Hayatı

Tabiin devrinde yetişen müctehid imamlarından olan Said b. Cübeyr(r.h), 665 yılında Kûfe’de doğdu.

Künyesi Ebu Abdullah veya Ebu Muhammed’dir. Abdullah b. Said ve Abdulmelik b. Said adlı iki oğlu olduğu bilinir. Kendisi Esed bin Huzeymeoğullarından Vâbile bin Hârisoğullarının âzadlı kölesiydi.

Önceleri Kûfe kâdılarından Abdullah ibn Utbe bin Mesud’un kâtibiyken daha sonra Ebu Bürde bin Musa el-Eş’ari’nin yanında bir süre kâtiplik yaptı. Bir ara Fırat Nehrinin suladığı arazinin öşürlerini toplamakla görevlendirildi.

İlmi Şahsiyeti Ve Takvası

Tabiin nesli hakkında İmran b. Husayn’den rivayet edilen hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra bunları takip edenlerdir, sonra da bunları takip edenlerdir.” [İmrân (r.anh) dedi ki: “Kendi asrını zikrettikten sonra iki asır mı, üç asır mı zikretti bilemiyorum.]” (Buhari, Şehâdat 9, Fedâilu’l-Ashâb 1, Rikak 7, Eymân 27; Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 214; Tirmizi, Fiten 45, Şehâdât 4; Ebu Dâvud, Sünnet 10; Nesâi, Eymân 29)
Tabiinden olup övgüye nâil olma şerefine mazhar olan Said b. Cübeyir(r.h), sahabeden büyük ilim sahibi bazılarından ilim öğrenme şerefine de nail olmuştur. Bunlar arasında şu sahabeler sayılır: “Abdullah ibn Abbas, Abdullah bin Zübeyr, Abdullah bin Ömer, Ebu Said el Hudri, Ebu Hureyre, Ebu Musa el-Eş’arî (r. anhum) vs.”

İbn-i Hibbân, Kitâbus-Sikât adlı eserinde onun için: “O; fakih, çok ibâdet eden, fazileti çok, verâ ve takvâ sahibi birisiydi” der.

Said bin Cübeyir(r.h) devrinde “Cehbezu’l ulemâ” (1) olarak anılmıştır.

Onun ilme düşkünlüğüne gece gündüz İbn Abbas(r.anh) ile beraber gezip, işittiklerini yazması örnek bir durumdur.

Onun ilimdeki yerini takdir eden hocası Abdullah ibni Abbas (r.anh), ona şöyle derdi: “Ey Said! Sende dini meselelerde soru soranlara cevap ver. Hatalı bir hükümde bulunursan tashih eder, düzeltiriz.”

deyince, hocasına: “Ey Ebu’l-Fadl! (2) Huzurunda dini işlerde fetva vermek benim haddim değildir” diyerek tevazularını bildirmiştir. Ancak İbn Abbas(r.anh) gözleri âmâ olup göremez hale gelince, Said bin Cübeyr(r.h) fetva işlerini üzerine alarak Müslümanların dini meselelerdeki sorularına fetva vermeye başlamıştır.

Onun şu olayı bu durumuna örnektir: “Kûfeliler, Abdullah ibni Abbâs’a bir meselede fetvâ sormaya geldiklerinde, onlara; ‘Sizin aranızda İbn-i Ümmü Dihâmâ (yani Said bin Cübeyr) yok mu?” derdi.
Onun ilminin çokluğu bütün âlimler tarafından ittifâkla bildirilmiştir.

Onun hakkında büyük müctehid İmam Tavus(r.h) şöyle der: “İbn Abbas’ın yanındaydık. Biz yazmadığımız halde Said b. Cübeyr yazıyordu.”

Bunu kendisinin söylediği şu sözleri de ispat eder: “Çoğu zaman İbn Abbas’a gelir, sahifeme yazardım. Sahifem dolduğu zaman da takunyalarıma, onlar da dolduğunda avuçlarıma yazardım.”

Onun ilmi hakkında şöyle de söylenmiştir: “Tabiinden; talak konusunda en âlim olan kişi Said b. el-Müseyyeb; hacc konusunda Atâ b. Ebi Rabâh, helal ve haramda Tavus; tefsirde Mücâhid’tir. Bütün bunların hepsinden de ilim sahibi olan kişi ise Said b. Cübeyr idi.”

