İbranice yayın yapan Dünya Siyonist Organizasyonu Bilgi Departmanı dergisinde, OdedYinon’unKivunim (Talimatlar) makalesi yayınlanmıştır. 1982 yılında yayınlanan makale Büyük İsrail Planı haline gelmiştir. İsrail’in güvenliğini temel alan strateji planında Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesi ve Ortadoğu’nun kendi içindeki ihtilaflarla uğraşılmasını temel alıyor.  Emekli bir albay tarafından yaklaşık 20 yıl sonra 2000’li yılların başında Türkçe ’ye tercüme edilen metin, bizlerin Ortadoğu’ya dair vizyonunu da ortaya koyuyor.

İsrail’in kuruluşunu hazırlayan dönemi incelediğimizde Osmanlı Devleti, Birinci Dünya savaşından yenik çıkmış ve Osmanlı Devleti yıkılmak için günlerini sayıyordu. Batı cephesi Osmanlı’nın egemen olduğu toprakları Sykes-Picot gizli anlaşmasıyla paylaşmıştı. Ortadoğu cephesinde ise Osmanlı’dan sonra ulus devlet olmak isteyen Araplar, İngilizlerin ve Fransızların oyunlarına gelerek Osmanlı’ya isyan ederek bağımsız devletler kurma sevdasına girişti.

Bütün bu boşluklardan faydalanan İsrail, öncelikle katliamlarla Filistin halkını susturmaya, sindirmeye ve sürgün etmeye çalıştı. Daha sonra 1948 yılında İsrail devletini kurdu.

Devleti kuran İsrail, şöyle bir sorun ile karşılaşacağını biliyordu ve de öyle oldu: “Devletin güvenlik ve beka problemi.” Müslümanlar tekrar güçlenecek ve Filistin topraklarını gerçek sahiplerine teslim edecek. Bunu bilen İsrail, bu psikoloji ile 1982’de stratejisini belirledi.

Oded Yinon Planında Neler Var?

– Yinon Planı, İsrail’in bölgesel üstünlüğünü garanti altına almayı hedefleyen stratejik bir İsrail planıdır. Bu plan, İsrail’in, çevresindeki Arap devletlerini daha küçük ve daha zayıf devletlere bölerek, kendi jeopolitik ortamını yeniden şekillendirmesini dayatmakta ve şart koşmaktadır.

İsrailli strateji uzmanları Irak’ta, Yinon Planının konseptleri esas alınarak ülkenin, bir Kürt devleti ile biri Şii Müslüman, diğeri Sünni Müslüman olan iki Arap devletine bölünmesini talep etmişlerdir. Bu amaca ulaşmak için atılan ilk adım, Yinon Planının bahsettiği Irak ile İran arasındaki savaş olmuştur.

Dünyadaki kaynaklar için savaşılması, Arapların petrol tekelinin kırılması, Afrika’da zengin kaynaklara sahip olma gibi sömürgeci anlayış plana yansımaktadır.

Müslüman Araplar kâğıttan evlere benzetilerek uzun vadede İsrail güvenliğine tehdit oluşturmayacağı düşünülmüştür. Özellikle de askeri olarak geliştiklerinde bu gücü kendilerine doğru yönelteceklerdir.

İsrail’in doğusundaki bütün Arap Devletleri parçalanmış, bölünmüş ve Mağriptekilerden çok daha kötü iç çatışmalarla delik deşik olmuşlardır. Suriye’nin, esas olarak onu yöneten kuvvetli askeri rejim hariç Lübnan’dan hiçbir farkı yoktur. Fakat günümüzde, Sünni çoğunluk ile azınlıkta olmalarına rağmen iktidarda olan Şii Aleviler (nüfusun sadece % 12’si) arasında sürmekte olan iç savaş, iç problemin ne kadar ciddi olduğunu kanıtlamaktadır.

Bütün Körfez prenslikleri, sadece petrolün olduğu kırılgan kumdan evler üzerine inşa edilmişlerdir. Kuveyt’te, Kuveytliler nüfusun sadece % 25’inden ibarettirler. Bahreyn’de Şiiler çoğunluktadırlar fakat iktidardan mahrum bırakılmışlardır. Birleşik Arap Emirliklerinde yine Şiiler çoğunluktadır fakat Sünniler iktidarı ellerinde bulundurmaktadır. Umman ve Yemen için de aynı durum geçerlidir. Marksist Güney Yemen’de dahi oldukça büyük bir Şii azınlık vardır. Suudi Arabistan’da nüfusun yarısı Mısırlılar ve Yemenlilerden oluşan yabancılardır fakat Suudi azınlık iktidarı elinde tutmaktadır.

Özet olarak sunduğumuz bu planın temelinde İsrail güvenliği ile ilgili 3 mesele var: “Müslümanları engellemek, uzak tutmak ve İsrail’i korumak.” Bu bağlamda bakıldığında İslâm coğrafyasında Sünni-Şii çatışması, kabile çatışmaları, Hristiyan Araplarla savaşılması gibi Ortadoğu’yu bir savaş bataklığına çevirmek istemekteler.

Siyonistler, Ortadoğu coğrafyasını küçük yapılara böldükten sonra vaat edilmiş topraklara ulaşacaklarını inanmaktadırlar. Hatta bazı Siyonistler ise daha fazlasını talep etmektedirler; Batıda Nil Nehri ile Doğuda Fırat Nehri arasında kalan ve Filistin, Lübnan, Batı Suriye ve Güney Türkiye’yi de kapsayan toprakları istemektedirler.

Şu ana kadar Büyük İsrail Stratejisini ulaşmak için tüm gayretiyle çalışmakta ve hedeflerini yerine getirmek için fitne-fesad çıkarmaktan kaçınmamaktadır.