İzzet ve yüceliğin tek sahibi, şeref ve Kibriya’da ortağı olmayan, övgüye, hamda ve yüceltilmeye layık olan, izzetin, arşın rabbi olan Allah’a hamd olsun.

Peygamberlerin efendisi olan Hz. Muhammed’e, onun değerli, hayırlı ve takva sahibi ashabına, hüküm alanında kıyamet gününe kadar onun şeriatını uygulayacak olanlara sayıp dökülemeyecek kadar çok salat ve selam ederim.
Dünya hayatı imtihan diyarıdır. Yüce Allah hangi birimizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak için ölümü ve hayatı var etti. Elimizde bulunan mallar, evlatlar tamamen Allah Teâlâ’ya aittir. Kıyamet gününde Allah Teâlâ kullarını huzurunda topladığında biriktirdiğimiz bu malları hangi yollar ile elde ettiğimizi ve nerelere harcadığımızı bize muhakkak ki soracaktır.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi şerifinde buyur ki:

“Kişi öldüğünde kendisini üç şey takip eder. Bunlardan iki tanesi geri döner, bir tanesi de beraberinde kalır.”

Ölüyü; “Ehli, malı, (Salih) ameli takip eder. Ehli ve malı geri döner, Salih ameli ise beraberinde kalır.“ (1) Rasûlullah bu hadisi şerifiyle mümin kişiyi ölümünden sonra kendisine fayda sağlayacak ameli Salih işlemeye teşvik etmiştir. Başka bir hadisi şerifte Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

“Kişi öldüğünde kendisiyle beraber olacağı hayır ve hasenatları; öğrenip ve öğrettiği, yaydığı ilim, ardında bıraktığı Salih evlat, miras olarak bıraktığı Mushaf ( Kur’an), Allah yolunda bina ettiği ev, hayır için açtığı nehir kanalı, hayatta iken sıhhatinde vermiş olduğu sadaka, bunların hepsi kişi öldükten sonra kendisiyle beraber olacağı Salih amellerindendir.” (2)

Sadakayı cariye, insan öldükten sonra Salih amel olacak türden olan şeyleri insanların, canlıların istifadesine sunduğu, insanlar ve canlılar faydalandıkça sahibine sevap kazandıracak şekilde geride bıraktıklarıdır.

Hadisi şerifte yer alan ameller sadaka cariye türünden olacak amellerdendir. Ancak sadaka cariye bunlarla sınırlı olmayıp bunlar dışında nice sadaka cariye olacak ameller mevcuttur. Sadaka cariye türünden olabilecek amellerin bir kısmını kısaca şöyle izah edebiliriz:

1) Faydalı ilim:

Birçok İslam âlimleri hayatlarını İslam’a hizmet etmeye adayarak kıymetli vakitlerini ilim tahsiline ayırmışlardır. Örnek olarak İmamı Şafii yetim olarak büyür. Daha küçük yaşta iken annesi İmamı Şafi’ye şöyle der: “Yavrucuğum sen Allah için ilim tahsil edeceksin umulur ki Allah senin vesilenle bu ümmeti bir araya getirir” der. Daha sonra İmam Şafii küçük yaşta ilim tahsiline başlar ve birçok zorlukları aşarak İslam ümmetine kıyamete kadar fayda sağlayacak er-Risale, el-Umm ve daha birçok kıymetli eserleri bırakır. Ahmed bin Hanbel der ki: “Her namaz kıldığımda namazın ardından İmam Şafii için dua ederim.”

İmam Nevevi ömrünü İslam’a adayanlardandır. Şöyle ki: İmam Nevevi, İslam’a birçok seçkin âlim ve Şafii fıkhına dair ve daha birçok sayamayacağımız muazzam eserleri sadaka-i cariye olarak İslam ümmetine miras bıraktı. İmam Nevevi der ki: “Yıllardır yatakta yattığımı hatırlamam. Ancak kitaplarımın arasında uyuya kalırım.”

İmam Alusi gecelerini değerlendirerek 30 ciltten oluşan Ruhu’l Meani adlı tefsirini yazdı ve kıyamete kadar Müslümanlara fayda sağlayacak sadakayı cariye olarak bıraktı.