Ahmed b. Hanbel(r.h)’de onun ilminin yüceliğini şöyle ifade etmiştir: “Said b. Cübeyr şehid edildi. Yeryüzünde onun ilmine muhtaç olmayan hiç kimse yoktur. “

Said b. Cübeyir(r.anh)’ın hadis ilminde rivayetleri meşhur olup, hadis âlimleri tarafından sika(güvenilir, sağlam) olarak bildirilmiştir. Rivayet ettiği hadisleri Kütüb-i Sitte’de vardır.

Said Bin Cübeyr’in Tefsiri ve Kıraat İlmindeki Yeri

Emevi halifesi Halife Abdülmelik, Said b. Cübeyir(r.h)’ten bir tefsir yazmasını istemiş ve bu tefsir kendisi tarafından yazılmıştır. İbn Ebi Hâtim, bu tefsirin yazıldığını babasından teyid etmiştir.

Onun Kur’an tefsirini önemsemesi hakkında şu sözü meşhurdur: “Kur’ân’ı okuyupta onu tefsir etmeyen, sanki âmâ gibidir.”

Said b. Cübeyr(r.h), Kur’an tefsirini yazarken şöyle bir metod izlemiştir: “İlk olarak Kur’ân’ı Kur’ân ile daha sonra Kur’ân’ı Sünnet ve sahabenin sözleriyle tefsir etmiş, nüzul sebeplerinden, nâsih ve mensûhtan faydalanmış, haber bulamadığı noktalarda da dil bilimlerinden istifade yoluna gitmiştir. Hatta kendi re’yi (3) ile yaptığı tefsirlerde muhatabı ikna etmek için, sözlerini yeminle teyid etmiştir.”

Ayrıca Tabiin devrinin en meşhur Kur’ân kârilerinden biri de olan Said b Cübeyr(r.h), kıraat ilmini İbn Abbas’tan öğrenmiştir.

Said b. Cübeyir(r.h), meşhur yedi kıraat imamından biri olan Amr b. el-Alâ (ö. 154/770)’nın kıraat hocalarındandır. Kıraata ait örneklerini Taberi tefsirinde sık sık görmek mümkündür.

Onun kıraat ilmine vukufiyetini İsmail b. Abdulmelik’ten gelen bir rivayet bize bildirmektedir: “Said  b. Cübeyr,  Ramazan  ayında bize  imam  olurdu.  Bir gece Abdullah b. Mes’ud kıraatini, bir gece Zeyd b. Sabit kıraatini, diğer bir gece başka birinin kıraatini, okurdu” demektedir.

Müctehid imamlarımızdan Süfyân es-Sevrî(r.h), tefsirin şu dört kişiden alınmasını tavsiye etmiştir: “Said b. Cübeyr, Mücâhid, İkrime, ed-Dahhâk.”

Âbidliği

Kendisinin ifadesine göre, Ka’be’de Kur’ân’ı bir rekâtta hatmetmiştir.

Bir gece namazında; “Ey günahkârlar! Bugün Mü’minlerden ayrılın!” (Yâsin, 59) âyetini okuyarak sabahlamıştı.

Tutuklanması

Said b. Cübeyr(r.h), Haccâc ile İbnu’l Eş’as arasında cereyan eden Deyru’l Cemâcîm Savaşı’na katılmış ve bu savaşta İbnu’l-Eş’as’ın askerlerinin arasına girerek onları savaşa teşvik etmiştir. Savaşın ilk anlarında İbn Eş’as’ın ordusu galip gelmeye başlamış, hatta bir ara galibiyet haberi bütün orduda yayılmıştı. Ancak savaşın sonucu hiç de umdukları gibi olmaz. Çünkü Haccâc’ın ordusu üstün gelmeye başlayınca, İbn Eş’as’ın askerleri savaşmaktan vazgeçip Haccâc’a teslim olur ve İbnu’l Eş’as’ın ordusu mağlup olur.

