Bilindiği üzere, insan hayatındaki hemen her türlü pozitif ve negatif davranışların kökleri, küçüklük ve gençlik dönemlerine kadar uzanıp oralarda gizlidir. Ailevî hayattan tutun da okul hayatına, çevre hayatına kadar. Bütün insanlar ilk yaratılışta İslam fıtratı üzere doğarlar; yetiştiricilerinin ellerinde muhtelif dinlerle yoğrulur ama din farkı mahfuz, karakter değişimi diye bir şey söz konusu olmaz. Zira insanoğlu kendi mahiyetini değiştirmeye muktedir değildir.

Evet, gittikçe artış eğilimi gösteren intihar, yaralama, öldürme, cinayet, kapkaççılık, terör ve global savaş tehlikesi gibi modern çağla birlikte azgınlaşan insanın varlığını tehdit ve yok etmeye yönelik eylemlerin de dayatması ile birlikte din ve ahlak eğitimi, hem akademik hem de pratik anlamda yeniden insanlığın gündemine girmiştir. Özellikle gençler arasında İslamiyet’e ve manevi değerlere karşı büyük bir ilgi duyulmaya başlanılmıştır.

Her insanın maddî-manevî kabiliyetleri kendine göredir, mutlak eşitlik asla söz konusu değildir. Dolayısıyla hiçbir insanın ideal burcu, diğer bir insanla aynı olamaz. Buna göre her fert, daha çocukluk döneminden başlamak üzere özellikle gençlik yıllarında özel bir eğitim, öğretim ve yönlendirmeye tabi tutulmalıdır. Gerçekte genç, idealize edildiği “hedef”e kendisini ulaştıracak altyapıyı yine gençlik Bu döneminde elde eder. Gençlerin eğitimini üstlenenlerin (anne-baba, öğretmen, âlim…) ona “Salih ameller, sağlam imandan doğar”, “Genç Adam! Muhtaç olduğun kudret, kalbindeki sağlam imanda mevcuttur” diyebilmek için o iman ve ameli bizzat yaşayarak ortaya koyması gerekmektedir.

Güçlü mü’minin Allah nazarında daha hayırlı ve Allah’a daha sevimli olduğuna inanan imanlı genç, her konuda güçlü ve üstün olmaya çalışmalıdır. Genç adamın hem yumruğu hem beyni güçlü olmalı… Hem manevî hem teknolojik üstün seviyeyi yakalamalı… Madden ve manen güçlü olma hedefini taşımalıdır. Bulunduğu alanda zirveye erişmeyi hedeflemeli… Bunun yanında kulluk görevlerini de kesinlikle ihmal etmemelidir. Genç kardeşimizin, ruhanî yapısı güçlü, ehil eğitimcilerden alacağı manevî aşı, onu her çeşit tehlikeli bulaşıcı ideolojilere karşı koruyacak ve her çeşit manevî mikroba karşı ona bağışıklık kazandıracaktır.

Genç adam, gönül kazanma ve yürek fethetme görevini en tatlı dille ve en güzel metotla yerine getirmelidir. Günümüz insanı, genç kardeşlerine karşı beslediği bazı olumsuz ön yargıları değiştirmedikçe Şanlı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bu husustaki müsamaha dolu sünnetini idrak edemeyecektir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in gençlere karşı tutumu

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz gençliğe ve gençlerin yetişmesine çok büyük önem vermiştir. Çünkü peygamberliğinin ilk yıllarından itibaren yanında gençleri bulmuş, birçok yaşlılar İslam’a şiddetle karşı çıkarlarken, gençler Müslüman olmuş ve İslam’a destek vermiş, bu gençlerin çoğu, zengin ve itibarlı ailelerini terk ederek büyük çileler pahasına Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında yer almışlardır.

Kureyş kabilesinden bir genç, Hz. Peygamber’in huzuruna gelerek, “Ey Allah’ın Rasûlü! Bana zina etmek için izin ver.” dedi. Orada hazır bulunan sahabeden bazıları bu isteği İslam terbiyesine aykırı gördüklerinden, “Sus, sus” diyerek, genci azarladılar. İslam Peygamberi son derece sakin bir şekilde delikanlıya, “Yanıma gel, otur.” diye yer gösterdi. Sonra onunla sohbet etmeye başladı. “Söyle bakalım, bir başkasının senin annenle zina etmesini ister misin?” diye sordu. Genç “Sana feda olayım ey Allah’ın Rasûlü, böyle bir şeyi asla istemem.” dedi. Peygamberimiz de “Zaten hiç kimse annesine böyle bir şey yapılmasını istemez.” buyurdu. Sorusuna devam ederek, “Başkasının senin kızınla zina etmesine razı olur musun?” diye sordu. Genç yine, “Sana feda olayım ey Allah’ın Rasûlü, razı olmam.” dedi. Hz. Peygamber de “Hiç kimse kızıyla zina edilmesine razı olmaz.” dedikten sonra, kız kardeşi, halası ve teyzesiyle zina edilmesine razı olup olmayacağını sordu. Genç, her soruda da “Sana feda olayım hayır istemem.” diye cevap veriyordu. Artık hatasını anladığını görünce Hz. Peygamber, elini bu gencin omzuna koyarak, “Allah’ım, bunun günahını affet, kalbini temizle ve uzuvlarını günah işlemekten koru.” diye dua etti. Bu genç, kendi ifadesine göre, bir daha hayatı boyunca kalbinde zina duygusuna yer vermedi. (2)

