Hamd Kuran’ı Kerim’deki her bir kıssayı müminler için bir ibret ve öğüt vesilesi kılan Allah’a;

Salat ve selâm ise Kur’an da adlarından kıyamete kadar bahsedilen, hayatları, mücadeleleri ve yaşamlarının her anı ibadetlerimizin içine kadar giren ve kıssalarını okuduğumuz Peygamberlere, özellikle de içlerinden “Ulu’l Azm” olan peygamberlerden olan Peygamberimize ve atası olan İbrahim aleyhisselâm’ın üzerine olsun.

Kur’an’da bizlere örnek olarak gösterilen her bir kıssa müminler için bir hikmet ve bir ibret vesilesidir. Bu sebeple bizler, Rabbimiz tarafından yüce kitabımız Kur’an’ı Kerim de bildirilen ve kıssalarının bizlere anlatıldığı her olayın Allah tarafından bizim için bir hikmet ve hayır olduğunu biliriz. Allah müminlerin karşısına böyle kıssaları bu mukaddes kitapta çıkarıyor ve özellikle de sayılarını bilemeyeceğimiz kadar çok peygamber arasından bizlere emsal oluşturacak bir kısmını ve onların arasından da hayatlarıyla, verdikleri mücadeleleriyle ve hak uğruna olan ibretlik duruşlarıyla bizlerin “Ulu’l Azm” diye bildiğimiz peygamberleri çıkarıyorsa bizim iki kere düşünmemiz ve her bir ayeti dikkatlice okuyarak ve kıssalarını iyice müşahede ederek derinlemesine bir bakışla ayetlere nüfuz etmemiz gerekir. Çünkü kıssası Kur’an’ın ve de namazlarımızda ibadetlerimizin içine kadar giren bu ibretlik kıssalar ibret alacak müminler için büyük bir hayırdır.

Kıssası bize en büyük örnek olanlardan biri de Hz. İbrahim aleyhisselâm’ın kıssasıdır. İbrahim aleyhisselâm, Allah’a olan sevgi ve yakınlıkta, zirve bir peygamberdir. Allah azze ve celle, İbrahim aleyhisselâm’ı sayısız imtihanlardan geçirmiş ve kendisini dost (Halilullah) edinmiştir. İbrahim aleyhisselâm, Kur’an’ın muhtelif surelerinde farklı olaylarda karşımıza çıkar. Babasıyla olan konuşmasında, kavmine ve onların ibadet ettikleri putlarıyla ilgili olan kıssasıyla, Lut aleyhisselâm’ın kavmine gönderilen meleklerle olan kıssasıyla, onlara olan ikramıyla, Nemrud’a ve onun ilahlık iddiasına karşı onu susturacak cevabıyla, kavmini hidayete sevketmek için kâinattaki ibret verici olan ve insanların kutsadıkları varlıklara bakış açısıyla, ateşe atılmasıyla, Allah azze ve celle’nin her bir emrini sorgusuz sualsiz Rabbi buyurdu diye derhal yerine getirmesiyle ve daha nice ibretli kıssalarıyla bir örnektir İbrahim aleyhisselâm…

Kur’an da kıssasını okurken ilerleyen yaşına rağmen 86 yaşına kadar çocuğu olmayan bir peygamberle karşılaşıyoruz. 1 Bazılarımız için Allah’ın imtihanlarının belki de en ağırlarından ve en zoru olarak kabul edilen bir imtihan şekli. Hem Hz. İbrahim aleyhisselâm, hem de hanımı için… 2

Ancak çocuk sahibi olamamak şeklindeki bir imtihana sabretmek, olmazı olur yapıyor ve yaşlı olmasına rağmen bir çocukla müjdeleniyor. 3

Aldığı bu müjde belki de hayatında en çok beklediği ve duymak istediği müjde… Ancak kendisi için çok gecikmiş bir müjde ve bu işittikleri tam olarak sevinmesine fırsat dahi verememişti. Çünkü müjdeyi getiren elçiler kardeşi Lut aleyhisselâm’ın kavminin de helâkini haber veriyordu. Nasıl sevinecekti ki. Kardeşi Lut’un helâkini işitince… Ancak bu endişenin ardından da bir müjde geliyor ve onu teselli ediyordu. Hüzününü giderecek o müjde hemen bu endişenin ardından geliyordu. “Lut’un ailesi bu hükmün dışında. Onların hepsini muhakkak kurtaracağız. Ancak Hanımı hariç. Biz karısının geride kalanlardan, helak edilenlerden olmasına hükmettik.” 4