İbnu’l-Eş’as mağlup oluşundan sonra İsfahan tarafına doğru kaçmış, oradan Azerbaycan’a, oradan da umre için gittiği Mekke’ye yerleşir. Mekke’ye yerleşmesinin nedeni, bu dönemde adaletiyle meşhur ve bazı âlimler tarafından 5.halife olarak görülen Ömer b. Abdulaziz(r.h)’ın Haccâc’ın zulmünden kaçanları himaye etmesiydi.

Haccâc’ın, Ömer b. Abdulaziz(r.h)’ı ‘yönetime karşı olanları destekliyor’ suçlamasıyla Emevi yönetimine şikâyet etmesi sonucu dönemin Emevi halifesi tarafından Ömer b. Abdulaziz Hicaz valiliğinden azledilir.

Hicaz valiliğinden azledilen Ömer b. Abdulaziz’in yerine Haccâc’ın tavsiyesiyle Mekke ve Medine’ye tayin ettiği valiler ilk icraatlerini yapar. Bu icraatleri, Haccâc’a karşı olan kişileri yakalayıp, ona göndermek olur.

Bunların arasında Tabiin’in büyük müfessirlerinden Said b. Cübeyir(r.h)’ta vardır.

Askerler iki muhafız ile birlikte Said b. Cübeyir(r.h)’ı götürmek için ellerine ve ayaklarına zincir takınca, Said b. Cübeyir(r.h) orada bulunan dostlarına şöyle der: “Bu zâlimin beni öldüreceğini zannediyorum.

Ben ve iki dostum bir gece imanın tadını alarak Allah’a ibadet ettik ve Allah’tan bizi şehitlerden kılması için dua ettik. Allah, o iki dostumun duasına icabet etti ve onları şehit olarak huzuruna aldı. Geriye ben şehadeti bekler bir halde kaldım” dedi.

Sözlerini tam bitirdiği esnada küçük kızı onun yanına gelipte, babasını ellerinin ve ayaklarının zincire bağlı bir halde ve askerlerin tuttuğunu görünce ağlamaya başlar.

Bunun üzerine küçük kızının başını okşayıp ona şöyle der: “Annene de ki; buluşma yerimiz inşallah cennettir.”

Haccâc İle Arasında Geçen Son Konuşmalar Ve Şehit Edilişi

Şehit edilmeden önce elleri ve ayakları zincirlenmiş bir halde Said b. Cübeyir(r.h), Haccac’ın önüne getirilir ve aralarında şöyle bir dialog geçer:

Haccâc: “Senin adın ne?”

Said b. Cübeyir(r.h): “Said b. Cübeyr.” (4)

Haccâc: “Hayır! Senin adın Şaki b. Kuseyr’ dir.” (5)

Said b. Cübeyir(r.h): “Bilakis, annem benim adımı senden daha iyi biliyor.”

Haccâc: “Muhammed hakkında ne dersin?”

Said b. Cübeyir(r.h): “Muhammed bin Abdullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i mi kasdediyorsun?”

Haccâc: “Evet.”

Said b. Cübeyir(r.h): “Âdemoğlunun efendisi ve seçilmiş bir peygamberdir. İnsanlardan gelip geçenlerin en hayırlısıdır. Risaleti taşımış ve tebliğ etmiştir.”

Haccâc: “Ebubekir hakkında ne dersin?”

Said b. Cübeyir(r.h): “O, sıddık ve peygamberin halifesidir. Peygamberin yolunu değiştirmeden o yol üzerinde yürümüştür.”

Haccâc: “Ömer hakkında ne dersin?”

Said b. Cübeyir(r.h): “O, Allah’ın kendisiyle hak ile batılın arasını ayırdığı, fâruktur. İki dostunun yolu üzerinde yürümüştür. Şehit olarak Rabbine kavuşmuştur.”

Haccâc: “Osman hakkında ne dersin?”

Said b. Cübeyir(r.h): “O, zorluk ordusunu teçhizatlandıran, Rasûlullah’ın iki kızının kocasıdır. Zulüm ile öldürülmüştür.”

Haccâc: “Ali hakkında ne dersin?”

Said b. Cübeyir(r.h): “Peygamberin amcasının oğlu, gençlerden ilk Müslüman olan ve Hz. Fatıma’nın kocasıdır. Cennet gençleri Hasan ve Hüseyin’in babasıdır.”

Haccâc: “Ümeyye oğullarından hangi halife senin daha çok hoşuna gider.”

