“Eyyûb’u da an! Hani rabbine, ‘Başıma bu dert geldi. Ama sen merhametlilerin en üstünüsün’ diye niyaz etmişti. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için anılacak bir örnek olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik; ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.” [1]

Müslümanın, Müslüman üzerindeki haklarından biri de hasta olan mümin kardeşini ziyaret etmesidir. Hasta ziyareti, hastanın hal ve hatırını sormak, gönlünü almak ve gücü yettiğince ihtiyaçlarını karşılamak demektir. Bu çerçevede hasta ziyareti müekked sünnettir. Vacip olduğu görüşünde olan âlimler de bulunmaktadır. Bir hastayı, bulunduğu yerleşim bölgesinde hiç kimse ziyaret etmez ve ihtiyaçlarını karşılamazsa, orada yaşayan bütün Müslümanlar bundan sorumlu olur. Böylelikle tıpkı aç olanı doyurmak ve esiri esaretten kurtarmak gibi hasta ziyareti de farz-ı kifâye hükmünü alır. 

Hasta olan kişinin hastalık derecesine göre, sağlıklı düşünmesi zayıflayacağı gibi olgun davranışlar sergilemesi de azalacaktır. Hasta kişi fizyolojik ve psikolojik olarak düşüş yaşamakta, çevresindeki insanlara hiç olmadığı kadar ihtiyaç duymakta ve son derece kırılgan olmaktadır. Hasta bir kişinin psikolojisini anlamak için empati yoluyla kendimizi hastane odalarının birinde olduğunu hayal edelim. Hastaların iniltilerini duyan kulaklara, birbirine karışan ilaç kokularını algılayan burunlara, acizlik ve zillete bakan gözlere her gün şahit olduğumuzu düşünelim. Hastalığın verdiği ıstırapların yanında hastane odalarının kasvetli duvarlarının ruhumuz üzerindeki etkilerini hatırlayalım. Ya da kendimizi evimizin dışarıya bakan bölümünde hasta döşeğinde dışarıyı seyreden biri olarak algılayalım. Ağrı ve sızıların her bir yanımızı kuşattığını hissedelim. Dışarıdaki canlı hayata cansız gözler ile göz gezdirdiğimizi tasavvur edelim. İşte bu durum en aciz olduğumuz bir durumdur. Bu durum kimi kullar için tefekkür mesaisi olurken, kimi kullar için ise morallerin dibe vurduğu bir zamandır. Acizliğin, zayıflığın hissedildiği o an, Allaha ihtiyaç duyduğumuz ve O’na en derinden bağlandığımız an olarak imanda yükselişe geçtiğimiz an olabilir. Ancak insanın sosyal bir varlık olduğu ve zayıf olarak yaratıldığı unutulmamalıdır. Diğer insanların varlığı, hasta için psikolojik olarak toparlayıcı bir vesile olacağı unutulmamalıdır. Bu yüzden hasta insanlar, o aciz günlerinde kalabalıkların kendi halini sormasını arzu etmekte ve ilgi odağı haline gelmeyi beklemektedirler. Çünkü ağrılarının şiddetini ve sızılarının derinliğini, tebessüm eden çehreler ve umut veren cümlelerle unutmak isterler. Hasta kişi, gülen yüzleri ve moral verici konuşmaları yanında bulamazsa yanında şeytanı bulur. Hasta kişinin boş duvarlara bakma süresi, şeytanların vesvese verme süresine eşittir. Şöyle ki; “Seni kimse önemsemiyor”, “sen unutuldun”, “iyi günde olanlar şimdi nerde”, “hani hepiniz kardeştiniz?”, “nerde kardeşlerin” gibi çeşitli vesveseler ile şeytanlar hastaya yüklenebilmektedir. Nitekim hasta, iradesinin en zayıf halini yaşamaktadır. Bu yüzden Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, hasta ziyaretini Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarından saymıştır. Allah subhana ve Teâlâ hasta ziyaretine önem arz etmesi bakımından bir kutsi hadiste kıyamet gününde şöyle buyurur: 

“Ey Âdemoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin.”  Âdemoğlu: 

“Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl ziyaret edebilirdim.”  der. Allah Teâlâ: 

“Falan kulum hastalandı, ziyaretine gitmedin. Onu ziyaret etseydin, beni onun yanında bulurdun. Bunu bilmiyor musun?”…  [2]

Allah Teâlâ, rızasının hasta olan kullarının ziyaretinde olduğunu bildirmiştir. İsmi Ahmet ya da Mehmet olan herhangi bir hastayı ziyaret etmek, aslında Allah’ı hoşnut etmek demektir. Allah’ın hoşnutluğu ve rızası hasta odalarında biz müminleri beklemektedir. Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Allah, Müslüman bir toplumun sağlıklı, diri, canlı ve hareket halinde olmasını istemektedir. Böyle bir toplumun oluşması için ise hasta ve düşkünlerin psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlarının giderilmesi gerekmektedir. Hastalar ziyaret edilmediği takdirde Müslümanların arasındaki bağlar zayıflar, kalplere kırgınlıklar düşer ve böylelikle toplumda çözülmeler meydana gelir. Allah Teâlâ bize lütufta bulunarak rızasını hasta ziyaretine bağlayarak; hem hasta kuluna özel bir ilgi ikramında bulunmakta hem ziyaretçinin derecesini yükseltmekte hem de genel olarak kalpleri birbirine nakşolmuş bir toplum inşa etmektedir. Şeytanlar ise böyle özel bir toplumu istemediklerinden dolayı genel olarak hastaları müminlerden önce ziyaret etmede acelecidirler. Bu yüzden hasta ziyaretinde şeytanlardan daha aceleci olmak gerekmektedir.

