Şahidiz sana çile savaşçısı

Ferahlıkta bile soluksuz

Sarp yolculuklarda korkusuzdun

Ağır olsa da yükün omuzlarında büyüyen

Mahzende bile mazlumu korurdun

Bırakmazdın umutsuz

 

Davan ümmetin birlik bekasıydı

Adanmış yiğitlerin bitmeyen rüyası

Paydaş hüzünlerde beraber kavrulur

Açılan her gediği azminle savururduk

Zulüm çoğalsa da imanın şahlanır

Yeni yollar yapardık

Küfrün hayâsız burçlarını

Seninle parçalardık

 

Beklenen sabahın arefesi…

Fecrin mahmurluğundaydı bu ümmet

Tevhidi gür bir sesle haykıracak

Yiğitler vardır elbet

Sen bu davetin önderi, soylu ve heybetli

Tükenmezdin

Kahır iklimlerinde bile yerin belli

Yaradan’ın vaadidir

Tüm firavunlar yıkılacak

Bu nur bir gün tamamlanacak…

Bilirdin de ye’se düşmezdin

Sabırla beklerdin ancak

 

Yâdımızda kaldın çile savaşçısı

Asil bir ümmetin diriliş sancısı

Prangalar kuşatırdı her yanını aldırmazdın

Dosttan da gelse incitmezdin

Bağrında saklardın

En mahrem sır gibi…

Hasretin acının en tazesi

Hiç unutmadık

Sanki bu gün gibi…

Hüznün Halebin yetimleriydi

Fosfor bombalarıyla yanan

Filistin bir yandan Şam bir yandan

Süngünün ucunda lime lime Arakan

Nerede varsa bir mazlum

Ensar olmaktı davan

Ellerin uzanamadığında

Artardı ıstırabın

Kafese dönerdi dünyan

Sabrın bezginleştiğinde

Secdendi son sığınağın

Gözyaşın ve sarıldığın duan…

 

Şehadetin ufka açılan nişandır

Kalmasın gözün arkada yiğidim

Çağlar sürecek bu izzetli emanetin

Düştüğün yerden filizlenecek

Davetle nurlandırdığın mabet bizim

Gülşen’imizde büyüyecek

İstikbale hazırladığın nesiller bizim

 

Derin bir hasretle hatırlanacak

Nur yüzlü tebessümün

Muhabbet sevdalısı gönlün

Ayrılıklar düştüğünde içimize

Asil bir emirin nesli gibi

Heybetinle omuz verirdin birliğe

Savrulmazdık

Daha güçlü ayağa kalkardık…

 

Eğilmedin

Korkmadan yürüdün mertçe

Bir de üzerine ser verdin erkekçe

Bir binekti senin için han ve zaman

Gölgelikti dünya adanmış ruhunda

Kıyamete değin sürecek bu dava

Kutlu şehadet yolculuğunda…