Mümin bir kulun üzerine vacip olan ilk görev nefsini Allah’ı ve Rasulunü inkar etmekten temizlemektir. İnsan kendini Allah’ı inkara götürebilecek, peygamberi kabul etmemeye sebep verebilecek her türlü etkenden uzak tutmakla yükümlüdür. İçinde küfür olan bir nefse hiçbir amel fayda vermez. Kalbi tevhid çizgisi üzerinde tutmaya çalışan bir kulun ikinci görevi nefsini haramlardan korumaktır. Onu harama götürecek, yaklaştıracak her türlü fiil ve ortamdan uzak durmalıdır. İmandan sonra en büyük gayesi kendi nefsine ve insanlığın nefsine Allah’ın kendisine çizmiş olduğu helal daire içerisinde yaşayabileceği bir alan açma mücadelesidir. Onu mümin kılan, Rabbine olan katışıksız imanı ve Rabbinin çizdiği sınırda yaşama mücadelesidir.
Kulun haramlardan kurtulup helal olana yaklaşması, her türlü hastalıktan temizlenmesidir. Kalbe zarar veren, imanı zedeleyen hastalıktan temizlenmek helallerle şifa bulmaktır. Haramlardan sonra bidat olan inanç ve düşüncelerden nefsini temizler. Sapık fırkaların inançlarından ve ehl-i sünnet inancına ters düşen her türlü düşünce ve amellerden Allah’a sığınır.
Yaşadığımız toplumda din üzerinde oynanmaya çalışılan çeşitli oyunlar neticesi ile dinin içerisine karıştırılmaya çalışılan başka inanışlardan alınmış ancak İslam’danmış gibi gösterilmeye çalışılan binbir türlü bidat ve hurafenin var olduğunu bilen müminler bunlarla mücadele ederken, hastalıktan kaçmaya çalışan, hastalığın bulunduğu ortama girmeyen ancak hastalığa karşı bünyesini kuvvetlendirmeyi unutup vücut direncini artıran gıda ve vitaminleri almayan, hastalıklara açık kapı bırakan hastanın durumuna düştüler.
Mümin kulun yapması gereken, onun iman ve nefsinden Allah’ın razı olduğu, müminlerin önderi ve örneği olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in nefis terbiyesi üzerindeki tavrını ve nasihatlerini takip etmektir.
Nefis mücadelesi nedir, sınırları nedir, meşru vasıtaları nelerdir?
Allah, insanlığa her dönem bu mücadeleyi öğretecek örnek şahsiyetler olarak peygamberleri göndermiştir. Bakara sûresi 151. ayet “Nitekim kendi içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size kitap ve hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir Rasul gönderdik.”
Nefislerimizi nelerden arındıracağımızı, Allah’ın razı olduğu arınmış olan nefislerin en güzeli Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in nefsinden öğrenmek; Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in yolunda yürüyenlere bıraktığı yol azığını alıp yola öyle koyulmak…
Farz olan ibadetlerin dışında, imanı güçlendiren, takvamızı artıran, ahlâkımızı süsleyen nafile ibadetler, dua ve zikirleri terk etmemek.
Tirmizi ve Ebu Davud, Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan, o da Ebubekir radıyallahu anh’dan naklederek Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir;
Ebubekir radıyallahu anh buyurdu: “Ya Rasulallah, sabah ve akşam söyleyeceğim bazı sözleri bana öğret.” Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “De ki: Ey gökleri ve yeri yaradan, gizliyi de aşikârı da bilen, herşeyin Rabbi ve Maliki olan ALLAH, senden başka ilah olmadığına şehadet ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden sana sığınırım” ve devamla şöyle buyurdu: “Sabah, akşam ve yatağına yatarken bunu söyle.”
Bu sözleri sabah ve akşam zikretmek nefsi sürekli kontrol altında tutup onun isteklerine karşı sürekli uyanık olmayı bizlere öğretir. Rasulullah’ın sallallahu aleyhi vesellem bizi uyardığı ve nefiste en sık rastlanan bazı hastalıklar şunlardır ve yine bunlarla mücadeleyi Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bize öğretmiştir. İnsan hayatının en çirkin hastalığı şirktir. Tevhide gönül veren mümin, bu hastalığın hepsinden kurtulur ancak ona gizli bir şirk çeşidi musallat olur ki o da riyadır. Yaptığı ameli Allah rızasını gözetmeyerek yapanın helâkını bildiren pek çok ayet ve hadis vardır. Bu sahih hadislerden bir tanesinde bu ümmetin cehenneme ilk girecek olanları arasında 3 grubu bildirmektedir. Riya için cihad eden, riya ile amel yapan, riya için cömertlik yapan kimselerdir. Oysa iman, kişinin Allah’tan başkası için amel yapmasına engeldir. Nefsinde riya bulunduran bir mümin kafir ve zalimden önce kendi iman ettiği şey ile karşı karşıya gelmiş olur (Allah bizleri muhafaza eylesin).
Riyayı kalpten söküp atmak onun kaynağı olan mevkii sahibi olma sevgisi, övülmeyi sevmek, insanlarda olan şeylere tamah etmek gibi düşüncelerden uzaklaşmayı gerektirir. Bir bedevi Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e şöyle söylemiştir: “Adam var ki hamiyet ve gayretinden dolayı cihad eder, adam öldürür. Yani mağlub oldu demesinler diye muharebe eder. Adam vardır ki herkesin gönlünde yer etmek, bir rütbe almak için cihad eder. Adam vardır ki nam salmak için çarpışır deyince Peygamberimiz: ”Ancak ALLAH’ın adını yüceltmek için çarpışan Allah yolundadır” buyurdu. İnsan nefsine sadece Allah’tan övgü ve takdir beklemesi gerektiğini hatırlattıkça amellerini ve ibadetlerini mümkün mertebe insanlardan uzak gizli olarak yapması gerektiğini bilir ve nefsini bundan uzak tutar. Kul bunlardan kaçmaya yeltendiğinde Allah’ın yardımı kendisine yetişir. Allah kuluna verdiği bir nimeti kul kendini bozmadıkça elinden almaz. Allah’a olan iman O’nun bize bağışladığı en güzel nimetlerdendir.
Yine nefsin hastalıklarından biri olan kibre karşı tevazuyu bize öğreten Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’dir.
Enes radıyallahu anh ashaba göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’den daha sevimli kimse olmadığı halde O’nun kendisine kıyam yapılmasından hoşlanmadığını bildikleri için meclislerine gelince, ona kıyam etmezlerdi demiştir ve yine Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in bir kimsenin kendisinin ardından yürümesine müsaade etmemesi bir nefsi hastalık olan kibrin tedavisi için bize örnektir. Dünya malına düşkünlüğün tedavisinin cömertlik olduğunu, nefsi güzelleştirip imanı artıran şükür, sabır ve tevbe gibi Allah’ı razı edecek davranışları nasıl hayata koyacağımızı Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’den öğreniyoruz.
Nefsi hastalıklarla mücadelenin ilk yolu Allah’ı anmak ve sürekli hatırda tutmaktır. O’nu en güzel sözlerle, cümlelerle anıp kalbi, dili ve amelleriyle hatırında tutan Rasulullah’ın andığı zikirlerle hakkıyla zikredebilmek ve hayatımızı onunla şekillendirebilmek duası ile….