“Teknolojinin benden aldığı her şeyi geri vermesi şartıyla, bana verdiği her şeyi geri vermeye hazırım.”

Çok hızlı ilerleyen teknik ile birlikte insanoğlunun ahlaki çöküş süreci de hızlanıyor. Her yeni cihaz getirdiği faydalardan ziyade zararları ile ön plana çıkıyor. Teknolojiyi insanların hayatını kolaylaştıran her türlü teknik olarak tanımlayabileceğimiz gibi insanın temel yapı taşlarından biri olan ahlak ve vicdanı yok eden en büyük tehlike olarak da görmenin zamanı geldi.
Teknolojinin bu yoğunlukta kullanımı ile iletişim, üretim ve diğer konularda çok ciddi ilerleme kaydettik. Buna ters orantılı olarak da insan ilişkileri yara aldı. İnsanlar artık birlikte sohbet ederken birbirlerinin yüzüne bakmıyorlar. Cep telefonlarıyla uğraşıyorlar, bilgisayar ekranından gözlerini alamıyorlar. İletişim dünyasında iletişimsizlik baş gösteriyor. Bunun sorumlusu teknoloji mi, yoksa teknolojiyi hangi ölçüde kullanacağını bilmeyen insanoğlu mu?
İnternetin bir bilgi deryası olduğu söyleniyor. Bu iddiayı reddetmek mümkün değil. Burada tartışılması gereken insanlara lazım olabilecek ve olmayacak tüm bilgilerin internet›te yer alması. Örneğin, siz kendi çocuğunuzu ahlaklı yetiştirmeye çalışıyorsunuz. Televizyonu kontrollü izletiyorsunuz. Arkadaşlarına dikkat edip en iyi okullara göndermeye çalışıyorsunuz. Peki, çocuğunuz internete girdiğinde ne yapıyor, hangi sayfaları ziyaret ediyor haberiniz var mı?
Biz böyle bir teknolojiyi istemiyoruz. Temel değerlerimize ve ahlak yapımıza ters düşecek her olay bize zorla izlettiriliyor. Bir çeşit beyin yıkama taktiği olarak da görebilirsiniz. Teknoloji insanlara fiziksel veya manevi yönden zarar vermeye başladığı anda işlevini yitirir. Bundan daha ürkütücü olan ise artık teknolojinin insan ahlakını çökertmek için kullanılıyor oluşu. Televizyonu açtığınızda hiç bir kanalda ahlaklı ve insanlara örnek olacak programlar izleyemiyorsunuz. Tüm yayınlarda cinsellik, şiddet ve ahlaksızlık örnekleri var. Gençlerimiz tüm dünyada insanların bu şekilde yaşadığını düşünmeye başlayıp hayat görüşlerini değiştiriyorlar. Dünya algıları şöhret, para kazanma ve bireysel çıkarcılık üzerine kuruluyor.
Yıllar önce insanlar teknoloji sayesinde daha güçlü silahlar, tanklar, uçaklar ve bombalar üretip savaşları kazanacaklarını düşünürlerdi. Artık bir milleti yok etmek için bunlara ihtiyacınız yok. Haritadan silmek istediğiniz ülkeye yeterli sayıda televizyon ve çanak anten gönderip herkesin güncel programları izlemesini sağlayın. O ülke artık bitmiştir…
Mahremiyeti Çiğnemek Mübah Kılındı
Daha önce birebir yüz yüze yapılan konuşmalar artık cep telefonu aracılığıyla yapılmaya başlandı. Hal böyle olunca insanların kendilerine ait mahremiyeti ve kişisel verileri uydu aracılığıyla mahrem olmaktan çıkmış oldu.
İnsanlar tüm bilgilerini telefonlarda paylaşmaya başladı.

İnternetin bir bilgi deryası olduğu söyleniyor.Bu iddiayı reddetmek mümkün değil. Burada tartışılması gereken insanlara lazım olabilecek ve olmayacak tüm bilgilerin internet’te yer alması. Örneğin, siz kendi çocuğunuzu ahlaklı yetiştirmeye çalışıyorsunuz. Televizyonu kontrollü izletiyorsunuz. Arkadaşlarına dikkat edip en iyi okullara göndermeye çalışıyorsunuz. Peki, çocuğunuz internete girdiğinde ne yapıyor, hangi sayfaları ziyaret ediyor haberiniz var mı?

