İslam dini, insanların birbiriyle ilişkiler kurmasını ve kurdukları bu ilişkilerde bazı hususlara dikkat etmelerini talep eder. İnsanların anne-babasından başlayarak akraba ve çevresindeki bireylerle münasebeti gündelik yaşamını etkiler. İslam yapısı gereği, toplu olarak yaşanarak ifa edilen canlı bir din olduğundan bireyin ilişki kurduğu herkesi önemser. Kişinin ilişki kuruduğu en önemli çevre anne-babasından sonra akrabalarıdır. Akrabalık, bizim ve bizden sonra gelen neslimizin devamlı olarak bağlı ve ilişki içinde olacağımız toplumsal bir unsurdur. Bu ayki yazımızda sıla-i rahim kavramından ve öneminden kısaca bahsettikten sonra akrabalık bağını koparanların İslam’a göre dünya ve ahirette görecekleri karşılıktan bahsetmeye çalışacağız. Sıla kelimesi, sözlükte; ulaşmak, kavuşmak, irtibat; rahim ise, ana rahmi, yakınlık, acıma, koruma anlamlarına gelmektir. Mecazen, insanlar arasındaki soy birliği anlamına gelen sıla-i rahim ıstılahta; kişinin, mirasçı konumda olan veya olmayan akrabalarına, yakınlık derecesi gözeterek, imkân nispetinde maddi ve manevi yönden yardımcı olması, ilgi ve alaka göstermesi, onlarla irtibatı koparmaması anlamına gelir.(1) Sıla-i rahim, anne-baba yoluyla gelen kan bağımız, evlilikle oluşan hısımlık ve süt emme ile oluşan süt bağımızın bütünü ile olan ilişkimizin adıdır. Akrabalara iyilik etmek,(2) imkân ölçüsünde sıkıntılarına kol-kanat germek, ihtiyacı olanlara tasadduk etmek, hasta olanları ziyaret etmek, sevinç ve üzüntüleri paylaşmak, hediyeleşmek, borç vermek, tebrikleşmek, komşulukta öncelik etmek, sıkıntılarına karşı sabretmek sıla-i rahim görevlerimiz arasındadır. Pek çok ayet(3) ve hadiste sıla-i rahimin önemi vurgulanmıştır. Bunlardan birkaç tanesini aktaralım. Kutsî bir hadiste Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: “Ben Allah’ım. Ben Rahman’ım. Rahmi (akrabalığı) ben yarattım. Ona ismimden bir isim ayırıp taktım. Kim onunla (akrabayla) ilgisini sürdürürse ben de onunla ilgimi sürdürürüm. Kim ondan ilgisini keserse ben de ilgimi keser, perişan ederim.”(4) Hz. Peygamberin, cennete girmesine vesile olacak amelleri soran bir kişiye verdiği cevap şöyledir: “Hiçbir şeyi ortak koşmaksızın Allah’a kullukta bulunursun, namazı kılarsın, zekâtı veririsin ve sıla-i rahim yaparsın.”(5) Bu hadisin de belirttiği gibi sıla-i rahim sadece normal bir davranış değil müminler için bir ibadettir. Sıla-i rahmin hadiste yer alan önemli ibadetlerle beraber zikredilmesi bunu göstermektedir. Sıla-i rahim yapmak ne kadar önemli ise, sıla-i kat’ yani akrabalık bağlarını koparmamak da o derece önemlidir. Hadislerde sıla-i rahim yapanlara muazzam mükâfatlar vaat edilirken akrabalık bağlarını koparmaktan da sakındırılmış ve bunun büyük günahlardan olduğu bildirilmiştir. Kuran’da akrabayla ilişkiyi kesene lanet edilmiştir(6) Bu ayetlerden birinde Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.”(7) Allah’a saygısızlığın hemen ardından akrabalık haklarına riayet etmemekten sakınılması istenmekte olup âlimler bu ayete ve daha başka ayetlerle hadislere dayanarak sıla-i rahmi gözetmenin vacip (farz) ve sıla-i rahme riayetsizliğin haram olduğunu bildirmiştir.(8) Abdullah ibnu Evfa (r.a) anlatıyor: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında oturuyorduk. “Sıla-i rahmi koparan bugün bizimle oturmasın” dedi. Gruptan bir genç kalktı. Aralarında bir sorun olan teyzesine gitti. (durumu izah edince) birbirleri için istiğfar edip durumlarını düzelttiler. Genç tekrar gruba geldi. Efendimiz buyurdu ki: “İçlerinde sıla-i rahmi koparmış birisi bulunan bir topluma rahmet inmez.”