Bismillahirrahmanirrahim

Terör/terörizm kelimesi günümüzde çok kullanılan bir kavram olsa da genel kabul gören uluslararası bir tanımlaması yoktur. Bunun en büyük sebebi egemen güçler ile egemen güçlere karşı mücadele eden unsurların meseleye kendi açılarından bakmasıdır.

Batılı devletlere göre terör/terörizm; “organize bir grubun devletin gücünü temsil eden kurumlarına veya siyasal iktidarın temsilcilerine yönelik sistematik şiddet kullanılmasıdır.”

Bu tanım bazılarına normal gelebilir. Fakat bu hem sorumlu hem de sinsi bir terör/terörizm tanımıdır. Batının terörizm tanımlamasından şu iki sonuç ortaya çıkıyor.

Birincisi; terör bir grubun/topluluğun fiillerdir. Bu tanımlamaya göre; devletlerin baskı, şiddet, yıldırma, işkence, yaralama, öldürme ve toplu katliamlar gibi eylemleri terör/ terörizm değildir.

İkincisi; ancak devletin kurum ve temsilcilerine karşı yapılan şiddet eylemler terör/terörizmdir. Bu tanımlamaya göre ise; dini ve etnik gruplara/topluluklara/cemaatlere karşı yapılan şiddet, yıldırma, işkence, yaralama, adam öldürme ve toplu katliamlar terör/terörizm kapsamında değildir.

İşte bu yüzdendir ki korsan İsrail Devletinin Filistinlilere karşı uyguladığı baskı, şiddet, işkence, yaralama ve toplu katliamları terör/ terörizm olarak değerlendirilmezken, Filistinlilerin yaptığı misli meşru müdafaa eylemleri terör/terörizm olarak değerlendirilmektedir.

Yine bu yüzden Amerika’nın Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de, Vietnam’da yaptığı şiddet, baskı, yaralama, toplu katliamlar ve tecavüzler terör/terörizm eylemleri olarak değerlendirilmezken, işgal halklarının yaptığı meşru müdafaa eylemleri terör/terörizm olarak değerlendirilmektedir.

Aynı şekilde Rusya’nın Afganistan’da, Çeçenistan’da, Suriye’de yaptığı işgal, katliam ve tecavüzler terör/terörizm eylemi olarak değerlendirilmezken, Afganlıların, Çeçenlerin, Suriyelilerin yaptığı meşru müdafaa eylemleri terör/terörizm olarak değerlendirilmektedir.

Yine bu yüzden Fransa’nın Cezayir’de, Mali’de milyonları bulan katliamları, işkence ve tecavüzleri terör/terörizm eylemleri olarak değerlendirilmezken,  işgal halklarının yaptığı meşru müdafaa eylemleri terör/terörizm olarak değerlendirilmektedir.

Aynı şekilde Batı bu yüzden Mısır’da Hüsnü gayrı mübarek ve sonrasında kapı köpeği Sisi’nin yaptığı şiddet, zulüm, işkence, tecavüz ve katliamları terör/terörizm eylemleri olarak değerlendirmezken ‘Müslüman Kardeşler’ cemaatini gayet rahat bir şekilde terör örgütü olarak görebilmektedir.

Emperyalist batı dünyası hangi ülkeyi işgal etmek, sömürmek, kanını içmek, katliamlar yapmak istiyorsa önce anahtar kelime olan ‘Terör/terörizm’ kavramlarını kullanıyor. Batı’nın bu ikiyüzlü tavrını anlamak gayet mümkündür. Çünkü Emperyalist Batının politikalarına yön veren temel unsur çıkarlarıdır. Bunun en tipik örneği; Amerika ve Avrupa’nın geçmişte Irak lideri Saddam’ı,  Afganistan İslam emirliği lideri Molla Ömer’i, Sudan lideri General Beşir’i halklarına zulmeden diktatörler olarak suçlarken öte yandan milyarlarca dolar silah sattığı, petrol aldığı Suudi Arabistan yönetimine en ufak bir eleştiri dahi yöneltmemesidir. Bu ikiyüzlü tavrın temelinde ‘Çıkar Davası’ yatmaktadır.

 Maalesef emperyalizm ve Siyonizm’in hâkimiyeti altında orman kanunları ile yönetilen bir dünyada yaşıyoruz. Emperyalist batının orman kanunlarına, işgallerine, sömürgelerine, işkencelerine direnen tüm İslami yapılar kolayca bir anda terörist ilan edilebiliyor.

Bu ikircikli tutumun en açık örneği bugün Suriye topraklarında yaşanıyor. Başta Amerika olmak üzere Avrupa devletleri Pkk/Pyd’yi Suriye’de Işid’e karşı savaşan ‘özgürlük savaşçıları(!)’ olarak cicili bicili ambalajlarda pazarlarken, öte taraftan Işid’in yaptığı zulümleri mumla aratan ABD’nin marksist pyd’sinin,  Esed’in Şebbihasının, İran’ın güdümündeki Hoşti Şabi’nin, yine İran’ın güdümündeki Hizbullat’ın,  yaptığı katliamlar, cinayetler, işkence ve tecavüzler görmezden geliniyor. Bu katil sürülerine yönelik tek bir eleştiri tehdit kınama yok. Niçin? Çünkü çıkar davası onları böyle bir tutuma sevk ediyor.

Peki, Amerika, Avrupa ve Rusya’nın bu ikiyüzlü tutumu Müslümanları şaşırtıyor mu? Hayır. Aklını batıya kiraya verenler, batının gözüyle dünyayı okumaya çalışanlar, mutluluğu, refahı, gelişmişliği ve bekasını batının müttefikliğinde arayanlar, İslam’a, kutsallarına, tarihine, Anadolu’ya yabancılaşarak Man kurtlaşmış kafalar haricinde hiç kimse Amerika ve Avrupa’nın yani eskilerin deyimiyle gâvurun bu ikiyüzlü politikalarına şaşırmıyor.

Allah’a emanet olunuz. Esselamu Aleykum.