Allah’ın selamı ve rahmeti, peygamberlerin, onların ehlinin, ashabının, salihlerin, şehidlerin, İslam davetçilerinin ve tüm kardeşlerimin üzerine olsun. Davet kelimesinin manasına baktığımızda, çağırmak, nida etmek, gelmesini istemek, dua etmek gibi anlamlara gelmektedir. Dava ise inandığın şey uğruna yaptığın mücadelenin adıdır. Mücadelen kadar davan, davan kadar mücadelen vardır.

Davet ise davanın mücadele kısmının büyük bir bölümünü kapsamaktadır. İslam’a davet İslam dinini anlatarak insanlara benimsetmek ve o dinin ölçülerine davet etmektir.

Davete muhtaç olan bazen Müslümanlar, bazen İslam’ın dışında olan herkes olur. Davet insanlığa en büyük fayda ve yardımdır. İnsanlığı şirk ve haramların bataklığından kurtarmak üzere uzattığımız bir eldir.

Davetin diğer bir faydası ise müslümanların felaket ve gazaba uğramalarını bertaraf etmesidir. Zeynep Binti Cahş radıyallahu anha’dan, Müslim’de geçen hadiste Zeynep annemiz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! İçimizde iyi kimseler bulunsa yine felakete uğrar mıyız?” diye sorar. “Evet, fenalık çoğalırsa” diye buyurmuştur.

İnsanların içerisinden bir kısım hakka davet edip hakkı hatırlamadıkça, insanların azgınlıkları artar. Haramlar çoğalır. Bu da Allah’ın gazabını o topluluğun üzerine çeker. “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar.” (Muhammed, 7)

Allah azze ve celle ayetinde Allah’ın yardımını beklemek için, onu istemek için O’nun dinine yardım etmemizi istiyor. Allah’ın dinine yardım etmemiz haşa Allah’ın bizim yardımımıza ihtiyacı olduğundan değil, bilakis biz Allah’tan yardım istemek için o dine hizmet etmeye, davet etmeye muhtacız. Allah’ın en güzel elçilerinden ve davetçilerinden olan İbrahim aleyhisselam’ın hayatına baktığımızda davet ve tebliğ görevini yerine getirip Allah’ın emir ve yasaklarına tam teslimiyet gösterip, sonuçlarına sabrettikten sonra Allah’tan şöyle yardım istediğini görüyoruz. “Hani, İbrahim demişti ki: ‘Rabbim burasını emniyetli bir şehir yap. Ve halkından Allah’a, ahiret gününe iman etmiş olanları mahsullerle rızıklandır.’ Allah da: ‘Kâfir olanı kısa bir zaman için geçindiririm. Sonra onu cehennem azabına zorlarım. Bu ne kötü bir sonuçtur.’ buyurmuştu.” (Bakara, 126)

“Ey Rabbimiz, ikimizi de sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da sana teslim olan bir ümmet çıkar, bize ibadet yollarımızı göster, tevbemizi kabul buyur. Hiç şüphesiz sen tevbeleri kabul edensin ve çok merhametlisin.” (Bakara, 128)

“Ey Rabbimiz, içlerinden onlara senin ayetlerini okuyacak, Kitab’ı ve hikmeti öğretecek, kendilerini kötülüklerden arıtacak bir peygamber gönder. Hiç şüphesiz sen azizsin ve hikmet sahibisin.” (Bakara, 129)

İbrahim aleyhisselam Bakara suresinin 126. ayetindeki duasında soyundan gelenler için bol nimet diledi. Allah, İbrahim aleyhisselam’a rızık nimetinin dünyada müminlerle birlikte kâfir olanlara dahi verileceğini bildirdi. Ancak önderliğin sadece gerçek müminlere verileceğini bildirdi.

Dinde öncülük, önderlik yapmak, doğru yolu göstermek, davet yapmak, iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak yalnızca gerçek müminlerin yapacağı bir görevdir. Bu mübarek görevi yapmamızın önüne çıkan engeller aynı zamanda müminlik derecemizin önündeki engellerdir. Mümin bir hanımın İslam’daki derecesinin artmasına engel olan nedenler neler olabilir düşünelim.

Eğer bizler İslam davetiyle ilgilenmiyorsak daha faydalı bir şeyle ilgileniyor olmalıyız ki bu da Allah katında mazeretimiz olsun. Allah’ın davası ve O’nun daveti dışında vallahi bir insanın yapacağı daha hayırlı daha üstün olan amel, Allah yolunda cihad etmektir. Allah bu yükümlülüğü de zaten kadına vermemiştir.