Said b. Cübeyir(r.h): “Rabbini en çok razı eden.”

Haccâc: “Rabbini en çok razı eden kimdir?”

Said b. Cübeyir(r.h): “Bunun bilgisi gizliyi ve açığı bilen Allah’a aittir.”

Haccâc: “Benim hakkımda ne düşünüyorsun?”

Said b. Cübeyir(r.h): “Sen kendini daha iyi bilensin.”

Haccâc: “Ben senin fikrini öğrenmek istiyorum.”

Said b. Cübeyir(r.h): “Bu senin hoşuna gitmez ve seni üzer.”

Haccâc: “Ben yine de senden işiteceğim.”

Said b. Cübeyir(r.h): “Sen Allah’ın kitabına muhalefet eden, kendi heybetini arttırmak maksadı ile kendini helâke götüren ve kendini cehenneme sokacak işler yapan birisin.”

Haccâc: “Allah’a yemin olsun ki seni öldüreceğim.”

Said b. Cübeyir(r.h): “O zaman sen benim dünyamı yıkmış olursun. Ben ise senin ahiretini yıkacağım.”

Haccâc: “Dilediğin ölümü kendine seç.”

Said b. Cübeyir(r.h): “Bilakis sen kendin için ölümlerden ölüm seç, ey Haccâc! Allah’a yemin ederim ki sen beni hangi şekilde öldürürsen, Allah da seni ahirette o şekilde öldürecek.”

Haccâc: “Seni affetmemi ister misin?”

Said b. Cübeyir(r.h): “Bana gelecek olan af ancak Allah’tandır. Senin için ise asla bir özür ve bir kurtuluş yok.”

Haccâc(öfkelenerek): “Kılıcı ve deriyi getir (6) ey cellat!”

Said b. Cübeyir(r.h)’ın güldüğünü gören

Haccâc: “Niye gülüyorsun?” der.

Said b. Cübeyir(r.h): “Senin Allah’a karşı cüretine ve Allah’ın sana karşı merhametine.”

Haccâc: “Öldür onu ey cellat!”
Ölüme giderken bile hakkı haykırmayı ihmal etmeyen

Said b. Cübeyir(r.h), Haccâc’a: “ Ey Haccac! Seni bir ve eşi olmayan Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve Resulu olduğuna şahit tutuyorum.”

Haccâc, Said b. Cübeyir(r.h)’ın öldürülmesi kararını verince onu karşısına alıp: “Seni öyle bir ölümle öldüreceğim ki, geçmiş ve geleceklere ibret olacaksın.”   

Haccâc; “Vurun boynunu” emrini verdiğinde,
Said b. Cübeyir(r.h); “İki rekat namaz kılmama fırsat ver” deyip kıbleye yönelip, şu duayla namaza başladı; “ Gökleri ve yeri yaratana, hanif ve teslim olmuş olarak yöneliyorum. Ben müşriklerden değilim.” (7)

Haccâc: “Yüzünü kıbleden çevirin” deyince, Said b. Cübeyir(r.h) şu ayeti okudu: “Sizi oradan (toprak) çıkarttık ve sizi tekrar oraya çevireceğiz ve sizi başka bir sefer tekrar oradan çıkaracağız.” (8) Ardından da şu ayeti okudu: “Nereye dönerseniz dönün orası Allah’ın yönüdür.” (9)

Haccâc: “Allah’ın düşmanını öldürün, Kur’an ayetlerini ondan daha iyi delil getiren kimseyi görmedim.”

Said b. Cübeyir(r.h), en son şöyle dedi: “Allah’ım benden sonra bu zalimi kimseye musallat etme” ve cellat Said’in boynunu vurarak onu şehit etti.

Rivayete göre bu olay 95 yılı Şaban ayında veya 94 yılı Şaban ayında Vasıt’ta gerçekleşti. Said b. Cübeyir(r.h), 49 yaşında şehid edilmiş ve Vasıt kabristanına defnedilmiştir. (10)

Hasan Basri(r.h), Saİd bin Cübeyr(r.h)’ın şehit edildiğini duyunca, “Eyvah! Doğudan batıya kadar ilmine, irfanına bütün müslümanların muhtaç olduğu değerli âlimi kaybettik” der.