(9) Aktardığımız bu hadis, sıla-i rahmi terk etmenin ne kadar büyük bir günah olduğunu gösteriyor. Öyle ki Hz. Peygamber böyle bir günahın varlığından dolayı daha bu dünyada Allah’ın rahmetinin kesileceğini bildirerek durumun düzeltilmesine yönlendiriyor. Ve işlenen böyle bir günah toplumu da ilgilendirip sonuçları toplum tarafından da hissediliyor. Halimize baktığımızda toplum içinde duyduğumuz ‘neden rabbimiz yardım etmiyor’, ‘neden rahmetini indirmiyor’ gibi sorular daha kolay cevap bulacaktır. Acaba aramızda akrabalık hakkını yerine getirmeyen, şu veya bu nedenden dolayı akrabalarla ilişkileri kesen, ‘onlar bize küstü; bir daha onlarla görüşmem’ diyen kimler vardır. Sıkıntılarımıza deva yine Allah’ın resulündedir. “Bir adam: Ya Rasulallah! Benim akrabam var. Ben kendilerini ziyaret ediyorum, onlar bana gelip gitmiyorlar. Ben onlara iyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara anlayışlı davranıyorum, onlarsa bana kaba davranıyorlar” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Eğer dediğin gibi isen, onlar senin iyi davranışların altında eziliyorlar. Sen böyle davrandıkça, Allah’ın yardımı seninledir.”(10) buyurdu. Rabbimizin Kuran ve Hz. Peygamber’in örnekliğiyle bizlerden yapmasını istediği hususlar hem dünyada hem de ahirette mutluluğa erişmemiz içindir. Ne zaman bir sıkıntı yaşıyorsak bunun altında yerine getirilmemiş bir emir buluyoruz. Ve hayatımızı iki alem için de sıkıntıya sokuyoruz. Rızkının yetmediği, hayatının bereketsiz geçtiğini nida eden bizler acaba akrabalık bağlarını koparanlar olabilir miyiz? Hz. Peygamber:“Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ömrünün uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.”(11) Başka bir hadiste: “Büyüklerinizden akrabalarınızı ve akraba ziyaretini öğrenin! Çünkü akraba ziyareti, ailede muhabbeti arttırır, malı çoğaltır ve ömrü uzatır.”(12) buyurmuştur. Sıla-i rahmi terk etmenin dünyadaki karşılıklarını bildiren bir diğer hadis de şudur: “Sılâ-i rahmi terk etme ile azgınlık günâhını işleyenin —âhirette ona hazırlanan azapla beraber— dünyada Allah’ın acele olarak cezasını vermeğe bunlardan daha lâyık bir günah yoktur.”(13) Sıla-i rahmi terk etmenin en büyük karşılığı muhakkak ki ahiret diyarındadır. Şimdi bu konuyla ilgili hadisleri aktaralım. Hz. Peygamber bir hadiste şöyle buyurur: “Akrabalık bağlarını kesip koparan, cennete giremez.”(14) Bu tehdit, ‘kişinin, usûl ve furûundan nafakası kendine vacip olan yakınları ile ilişkisini kesmesi, haram olduğunu bildiği halde bunu helal sayması’ şeklinde anlaşılabilir. Sonuç olarak, bu hadis sıla-i rahmin önemini mübalağalı bir şekilde ifade ediyor.(15) Başka bir hadiste şöyle buyruluyor: “Ahiretteki cezası bâki kalmak üzere kişiye hemen ceza verdiren şey; dille tecavüz ve akrabadan alakayı kesmektir.”(16) Hem Kuran ayetleri hem de hadisi şerifler, sıla-i rahmi ahlâki bir görev olmaktan çok ucunda cennet ve cehennem olan işlerden göstermiştir. Hadisler, akrabalık hakkına riayet edenlere rızık genişliği, uzun ömür, ailesi arasında sevilmeyi, kötü bir ölümle ölmemesini mükâfat olarak gösterir. Bu ibadeti görmezden gelip hafife alanlara ise azap ve rahmetin inmemesini kötü sonuç olarak bildirir. O halde, başta anne-babamızın olmak üzere, yakın ve uzak akrabalarımızın haklarına riayet etmek müslümanın en önemli görevlerinden biridir. Hatırlamak ve hatırlanmak temennimiz ile… —————————————- 1. Mehmet Eren, Kuran ve Sünnete göre Sıla-i Rahmin önemi, İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sy. 12, 2008, s. 369.; Mustafa Çağrıcı, DİA, Sıla-i Rahim, c. 37, 112. 2. Nahl, 90. 3. Nisa, 36; Ahzab, 6; Nisa, 8; Enfal 38. 4. Ebu Davud, 1694; Tirmizi, 1907. 5. Buhari, Zekat, 1. 6. Bakara, 27; Muhammed, 22-23. 7. Nisa,1. 8. Mustafa Çağrıcı, DİA, Sıla-i Rahim, c. 37, 112. 9.Fazlul’llahi’s-samed, c.1, s. 145; Esbahânî. 10. Müslim, Birr, 22. 11. Ebu Davut, Zekât, 45. 12. Tirmizi, 1979. 13. İbn Mace, 4211. 14. Buhari, Edep, 11. 15. Mehmet Eren, a.g.m, s. 369. 16. Ebu Davud, 1697.