İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden biri olan Tophane Semti, güzelliğini etrafını çevreleyen tarihi camiler ve yapılardan alırken, bu tarihi dokuya zarar vermek isteyen Truva atları da iş başında. Mimari yapısıyla dikkat çeken Tarihi Kılıç Ali Paşa Cami’sinin hemen arkasındaki içkili Restoranlar ve cafe-bar’lar, Cami’nin ihtişamına gölge düşürerek Müslüman memleketinde olmaması gereken bir işe Beyoğlu Belediye’si imza attı.

1580 yılında Kaptan-ı Derya Kılıç Ali’nin, Mimar Sinan’a yaptırdığı Cami, Tophane semtini süslerken maalesef bu güzelliğin hemen arkasında rezillikler baş göstermeye başladı. Tophane Semti’ni ziyaret edenler görmüştür ki Tophane’nin tam ortasında Mimar Sinan imzalı bir Cami bulunmaktadır. Bu güzelim yapıya göz dikenler, Cami’nin hemen arka sokağına açtıkları cafe-bar’lar ve içkili mekânlar ile semti kozmopolitik bir çizgiye çekmek istemekte ve tarihi dokuya zarar vermektedir. Semtte açılan bu mekânlar yüzünden hayasızlık tırmanışa geçerken özellikle tarihi yarımada dediğimiz bölge bir hayasızlık kuşatması altında. Zamanında ecdadın fethettiği ve yaptıkları Cami’ler ve tarihi yapılar ile İslam Dünyası ve Batı Dünyasının merkezi olan İstanbul’un gözde semtleri şuan can çekişiyor. Turizm Bölgesi olarak geçen bu semtlerde bu tür rezilliklerin peydahlanması birilerine kendimizi şirin göstermek için midir? Ondanda biraz bundan da biraz diyerek, biz de Müslümanız ama bakın işte arı gibiyiz. Her çiçekten bal alıyoruz mu demek istiyorlar? Kendilerine Müslüman diyen yöneticiler hiç mi Kur’an okumuyorlar hiç mi Rasulullah’ın sünnetine bakmıyorlar ?

Bu tür belediyeler ve yöneticiler her fırsatta Kapitalist ve Siyonist sistemin sınırlarında kol gezerken İslam’ın şiarlarından olan Camilerin civarlarına içki ruhsatı vererek milletin iradesini yansıttıklarını mı düşünüyorlar? Bunların yaptıkları iyi işlere ortak olurken yaptıkları kötü işlerine ortak olmuyor musunuz?

Mimar Sinan imzalı Cami eski günlerini arıyor

Fatih’in fethettiği, Yavuz’un Hilafeti getirdiği, Kanuni’nin 3 Kıtaya yaydığı İmparatorluğun merkezi olan İstanbul her geçen gün kültürel ve dini yozlaşmanın merkezi olma eşiğinde. Halkımızda bir tabir vardır. Yapılan kötü işleri görünce ‘’ölenin kemikleri sızlıyor’’ derler. İşte bu tabir meramımızı çok iyi anlatmaktadır. Eminim Mimar Sinan’a bu Cami’nin hemen arkasına fuhşiyatın ve hayâsızlığın göstergeleri olan mekânlar açılacak dense, zannımca Mimar hıçkıra hıçkıra ağlardı.

Batı Hayranlığı İle Yoğrulmuş Bir Nesil

Müslümanlıkla yoğrulmuş memleketimizde maalesef batı hayranlığı ile yoğrulmuş bir nesil bulunmaktadır. Bu neslin eliyle ise her türlü hayâsızlık ayyuka çıkmış, çirkinlikler had safhaya ulaşmış ve Müslümanları emperyalistlerin ve Siyonistlerin kucağına oturtmuştur. Seküler zihniyet bu topraklarda peydahlanmış ve üstlerine düşen görevi çok iyi yerine getirmektedir.

Çıkar İlişkisine Oturtulmuş Kurallar

Bir lisenin 300mt etrafında İddia Bayi açılmasına izin vermeyerek sözde öğrencileri korurken! Sema’ya ellerin kaldırıldığı, Tağut’i düzenlere karşı kıyamın provası yapıldığı Camilerin etrafına içki ruhsatı vermek de nedir? Aynı uygulamayı, camilerin 300mt etrafında içki ruhsatı vermeyerek de yapabilirsiniz. Neden böyle bir uygulama yapamıyorsunuz? Bu yasakları ve çözüm önerisini savunduğumdan bu açıklamaları yapmadığımı belirtmek isterim. Sadece kuralların ne kadar mantıksız ve çıkara dayalı bir uygulama olduğunu göstermek istedim.

Tarihi Kılıç Ali Paşa Cami’si

Kılıç Ali Paşa Camii Kaptan-ı Derya Kılıç Ali’nin Mimar Sinan’a yaptırdığı İstanbul’un Tophane semtinde bulunan camidir. 1580 yılında yapılmıştır. Türbe, medrese ve hamamdan oluşan bir de külliyesi vardır. Cami, Ayasofya’nın küçük boyutta bir revizyonudur.15800yılında inşa edilen bu caminin hikayesi de şöyle: Kılıç Ali Paşa, cami yaptırmak için Sultan III. Murad’dan yer ister. Sultan da, Kaptan-ı Derya olmasından dolayı Kılıç Ali Paşa’ya denize cami yapmasını söyler ve Mimar Sinan ile anlaşır. Tophane rıhtımının kenarına taş, toprak, moloz yığarak caminin inşasına başlar. Kılıç Ali Paşa Camii deniz üzerine kurulan ilk camidir.