Bir başka imtihan… Hanımı ve çocuğunu alıp hiç bir ekinin çıkmadığı yiyecek ve içecek namına hiçbir şeyin bulunmadığı çorak bir toprak parçasında evladını ve hanımını bırakması… 5
İlk olarak düşünüldüğünde çok zor bir durum. Zahiri bir bakışla bakıldığında ölüme terk edilen bir anne ve evladı… Ancak tam bir teslimiyet içinde olan bir peygamberin yine tam bir teslimiyet içinde olan peygambere layık ailesi. “Ey İbrahim bunu sana Rabbin mi emretti?” suali karşısında “evet” cevabını alınca başka bir şey demeyen ve kabullenen bir hanım. O da Teslimiyet içinde… Teslimiyet içindeki bir peygambere layık teslimiyetçi bir eş… Tam da olması gerektiği gibi. Oysa günümüzde Rabbimizin emrettiği o kadar çok şey var ki gözler bu teslimiyet ruhuna muhtaç erler ve eşlerini sabırsızlıkla arıyor. Davaya kendini adayacak erleri ve onlara layık ailelerini bekliyor.

Bir diğer imtihan daha… Hala bitmeyecek mi diye bir soru! Hayır, Bitmeyecek… Dünya döndüğü sürece ve bu dünyadan ayrılıncaya kadar bitmeyecek… Türlü şekillerde ve farklı zamanlarda devam edecek fakat yine de bitmeyecek. Ta ki samimi olanlarla olmayanlar ayırd edilsin. Bu davaya kimin dört elle sarıldığı, kiminde kıl ipliğiyle bağlı olduğu ortaya çıksın.
Ve bu imtihanı da başarıyla veren örnek peygamber bir kez daha sınanıyor. Bir insan için en zor denemelerden birisi de, çok sevdiği evladını “kurban” etmesidir. Bu “kurban etme”, bir beşer için başarılması çok zor, zirve bir davranıştır. İşte, uzun seneler evlat hasreti çeken ve ileri yaşlarında da buna kavuşan bir babanın, yanında yürüyüp, koşmakta olan oğluna olan sevgisini bir düşünelim! Allah azze ve celle, İbrahim aleyhisselâm’ı, bu başarılması çok zor olan eylemle imtihan ediyor. Evlat sevgisi mi? Yoksa Allah sevgisi mi? İşte çok zor bir imtihan daha… Ve neticede Allah sevgisini, kendisi, evladı ve her şeyden üstün tutan İbrahim aleyhisselâm’ın yine o üstün zaferi ve imtihanı başarıyla geçmesi.
Kur’an’da önemli bir itaat ve teslimiyet örneği olan Hz. İbrahim aleyhisselâm ve oğlunun başından geçen imtihan, ayetlerde şöyle bildirilir:

“Rabb’im, bana salihlerden ver! dedi. Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik. Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi.

“Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun?’ (Oğlu) Dedi ki: ‘Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah, beni sabredenlerden bulacaksın.’ Sonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı. Biz ona: ‘Ey İbrahim’ diye seslendik.

“Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.” Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı. Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: İbrahim’e selâm! dedik. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.” 6

Elmalılı Hamdi Yazır, Kur’ân-ı Kerim tefsirinde, Hz. İbrahim aleyhisselâm’ın rüyasında gördüklerinin bir vahiy olduğunu yazar. Alınan emrin yerine getirilmesi aşamasında Hz. İbrahim aleyhisselâm’ın oğluyla istişaresini de şöyle açıklar:

“… Bunun üzerine onu zorla yapmaya kalkışmayıp, önce yerine getirilme şeklini istişare etmek üzere böyle görüşünü sorarak tebliğ etti ki, bununla ilk önce onun itaat ve boyun eğmekle ecir ve sevaba ermesini temin etmek istedi. Düşünmeli, bunu söylerken ‘Ey yavrucuğum!’ diye hitap eden bir babanın kalbinde ne yüksek bir şefkat duygusu çarpıyor ve ona ne kadar büyük bir vazife aşkı, Allah sevgisi hâkim bulunuyordu… İşte bunun böyle ilâhî bir emir olduğunu anlayan ve Allah’ın sabredenlerle beraber olduğunu bilen o yumuşak huylu oğul, “Ey babacığım! dedi. ‘Ne ile emrolunuyorsan yap. Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın.”