İslam davası için kadının daveti denildiğinde de zaten kadının, davetin içinde olacağı yerler bildirilmiş, sınırları da çizilmiştir.

Her ibadetin yapılışının şekil ve sınırları olduğu gibi, bir kadının davet çalışması yaparken de durması gereken sınırları vardır.

1- Davetçi olan eşine yardım etmesi; Ey müslüman bacım! Sen ne mübarek bir hanımsın ki İslam davasını omuzlarında taşıyan bir eşle evlenmişsin. Önce bunun için Rabbine bol bol hamd et. Çünkü senin eşin dünyadaki evini inşa etmiş, o yuvanın içinde seni koruyup kollarken asıl yurdumuz olan ahiretteki evinizi de yaptığı İslami davet ve tebliğ çalışmalarıyla en güzel şekilde inşa ediyor. Öyleyse dünyadaki ev içinde ona nasıl yardım ediyor, eve geldiğinde güler yüzün ve pişirdiğin aş ile gönlünü nasıl hoş ediyorsan ahiret yurdundaki –inşaAllah- cennetteki eviniz için de ona yardımcı ol. Sakın ha yoğunluğundan şikâyet etme. Dünyada birbirinizi az görmeye sabrederseniz Rabbim sizi cennette ebedi olarak hiç ayrılmamak üzere beraber kılacak inşaAllah.

Eşinin bu yolda gayretini artıracak konuşmalar yap, ona dua et, ilmi çalışmaları birlikte yapın. O aynı zamanda rızık için koşturduğundan, dışarıdaki hayatın içinde haramların çok olmasından dolayı senden daha yorgun olduğunu unutma! Eviniz ikinizinde huzur bulup İslam davası için bilendiğiniz, kuvvetlendiğiniz yer olsun. Eğer eşine bu yolu kolaylaştırır, onun çalışmalarına yardımcı olursan, zorluklarına sabredersen aynı mükâfatı sen de alırsın unutma. Senin davet sahasındaki ilk görevin eşine destek olmak, onun Allah yolunda yaptığı amellere engel olmamak, sabretmek, o, Allah için cihada çıktığında da arkasında sapasağlam durup onun için dua etmektir.

İşte gerçek mümine bir hanım, böylesine güçlü ve sabırlı olur. İnan bana kardeşim, senin böyle sabırlı ve güçlü olman kâfirlerin kalplerine korku salıyor. Çünkü müminlerin evlerinde böyle yürekli yiğit hanımlar nöbet tutuyor.

2- Davet sahasındaki ikinci vazifen; çocuklarını İslam üzere yetiştirmendir. Ancak şeytan seni aldatmasın. “Ben eşim ve çocuklarımla ilgileniyorum. Ancak onlara yetiyorum” deyip akraba ve komşularına gücün yettiğince davet yapmayı ihmal etme. İslamdan uzak yaşayan her akraba, her komşunun senin çocukların için de bir tehdit olduğunu düşün. Çocuklarına İslamı, Allah’ın sınırlarını öğret. Onları İslam edep ve ahlakıyla eğit, onlara yaşına göre İslami ilimleri öğret, Kuran’dan ezber yaptır, yeme-içme ve giyinme adaplarını İslamın emrettiği şekilde öğret. Unutma, İslam edebiyle edeplenmiş her çocuk da birer İslam davetçisidir.

3- Yakın akraba ve komşularının hanımlarına da gücün yettiği kadar İslamı anlat. İslami ilimlerde kadınların bilmesi gereken ilimlerle alakalı ders grupları oluştur. Kendini bu ilimlerde geliştir. Akraba ve komşu haklarını gözet. Onların arasında yardımlaşmaya teşvik et. Ziyaretleri ihmal etme. Unutma ki dünya içinde müminler olduğu müddetçe güvenlidir.

4- İsraftan sakın. İslam davası için infak et. Malın ve rızkından bir kısmını İslam davası için ayır. Evine, elbiselerine, ziynetlerine harcama yaparken bu dünyanın geçici olduğunu düşün ve aşırıya gitme, ihtiyacın dâhilinde al. Nefsini dünyaya meylettiren ortamlardan uzak dur.
Mümin bir hanım bütün bunlara dikkat eder, takvasını korur, ahlak ve tesettürüne dikkat ederse inşaAllah dava ve davet şuuruna ulaşmış olur.

İslam ile şuurlanmış olan bütün kardeşlerime selam olsun.

Selam ve dua ile…