Hastaları ziyaret etmenin hikmetleri ve faziletleri üzerinde biraz daha durmak gerekirse Ali radıyallahu anh ’den rivayet edilen bir hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim demiştir: 

“Bir Müslüman, hasta olan bir Müslüman kardeşini sabahleyin ziyarete giderse, yetmiş bin melek akşama kadar ona rahmet okur. Eğer akşamleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek onun için sabaha kadar istiğfar eder. Ve o kişi için cennette toplanmış meyveler de vardır.”  [3] 

Bir insan, Salih bir insanın kendisine dua ettiği haberini aldığında, nasıl hoşnut ve kaldığını düşünelim. Çalışan bir işçi veya bir esnafın ücretin yanında birde hayır duası aldığındaki o mutluluk tarif edilemezdir. Bu mutluluk sadece bir veya birkaç insanın dua etmesiyle kazanılmıştır. Birde şöyle düşünün ki; Âlemlerin rabbi olan Allah’ı hiç ara vermeden tesbih eden melekler ordusunun, göklerde size hayır duasında bulunarak, sizin için Allah’tan bağışlanma dilediğini bilseniz mutluluğunuz artar mı yoksa azalır mı? Tabi ki artacaktır. Zaten bu dünyada Allah’ın bizi bağışlamasından ve cennetinde ebedi olarak yaşatmasından başka ne beklentimiz vardır ki? Bu yüzden hasta ziyaretlerimizi arttırmalıyız. Cennetteki meyveleri toplar gibi hasta ziyaretindeki sevapları dünyada toplanmalıyız. Dünyada topladığımız sevaplar, bize cennette topladığımız meyveler olacaktır inşallah.

Hasta ziyaretindeki amaç hastaya moral vermektir. Bu yüzden hasta yanında boş ve moral eksikliğine götürecek konuşmalar yerine, “kardeşim Allah a hamd olsun seni iyi buldum” gibi moral depolayıcı cümleler kurmalı ve Allah Rasûlü’nün hasta ziyaretinde bulunurken, hastaya söylediği “geçmiş olsun. Hastalığın günahlarına kefaret olur inşallah” duasında bulunulması yerli yerinde bir davranış olacaktır. Ayrıca hastaya hastalığı hakkında sormak yerine ailesine sormak ve ziyareti kısa tutmak nebevi bir davranıştır.  Hasta ziyaretleri sadece hasta yararına değil hastayı ziyaret eden hasta adayları içinde hikmetler barındıran bir ameldir. Hastayı ziyaret eden sağlıklı insanların ders çıkarması gerekmektedir. Özellikle hastane köşelerinde kalan hastaları ve evlerinin küçük köşelerinde mahsur kalan kardeşlerimizi ziyaret etmek sağlığımıza şükretmek için birer vesiledir. Nitekim sağlığın gitmesi demek birçok amelden uzak kalınması demektir. Bu şekilde sağlığın kıymetinin bilinmesi ve bir nimet oluşu hatırlara kazınacaktır.

Hasta ziyaretinde dua makbuldür. Hz. Peygamber’in hastaya şu şekilde dua ettiği bildirilmektedir:

“Ey insanların, ıstıraplarını gideren Rabbi, Allah’ım! Senden başkası şifa verecek yoktur. Buna, (hasta olana) hiçbir iz bırakmayacak şekilde şifa ver; şifa veren ancak sensin.”  [4] 

Bir diğer hadiste ise İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 

“Kim, henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun başucunda yedi kere; ‘büyük arşın sahibi yüce Allah’tan seni iyi etmesini dilerim’ diye dua ederse, Allah o hastayı iyi eder.” [5] [6]

Allah’ım! Hasta olanlara şifa, Hastalığını yalnız geçirenlere dost, sağlıklı olanlara ise sağlıklarının kıymetini anlamayı nasip et.

 

[1]. Enbiya Sûresi- 83,84

[2]. Müslim-Birr, 43

[3]. Tirmizî, Cenâiz 2. Ayrıca Bk. Eba

[4]. Dâvüd, Cenâiz 3; Ibni Mâce, Cenâiz 2

[5]. Buhari, Tıb 38

[6]. Ebü Dâvüd, Cenâiz 8; Tirmizî, Tıb 32