“Sonunda ikisi de teslim oldu ve onu yanı üzerine yatırdı.Ve Biz, ona: “Ey İbrahim!” Diye seslendik.”Sen rüyana sadık oldun. Muhakkak Biz, muhsinlere böyle ihsanda bulunuruz.” Muhakkak bu, apaçık bir denemeydi.”

Yüce Allah’ın ‘dost’ edindiği peygamberi Hz. İbrahim aleyhisselâm’ın, oğlunu Allah için feda edebileceğini kanıtlaması, güçlü ve derin imanının göstergesidir. Bu üstün ahlâk iman edenler için çok güzel bir örnektir. Bu nedenle müminler, “İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır…7 âyetinde haber verildiği üzere, onların yolunu izlemeli ve Allah’ın âyetlerini uygulamadaki titizlikleri, zorluk zamanlarındaki tavizsiz davranışları, sabırlı ve tevekküllü kişilikleriyle onları örnek almalıdırlar.

“Rabb’i ona, ‘Teslim ol’ dediğinde”, “Âlemlerin Rabb’ine teslim oldum” 8 diyen Hz. İbrahim aleyhisselâm’ın gönülden itaati ve üstün ahlâkı, imanındaki samimiyeti, tevekkülü, sadakat ve kararlılığı kuşkusuz her müminin sahip olması gereken önemli ahlâk özellikleridir:

İşte bütün bu özellikler onu bir ümmete denk bir hale getirmişti. Onu Halilullah (Allah’ın dostu) yapmıştı.

“Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah’a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhid idi ve o müşriklerden değildi”  9

Allah, samimi kullarına kaldıramayacakları bir zorluk yüklemeyecek ve çektikleri sıkıntıların karşılığını da ahirette ödül olarak verecektir. Kur’ân’da birçok ayette Allah’a tevekkül ve teslimiyet üzerinde durulur. Bu konudaki ayetlerden biri de, “De ki: Allah’ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim mevlâmızdır. Ve müminler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler” buyurulur. 10

Bu sebeple bizler bu kıssalardan ibret almalı ve tevekkül içerisinde İbrahimi bir teslimiyetle Allah’a kulluğumuzu sergilemeliyiz. Sabrımız da, musibetler karşısındaki dik duruşumuz da Allah için olmalı, bu davanın imtihanları da beraberinde getirdiğini unutmamalıyız. Bu imtihanların neticesinin de inşallah “hayır” olacağını Rabbim bizlere hem bu dünyada, hem de ahirette gösterecektir. Ancak bunun için sabırlı ve kararlı bir iman ve azimli bir gayret içerisinde olmalıyız. Ümitsizlikler ve sıkıntılar karşısında yılmamalı, her zorluğun bir kolaylığı beraberinde getireceği ilahi düsturunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Rabbim bu anlatılanları anlamayı bize kolaylaştırsın ve anlattıklarımızla amellerimizi bir eylesin. Atamız İbrahim aleyhisselâm’a ve Onun yolunun takipçisi olan Peygamberimize layık olanlardan eylesin. Selâm ve dua ile…

————————

1. İbn Haldun, Tarih, c:2 ks.1 s:36
2. Hanımı Sare ile ilgili olarak zikredilmiştir.
3. Ve hanımı Hacer den İsmail isminde bir evlat sahibi oluyor. Neticede bir zaman sonra da başka bir müjde ki ardından Sara isimli eşi de İshak’ adında bir çocuk doğuruyor.
4. Hicr, 59-60
5. Bkz. İbrahim,37.
6. Saffat, 100-111.
7. Mümtehine, 4.
8. Bakara, 131.
9. Nahl, 120.
10. Tevbe, 51.