Toplumun insan üzerindeki etkisi tartışılmaz bir gerçektir. Bu etkiyi olumsuz mânada düşündüğümüzde, cahili toplumlarda fertlerin küfre sürüklenmesi daha kolay olmaktadır.

Toplumun sosyal yapısı insanın temiz fıtratını bozar. Kötü, adi düşünceler güçlenir, irade zayıflar.

Seyyid Kutup rahimehullah, bu konuyla alakalı Fizilâl-il Kuran adlı eserinde; ‘İnsanlığın hür düşünceye İslam’la kavuşacağını, İslam’la yönetilmeyen toplumun tüm tercihlerinin bilinçlere yapılan baskılar sonucu oluştuğunu’ ifade etmektedir.

Anlıyoruz ki yeryüzünde yaşayan insanların yaptıkları tercihler, yaşam tarzları, anlayışları, hiçbiri hür iradeleriyle seçtikleri şeyler değil, bilinçlerine yapılan, gerek tağutların, gerek geleneklerin, beşeri akılların yaptığı baskılar sonucu ortaya çıkar.

Günümüzde ahlaki sapkınlığın artması, her türlü karede insan bilincine yapılan cinsel baskının sonucunun yansımasıdır.

Örneğin evde televizyon ekranında bilinçlere yapılan baskı, elimizdeki telefon ekranından biliçlere yapılan baskı, yolda billboardlardaki görüntüyle bilinçlere yapılan baskı, genel olarak ya cinsel içerikli ya da tüketime sürükleyen türdendir. Gerek medya gerek teknolojik aletlerle toplumu istediği yere sürükleyen bir gücün etkisini görebiliyoruz.

Son yüzyıldır yaşadığımız toplum, gerek eğitim sistemiyle, gerek medya üzerinden yapılan baskılar sonucu ortaya çıkan aynı format ve düşüncede ‘insan nasıl yetişir?’ sorusuna, günümüz toplumu cevap olarak karşımızda duruyor.

“Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak ‘zan ve tahminle yalan söylerler.” (En’am, 116)

Hz. Nuh aleyhisselam’ın, dokuz yüz elli yıl süren davet sürecinde de insanların pek azının iman ettiğini hatta kendi öz oğlunun dahi bu toplumla beraber felakete sürüklendiğini görüyoruz.

Atalarının davrandıkları gibi davranıp Allah’ın emirlerini bir kenara atanlarda yine toplum psikolojisinin etkisini görüyoruz.

“Hayır, (onlar) dediler ki: “Gerçekten biz, babalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk. Ve muhakkak ki biz, onların izi üzerinde hidayete erenleriz.” (Zuhruf, 22)

Ayrıca her toplumun bir melesi (önde gelenleri) vardır. Onların davranışları, tercihleri de toplumu olumsuz mânada etkiler.

“Onun kavminden; kendilerine dünya hayatında rızık verdiğimiz halde küfr ederek ahirete kavuşmayı yalanlayan ileri gelenler dediler ki: Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Sizin yediklerinizden yiyor, içtiklerinizden içiyor.” (Mu’minun Suresi, 33)

Örneğin din adamları ruhbanlaştığında halk tabakasında da bu görülür. Ya da din adamları dünyevileştiğinde aynı şekilde toplum da dünyevileşir.

Buraya kadar ki tespitlerimizde toplumun yani çevrenin insan üzerindeki olumsuz etkilerini kısaca dile getirdik.

Ancak doğru yaşayan, hak üzere yaşayan bir topluluk da aynı şekilde çevresini etkisi altına alabilir.

Yine Seyyid Kutup rahimehullah, davet metodunda en etkili yöntemin bu olduğunu bize ifade ediyor. Ciltler dolusu kitapların basılmasındansa, yüzlerce konferansın yapılması veya dergilerin çıkarılmasındansa, İslamı yaşayan, hayatına geçiren bir sokağın, bir mahallenin etkisinin bütün bunlardan daha fazla olduğunu bildiriyor.

Davette etkili yöntemin, hayata geçirilmemiş satırlar veya hayata geçirilmemiş sözler değil, hayata geçirilmiş, amel edilmiş bir dinin etkili olacağını anlıyoruz.

Günümüzde kitapların çok olması veya İslamı anlatan, ifade eden, kürsülerden konuşan, hitap eden kimselerin çok olması toplumu etkilemiyor.

Ne zaman ki okuduklarımızı İslam davetçileri olarak hayatımıza nakış nakış işleyeceğiz, anlattıklarımızla ihlaslı bir şekilde amel edeceğiz, o zaman kalpler bizimle birlikte olacak, o zaman kalplerin kapıları açılacak inşallah.

Ne zaman ki sokaklarda iffetli ve izzetli insanlar dolaşacak, insanlar da o iffetli ve izzetli insanların peşinden gidecek.

O izzetli ve iffetli şahsiyetler, insan ruhuna, tağutların renkli, aldatıcı medyalarından vallahi daha etkili olacak.

Müminler sokakları, mahalleleri, şehirleri kuşattıklarında küfrün kokuşmuş yüzü öyle bir ifşa olacak ki, çocuklar bile onların sahtekar ve yalancı yüzlerini görecekler.

Mümin kadınlardan ve kızlardan iffetli bir topluluk oluştuğunda,

İslam ahlakını hayatlarına geçirdiklerinde,

Görünüşü, yürüyüşü, her haliyle İslamı haykıran, hidayeti gösteren birer ışık olduklarında,

Küffarın çirkin, kötü oyunlarına aldanmış, karanlıklara gömülmüş, bir çıkış yolu arayan kadınlara, genç kızlara örnek olup ellerini uzattıklarında, yaşayan ahlakın toplum üzerindeki etkisini göreceğiz.

Ey kardeşim..! Dilimizin anlatma kabiliyeti olmasa da, cafcaflı sözler, cümleler kuramasak da, insanlara sunacak bir servetimiz olmasa da, İslam ahlakını kuşandığımızda, bizim o toplum içindeki varlığımız insanları İslama davet edecektir.

Selam ve dua ile…