İbn-i Abbas radıyallahu anhu  diyor ki: Ben bir gün Nebi (sav)’in terekesinde idim. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ey evlatçığım! Sana bazı kelimeler öğreteceğim. Allah-u Teâlâ’yı muhafaza et ki, Allah da seni muhafaza etsin. Allah-u Teâlâ’yı muhafaza et ki, O’nu sana yönelmiş bulasın. İstediğin zaman yalnız Allah’tan iste. Yardım dileyeceğin zaman da yalnız Allah’tan yardım dile.

Bil ki! Eğer bütün ümmet sana fayda vermek için toplansa, Allah’ın senin için yazdığından başka sana fayda veremez. Ve eğer bütün ümmet sana zarar vermek için toplansa, Allah’ın senin için yazdığından başka sana zarar veremez. Kalemler kaldırıldı ve sayfalar kurudu.”

Talha ibn Ubeydullah radıyallahu anhu rivayet ediyor, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki; “Allah ibadete düşkün gençle, meleklere karşı iftihar ederek şöyle buyurur: ‘Kuluma bakın, benim rızam için nefsani isteklerini terk etmiştir’ ” (3)

Ukbe ibn Âmir radıyallahu anhu’dan rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular; “Gençlik bir çeşit deliliktir.” (4)

Gençler için örnekler

Daha genç yaşlarındayken, Hz. İbrahim aleyhisselam, puta tapan kavmiyle tek başına mücadele etmiş, Hz. Yusuf aleyhisselam bütün olumsuz şartlara rağmen nefsine “dur” diyebilmiş, Hz. Musa aleyhisselam iffet ve namus timsali olmuş, Hz. Yahya aleyhisselam birçok yönüyle çocuklara ve gençlere örnek gösterilmiş, Ashab-ı Kehf olarak adlandırılan gençler, inandıkları gibi yaşayabilme uğruna her şeylerini ve diyarlarını terk etmiş, İsa aleyhisselam devrinin azgınlarına karşı “Hakk’ın mücadelesini vermiş,” Hz. Peygamber aleyhisselam Efendimiz de son derece temiz ve kararlı bir gençlik geçirmiştir. Hz. Meryem de öyle…

Lokman aleyhisselâm’dan oğluna öğütler:

“Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.”

“Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır.”
“Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy.” “Sonunda dönüşünüz ancak banadır. O zaman size, yapmış olduklarınızı haber veririm.” “(Lokman, öğütlerine devamla şöyle demişti:) Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.” “Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.” “Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.”

“Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.” (Lokman, 13-19)

Bu Nasihat İslâm’ın pratik hayata aktarılması, ahlâkî prensiplerin yaşanması, insanî erdemliliklerin, görgü kurallarının öğretilmesi amacıyla bilenlerin bilmeyenlere öğretmesi ve hatırlatmada bulunması amacıyla yapılan öğütlerdir. Bu öğütler yapılırken asla bir ard niyet güdülmez, dünyevî çıkarlar düşünülmez. Nasihat eden kişi güvenilir olur. Onun yaptığı nasihat samimiyetle yapıldığı takdirde etkisini gösterir. Müminler sürekli olarak birbirine öğüt vermek sûretiyle yardımcı olurlar. Cenab-ı Allah; “Hatırlat, umulur ki bu hatırlatman müminlere yarar sağlar, (öğüt alırlar)” (Zâriyat, 55)

Gençlere altın küpeler

*Yaratan Allah’ı bilip tanı, O’na inan, O’nu kalbinden çıkarma ki O’da seni unutmasın.

*Her iyiliğin başı Allah sevgisi ve Allah korkusudur.

*Dinini, peygamberini, kitabını ve tarihini iyi öğren ve öğret. İnandığın gibi yaşa ki, yaşadığın gibi inanmaya başlamayasın.

*Dünyayı ahiretin bir tarlası olduğunu, burada ne ekersen ahirette onu biçeceğini unutma. Dünyada yaptıklarından hesaba çekileceğin günü düşün ve işlerini ona göre yap.

