İnsanoğlu kendine bağışlanan ömür sermayesinde hayata tutunma, hayata iz bırakma, hayallerine kavuşma, önem verdiği değerler adına, birçok şeyini feda eder. Gün gelir zamanını, gün gelir elinde avucunda olanları, gün gelir canını saydığımız unsurlar için harcamaktan bir an geri durmaz. Bu insanlar içerisinden değerleri için her şeylerini feda edenler kendi etraflarınca hayret verici gözlerle izlenmiştir. Kâh deli konumuna sokulmuştur, kâh mert insandır sıfatı ile ödüllendirilmişlerdir. Kimileri şahit oldukları bu fedakarlıklar karşısında etkilenip kendilerini bu yola adamanın adımlarını atarken, kimileri de kendilerinde bu cesareti gösterememeyi alay ederek bastırmaktadırlar.
“İnsanlar, aynen altın ve gümüş madenlerine benzerler. Cahiliyede hayırlı olanları, İslâm’a girip onda derinleşip, (onu hazmettiklerinde) yine en hayırlıdırlar.” (Buhari-Müslim)
İnsan yaratılış icabı selim bir fıtrata sahiptir. Kimi insanın fıtratını kalın bir toz kütlesi kaplarken kimilerinde bu bir örümcek ağı mesabesindedir. Bundan dolayıdır ki bazı kalpler değer atfettikleri şeyler için amansız bir mücadelenin içine girip yorulmaz bir kavgaya kendilerini atabiliyorlar.
Bu melekelere sahip biri ister kafir olsun ister Müslüman olduğunu söyleyip tabi olduğu dinin farkında olmayan bir kişi olsun, İslam Daveti bu insanların kulaklarına ulaştırılıp zihinlerinde sorgulamalarına yardımcı olunduğunda bakarsınız ki kalplerinde yanlış sahiplendikleri değerin yerini İslam alıyor. Dün çarpık, kendisine dünyada da ahirette de hüsrandan başka bir şey kazandırmayacak davaların yerini artık Alemlerin Rabbi için, O’nun pak dini için bir şeyler yapma şuuru yer alıyor. Dün sadece insanların övgüsüne mazhar olurken bugün meleklerin iltifatına, duasına mazhar oluyor. Dün boş bir dava adına ölseydi kuru bir hatıra olarak anılacakken, İslam’dan sonra melekleri imrendirecek bir nimete mazhar oluyor.
İşte sevgili kardeşlerim Kurban, elimizdeki değerleri Allah için yok sayabilmenin, O’nun dini için harcayabilmenin, yerine göre de şerefin simgesi olan yüzümüzü toprağa koyabilmenin, bıçağın altına boynumuzu uzatabilmenin adıdır.
Kurban, zamanımızı, en sevdiklerimize ayıracağımız değerli vakitleri Allah’ın dinine hizmette harcamının simgesidir. Yorgunluğumuzu İslam davasının yükselmesi için cennetlere dinlenmeye terk etmemizdir.
Kurban, değerlerin üstündeki bir güce boyun eğmenin, O güç uğruna candan ve canandan vazgeçebilmenin sembolüdür. Pratiğini Hz. Habil’den, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’den alan bir ibadettir.
“Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.
Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:
Biz ona: “ Ey İbrahim!” diye seslendik.
Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır.
Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık:
İbrahim’e selam! dedik.
Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Çünkü o, BİZİM MÜMİN KULLARIMIZDANDI.” (Saffat; 102/111)
Şimdi ey mümin kardeşim! Bu dava da ya eline bıçağına alan ya bıçak altına yatan olmadığımız müddetçe sen ve ben her zaman ziyan içerisindeyiz.
Yeryüzünü yağmurların değil mümin kardeşlerimizin kanları sularken… Kulaklara çarpan ses, şelale sesi olmayıp acılardan inleyen kardeşlerimizin sesiyken… Göz yaşları mutluluktan değil korkulardan dolayı boşalmaktayken… Gökyüzünde su taşıyan bulutlar, bomba taşıyan uçaklara terk etmişken yerini… Semayı yıldızların değil, yere düşen bombaların ateşi süsler olmuşken… Çocuklar, annelerinin yumuşak sineleri yerine taşlara sarılırken… Zühtten değil yiyecek bir şey bulamadığından bitap düşerken bedenler…
Gel kardeşim, bu kurban hayvanı boğazlamadan, bu dava da ya eline bıçağına alan Hz. İbrahim ya da bıçak altına yatan Hz. İsmail olmayı Alemlerin Rabbinden temenni edelim.
Hayvanımızı boğazlarken, nefsimizi ayaklar altına almayı, İslam’ın değerleriyle heveslerimiz karşı karşıya geldiğinde arzularımızı boğazlamayı heedefleyelim.
Kurban bayramınızı en içten dileklerimle tebrik eder, İslam dünyasına hayırlar getirmesini cenabı Allah’tan niyaz ederim.