İnsan sosyal bir varlıktır. Yani toplumda girift halinde hayat sürmeye ihtiyaç duyan bir tabiata sahiptir. Sosyalleşmek “toplu yaşama alışmak” hem fıtrî bir ihtiyaç hem de sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in bilfiil uygulayıp ümmetine “özellikle de bu ulvî dinin tebliğcilerine” tavsiye ettiği bir gerekliliktir. Nitekim bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuşlardır: “İnsanların arasına karışıp sıkıntılarına katlanan, insanların arasına karışmayıp sıkıntılarına katlanmayan kişiden daha hayırlıdır.”

Çünkü sosyalleşmek insanı birçok ruhî problemlerden ve bu problemlerle tek başına mücadele etmekten kurtarır. Bir atasözünde: “Sevinçler paylaştıkça çoğalır, hüzünler paylaştıkça azalır.” denilmesi bu gerçeği gözler önüne sermektedir.

Toplumdan uzak yaşamaya çalışmak kişiyi bunalıma, hayattan kopmaya ve hatta bazen depresyona girmeye sebep olabilir. Asosyal bir hayat yaşamanın bir diğer götürüsü de kişinin bir zaman sonra toplum içerisindeki edep-ahlâk kurallarını unutması ve ne yapacağını bilemez halde davranmasıdır ki bu İslâm’ı yayma ve yaşatma görevini üstlenen bir Müslüman için hoş bir durum değildir.

Bütün bu sebeplerden dolayı Müslüman anne-babalar ulvî değerleri yeryüzüne yayma düsturuyla yetiştirdikleri çocuklarının sosyal, atılgan ve toplumda yaşamanın kurallarını bilen bireylerden olmaları için çaba sarf etmelidirler. Ama bunun için önce bizzat kendilerinin sosyal hayatın fiilen içinde olmaları gerekir. Sonra da çocuğun sosyal ortamda büyükleriyle, yaşıtlarıyla ve arkadaş çevresiyle olan davranış biçimini şekillendirmede yardımcı olunmalıdır.

Çocukların sosyalleşmesinde ebeveynlere yardımcı olacağına kanaat getirdiğimiz noktaları, tabi ki de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatından örneklerle, konunun daha iyi kavranması adına maddelendirmek faydalı olacaktır.

Çocukların Sosyal Yapılarını Geliştirmede Yapılması Gereken Ana Öğeler:

1) Çocuğun, büyüklerin ilim ve sohbet meclislerine götürülmesi: Çocuklar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ilim ve sohbet meclislerinde hazır bulunurlardı. Babaları ellerinden tutar ve güzel toplantılara getirirdi.

İşte oğlunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in meclisine getiren Hz. Ömer’in oğlu, Abdullah anlatıyor: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Bana bir ağaç söyleyin! O ağaç Müslüman misali olsun;

Rabbinin izniyle her zaman meyvesini versin ve yaprağını dökmesin.’ buyurmuştu. Benim içimden onun hurma olduğu geçti; ama söylemekten çekindim. Orada Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer de vardı. Onlar bir şey demeyince Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun hurma olduğunu söyledi. Babamla beraber dışarı çıktıktan sonra; ‘Babacığım! Benim aklımdan da onun hurma olduğu geçmişti.’ dedim. Babam:

‘Peki, onu söylemeye engel ne idi? Eğer onu söyleseydin, bana, şundan şundan daha sevimli gelirdi.’ dedi. Bunun üzerine ben; ‘Sen ve Ebu Bekir bir şey demediniz. Ben de konuşmaktan çekindim.’ dedim.” (1) (2)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çocuklara karışır ve onlara hoş davranırdı. Enes der ki: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizim aramıza gelir, hatta benim küçük kardeşime ‘Ey Umeyr! Ne yaptı, Nuğayr?’ derdi. Nuğayr, kardeşimin oynadığı bir kuş idi. Bizim sergimize su serpildi ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem üzerinde namaz kıldı. Bizi de arkasında saf yaptı.” (3) (4)

Çocukların ilim meclislerine götürülmesiyle elde edilecek faydalar:

a) Çocuğun eksik yönleri ortaya çıkar. Böylece eğitimci onu olgunlaştırabilir ve ortaya bir soru attığında cevap vermesi için ona cesaret verebilir. Böyle bir ortamda çocuk izin aldıktan sonra edep ve vakarla konuşur. Böylece okul ve ruh bakımından gelişir; büyüklerin söz ve sohbetlerini yavaş yavaş tanır ve topluma girmeye hazırlanır.

