sahibi olmaya ve rızkın genişlemesine faydaları olsa da hükümlerine riayet etmeden yapılacak bir ticaretin ahireti heba olmasına sebep olabileceği unutulmamalıdır.

Nitekim Rufa’a radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’le beraber namazgâha (bayram namazlarının eda edildiği mekâna) doğru çıktık. İnsanların birbirleriyle alış-veriş yaptıklarını gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Ey tüccarlar topluluğu! (onlar da Rasûlullah’a icabet edip gözlerini ve kafalarını ona çevirdiler)”

Muhakkak ki tüccarlar kıyamet gününde facir (günahkâr) olarak dirilirler. Ancak Allah’tan korkanlar, sözlerinde duranlar ve doğru sözlü olanlar müstesnadır.” (3)

İşte kişiyi facir (günahkâr) olarak dirilmekle tehdit eden bu hadiste bu hale düşmeye sebep olan durumlar;

  • Allah’tan korkmadan yapılan bir ticaret,
  • Sözünde durmayarak ve
  • Yalan söyleyerek yapılacak bir ticaret olduğu bildirilmiştir.

Alıverişte yalan söylemenin ve yemin etmenin karşı tarafta bulunan alıcıyı ikna etme ve mala yönelik teşviki sağlamada faydası olsa da bu geçici ve değersiz bir fayda olup bereketten uzaktır. Nitekim bu durumu bakın peygamber aleyhisselam nasıl haber vermektedir.

“Alış-verişlerde çok yemin etmekten elinizden geldiğince kaçının. Yemin -evet- malı sattırır. Ancak sonrasında bereketini mahveder.” (4)
Kıyamet gününde Allah’ın kendileriyle konuşmayacağı, onlara bakmayacağı, onları tezkiye etmeyeceği (arındırmayacağı) ve de kendilerine can yakıcı bir azabın olacağı hadisler de bildirilen üç zümreden birisi de yine malını yalan yeminlerle sattıran kişi (5) olarak zikredilmiştir.

Oysa bu zikredilen zümreden olan kişi biriyle ikindiden sonra alış veriş yapar, adama da malı şu şu fiyata aldığına dair yemin eder, adam da ona inanır. Hâlbuki vakıa böyle değildir. Bu sebeple de ilahi cezaya müstahak olmaktadır. (6)

Abdullah b. Ebu Evfa radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre dedi ki:

Bir adam çarşıda satmak üzere bir mal arz etti. Müslümanlardan birine malı satmak için, mala –verilmeyen bir fiyatın- verildiğine dair yemin etti. Bunun üzerine şu ayeti kerime indi.

“Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.” (Âl-i İmran: 77) (7)

Abdullah b. Mesud radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

 “Kim bir Müslümanın malını yalan yeminle alırsa, Allah’ın huzuruna (Allah) kendisine azap etmiş bir şekilde çıkar.” Abdullah dedi ki: Ardından Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bunun tasdikini Allah’ın kitabından okudu:

“Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.” (8)

Yalan yere yemin etme ile ilgili olarak zikredilen diğer bir hadiste ise şöyle buyurulmuştur.

Ebu Ümame radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim bir Müslümanın hakkını yeminiyle ele geçirecek olursa muhakkak ki, Allah ona cehennemi vacip kılar, cenneti de haram eder.” Bunun üzerine bir adam Rasûlullah’a şöyle dedi:”

“Ey Allah’ın Rasulü! Peki bu az bir şeyde olsa öylemi! Buyurdu ki:

“İsterse bir misvak çubuğu olsun!” (9)

Ticaretinde karşı tarafı aldatan kişi ile ilgili olarak ta şöyle bildirilmiştir.

Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir yiyecek kümesinin (yığınının) yanından geçti. Parmaklarını o yığınının içine sokunca, parmaklarına ıslaklık bulaştı. Bunun üzerine dedi ki:

“Ey yiyecek sahibi bu neyin nesidir?”

Adam dedi ki:

“Üzerine yağmur yağdı ey Allah’ın Rasûlü”

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki:

“Peki, insanların görmesi için yiyeceğin üstüne koysaydın ya! Aldatan benden değildir.” (10)

Tüccarların Sahip Olmaları Gereken Ahlaki Hasletler:

1- Özel Olarak Ticaret, Genel Olarak Bütün İşlerde (İşe) Erken Kalkmak.

a- Sahr el-Gamidi radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’ım! Ümmetimin erken vakitlerini bereketli kıl.”

