Milliyetçilik, milletin çıkar ve değerlerini tüm öteki çıkar ve değerlerin üstünde tutan siyasi hareket ve teorilerinin genel adıdır. Milliyetçi teorilerde, toplumu ilgilendiren her türlü düşünce ve hareketin meşruiyeti, millete bağlılık ve sadakatte aranır. (1) Milliyetçilik akımında en üstün kabul edilen değer kendi ideolojisini hâkim kılmak ve milliyetçi bir devleti kurmaktır.

Milliyetçilik akımı özellikle fikri yapısını, temellerini 19.yüzyılda alsa da kökeni 1789 Fransız ihtilaline dayanır. Fransız ihtilalinin getirmiş olduğu ulus – devlet, halk, eşitlik gibi kavramlar milliyetçilik akımlarının temelini oluşturur.

Milliyetçilik, Liberalizm, Sosyalizm, Anarşizm gibi modernleşme dönemine ait batılı ideolojilerden biridir. İslam ülkeleri, tarihinin hiçbir döneminde İslam Fıkhı ve İslami yönetime alternatif bir ideoloji meydana getirmemiştir. Belirttiğimiz tüm bu ideolojiler batı menşeilidir, patentleri batıya aittir. Belli bazı dönemlerde İslam ülkelerini etkisi altına almış Birinci Dünya savaşının akabinde ulus devletler kurulmuştur.

Milliyetçilik akımı evrensel fikirlere sahip değildir. Diğer Millet ve toplulukları etkisi altına alamayıp kuşatamadığından dolayı faşist bir yapıya bürünür. Egemen olduğu her dönemde milyonlarca insanın ölümüne de sebep olmuştur.

Tarih, toplumların ortak hafızasıdır. Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı bizim en önemli tanıklığımızdır ve bu savaşların etkisi hala devam etmektedir.

Milliyetçilik akımını şöyle sınıflandırabiliriz: Siyasi olarak genelde batılı ideolojiler ve kendi ırkını yüceltenler Türkçülük, Turancılık, Kürtçülük, Faşizm ve Kemalizm gibi siyasi menşeli olanlar.

Faşizm

Faşizm 20. Yüzyılda fiilen ortaya çıkmış, sosyal ekonomik bir sistemdir. Faşist doktrin üç temel ilkeden hareket eder: Irk teorisinden kaynaklanan milliyetçilik; bütün sosyal ve ekonomik hayata tek ve yalnız başına egemen olan devletçilik; yayılmak ve tüm dünyaya hâkim olmak için savaş. Yani faşist teorinin felsefesi; milliyetçilik, uygulaması; devletçilik, dış politikası ise; savaştır. (2)

Faşizm bir sistem olarak 1942-1945 yılları arasında İtalya’nın siyasi rejimi oldu. (3) Marksizm’e tepki olarak doğan Faşizm, Birinci Dünya savaşından yenik düşen devletlere bir umut oldu. Kaybettiği toprakları geri alma, Irk temelli devlet kurma, diğer ırkları kendi hizmetinde kullanma hedefleri ortaya çıktı.
Benito Mussolini iktidarında İtalya’da ilk varlığını gösterse de Faşizm denilince ilk akla gelen isim Adolf Hitler. Germen ırkının diğer ırklardan üstün olduğunu savunan Hitler, diğer ırkları Germen ırkının hizmetkârları olarak görmüştür. Bu ideoloji ile Hitler, kafatası ölçerek kendine has bir metot oluşturmuş, kendi ırkının kutsiyetine inanmıştır.

Batılı ülkeler içerisinden çıkan bu kan emici ideolojiler Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini, Portekiz’de Salazar, İspanya’da Franko liderliğinde Dünya’nın her bölgesinde binlerce masum insanın kanına girmekten geri durmamışlardır. Bu katliamları, şimdilerde Batı farklı bir ideoloji kılıfına bürünerek gerçekleştiriyor.

Kemalizim – Türkçülük – Turancılık

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisi Kemalist, Türkçü, Turancı bir yapıya sahiptir. Fransız İhtilalinin getirmiş olduğu milliyetçi akımlar en fazla imparatorlukları etkilemiştir. Etkilenenlerin başında ise Osmanlı imparatorluğu gelmektedir. Osmanlı’nın gerileme ve çöküş dönemlerinde özellikle azınlık unsurlar milliyetçilik akımlarından etkilenmişler ve akabinde bağımsızlıklarını ilan ederek ulus devletlerini kurmuşlardır.

Azınlık unsurlarının bağımsızlıklarını ilanından sonra Osmanlı Devletinin kurtuluşu için yollar aranmış, İslamcılık fikri ortaya atılmış, Arap isyanları ve devletin kademelerini ele geçiren İttihat ve Terakki Fırkası ve Enver Paşa’nın etkisiyle Turancılık fikri benimsenmiştir. Enver Paşa’nın Osmanlı’nın kaybettiği toprakları geri alma fikri Osmanlıyı Birinci Dünya savaşına girmesini sağlamış ve neticesinde Osmanlı Devleti savaştan yenik çıkmıştır.