Haccac’a Dua İle Gelen Kötü Ölüm

Said b. Cübeyr’in şehadetinden on beş gün geçmeden zâlim Haccâc hastalanır. Sürekli bayılıyor ve şöyle bağırarak uyanıyordu. “Said bin Cübeyr geldi. Boynumdan tutuyor ve beni neden öldürdün diyor” sonra ağlıyor ve “Said’i benden uzaklaştırın” diyordu.

Haccac bu şekilde çığlıklar arasında öldü. O öldükten sonra bazıları onu rüyasında görmüş ve ona şöyle sormuştu: “Allah sana öldürdüklerinden dolayı ne yaptı.”

Haccac “Her öldürdüğüme karşılık beni bir defa öldürdü. Said b. Cübeyr’e karşılık ise beni yetmiş defa öldürdü.” (Bu rüya Ömer Bin Abdulaziz(r.h)’tan rivayet edilmiştir.)

Onun katlettiklerinin sayısı, bazı kaynaklarda 120 bine kadar çıkarılmaktadır.

Ölüm haberini alan âlimlerden bazıları şöyle tepki vermiştir:

Hasan Basri(r.h) öldüğünü duyunca; “Allah’ım! Onu ortadan kaldırdığın gibi sünnetini de kaldır!” diye dua etmiştir.

Ömer b. Abdülaziz(r.h) şükür secdesine gitmiş, büyük âlim İbrahim en-Nehai(r.h)’ta sevincinden ağlamıştır.

Sözleri

“Allah Tealâ’ya itaat edip emirlerini yerine getiren, O’nu zikrediyor demektir. O’nun verdiği emirlere göre hareket etmeyen, ne kadar tesbih çekerse çeksin, ne kadar Kur’an-ı Kerim okursa okusun, onu zikretmiş sayılmaz.”

“İnsanların en çok ibâdet edeni, kalbini günahla yaralayıp sonra tövbe eden ve bir daha yapmayan, hatalı işlerini her hatırladıkta, iyi amellerini az ve eksik bulandır.”

“Dünya hayatından kaybettiğim hiçbir şeye üzülmem. Yalnız secde edemeden geçirdiğim vakitlerime üzülürüm.”

“Yapılması emredilen her vazife, büyüktür.”

“Üç türlü kalb vardır:

1- Mü’minin kalbi. Temiz ve sevgi ile Allah Teâlâ’ya bağlıdır.

2- Katı, ölü kalp. Kimseye acımaz.

3- Hasta kalp. Hastalık, münafıklık hastalığıdır.

İlki kurtulucu, son ikisi ise azaptadır.

Mü’minin kalbi selimdir ve kalbi selim övülüyor.

“Kalbi selim ile gelen hariç, o gün, mal ve çocuklar fayda vermez.” (11)

————————-

1. Cehbez: Eskiden piyasada sarraflık, devlet maliyesinde ise başta para ayarı olmak üzere, çeşitli mali işleri yapan kimselere verilen ad.
2. Abdullah bin Abbas(r.anh)’ın künyesi
3. Rey: Düşünce, görüş, fikir.
4. Said: Mutlu, Cübeyr: Onaran
5. Şaki: Bedbaht, Kuseyr:Kıran, yıkan, döken
6. İnfaz edilecek kimsenin boynu vurulacağı esnada kanın etrafa yayılmaması için mahkûmun altına serilen deriden bir tür çarşaftır.
7. Enam, 79
8. Taha, 55
9. Bakara, 115
10. İbn Hallikan, Vefatu’l Ayân. 2/371-373
11. Şuara, 88-89

Kaynakça:
1. Korkusuz Âlim: Said b. Cübeyir, Halil İbrahim Turhan, Nebevi Hayat Dergisi, 6. Sayı(Mayıs 2013)
2. Tefsir Tarihi, İsmail Cerrahoğlu, Fecr Yayınevi
3. TDV Ansiklopedisi Said b. Cübeyir maddesi, Mehmet Efendioğlu, c. 35, s. 552-554
4. Said b Cübeyr(r.h)’ın Haccâc’a karşı kıyamını anlatan bir eser olarak Yusuf el-Kardavi’nin “Âlim ve Tağut” eseri okunabilir.