Hamd, Allah’a aittir. Salat ve selam Peygamber Efendimize, ailesine, ashabına ve kıyamet gününe kadar kendisine tabii olanların üzerine olsun.

Allah azze ve celle kendisine gereği gibi iman eden ve teslimiyet gösteren kullarını şöyle nitelendirir:

“Rahmanın has kulları yalan yere şahitlik etmezler. Boş sözlerle karşılaştıkları zaman vakar (ağırbaşlılık) ile geçip giderler.” (1)

“O mü’minler ki boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.” (2)

İbn Hibban sahih’inde, Ebu Zer’den Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder; “Hz. İbrahim’e indirilen suhuf (sayfalar) içinde şunlarda vardı; akıllı kimsenin üzerine düşen şudur, aklına yenik düşmemeli ve vaktini şöylece bölümlere ayırmalıdır:

Vaktinin bir bölümünü Rabbine ibadet ve yakarış için ayırmalı.

Bir bölümünü nefsini hesaba çekmek için ayırmalı.

Bir bölümünü Allah’ın yaratıklarını ve sanatını tefekküre ayırmalı.

Bir bölümünü de yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını giderebilmek için ayırmalı. Yine akıllı kişi şu üç şey için gayret eder, harekete geçer:

Ahiretine azık hazırlamak.

Dünyalık geçimini sağlamak.

Haram olmayan bir lezzetten yararlanmak.

Akıllı kimse, içinde bulunduğu zamanı basiretle değerlendirir, kendi işleriyle ilgilenir ve dilini muhafaza eder. Sözlerini ve amellerinin bir bölümü kabul eden kimse, çok az ve sadece kendisini ilgilendiren konularda konuşur. (3)

Ömer b. Abdülaziz (r.h) şöyle der: “Kişi, sözlerini de amellerinin bir bölümü olarak kabul ederse, çok az ve sadece kendisini ilgilendiren konularda konuşur.” O, bu sözü ile “insanların çoğu, konuştukları sözleri kendilerine ait amellerden saymazlar. Bu yüzden rastgele ileri geri konuşurlar.”demek istemiştir. Nitekim bu incelik, konuyu Rasûlullah’tan sorup öğreninceye kadar Muaz bin Cebel’e gizli kalmıştı. Hazreti Peygambere şöyle sormuştu: “Ey Allah’ın Rasulü! Bizler söylediğimiz sözlerden hesaba çekilecek miyiz? Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Annen senin hasretinle yansın ey Muaz! İnsanların burunları üzerine ateşe atılmalarının sebebi dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir?” (4)

Cenabı Hak, şu ayeti kerimede insanların kendi aralarında gizlice konuştuklarının hayırdan yoksun olduğunu belirtir:  

“Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut ta insanların arasını düzeltmeyi isteyen(in fısıldaşması) müstesna. Kim Allah’ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” (5)

Tirmizi ve İbn Mace, Ümmü Habibe (r.h) validemizden Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Âdemoğlunun bütün konuşmaları lehine değil aleyhinedir. Lehine olanlar sadece iyiliği emretmek, kötülüğe engel olmak ve Allah’ı zikretmek için söylediği sözlerdir.” (6)

Bu hadisi şerif söylendiğinde Süfyan-ı Sevri’nin yanında bulunan bir topluluk şaşırınca, o şöyle demiştir: “Buna neden şaşırıyorsunuz? Cenabı hak, “Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut ta insanların arasını düzeltmeyi isteyenin (in fısıldaşması) müstesna” (7)  buyurmuyor mu?

Yine Allahu Teâlâ “Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, rahmanın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşanda doğruyu söyler” (8) buyurmuyor mu?

Tirmizi, Enes bin Malik’ten rivayet eder; “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bir zat vefat etmişti. Orada bulunanlardan biri (ölen kişi hakkında) “cennetle sevin!” dedi. Bu söz üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: “Ne biliyorsun? Belki kendini ilgilendirmeyen konularda söz söylemiştir. Yahut kendisine eksiklik getirmeyecek yerlerde cimrilik yapmıştır.” (9)  

Muhammed bin Ka’b (r.a) şöyle rivayet etmiştir;  

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün:

“Mescidin kapısından ilk girecek olan kişi cennet ehlinden biridir” buyurdu ve az sonra kapıdan Abdullah bin Selam içeri girdi. Bir adam hemen onun yanına giderek:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem senin için böyle böyle söyledi. Senin hangi amelin daha sağlamdır? Hangi amelinle Cennete girmeyi umuyorsun? diye sordu. Abdullah bin Selam da şöyle cevap verdi:

Benim amelim zayıftır. Ancak kendisiyle cennete girmeyi umduğum ve en sağlam gördüğüm amelim, göğsümün selameti (kimseye kin ve nefret beslememem) ve beni ilgilendirmeyen şeyleri terk etmemdir. (10)

Ömer bin Hattab  (r.a) şöyle demiştir: “İlim öğrenin ve onu insanlara öğretin. İlim öğrenmek için vakar (ağırbaşlılık) ve sekineti de öğrenin. Kendilerinden ilim öğrendiğiniz ve kendilerine ilim öğrettiğiniz kimselere karşı alçak gönüllü olun. Cahillikleri ilimlerine galebe çalan zorba âlimlerden olmayın.” (11)

Zunnun-i Mısri şöyle dedi: “Kim kendisini düzeltirse rahat eder. Kim Rabbe yakınlaşırsa yakınlaştırılır. Kim içini temizlemeye gayret ederse kalbi temizlenir. Kim Allah’a tevekkül ederse ona güven verilir. Kim kendisine faydası olmayan gereksiz şeylerle ilgilenirse, kendisine faydası olan şeyleri kaybeder. (12)

Yahya bin Muaz şöyle demiştir: “Günlerini batıl şeylerle geçiren, azalarını ahiretini helak edecek şeylerle kullanan ve işlediği günahlara tevbe etmeden ölen kimse aldanmıştır.” (13)

————————-

1. Furkan. 72.
2. Mü’minun: 3.
3. İbn Hibban, es-Sahih 361.
4. Tirmizi, iman 2616; İbn Mace 3973.
5. Nisa: 114.
6. Tirmizi 2412; İbn Mace 3974.
7. Nisa: 114.
8. Nebe: 38.
9. Tirmizi 2316.
10. el-Metalibu’l-Aliye 4119.
11. Hilyetu’l-Evliya 377.
12. Kitabu’z-Zühd; Beyhaki.534.
13. Kitabu’z-Zühd; Beyhaki.100.  Not: Detaylı bilgi için İbn Recep el-Hanbelinin İlim ve Hikmet kitabına bakınız.