Nebevi Hayat dergisi olarak hasbihâl serisinin ilkini; Kudüs ile kültürel çalışma alanı oluşturan Kudüs ve Tarihimiz derneği Başkan Yardımcısı Sâdık Abdullah ile gerçekleştirdik.

Kudüs ve Tarihimiz derneğinin kuruluşunu ve faaliyet alanlarını kısaca bahseder misiniz?

Kudüs ve Tarihimiz Derneği yaklaşık 4 yıl önce 2013 yılında Kudüslü Filistinlilerin İstanbul’da kurmuş olduğu bir dernektir. Misyonu ve vizyonu Kudüs’ün dünya tarihindeki ve yakın tarihteki önemini Türkiyelilerle ve Müslümanlarla ilişkilerini özellikle birincil ağızdan aktarmaktır.

Faaliyetler çerçevesinde ise kısaca şunları yapıyoruz üniversitelerde, liselerde ve sivil toplum kuruluşlarında Kudüs ve Filistin davasını insanlara aktarmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda Kudüs alanında uzmanlar yetiştiriyoruz.

İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalini kısaca anlatır mısınız?

Filistin 1948 yılından itibaren işgal altındadır. Filistinliler Siyonist İsrail’in işgal etmemesinden önce orada sağlık ve selamet içerisinde yaşıyorlardı fakat İsrailliler Filistin’i işgal edince oradaki Filistinliler mecburen topraklarını bırakmak zorunda kaldılar. Burada şunu da unutmamak gerekir ki Osmanlı’nın Filistin’i kaybetmesinden sonra İngilizlerin vasıtasıyla Yahudiler Filistin topraklarına yavaştan girmeye başladılar. Planlı bir şekilde 1917 yılından itibaren yapılan Siyonist İsrail işgali 1948 yılında kendisini net bir şekilde gösterdi ve artık Filistin toprakları üzerinde yaşayan yerli Filistin halkı oraya işgalci olarak gelen Siyonist Yahudiler tarafından kovuldu. 1967 yılında Siyonist İsrail ve ona bağlı güçler hem Mescidi Aksa’yı hem de Kudüs’ü ciddi şekilde işgal altına aldılar. 1969 yılında ilk defa Siyonist işgalci Yahudiler Mescidi Aksa’ya girdi ve ateşe verdi. Ve Mescidi Aksa’yı yaktıkları zaman içeride namaz kılan bazı Müslümanlar vardı ve Mescidin bir kısmı bu tarihte yandı. Mescidi Aksa’nın yanmasından sonra İslam işbirliği teşkilatı kuruldu. Bu teşkilatın kurulmasında en önemli saik Müslümanların namusu olan Mescidi Aksa’nın Siyonist işgalcilerin elinden kurtarılması ve ona destek verilmesidir. Nitekim yarım yüzyılı bulan bu olaydan sonra günümüze kadar da Mescidi Aksa ve Kudüs İşgalci İsrail’in işgali altında kalmaktadır

Kudüs İslam Ümmeti için neden önemli?

Mescidi Aksa’nın Müslümanlar için en önemli hususu şunlardır: Şunu bilmemiz gerekir ki Mescidi Aksa Müslümanların ilk kıblesidir ve ziyaret amacıyla Allah-u Teâlâ’nın bizlere bildirdiği üç haremden biridir. Bir diğer önemi ise Hz. Muhammed’in miraca çıktığı mekândır. Gerek Kuranı kerimde gerek sünnette Mescidi Aksa ve Kudüs ile ilgili buranın kutsal olduğunu belirten onlarca işaret mevcuttur.

Donald Trump’ın Amerikan Büyükeliçiğini Kudüs’e taşıması kararı alması ne anlama geliyor?

Öncelikle Trump’ın almış olduğu bu kararın arkasında İsrail’in hedefler vardır zira İsrail batı Kudüs’ü ciddi bir şekilde ele geçirmek istiyor. İsrail’in oradaki planları çerçevesinde Amerika da onlara yardımcı olmaktadır. Özellikle bu kararın arka planında şunun da yattığını söylemek de mümkünüdür. Amerika’nın Orta doğuda işgal projesi vardır. Bunun paralelinde orta doğuya hâkim olmak ve İsrail’e de hareket kabiliyeti oluşturmak. Trump’ın bu kararı 20 yıl önce Amerikan meclisinde senatörlerin almış olduğu bir karardı ve bu imzalanan karar da yavaş yavaş hayata geçirilmeye çalışılıyor.

