Müslüman Coğrafyaları yazı dizimizin bu bölümünde Türkçede “Fas” ismi ile anılan kuzeybatı Afrika ülkesine konuk olacağız. Her ne kadar Türkçede bu isimle anılsa da asıl adı “el Memleket-ül Mağribiyye”dir. Ülke, Müslümanlar arasında ise “Mağrib” ismi ile anılır. Müslüman tarihçiler tarafından ise “el Mağrib el Aqsa” yani “en uzak batı” şeklinde isimlendirilir. Bu isimlendirme hiç şüphesiz, ülkenin Müslüman Coğrafyalarının en batısında yer alması sebebiyle uzun yıllar kullanılagelmiştir. Ülke batılılar tarafından ise “Morocco” ismiyle anılır. Kuzey Afrika ülkeleri arasında Cebelitarık boğazına sahip olmakla ön plana çıkan ülke bu yönüyle Afrika ve Avrupa arasında köprü vazifesi görmektedir. Bölgenin bu özelliği İslam’ın Avrupa’ya yayılmasında da anahtar bir rol icra etmiştir.

Ülkenin Genel Özellikleri

Afrika’nın kuzeybatısında yer alan ülke, batı ve kuzeybatısında Atlas Okyanusuna, kuzeyde Akdeniz’e, güneyde Batı Sahra topraklarına, güney ve güneydoğuda ise Cezair’e komşudur. Cebelitarık boğazına hâkim stratejik bir konumda yer alan ülke bu yönüyle Avrupa’ya en yakın Afrika Müslüman beldelerinden biri olarak dikkat çeker. Akdeniz ve Atlas Okyanusunun kesişim noktasında Afrika ile Avrupa’yı birbirinden ayıran boğaz adını Müslüman fatih Tarık bin Ziyad’dan almıştır.

Başkenti Rabat olan ülke yaklaşık 33 milyonluk nüfusa sahiptir. Ülkenin diğer büyük şehirleri Marakeş, Casablanca, Fez ve Agadir’dir. Nüfusun yüzde 59’unu Arapların teşkil ettiği ülkede Berberiler ise nüfusun yüzde 40’ını oluşturmaktadır. Bu nüfusun yaklaşık yüzde 99’u Müslümanlardan oluşmakta ve ülkede Arapça ve Berberice resmi diller olarak konuşulmaktadır. Ayrıca Fransız sömürgecilerin de etkisiyle Fransızca ülkede yaygın olarak kullanılan diller arasında yer almaktadır. Halkın büyük bir çoğunluğu Maliki mezhebine mensuptur.

Tarihsel Süreçte Fas ve Müslümanların Ahvali

Fas bölgesine ilk yerleşimler M.Ö. 8000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Sonraları bilindiği kadarıyla Fenikeliler, Romalılar ve Bizanslıların hâkimiyetinde kalan bölgede İslami dönem Ukbe Bin Nafi ile başlar.

686 yılında bölgeye vali olarak gelen Ukbe Bin Nafi, Magrib’in bir kısmını fethetmiş ve burada hilafete bağlı Ifrikiyye eyaletini oluşturmuştur. Magrib’in kalan kısmı ise, 688’de bölgeye gelen Hassan Bin Nu’man ve 712’de bölgeye gelen Musa Bin Nusayr zamanında fethedilmiştir. Musa Bin Nusayr’ın kumandanlarından olan Tarik Bin Ziyad, Cebelitarık boğazını geçerek bugünkü İspanya topraklarına girmiş ve Endülüs İslâm devletinin temelleri bu şekilde atılmıştır. Cebelitarık (Tarik Dağı) Boğazı’na bu adın verilmesi de Tarık Bin Ziyad’a nispetledir. Tarihte Mağrib üzerinde kurulmuş olan en önemli İslâm devleti Murabıtlar devletidir. 1056’da kurulan Murabıtlar, zamanla bütün Kuzey Afrika’yı ve Endülüs’ü içine alan 6 milyon km2’lik geniş bir bölge üzerinde hâkimiyet kurmuş ve buralardaki dağınıklığa son vererek bir birlik ve merkezi otorite oluşturmuşlardır. 1