Cep telefonları suçluyu ve suçlu olduğu zannedilenleri de takip eden bir izleme aracı oldu. Artık takibe alma, fiili değil de, cep telefonları aracılığıyla olmaya başladı. Tüm dünyada kişiye ulaşmada en iyi yöntem cep telefonlarıyla takibe almak oldu. Bu yöntem izlenilen kişinin tüm mahremiyetine ulaşmada mübah sayılmaya başlandı.
Hal böyle olunca da suçlu-suçsuz ayırt edilmeden birçok insanın eşiyle, çocuklarıyla ve yakınlarıyla yaptığı özel görüşmeler kayıtlara alınarak mahremiyet ilkesine tecavüz edilmiş olundu. Artık mahkemeler cep telefonları kayıtları üzerinden yapılmaya başlandı.
Kişinin eşiyle yaptığı en mahrem konuşmalar bile dinlenme yoluyla kamuoyuna ifşa edildi. Masumane yapılan görüşmeler bile hiçbir suçu olmayan masum insanları suçlamak için delil olarak gösterildi. Birçok suçsuz insan delil olarak gösterilen cep telefonları görüşmelerinden dolayı aylarca hatta yıllarca cezaevlerinde yatmak zorunda kaldı.
Bu uygulamalar cep telefonu kullanımının yararlı mı, zararlı mı? Sorusunu bir daha akıllara getirdi. Uzmanlar sürekli cep telefonu zararının sağlık boyutunu ele alırken, hâlbuki zarar çok daha farklı alanlarda da kendini gösterdi ve göstermeye de devam edecek gibi…

Gençlerin cep telefonu düşkünlüğü

Cep Telefonları İsrafın Yeni Adı Oldu
Türkiye`de cep telefonu abonesi artarken faturalar da katlanarak yükseliyor. Son rakamlara göre, cep faturaları elektrik faturalarını geçti. Gereksiz konuşmalar, kabarık faturalar israfa yol açarken, günümüzde kişileri izlemede, dinlemede en iyi araç cep telefonları oldu
Bir evde cep telefonları için ayda yaklaşık 80 TL, elektriğe ise 50 TL ödeniyor. Bu çarpıcı rakamları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı meclis’te açıkladı.
Bakan, konuyla ilgili mecliste şöyle konuştu; “Türkiye’de 62 milyon GSM abonesi var. Türkiye’ye şu ana kadar 106 milyon cep telefonu girmiş. Elektrik dağıtım cirosu 26 milyar, cep telefonu 22 milyarın biraz üzerinde.
Türkiye’de 1 yılda 149 milyar liralık konuşma yapılıyor. Günde 90 milyon ciro yapan cep telefonu firmaları var, yılda 149 milyon SMS atılıyor. Elektrik için mesken başına ortalama 50,5 lira ödeniyor. Cep telefonu ise kişi başı 21 TL civarında. Bir hanede yaklaşık 80 TL cep telefonu kullanılıyor. Bu ciro elektrik gibi temel ihtiyaç maddesini geçiyor.” Tarihçesi çok uzun olamayan cep telefonu hayatımızın olmazlarından biri haline geldi. Cep telefonunu yanımıza almadığımızda günümüz o gün için eksik geçmiş gibi geliyor.
1990’lı yıllarının başında yeni yeni kullanılmaya başlanan cep telefonları o dönemde konuşması çok pahalı olmasına rağmen hızla yaygınlaşmıştı.
Bu yaygınlaşma GSM operatörlerinin Türkiye’ye yoğunlaşmasına sebep oldu. İnternetin bile adı Türkiye de henüz yokken, cep telefonu teknolojisi geliştikçe öncekiler eskiyordu. Başka ülkelerde henüz kullanılmayan teknoloji Türkiye’de eskiyordu.
2010 yılında yapılan bir araştırmada Türkiye’de bir kişinin günlük konuşma süresi 76 dakika olarak ölçüldü. Araştırmada dünyada en çok mobil telefonla konuşmada Türkiye birinci sırada.
Ve yine araştırmaya göre bu konuşmaların 52 dakikası kişisel, 24 dakikası iş ile ilgili. Bu uzun süreli konuşmalar faturalara da olumsuz yansıyor. Cep telefonlarına gelen kabarık faturaların çoğu gereksiz konuşmalardan kaynaklanıyor. Bu da israfa kapı açılmasına sebep oluyor.
Cep telefonu ithalatının, dış ticaret açığı ve cari açık üzerindeki olumsuz etkisinin, oluşturulacak ikinci el piyasası ile önlenmesi önerisi getirildi.
Türkiye’nin dış ticareti içerisinde, geçen yıl 1 milyar 744 milyon dolar büyüklüğe erişen ve ‘’israf boyutuna’’ geldiği değerlendirmesi yapılan cep telefonu ithalatının, dış ticaret açığı ve cari açık üzerindeki olumsuz etkisinin, oluşturulacak ikinci el piyasası ile önlenmesi önerisi getirildi.

