Akıllı telefonlar meselesi sinir bozucu olmaya devam ediyor, derdimiz teknolojinin gelişmesinden dolayı duyduğumuz bir rahatsızlık değil, reklamcıların kullandıkları ve emrettikleri tabirlerin olduğu gibi ülkemizde de kullanılması. Herhangi bir “smart” tarafı yok bu telefonların, insanları daha çok yoğun ve kolay bir şekilde takip etmek için tasarlanmışlar, ancak ne hikmetse kimse ellerinden düşürmüyor.
Pentagon, diğer bir deyişle, ABD savunma bakanlığı 3 milyon dolarlık bir ihale vermiş Aoptix firmasına. Bu ihaleye göre geliştirilecek olan yeni bir teknolojiye göre, akıllı telefonlar, gözlerin irisinin hareketlerinden kullanıcıların biometrik datalarını toplayacak.
Ayrıca “uzaktan gönderilen bir sinyal ile”, bu akıllı telefonlar anında yüz taraması ve ses incelemesi yapabilecekler.

Siz elinizde akıllı telefonunuz var, sosyal -ego- şişirme platformlarına girmiş, normalde düğünden, cenazeden başka görüşmediğiniz akrabalarınızın her türlü şebek fotoğraflarına bakıp beğen tuşuna basıyorsunuz, bu telefonu size kakalayan firma, ABD savunma bakanlığının verdiği bir yetki doğrultusunda sizin biometrik datanızı haberiniz bile olmadan bir merkeze yolluyor.

Aoptix firmasının başkanı Dean Senner yaptığı basın açıklamasında bu durumu allayıp, pulluyor, artık kimsenin kimlik kartı taşımasına gerek yok, akıllı telefonu yetecek diyor.
Cep telefonlar out, akıllı telefonlar in.
Sanki cebimizde “nüfus cüzdanı” taşıyınca bize bir zarar geliyordu, bir güvenlik yetkilisi sorduğunda bu kimliği ibraz etmek çok kötü bir şeydi.
Bilim-kurgu filmleri gerçek oluyor.
Bu filmler ile ilgili komplo teorileri de doğru belki de, hiç biri sanat eseri değil, dünya halklarını bir takım “gelecek senaryolarına hazırlamak, alıştırmak.
Tıpkı bu haberi son model akıllı telefonundan okuyup, dudak büken pek çok okurumuzun olduğu gibi, efkârlandırıcı bir haber bu.
Asıl üzüldüğümüz, bu sözde “akıllı telefonların” insan ruhuna çok ciddi “metafizik” zararları var, onları anlatmaya ömrümüz yetmeyecek galiba, herkes akıllı telefonlarına gömüldüğünden kendilerini kim izliyor, izlemiyor, umurlarında bile olmayacak.
Sanki amel defterimizmiş gibi, ellerimizden düşürmüyoruz bu cihazları, işte zararları ayyuka çıktığı halde, bu duruma bir anlam veremiyoruz.
Akıllı telefon piyasası gün geçtikçe kızışıyor, sektörün lider markaları her sene yeni bir akıllı telefon piyasaya çıkarıyor. Hâl böyle olunca birtakım kullanıcıda da “Acaba hangisi daha akıllı?” endişesi oluşuyor. Akıllı telefon seçmek artık iyice bir dert olmuş ve insanlar telefonun kendisinden çok markasını savunur ve eleştirir bir hâle gelmişken, bir de üstüne son 2-3 senedir (daha az veya daha fazla) akıllı telefonlara “işkence” testleri var ki telefon akıllı olsa bile kullanıcı ne kadar akıllı, bunun sorgulanması gerekiyor.
Normalde bir şeyin çalışıp çalışmadığına nasıl karar veririz? Mesela bir televizyonun? Alırız, kurarız, fişini takarız, kumandasından açma tuşuna basarız ve televizyon ekranında görüntü varsa, ses de geliyorsa, televizyon çalışıyor demektir. Veya bir mutfak robotu. Öğütücü veya çırpıcı aldık. Nasıl test ederiz? Takarız fişe, içine üç beş malzeme atarız; öğütüyorsa çalışıyordur, öğütmüyorsa problem var demektir.
Mesele akıllı telefon piyasasında da hemen hemen aynı. Ancak tabii bir akıllı telefona 1500-2000 lira arası bir para verince kullanıcı ister istemez “Gerçekten akıllı mı ya?” endişesi ve tereddüdü içinde olabiliyor. O kadar para verilmiş, en ufak bir özelliği bile kullanılamazsa dert! Üstelik artık bu kıyaslama ve endişe, akıllı telefonların kendisinden çıkıp daha çok markalara yönelmiş durumda.
Akıllı telefonların video açabilmek, internete girebilme, e-posta açabilme ve hepsinden öte, bir telefonun yapması gereken en basit işlem olan “telefon etme” özelliklerini bir kenara bırakarak, “Acaba düşürsem kırılır mı? Çizilir mi?” gibi sorularla test etmek nasıl bir kafanın ürünü anlamış değilim. Evet, teknoloji dünyası ve ünlü markalar bizlere son model ve oldukça fonksiyonlu akıllı telefonlar sunuyorlar; ancak bu akıllı telefonlardan kullanıcının tam olarak ne beklediği burada daha önemli bir rol oynuyor.
Yapılan bir araştırmaya göre, dünya akıllı telefon patlamasının eşiğinde bulunuyor.
Telekom altyapı sağlayıcısı Ericsson’un yaptığı bir araştırmaya göre 2018 yılı sonunda kullanımdaki akıllı telefonların sayısının üçe katlanarak 3 milyar 300 milyona ulaşması bekleniyor.
Araştırmaya göre 2018 yılı sonunda Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki mobil telefonlarının yerini bilgisayarlı cep telefonları alacak. Afrika, Asya ve Orta Doğu’da ise her üç mobil telefondan birinin yerine bilgisayarlı cep telefonu kullanılacak.
2013 yılı sonunda toplam mobil hat sayısının 7 milyar 600 milyona ulaşacağı, bu rakamın altı yıl içinde de 9 milyar 300 milyona erişeceği tahmin ediliyor. Birçok kullanıcının birden fazla cihazı olduğu için gerçek kullanıcı sayısının 4 milyar 300 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.
Günümüzün en çok kullanılan araçlarından birisi olan cep telefonları ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda 2016 yılında küresel ölçekte 2,6 milyar mobil cihaz’ın satılması bekleniyor.
Canalys isimli araştırma şirketinin raporundan derlenen bilgilere göre, akıllı cep telefonu ve tablet cihazların satışlarında artış görülürken netbook ve standart cep telefonlarında düşüş kaydedilecek.
Teknoloji ürünlerinden tablet bilgisayarlar, en hızlı büyüyen kategori olacak ve akıllı cep telefonları onu izleyecek. Bu yıl ilk defa akıllı cep telefonu satışları, özelliği olmayan cep telefonlarını geçti.
Akıllı telefonlar insanların karakter yapısını değiştiriyor. Örneğin akıllı telefonların hafızayı, öğrenme güdüsünü tembelleştirdiği, uyku bozukluğuna neden olduğu ya da bağımlılık yarattığı ileri sürülüyor. Peki, gerçekten akıllı telefonlar karakteri değiştiriyor mu? İşte konuyla ilgili farklı görüşler:
‘Madde bağımlılığı gibi zarar veriyor’
Davranış Bilimi Uzmanı :
BEYNİMİZDE ön frontollab denilen bir bölge var. Bu bölge konsantrasyon, plan yapma ve problem çözme merkezimiz. Akıllı telefonlar ve diğer cihazlar, beynin bu bölgesini kullanmamızı önlüyor. Bu nedenle insanlar düşünme-analiz edebilme yeteneklerini otomatikman törpülemiş oluyorlar. Dolayısıyla bu aletlerin yaygınlaşması toplumumuzdaki şiddeti artırdığı gibi, aile içi ve iş yaşantısındaki iletişimi de olumsuz etkilemektedir. Ben de akıllı telefon kullanıyorum. Her şeyi kısa yola yönlendirme tekniği var. Ayrıca insanların hayatını kolaylaştırıcı olarak ön görülen tüm elektronik aletler, tıpkı madde bağımlılığı gibi teknoloji bağımlılığı yapıyor. Bir bilgisayara ya da telefona bağımlı hale geliniyor.