2) Salih evlat yetiştirmek

Salih evladın anne-babası için yapacağı duanın ve onlar için istiğfarda bulunma ecri onlara ulaşır. Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

“Muhakkak ki Allah azze ve celle Salih kulun derecesini cennette yükseltir. Salih kul der ki ya Rabbi benim derecem nasıl böyle yükseldi. Allah azze ve celle der ki: ‘Evladının senin için istiğfarda bulunma sebebiyledir.’” (3) İmam Münavi der ki: Hadisi şeriften anlaşılan, insanın anne ve babası için istiğfar dilemesi onların günahlarının bağışlanmasına sebep olup onların derecesini yükselteceğini, tıpkı anne, babaları hayatta iken kendileri için istiğfar diledikleri gibi… (4)

3) Meyve veren bir ağacı dikmek

Enes bin radıyallahu anhu rivayet ettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

“Müslümanın dikmiş olduğu bir ağaç veya ekmiş olduğu ekinden kuş, insan veya herhangi bir hayvan yedikçe ekmiş olduğu kişi için sadaka olur.” (5)

İmam Nevevi der ki: Hadisi şeriften, ağaç ve ekin ekmenin fazileti anlaşılmaktadır.

4) Güzel öğüt ve hikmet ile Allah’a davet etmek

Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Her kim hidayete çağırırsa onun için hidayete tabi olan kimsenin alacağı ecrin aynısı vardır. Onların ecirlerinden hiçbir şey eksilmez”(6)

Musab bin Umeyr’i Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye davetçi olarak gönderdiğinde Musab radıyallahu anh, bu insanları hikmetle İslam’a çağırır ve birçok kimsenin hidayetine vesile olur.

Davetçinin misali meyve veren ağaca benzer ki, insanlar ona taş attıkça o meyvesini insanlara verir.

5) Su kuyusu açmak

Bunun en güzel örneğini Hz. Osman’dan öğrenelim:

Hz. Osman’ın  diğer meziyeti, cömertliği idi. O, eli açık bir zât idi. Öyle ki, devrinde ondan daha cömert biri yoktu. Bu özelliklerinden dolayı o, dünyada iken cennetle müjdelenmiş sahâbîlerden biri oldu. Hz. Osman, Medîne’ye hicret ettikten sonra Rûme kuyusunu satın alıp Müslümanların hizmetine sundu. Hicretten sonra, Müslümanlar suyu içilebilecek Rûme kuyusundan para ile su satın alıyorlardı. Medîne’de hurma bahçelerini sulayacak kuyu suyu çok, suyu tatlı ve içilebilecek olan kuyu azdı. Suyu tatlı olan kuyulardan biri de Rûme kuyusuydu. Akîk vâdisinde bulunan bu  kuyu bir yahûdiye âitti. Yahûdi, bu kuyunun suyunu satar, kimseye parasız bir yudum su içirmezdi. Hz. Peygamber efendimiz, bu durumu görünce şöyle  buyurdu: “Rûme kuyusunu kim satın alır ve Müslümanlara bağışlarsa, Cennet’te ona aynısı vardır.” Hz. Peygamber efendimizin bu sözünden sonra Hz. Osman yahûdiye gidip kuyuyu kendisine satmasını istedi. Yahûdi, tamamını satmaya yanaşmadı. Hz. Osman, on iki bin dirhem verip kuyunun yarısını aldı. Artık kuyuyu bir gün Hz. Osman, bir gün de yahûdi işletiyordu. Hz. Osman, kendi sırasında suyu parasız verince; yahûdi, kendi üzerinde kalan yarım hisseyi de satmak mecbûriyetinde kaldı. Hz. Osman da bu hisseye sekiz bin dirhem verdi ve kuyuyu tamamen almış oldu. Hz. Peygamber, kuyunun tamamının Hz. Osman tarafından alındığını ve Müslümanlara bağışlandığını duyunca şöyle buyurdu: “Allah’ım! Osman’ı Cennet’e koy!” (7)

Ne mutlu o kimselere ki, çocuklarını İslam fıtratı üzere yetiştirir, Allah yolunda birer âlim, davetçi, mücahit olarak Allah yoluna bahşederler.

Mallarını, ölümlerinden sonra hayır hasenat defterlerini kıyamete kadar kapatmayıp açık tutacak şekilde Allah yolunda tasadduk eden cömert muttaki kimselere ne mutlu. Ebedi saadeti kazandıracak asıl karlı alışveriş budur.
Yüce rabbimizden niyaz ederiz ki bizleri de kıyamete kadar hayır hasenat defterini, sadakayı cariyelerle açık tutan kullarından eyler. Âmin vesselam.

————————

1. Buhari; 6514
2. İbni Mace; 242
3. İbni Mace, Hadis hasendir. 3660.
4. et-Teysir bi şerhi camîî sagir-c1-s-285.
5. Buhari; 2320, Müslim; 1553
6. Müslim; 2674
7. İbn Sa’d, Tabakât, I, 506.