*Hangi çeşit olursa olsun, görevlerini severek ve en iyi yapmaya çalış, vazifede gevşek ve dikkatsiz olma.

*Anne-Babaya ve büyüklere karşı itaatli ve saygılı, küçüklere karşı şefkatli ve merhametli ol.

*Mukaddes değerleri ve varlıkları sev ve koru.

*Fesat çıkaranların, fitnecilik yapanların yanına sokulma, onlara alet olma.

*Başkalarının kazandığı şöhreti çekememezlik etme.

*Hırsızlık, dolandırıcılık ve yağmacılık gibi şeylerin büyük günahlardan olduğunu hatırından çıkarma. İçkinin her türlüsünden ve kumarın her çeşidinden kendini koru.

*Başkalarına iftiradan ve saldırganlıktan uzak dur.

*İnsanları birbirine düşürecek sözlerden ve işlerden sakın.

*Birinden laf alıp başkasına götürme, dargınları barıştır, kötülerle düşüp kalkma.

*Arkadaşlarınla iyi geçin, kimseye kaba ve çirkin söz söyleme, kimsenin ayıplarını ve gizli hallerini araştırma.

*Komşularını incitme, emaneti koru, sırları sakla, doğruluktan ayrılma, yalan söyleme, yalan şahitliği yapma, fena niyetler besleme, kötü arzular peşinde koşma, intikam besleme, kin tutma ve haset etme.

*Nefsine hâkim ol, olur olmaz şeylere kızma, yetimleri koru, kimsesizlere ve muhtaçlara elinden gelen yardımı esirgeme.

*Maddi ve manevi temizliğe dikkat et, sıhhatini koru.

*Cimrilikten ve savurganlıktan kaçın, tutumlu, temkinli ve tedbirli ol.

*Eşine, işine, aşına sadık; eline, beline ve diline sahip ol.

*Duyguların saf ve temiz olsun, tavır ve hareketlerine dikkat et.

*Kendin için istediğin ve sevdiğin bir şeyi başkaları için de sevip iste; kendin için sevmediğin ve hoş görmediğin bir şeyi başkası için de isteme.

*Geçici şeylere gönül bağlama, her işin sonunun nereye varacağını iyi düşün, iyice düşünmeden hareket etme, bilmediğin şeyin peşine düşme, tereddüt ettiğin şeyi bırak, işlerini ehliyle, danışarak yap.

*Hiçbir iyiliği küçük görme, insanlara karşı güler yüzlü, güzel sözlü ol.

*Sağlığının kıymetini bil, vaktini boşa harcama, nefret etme ve ettirme, menfaat ve makam düşkünü olma, ölümü ve ahireti unutma.

*Helal kazanca yapış, harama yaklaşma. Dünya geçici, ahiret kalıcı ve bakidir.

*Sabırlı, gayretli, planlı, hedefli ol. Ayağın yerde, gözün gökte olsun.

*Cahillikten, tembellikten, bîkeslikten, nâkeslikten, borçlanmaktan kaçın. Vefakâr ve fedâkâr ol.

*Az ye, az konuş, az uyu, çok oku, çok dinle, çok çalış.

*Nimete şükret, belâya sabret, günahtan tövbekâr, gelecekten ümitvâr ol. İtikatın düzgün, yolun doğru olsun.

*Ruhunu yükselt, nefsine hâkim ol, bedenini ölüme hazırla, çünkü dünyadan son gideceğin yer kabirdir. Dünya daimi değil ve vefasızdır.

*Makul davran, iyiliği emret, kötülükten alıkoy.

*Fırsatı ganimet bil, onu neticesi hiç olan işlerde iflâs ettirme.

*Hayır, işle, hayra çalış, adın kalsın.

*İhsanda bulun. İnsan ihsan ile vahşi hayvan tuzakla avlanır.

*Emrin altında çalışanların kalplerini kırma. Olabilir ki bir gün sende onlar gibi emir altında yaşamaya mecbur olursun.

*Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma, her gördüğünü söyleme, her bildiğini deme!

*Sevildiğin yere sık gidip gelme, muhabbet ve itibârın zedelenir.

*Geçmişini, geleceğini, nereye gideceğini iyi bil.

*Mazlûmun bedduasından kork, dostuna dost ol, hakka riayet et.

*Güzel ahlak en güzel dosttur. Doğruluktan yine ayrılma, sadık ol.

*Bozuk itikatlılardan uzak ol, Kalb-i selîm sahibi olarak öl.

 

————————-

 

  1. En`âm Suresi 162.
  2. Ahmed b. Hanbel, Müsned, Beyrut, ts., IV, 256-257.
  3. Müsnedül Firdevs, Deylemi
  4. İbni Asâkir, Beyhaki Delâil