İnsanoğlu söylemiş olduğu her sözün, amelinden sayıldığını bilseydi konuşmak yerine susmayı tercih ederdi. İnsan amelleriyle ve sözüyle karşılığını ahirette alacağı ekini bu dünyada ekmektedir. Kıyamet gününde ekmiş olduğu ekinin karşılığını alacaktır. Hayır, hasenat ve güzel ameller işleyen karşılığında mükâfat alacaktır. Günah ve çirkin amelleri işleyen karşılığında ceza alacaktır. Selefi salihinin dillerine yönelik endişeleri pek büyük idi. Hz. Ebubekir dilinden tutarak “beni bu hale sen getirdin.” derdi.

İbni Abbas radıyallahu anh dilinden tutarak “yazık sana hayır konuş mükâfatlanırsın. Kötülük konuşma güvende olursun. Şayet bunları yapmaz isen sonunda pişman olursun” derdi.
Hasan-ı Basri şöyle der: “İnsanın dili bedenin emiridir. Şayet dil bedenin azalarına yönelik hataya meyil etse azaların hepsi cinayete duçar olurlar. Dil iffetli olursa bütün azalar güvende olurlar.”
Yersiz ve faydasız konuşmak insanın maneviyatını söndürür. İnsanın kalbini katılaştırır. Ve böylece insan Rabbinden uzaklaşır. Zira Allah’a en uzak olanlar, kalbi katı olanlardır. Hz. Ömer der ki; “Kim çok konuşursa hatası çoğalır, kimin hatası çoğalırsa günahı çoğalır.”

Muhammed bin Aclan derki; konuşmak şu dört husustan ibarettir;

-Allah’ı zikretmen,
-Kur’an okuman,
-İlim ile alakalı soru sorulduğunda cevap vermen ve dinin dünyana fayda verecek şeyleri konuşmandır.

Tamamen konuşmak istenilmediği gibi susmakta istenilmemiştir. Hali hazırda ve geleceğe yönelik hayır hasenat adına konuşmak gerekir. Dil kalbin tercümanıdır. Kalbin sözcüsüdür. Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı tam olmaz. Dili doğru olmadıkça kalbi doğru olmaz. Efendimiz buyuruyor ki; “Âdemoğlu sabahladığında bütün azaları dile döner ve derki ‘bizim için Allah’tan sakın şayet sen doğru olursan bizde doğru oluruz şayet sen doğru olmaz isen hepimiz bozuluruz.’ ” (1)

Dilin afetlerinin birçok halleri vardır. Bunlardan en önemlisi ve en tehlikelisi boş söz, yalan konuşmak ve yalan yere yemin etmek gelir. Yalan söylemek günahların en büyüğüdür. Hataların en çirkinidir. İsmail b. Vasit dedi ki: “Hz. Ebubekir, peygamber efendimizin vefatından sonra insanlara hutbe vererek şöyle dediğini işittim: ‘Ey insanlar! Şuan üzerinde bulunduğum bu makamda peygamber efendimiz ilk durduğunda söze ilk şöyle başlamıştı: ‘Sizi yalan söylemekten sakındırırım. Muhakkak ki yalan beraberinde fücûru (günahları) da getirir. Ve her ikisi de cehennemdedir.’ ” (2)

Yalan söylemek münafıklığın alametidir. Mü’minin hayatında asla yeri yoktur. Hasan-ı Basri rahimehullah der ki: “Kişinin içi ile dışının farklı olması, söylediği ile yaptığının birbiri ile çelişmesi nifakın alametidir. Zira nifakın temelini oluşturan yalan konuşmaktır. Efendimizin de buyurduğu gibi “Kardeşin, senin doğru söylediğine inanarak seni tasdik etmesi ve senin ona yalan konuşman hıyanet olarak yeter.” (3)
Ebu Zer radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Üç sınıf insan vardır ki Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara (rahmetle) bakmaz;

  • Verdiği ile başa kakan kimse
  • Malını elden çıkarmak için yalan yere yemin eden
  • Elbisesini (kibirlenerek) uzatan kimseye. (4)

Ebu Davud’un Süneni’nde yer alan bir Hadis-i Şerifte Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: “İnsanları güldürmek için yalan söyleyen kimseye yazıklar olsun, yazıklar olsun.” (5)
Hz. Ömer bir gün Ashab-ı Kirama hutbe irad ederek şöyle dedi: “Ey insanlar! Benim sizin içinizde şu an ayağa kalktığım gibi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de günün birinde içimizde ayağa kalkarak şöyle buyurdu: ‘Ashabıma iyilikte bulunun. Daha sonra onlardan sonra gelenlere iyilikte bulunun. Öyle bir zaman gelir ki yalan söz söylemek oldukça yayılır. Öyle ki kişi kendisinden yemin istenilmediği halde (yalan yere) yemin eder ve kendisinden şahitlik istenilmediği halde (yalan yere) şahitlikte bulunacak.’ ” (6)

Buhari ve Müslim’in sahihlerinde yer alan bir hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Dikkat edin size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi? Allah’a ortak koşmak, Ana-Baba hakkını zayi etmek, (ravi dedi ki daha sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem doğruldu ve şöyle dedi: ‘Dikkat edin yalan yere şahitlikte bulunmaktır.’  “ (7)

————————-

1. Tirmizi. 2570. Hadis hasen dir.
2. İbn Mace 3849 hadis Hasendir.
3. Ebu Davud: 4971
4. Müslim: 106
5. Ebu Davud: 4990
6. Tirmizi: 2165
7. Buhari: 2654 – Müslim: Bab: 87