Sahr dedi ki: “Ayrıca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir seriyye veya ordu göndereceği zaman onları günün erken saatlerinde gönderirdi.”

Sahr da ticaretle uğraşan biriydi. Bir kervan gönderecek olsa erken vakitlerde gönderirdi. Böylece zengin olmuş ve çok mala sahip olmuştu. (11)

b- Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’ım! Ümmetimin erken vakitlerini bereketli kıl.” (12)

2- Ticaret ve borç Alış-Verişlerinde müsamahakâr olmak!

a- Cabir b. Abdullah radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’u Teâlâ satarken, satın alırken ve borcunu talep ederken müsamahakâr olan kişiye rahmet etsin.” (13)

b- Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Muhakkak ki Allah’u Teâlâ satarken müsamahakâr, alırken müsamahakâr, borcunu isterken müsamahakâr olan kişiyi sever.” (14)

c- Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir Adam (vardı ki) hayatında hiçbir hayır işlememişti. Ancak bu zat insanlara borç veren biriydi. Alacaklarını tahsil için elçisini gönderdiğinde ona şöyle derdi: Verilen neyse onu al, zorda kalanı alma (vermeyene de bir şey deme). Ve affet (bırak gel). Umarım ki Allah’da bizleri affeder.” Adam ölünce Allah azze ve celle ona şöyle dedi: Şimdiye kadar herhangi bir hayır işledin mi? Adam dedi ki hayır. Ancak şu var ki: Benim bir işçim vardı. Ayrıca ben insanlara borç verirdim. Borcumu tahsil için onu gönderdiğimde ona şöyle derdim: Verilen neyse onu al, zorda olanı alma, affet. (bırak gel) Umarım ki Allah bizi de affetsin. “Allah’u Teâlâ buyurdu ki:”

“Bende seni affettim.” (15)

d- Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim darda kalmış birine kolaylık gösterir veya borcundan bir miktarını silerse, kıyamet gününde –Allah’u Teala- hiçbir gölgenin olmadığı günde onu gölgesinde gölgelendirir.” (16)

3- İttifak Edilen Şartlara Vefa Göstermek:

a- Amr b. Avf el-Müzeni radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Müslümanlar arasında sulh yapmak caizdir. Ancak haramı helal yapan, helalı haram yapan sulhlar müstesnadır. Müslümanlar da şartlarına bağlıdırlar. Ancak helâlı haram yapan, haramı helal yapan şartlar müstesnadır.” (17)

4- Mükellefiyetini Yerine Getirir.

a- Ebu Umame radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim.

“Ödünç alınan şey iade edilmeli, belirli bir süre içinde istifade için verilen mal (arazi, ağaçlık, sütü için koyun vs.) geri verilmeli. Kefil de kefil olduğu malı ödemelidir.” (18)

5- Sadaka Vermek:

a- Kays b. Ebi Gareze’den rivayet edildiğine göre şöyle dedi:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem döneminde “simsar” diye isimlendiriliyorduk.

Bir gün Rasûlullah bize (çarşıya) uğradı ve bize diğerinden daha güzel bir isim verdi.

Dedi ki:

“Ey tacirler topluluğu! Alış-veriş esnasında çokça boş söz sarf edilir, çok yemin edilir. Ona (alış-verişe) sadakayı karıştırın.” (19)

6- Zikir ve Tesbihatlar:

Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim çarşıya girerken şu sözleri söylerse; “La ilahe illallah vehdehu la şerike leh, lehul-mülku ve lehu-hamdu, yuhyi ve yumiytu ve huve hayyul La yemut, Biyedihi-l’hayr ve huve ala külli şey’in kadiyr.”

“Allah ona bir milyon hasene yazar, bir milyon seyyie siler, bir milyon derece yükseltir.” (20)

7- İşçiye Alın Teri Kurumadan Ücretini Verme:

a- Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah’u Teâlâ buyuruyor ki: Üç kişi vardır ki kıyamet gününde ben onların hasmıyım: Benim adıma söz verip sonrasında gadreden, hür bir kimseyi satıp parasını yiyen, birini işçi olarak tutup işini yaptırdıktan sonra ona ücretini vermeyen.” (21)

b- Abdullah b. Ömer’den rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“İşçiye ücretini alın-teri kurumadan veriniz.” (22)

Buraya kadar anlattıklarımız umarız ki bir nebze de olsa bize ışık tutar  ve ticaretimizde dikkat edeceğimiz esaslardan olur. Müslümanlar olarak İslam’ın uygulanmayacağı tek bir anımız dahi olmamalıdır. Evimize, işimize, insanlarla olan ilişkilerimize kısacası her anımıza İslam hâkim olmalıdır. Ancak bu şekilde hayatımızı ibadete dönüştürebilir ve yaptığımız her işimizde Allah’ın rızasını gözeterek bir yaşantı sürmüş olabiliriz.