Turancılık fikrinin yetersiz olduğu düşüncesi ortaya çıkınca Mustafa Kemal etrafında şekillenen kurucu ideoloji Türkçülük akımını ortaya atmışlardır. Atatürk’ün ve devletin kurucu ideolojisi milliyetçi unsurları içerisinde barındırır.

“Atatürkçülük” nasıl bir ‘maneviyat’la kurulmuştu, hatırlayalım:

Kemalettin Kamu “Ne örümcek ne yosun/Ne mucize ne füsun/Kâbe Arabın olsun/Bize Çankaya yeter” diyordu.

Yusuf Ziya Ortaç, “(Atatürk) Yoktan var ediyor Tanrı gibi her şeyi” diyordu.

Behçet Kemal Çağlar, “Ey Samsun’da karaya çıkan ilah, merhaba!” diyordu.

Aka Gündüz, “Atatürk’ün tapkınıyız. Her şey (O)’dur. Her yerde (O) var” diyordu.

Yaşar Nabi, “Motorların şarkısı olsun yeni bestemiz/Yeni din ezanları minareler yerine/Bulutları püskürten bacalardan okunsun… /Ceddimiz nasıl önce tapardıysa ateşe/Öyle Cumhuriyetle doldurduk kalbimizi” diyordu.

Betin, “Atatürk ekber! Atatürk ekber! Ancak O var: Atatürk” diyordu.

Kemalizm Türkçülüğün yanında inanç olarak Atatürk’ü kutsar. Türk milliyetçiliği ise ırkının kutsiyetine inanır.

Baas Milliyetçiliği

Arap ülkelerinde etkisini gösteren milliyetçi akım ise Baas milliyetçiliği. Özellikle Suriye ve Irak’ta varlık gösteren bu ideoloji Arap milliyetçiliği ile sosyalizmin birleşiminden oluşmuştur. Etkin olduğu ülkelerde askeri darbelerle yönetimi ele geçirmiş, halkını katletmekten çekinmemiştir. Irak’ta Halepçe katliamını, Suriye’de Hama katliamını Baas iktidarları gerçekleştirmiştir.

Irak’ta Saddam, Amerika darbesiyle bitmiş. Suriye’de ise muhalifler Baas’ın son temsilcisi olan Esad’ı cehenneme göndererek bu milliyetçilik akımının kökünü kazıyacaklar Allah’ın izniyle.

Yahudilik

Milliyetçiliğin siyasi boyutu Fransız ihtilali ile başlasa da dini boyutun temellerinde Yahudilik inancına dayanır. Yeryüzüne bütün kötülükleri yayan kavim inanç olarak da zihinleri bulandırmaktan geri durmaz.

Yahudiler de Faşist Hitler gibi ırkçılıkla ilgili benzer iddialar sunar. İsrail kavmini ‘Yahova, bütün dünyayı idare etmesi için en yetenekli bir kavim ve ırk seçmişti. Yahudilerin dışında kalan herkes aşağılıktır. Bir kimse istese de asla Yahudi olamaz. Yahudi ırkı bu anlamda bütün dünyaya kapalıdır.’ (4)

Bu noktada inanç olarak da çelişkileri olan bu din Milliyetçi bir yapıdadır. Faşisttir. Gaddardır. Zalimdir. İnsan kıyımı gerçekleştirmekten bir adım olsun tereddütte düşmemiş, lanetli bir kavimdir.

Sonuç

Milliyetçi akımlarla ilgili çıkaracağımız sonuçlardan en önemlisi bu akımların temeli batı kökenlidir. Batılı emperyalistler, Müslümanları yönetmek, Müslümanların topraklarını sömürmek ve işgal etmek için beşeri ideolojilerle Müslüman coğrafyaları etkisi altına almaya çalışmaktadır.

Milliyetçilik akımında herkes bir şeyleri bayraklaştırmıştır. Kimi devletini, kimi ırkını, kimi liderini put haline getirmiş. Ortak yönleri bayraklaştırdıkları kavramlarla diğerlerini kendilerinin hizmetkârları, uşakları görmeleridir.

Daha önceleri 600 sene boyunca Osmanlı Devletinde böyle bir tartışma ve çekişme yokken Batı emperyalizmi gözünü bu topraklara dikince birdenbire Araplar, Kürtler ve Türkler birbirlerine düşman kesildiler. Bu sebeple Milliyetçilik kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir.

Müslümanların İslam’dan başka yönetim modeli ve inancı olamaz. İslam yeryüzüne yine yeniden hâkim olursa dini, ırkı, dili, düşüncesi ne olursa olsun insan olan herkes adalet içerisinde yaşar. Şanlı tarihimiz buna şahittir.

————————-

1. Şükrü Karatepe, Siyasi İdeolojiler, İz Yayıncılık
2. A. B, Çağdaş Kavramlar ve Düzenler, Çıra Yayınları
3. A. B, Çağdaş Kavramlar ve Düzenler, Çıra Yayınları
4. A. B, Çağdaş Kavramlar ve Düzenler, Çıra Yayınları