Psikiyatr: ‘Asosyalleştiriyor ve ilkelleştiriyor’
AKILLI telefonlar insanın hem yaşam kalitesini hem de karakterini değiştirebiliyor. Sosyal olmayan, içe dönük, bağımlı, agresif kişiliği olan, hafif sosyal fobisi olan kitle için bunlar ideal. Akıllı telefon kullanımıyla birlikte görme ve işitme duyusu kullanılıyor ancak dokunma yok, koklama yok, hissetme yok. Hayat sadece işitme ve görme üzerine oluştuğunda eksik kalıyor. Bu da beraberinde bireysellik, geriye dönük ilkel yaklaşımlar, o anki isteğe göre hareket etme gibi birçok şeyi beraberinde getiriyor. Kişiyi asosyalleştiriyor ve insanları ilkelleştiriyor. Duyguya yer olmuyor.

Nöroloji Uzmanı: ‘Alzheimer hastalığı artacak’
CEP telefonları ile hazıra ulaşılması sonucunda beyin hücrelerinin belli kısmının kullanılmaması nedeniyle bu hücrelerin şalteri iniyor. Beyin o hücreyi iş yapamaz duruma getiriyor. Araştırılarak ulaşılmayan bir süreç, kişide değersizlik duygusu oluşturuyor. Bu değersizlik duygusu öfkeye, tepkisizliğe neden oluyor. Alzheimer 80 yaşında 3 kişiden birinde görülüyor. Böyle giderse daha erken yaşlarda bu hastalığın görülmesi artacak.
Teknoloji Editörü ‘Alışkanlıklarımızı değiştirdi’
AKILLI telefonlar alışkanlıklarımızı kökten değiştiriyor. Ama her teknolojik yenilikte olduğu gibi, son 10 yılda hayatımıza iyice yerleşen dokunmatik ekranlı mobil cihazlarda da asıl sorun ‘araç’ın, ‘amaçsallaştırıldığı’ noktada başlıyor. Diğer bir deyişle, aslında her teknolojik yenilik, her kesimde aynı kültürel değişkenliği yaratmıyor. Yani elektroniği var diye kitap okuma alışkanlığımız artmıyor.
Cep telefonlarınında bazı elektro kötü huyları ortaya çıkıyor. Özellikle radyasyon konusunda insanlar şüpheleniyor ve cep telefonlarına fazla yaklaşmaktan çekiniyorlar.
Yeni bir araştırmaya göre cep telefonlarının yaydığı bazı görünmeyen sinyallerin, beynimizdeki doyma hissini azalttığı açıklandı. İnsanlar yemek yedikçe beynimizde doyma hissi veren bazı hormonlar salgılanıyor ve dengeli beslenmemizi sağlıyor. Fakat cep telefonları bu hormonların daha az salgılanmasını sağlıyormuş.
İnsanların bunu engellemek için alacağı en önemli önlem sanırız cep telefonlarına çok fazla yaklaşmadan en azından 10-15 cm uzakta tutarak kullanmak olacaktır.
Teknolojiyi ihtiyaç miktarında kullanmak duasıyla…