Mobil İletişim Sistemleri ve Araçları İşadamları Derneği (MOBİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Dursun, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın ‘’Geçen yıl Türkiye’ye 14,3 milyon cep telefonu geldi ve bunlara 1 milyar 744 milyon dolar ödendi. Ben bunu söylerken insanlara “gidip telefon almayın” demiyorum, zaten diyemem. Ama sesli düşünüyorum; Biz 11 ayda bir kez cep telefonu değiştirecek kadar zengin bir ülke miyiz?’’ sözleriyle gündeme gelen ‘’bu israfın önlenmesi mümkün mü?’’ sorusuna yanıt veriyorum.
Uzmanlar yeni bir bağımlılık türünün ortaya çıktığını açıkladılar.
Uzmanlara göre cep telefonu bağımlılığının diğer bağımlılıklardan farkı yok. Bağımlı gençler çocuklar telefonla birlikte uyuyor. Duşa bile cep telefonu ile giriyor.
İsviçre’de yapılan yeni bir bilimsel çalışma yeni bir bağımlılık çeşidinin oluştuğunu ortaya koydu. Zürih uygulamalı bilimler yüksek okulu (ZHAW) ve Zürih devlet teknik yüksek okulu (ETH Zürih) araştırma vakfı tarafından ortaklaşa yapılan bir araştırmada 12 ile 19 yaşları arasındaki her 20 genç çocuktan birinin cep telefonu bağımlısı olduğu belirlendi.

Yıllar önce insanlar teknoloji sayesinde daha güçlü silahlar, tanklar, uçaklar ve bombalar üretip savaşları kazanacaklarını düşünürlerdi. Artık bir milleti yok etmek için bunlara ihtiyacınız yok. Haritadan silmek istediğiniz ülkeye yeterli sayıda televizyon ve çanak anten gönderip herkesin güncel programları izlemesini sağlayın. O ülke artık bitmiştir…

Zürih’li bilim adamlarının 1300 denek üzerinde yaptığı kapsamlı araştırma sadece İsviçre’de 40 bin cep telefonu bağımlısı ergenin olduğunu ortaya koydu. Zürihli bilim adamları cep telefonu bağımlılığının yeni bir bağımlılık türü olarak gelecek nesilleri tehdit ettiğinin altını çizdiler.
Cep Telefonu Bağımlılığı Tıpkı Diğer Bağımlılıklar Gibi
İsviçreli uzmanlar cep telefonu bağımlılığının, tıpkı uyuşturucu, sigara veya diğer bağımlıklar gibi psikolojik sorun olarak algılanması gerektiğini bildirdiler. Bağımlı gençlerde cep telefonundan bir şekilde ayrılmak, tipik nöbeti yapıyor. Cep telefonundan ayrı kalmak bu gençlerde hareket ve düşüncelerde kontrolsüzlük, konsantrasyon eksikliği, yoksunluk hissi, uykusuzluk gibi rahatsızlıklara yol açıyor.
Yapılan araştırmada, bağımlı gençler yaşamlarının her saniyesinde cep telefonlarının yanında olmasını istiyorlar. İçlerinde cep telefonu ile uyuyanlar, duşa girenler hiç de azımsanmayacak sayıda.
Cep Telefonu ile Duygusal Bağ Oluşuyor
Yapılan araştırmada yer alan medya psikologu ve araştırmacı yazar Gregor Waller, yapılan araştırmanın önlerine yeni bir bağımlılık modelini kesin olarak koyduğuna dikkat çekiyor.
Waller, bağımlı gençlerin cep telefonu ile duygusal bir bağ kurduklarının yapılan çalışmada anlaşıldığını bildiriyor.
Yapılan araştırmaya katılan gençlerin yüzde 98’inin cep telefonu olduğunun belirlendiğini söyleyen Waller, genç çocukların yarısının “akıllı telefon” türü cep telefonuna sahip olduklarının belirlendiğini vurguluyor.
“Cep telefonu artık genç çocuklar için oyuncağın yerini aldı” diyen Gregor Waller, ana babaların çocuklarının cep telefonu ile ilişkilerini kontrol etmeleri gerektiği üzerinde duruyor. Ebeveynlere çocuklarını cep telefonsuz ortama götürerek hareketlerini izlemelerini öneren Waller, bağımlı çocuklarda zaman ve zemin kavramının yok olduğunu vurguluyor. Bağımlı genç çocuklar yataktan, yemek masasına kadar cep telefonu yanlarında olmadan kendilerini huzurlu hissetmiyorlar.
Teknolojiyi ihtiyaç kadarıyla kullanmak temennisiyle…