Hz. Ömer; “Nasr Sûresi hakkında ne dersiniz?” diye sordu. Sahabenin bazısı; “Allah, bize yardımı geldiğinde ve fetih ihsan eylediğinde kendisine hamd etmesi ve kendisinden mağfiret dilememizi emretmektedir.” dedi. Bir kısmı da; “Bilmiyoruz.” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer, İbn Abbas’a: “Sen de mi öyle diyorsun?” dedi; İbn Abbas: “Hayır.” dedi. O: “Peki ne diyorsun?” dedi. İbn Abbas: “Bu, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ecelidir. Onu Allah bildirmiştir. Ayette geçen fetih, Mekke’nin fethidir.” Hz. Ömer de: “Bu ayetle ilgili senin bildiğin dışında bir şey bilmiyorum.” dedi. (5)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çocukların gelmeleri halinde, erkeklerin meclis adabına dikkat etmelerini istemiştir. Sehl b. Sad’ın rivayetine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Mecliste baba ile oğlu arasına oturulmasın.” (6) (7)

b) Çocukların, yetişkinlerin sohbet ve meclislerine gelmelerinin diğer bir faydası da büyüklerin onları iyiye yönlendirmeleri, öğüt ve nasihatte bulunmalarıdır. (8) Günümüzde toplum içerisinde nasıl davranacağını bilmeyen, ukala gençlerin peyda olması ve gençlerin çoğunu böylelerinin oluşturmasının sebeplerinden biri de sanal dünyada kendini sosyal zannedip gerçek dünyada kendini toplumsal adap kurallarından haberi olmayan çocukların yetiştirilmesidir.

Çocuklar küçük yaştan itibaren salih ve saliha büyüklerin yanına sokularak hem ilmen geliştirilmeli hem de sosyal hayata hazırlanmalıdır. 15-20 yaşına gelmesine rağmen yumurta bile kıramayan kız çocukları veya çalışmanın ve para kazanmanın zorluklarından bir haber büyütülmüş erkek çocukları küçük yaşta gerçek sosyal hayata pek sokulmamış, “büyüyünce öğrenir” diyerek asıl eğitimleri ertelenmiş, sorumsuzluk “öğretilmiş” çocuklardır. Bu sorumsuzluğun asıl sorumlusu, küçükken çocukları sosyal hayata sokmanın verdiği meşakkati yüklenmekten çekinen anne-babalardır.

2) Çocuğun yapabileceği bazı iş ve ihtiyaçlar için görevlendirilmesi: Çünkü çocuğun; evin veya anne-babasından birinin ihtiyaçlarını yerine getirmesi, onun hayatında olumlu yönde aktif bir rol oynar. Çünkü bu vesileyle hayatın bilinmeyen yönlerini tanır. Bu tanımanın verdiği sevinç ve neşeyi, iş ve olaylar karşısında kendine olan güveni hisseder. Bu geleceğinde önemli bir rol oynar. Çünkü küçüklüğünde bir tecrübe ve maharet kazanmış olur. Bu tecrübe ve maharetle herhangi bir karışıklık, düzensizlik ve bozukluk olmadan sağlam adımlarla hayatını sürdürebilir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çocukları bazı hacetler için, birini çağırması için ve hatta alacaklıdan alacağı şeyi istemek için gönderirdi. Böylece bunların adabını da öğretirdi.

Ebu Hureyre’den rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “İnsanlara borç veren bir adam vardı. Hizmetçisine şöyle derdi; ‘Fakire varırsan ondan vazgeç, onu affediver! Umarım Allah da bizi affeder.’ Adam Allah’a kavuştu ve Allah onu affetti. (9) (10)

Çocuklar evin, anne-babasının istek ve ihtiyaçlarını yerine getirmeye alıştıktan sonra onlarda yeni bir duyarlılık gelişir. Bu duyarlılıkla onlar anne-baba söylemeden arzu ve isteklerini anlar duruma gelirler.
İbn Abbas der ki: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Meymune’nin evinde idi. Ben de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in abdest suyunu hazırlayıp koymuştum deyince: ‘Allah’ım! Onu dinde ince anlayış sahibi kıl ve ona tevili (Kur’an’ın manasını) öğret.’ buyurdu. (11) Görüldüğü gibi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hizmetlerinden ötürü dua etmek suretiyle çocukları ödüllendirmektedir.