Öğrenenlerden ve amel edenlerden olabilme duasıyla.

Allah’ım! Bize fayda verecek şeyleri bize öğret. Öğrettiklerinle bizi faydalandır ve ilmimizi artır. Bize Hakk’ı göster ve ona tabi olmak suretiyle bizi rızıklandır. Batılı da bize tanıt ve ondan uzak durmayı bize nasip et. Senin buyruklarını işitip ona tabi olanlardan eyle. Rahmetinle bizleri sâlih kullarının arasına dâhil eyle. Allahumme AMİN.

————————

1. Tirmizi, Büyu: 4 (Hasendir.) Darimi, Büyu:8
2.  Buhari, Büyu: 7 Nesai, Büyu: 2.
3. Tirmizi Büyu: 4 (Hasen, Sahih bir hadistir.) İbni Mace, Ticaret: 30 Darimi, Büyu: 7
4. Müslim, Müsakat: 132, Nesai, Büyu: 5 İbni Mace, Ticaret: 30 Müsned c. 5 s: 297, 298, 301.
5. Müslim, İman: 46, Ebu Davud, Libas: 25, Tirmizi Büyu: 5, Nesai, Zekât: 69, Büyu: 5, Ziynet: 104, İbn Mace, Ticaret: 30, Darimi, Büyu: 63 Müsned c. 5  s: 148, 158, 162, 168.
6. Müslim, İman: 108, İbni Mace, Ticaret: 30.
7. Buhari, Büyu: 27.
8. Ali İmran, 77 (Buhari, Tevhid: 24 Müslim, İman: 220, 221, 222, Tirmizi, Tefsir’u Sureti Al-i İmran, bab: 23 Müsned, c. 1 s: 416)
9. Müslim İman, 217 Nesai Kudat: 30 Darimi Büyu: 62 Muvatta, Akdiya: 11 Müsned c. 5 s. 260.
10. Müslim, İman: 164 Tirmizi, Büyu: 74 İbni Mace, Ticaret: 36 Ebu Davud, Büyu: 50- 52.
11. Tirmizi, Büyu: 6 Ebu Davud, Cihad: 85 İbni Mace, Ticaret: 41, Müsned, c.3 s: 416, 384, 390, 391.
12. Müsned c. 1 s. 154, 155, 156.
13. Buhari, Büyu: 16 İbn Mace, Ticaret: 28 Müsned, c.3 s: 340.
14. Tirmizi, Büyu: 75.
15. Buhari, Enbiya: 54, Büyu:18 Müslim, Müsakat: 31 Nesai, Büyu: 104, Müsned c.2 s: 263, 332, 361.
16. Tirmizi, Büyu: 67.
17. Buhari, İcaret: 14 (Muallâk olarak rivayet etmiştir.) Tirmizi, Ahkâm: 17.
18. Ebu Davud, Büyu: 9, Tirmizi, Büyu: 39, İbni Mace, Sadakat: 5, (Zevaid’de der ki: Senedi zayıftır. Çünkü İsmail b. Ayyaş’ın tedlisi vardır. Ancak İsmail b. Ayyaş tek başına rivayet etmemiştir. Çünkü İbn Hibban başka bir vecihten rivayet etmiştir.) Müsned c. 5 s: 267, 293 (Rasûlullah’tan işiten bir zattan) Buna göre hadis Mürseldir.
19. Ebu Davud, Büyu: 1 Tirmizi Büyu: 4  Hasen-Sahih bir hadistir demiştir. Nesai, Eyman ven-Nüzur: 22, 23 Büyu: 7, İbn Mace, Ticaret: 3, Müsned c. 4 s: 2806
20. Tirmizi, Daavat: 36, (garib) İbn Mace, Ticaret: 40, Müsned c. 1 s: 47.
21. (Buhari, İcare: 10, Büyu: 106 İbn Mace, Rühun, 4, Müsned c. 2 s. 358)
22. İbn Mace, Rühun: 4 Zevaid’de der ki: Hadisin aslı Buhari’de ve başka kitaplarda Ebu Hureyre’den rivayet edilmiştir. Ancak buradaki isnad Vehb b. Said ve Abdurrahman b. Zeyd zayıf oldukları için zayıftır.