Ebu Hureyre radıyallahu anh, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir;

“Yedi kişi vardır ki Allah kıyamet günü kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı gün onları gölgelendirir;

1- Adaletli imam (yönetici,

2- Allah’a ibadet etmekle yetişmiş genç,

3- Yalnız başına kaldığında Allah’ı hatırlayıp gözlerinden yaşlar akan kimse,

4- Kalbi mescitlere bağlı kimse,

5- Birbirini Allah için seven iki kimse,

6- Kendisini şöhret sahibi olan bir kadının kendi nefsine çağırdığı halde Allah’tan korkuyorum diyen kimse,

7- Bir sadaka verip onda sağ elinin verdiğinden sol eli haberdar olmayan kimse.

(Buhari-Müslim)                                 

İnsanlar kabirlerinden kaldırıldıklarında kendileri için hazırlanmış gerçek hayatla karşılaşacaklardır. Bu hayat, dünyada yapıp ettiklerine göre şekil almış bir hayattır. Dünyasını nasıl yaşadıysa ahiretini onun karşılığı olarak yaşayacaktır. Temiz bir dünya hayatına karşılık mutlu bir son ve ya bunun tam tersi bir durum.

İnsanlar dünya hayatında yapmış oldukları zerre hayır ve şerrin hesabını vermek için tek tek aç, susuz ve çıplak bir şekilde çekirge sürüleri gibi kabirlerinden çıkarılacaklardır. Kâfirler bizi uykumuzdan kim kaldırdı derlerken, müminler bu bize Allah ve Rasûlünün vaat ettiği hayattır diyecekler.

Hz. Aişe validemiz, “Ya Rasûlallah! O gün insanlar avret yerlerine bakmaktan utanmayacaklar mı?” diye sorduğunda Allah Rasûlü şu cevabı verir;

“O gün herkesin kendine yetecek kadar işi vardır.”

Bu gün öyle bir gündür ki, “Hiçbir dost diğer dostunu sormaz.” (Mearic; 10) Hesap vermeye gidilmeden önce adam karısıyla ve çocuğuyla karşılaşır; karısına ‘sana dünyada iyi bir eş oldum mu?’; çocuğuna ‘sana dünyada iken iyi bir baba oldum mu?’ diye sorduğunda onlardan evet cevabını alır. ‘O zaman şuan ki sıkıntımın giderilmesi için bana sevaplarınızdan biraz verseniz’ talebine alacağı cevap şu olacaktır: ‘Sana ulaşan sıkıntı bize de ulaştı’ deyip ecirlerini onunla paylaşamayacaklarını bildirirler.

“O gün herkesin kendine yetecek kadar işi vardır.”

Güneş yaklaştırılacak, insanlardan bir kısmı ter içerisinde kalacak, kimisi hesabı beklemenin şiddetine dayanamayıp cehenneme girmeyi temenni edecek, kimini korku ve hüzün, kimini de horluk ve ezilmişlik kaplayacaktır. Kimileri de vardır ki o günün dehşetinden kurtulma adına türlü çarelere başvuracaktır;

“Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını ve kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.”                                                                                              (Mearic; 11-14)

Bugün ellerindeki nimetler için ahiretini kaybetmeyi göze alanlar, yarın hesap günü ellerindeki tüm değerlerini ateşin azabından kurtulmak için harcayacaklarıdır. Hâlbuki dünya hayatında Allah, onlardan hanımını, çocuklarını, anne-babasını ve hısım akrabalarını terk etmelerini istemedi. Ellerindeki bütün servetleri de infak etmelerini beklemedi. Allah, sadece kendisine kul olmamızı ve hiç bir şeyin bu kulluğun arasına girmesini istemedi. İnsan elindeki nimetleri Allah’a yaklaşacağı bir araç olarak görmeli, değilse Allah’tan uzaklaşmaya bir neden kabul etmemesi gerekmektedir. Ama gel gör ki insan, bu dünya hayatında öncelikli meselelerini şaşırınca mahşer gününde bu duruma düşmektedir.

Bunun yanında bu sıkıntılı ve kasvetli hava içerisinde yüzleri gülen, kalplerinden korkunun ve endişenin alındığı bahtiyar insanlar vardır ki bunları hadisimiz açık bir şekilde tanıtmıştır. Bu kimseleri bize yedi başlıkta arz etmiştir.

Peki, sen bu sınıfın hangisinde yer almaktasın?