Hepimiz bunu fazlasıyla yapmak durumundayız. Umarız ki Allah yapılan duaları bir an kabul buyurur. (12)

3) Çocuğun selamlaşmaya alıştırılması: İyi temennilerle sosyalleşmeye başlamasını öğretir. Selam, Müslümanlar arasında İslâmî bir dirlik temennisidir. Çocuk çeşitli seviyelerde insanlarla karşılaşır. Bu durumda onun da insanlarla yapacağı konuşmanın anahtarını taşımaya ihtiyaç vardır. Çocuğa selam sünnetinin kazandırılmasında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabından güzel uygulamalar görmekteyiz.

Sabit’in rivayetine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ensarı ziyaret eder, çocuklarını selamlar, onların başlarını sıvazlar ve onlara dua ederdi.

Enes’ten rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır: “Yavrucuğum! Aile efradının yanına vardığında selam ver ki bu; senin ve ailen için bereket olsun.” (13) (14)

4) Çocuğun hastalandığında ziyaret edilmesi: Sosyal bağların kurulmasına katkıda bulunur.

Küçüklüğünde büyüklerin gelip kendisini ziyaret ettiklerini gören bir çocuk, bu güzel âdeti daha sonra alışkanlık haline getirir. Ayrıca bu nevi ziyaretler onun acı ve ıstırabını hafifletir.

Enes anlatıyor: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e hizmet eden Yahudi bir çocuk vardı. Derken hastalandı. Ziyaret etmek üzere Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona gitti. Başucunda oturan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ona; ‘Müslüman ol.’ dedi. Çocuk babasına baktı ve babası; ‘Ebu’l Kasım’a itaat et.’ dedi. Çocuk hemen Müslüman oldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi; ‘Onu ateşten kurtaran Allah’a hamdolsun.” (15)

5) Çocuğun iyi arkadaş edinmesi: Sosyalleşmesi açısından çok önemlidir; çünkü topluma karışarak onlarla sevgi ve kardeş hayatı yaşamak beşer tabiatının bir gereğidir. Anne-baba, çocuğuna uygun ve iyi bir arkadaş seçerse onun ıslah ve yetiştirilmesinde pedagojik bir kapıyı açmış olur. Çocuğun kötü bir arkadaş seçeceğini fark ettiğimiz zaman, bize düşen Allah’a itaatte ve İslâmî hayatta ona destek olacak iyi bir arkadaşın seçiminde ona yardımcı olmaktır. (16)

6) Çocuğun alış-verişe alıştırılması: Çocuğa güçlü ve sosyal bir aksiyon kazandırır. Ayrıca alış-veriş çocuğa özgüven kazandırır. Artık yetişkin bir insana dönüşür o. Hayat şartları içinde yavaş yavaş ciddiyeti öğrenir, oyun ve şakadan uzak durur ve alış-verişe alışır.

Amr b. Hûreys’in rivayetine göre; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Abdullah b. Cafer’e uğramıştı. O da bir çocuk olarak alış-veriş yapıyordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Allah’ım! Onun alış-verişini bereketli kıl.” Buyurarak onun tecrübe ve alış-verişine dua etmiştir. (17)

7) Çocuğun meşru düğün ve törenlere gitmesi

8) Çocuğun salih akrabalarının yanında gecelemesi: Bu sayede çocuk ikinci bir aile hayatı görür ve bilgi, anlayış ve dindarlık bakımından onlardan faydalanır. Bu sıla-i rahime de çocuğu alıştırır. Akrabalarına karşı sevgi bağlarının güçlenmesini sağlar ve sosyal ilişkilerinin düzenler. Tabi; anne-baba kalacağı akrabasının ilim ve takvasından faydalanmasını çocuğa öğütlerse çok daha güzel olur.

İbn Abbas: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zevcesi teyzem Meymune’nin evinde geceledim. Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nasıl namaz kıldığını gözetliyordum.” (18)

Velhamdûlillahi Rabbil Âlemin.

————————-

1. Buharî, İlim, 4; Müslim; Timizî; Ahmed b. Hanbel
2. Muhammed Nur Süveyd, Çocuk Eğitimi, Uysal Yayınları
3. Ahmed b. Hanbel, 111/119
4. Muhammed Nur Süveyd, Peygamberin Sünnetinde Çocuk Eğitimi, Uysal Yayınları
5. A.g.e.
6. Ahmed b. Hanbel
7. A.g.e.
8. A.g.e.
9. Buharî, Müslim
10. A.g.e.
11. Hakîm, Müstedrek
12. A.g.e.
13. Tirmizî, İsti’zan, 10
14. A.g.e.
15. Buharî, Ahmed b. Hanbel
16. A.g.e.
17. A.g.e.
18. A.g.e.