Murabıtlar döneminden sonra ülke çeşitli devletlerin kontrolü altına girmiş, 15. Yüzyıldan itibaren ise Portekizlilerin saldırılarına maruz kalmıştır. Bu saldırılar boyunca siyasi istikrarsızlıklar içerisinde kalan ülke 1912 yılına gelindiğinde Fez Anlaşması ile Fransız-İspanyol Sömürgesi haline gelmiştir. Böylelikle de 44 yıl sürecek sömürge dönemi başlamıştır.

1956 yılı sömürgeciliğe karşı verilen mücadelenin meyvelerinin alındığı bir yıl olmuştur. Sultan V. Muhammed, Ağustos 1957’de kral (melik) unvanını almış; 26 Şubat 1961’de vefat etmesi üzerine de tahta oğlu II. Hasan geçmiştir. Aralık 1962’de ise, kabul edilen anayasa ile ülkede şahsî ve siyasî hakları garanti altına alan bir monarşi kurulmuştur. 2 Kral II. Hasan’ın 1999’daki vefatı üzerine ise, yönetime Sidi Muhammed geçmiştir.

Ülkedeki İslami cemaatlere bakıldığında ise bazıları devletin İslamileştirilmesini amaçlayan siyasi faaliyetlerde bulunurken bazıları sadece tebliğ ve eğitim çalışmaları yapan pek çok yapıya rastlanmaktadır. Fas’taki İslâmi cemaatler içinde en geniş kitle tabanına sahip olan ve faaliyetlerini en geniş alana yayan cemaatin Islah ve Tecdid Cemaati olduğunu söyleyebiliriz. Bu cemaat Müslüman Kardeşlerin çizgisini benimsemiş bir cemaattir ve lideri Abdullah Benkiran’dır. Fas’taki İslâmi cemaatlerin önde gelenlerinden bir diğeri de Adalet ve Ihsan Cemaati’dir. Bu cemaatin lideri Abdusselam Yasin’dir. Adalet ve Ihsan Cemaati, Islah ve Tecdid cemaatine nispetle daha sert ve tavizsiz bir tutum izlemektedir. Cemaatin lideri Abdusselâm Yasin, 1975 yılında kral II. Hasan’a “Ya İslâm Ya da Tufan” başlığını taşıyan ve 100 sahifeden fazla bir açık mektup yazmış ve bu mektup üzerine hapse atılmıştır. Fas’taki Islâmi cemaatlerin önde gelenlerinden biri de Islâmi Gençlik Hareketi’dir. Bu hareketin kurucusu Fas’in Seyyid Kutub’u diye adlandirilan Abdulkerim Muti’dir. 3

Fas, tarih boyunca İslam ve Müslümanlar bakımından önemli bir ülke olagelmiştir. Gerek stratejik konumu ve bu doğrultuda İslam’ın Avrupa’ya yayılmasındaki etkisi, gerek eğitim ve ilim hususundaki tarihsel rolü -ki dünyanın en eski üniversite ve kütüphanelerine bu ülke topraklarında rastlanmaktadır- gerekse de bölge halkının İslam ile ilişkisi bu ülkeyi İslam ve Müslümanlar bakımından önemli kılan örneklerden yalnızca bir kaçıdır. Ancak ne yazık ki bu kadim İslam beldesindeki Müslümanlar da dünya Müslümanlarına benzer bir biçimde ciddi zorluklarla yüzleşmekte, batılı ülkelerin kirli siyasetlerine alet edilmektedir.

————————-

1. Ekrem Yolcu, Fas, Vahdet Dergisi. Erişim Adresi: http://www.enfal.de/fas.htm
2. Davut Dursun, Fas / Tarih, Himaye Dönemi ve Bağımsızlık, Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Cilt:12, Sayfa: 192-196, 1995.
3. Ekrem Yolcu, a.g.m.