Zira biz Müslümanların temennisi Mescidi Aksanın ve Kudüs’ün Müslümanların başkenti olması ve Müslümanların malı olarak kalmasıdır. Bizler bütün insanlardan, bütün özgürlük âşıklarından, bütün Arap dünyasından bütün İslam ümmetinden şunu temenni ediyoruz. Diyoruz ki sizler Filistin’e destek verin Kudüs Filistinlilerin olsun. Kudüs Filistinlilerin başkenti olsun.

Filistin’de siyasal olarak son durum ne?

Filistin ve Siyonist İsrail işgal güçleri arasında El Fetih kanadı yoluyla yürütülen barış görüşmeleri sona erdirildi. Bütün Filistinliler, bütün Filistin halkı aynı şekilde siyasi olarak da birleşerek bu davayı devam ettiriyorlar. Bu son olan olaylar çerçevesinde Filistin halkı tek bir çatı altında toplandı ve Filistin yerel yönetimi ile olan İsrail arasındaki barış görüşmeleri sonlandırıldı ve bütün Filistin halkı yekvücut olarak direnişe ve direnmeye devam etti.  Dünya tarihine baktığımız zaman gerçekten direniş hareketleri nasıl ki kendi çabaları kendi direnmeleri ile özgürlüğe ve hürriyete kavuşmuşsa İnşallah Filistin halkı da aynı şekilde direnişleri ile beraber bu sonuca nail olacaklardır.

Filistin’deki insani yardımın durumu nedir?

Bu konuyla ilgili ben Kudüs’ten başlamak istiyorum. Gerçekten Kudüs’te yaşayan Kudüs halkı bu konuda birçok sorunla ve zorlukla karşı karşıya kalmaktadır. İnsanlar Kudüs’te evlerinden zorla çıkartılmaktadır. Evleri zorla ellerinden alınmaktadır. Evleri zorla ellerinden alınan Kudüs halkı başka bir yerde ev almak istediğinde de çok ciddi ağır vergi yükü ile karşılaşmaktadır. Özellikle Kudüs’te çok küçük evler çok fahiş rakamlarla satılmaktadır.

Gazze’ye gelince ise biliyorsunuz ki İsrail işgali ve ablukası altındadır. Gazze’ye gerçekten sınırlardan giriş ve çıkışlar öncesine göre çok daha zor. Gazze’de gerek elektrik gerek gaz yani insanların en temel ihtiyaçlarının da günlük olarak çok az bir kısmının karşılandığını ve Kudüs’e oranla Gazze’deki durum çok daha zordur. Gerçekten buradan Gazze’ye giden yardımlar ambargoyu şiddetlendirmektedir.  Özellikle uluslararası toplumun İsrail’in Gazze üzerindeki ambargoyu devam ettirmemesi konusunda da bir baskı yapması lazım ve oradaki insanların bundan kurtulması lazım.

Batı Şeria’ya gelecek olursak oradaki insanların günlük hayatta karşılaştıkları önemli sorunlardan bazıları şunlardır. Özellikle oradaki insanlar İsrail işgal yönetiminin elinin altında olduğundan dolayı oradaki insanlar istedikleri gibi okula ve işe gidemiyorlar. Onlar yaşsâdıkları bölgelerde yaşsâdıkları mahallelerde etrafları duvarlarla çevrilmiştir ve buradan çıktıkları zaman İsrail’in kontrolüne maruz kalıyorlar.

İslam İşbirliği Teşkilatının Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak ilan etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

1967 kanunları çerçevesinde iki devletli çözüm İslam işbirliği teşkilatınca da onandığını ve iki devletli çözümün iyi bir çözüm olduğunu bildikleri için böyle bir karar aldılar ama Filistinlilerin hepsi böyle bir şeyden tabi ki memnun değil ve Filistin’in tamamından da çıkmaya niyetli değiller.

Nebevi Hayat Dergisi olarak Kudüs ve Tarihimiz Derneğine sorularımızı yanıtladığı için teşekkür ederiz.