1. Hz. İsa’nın ölümü, göğe yükseltilmesi ve tekrar yeryüzüne dönüşü (nüzûlü), son zamanlarda çokça gündeme gelen hususlardandır. İslam âlimleri bu hususlara dair ayet ve hadislere dayanarak çeşitli açıklamalar yapmışlar, kendi görüşlerini dile getirmişlerdir. Hz. İsa ile ilgili bahsi geçen her bir husus geniş bir araştırma ve vakit gerektirmektedir. Yazımızda Hz. İsa’nın nüzulü meselesi kıyamet alametleri ile ilgili rivayetler çerçevesinden ele alınacaktır. Bu yönü ile muhtasar bir çalışma olacaktır. Bahsi geçen hususlarla ilgili daha geniş çalışmalara bakılabilir. (1)

Kıyamet alametleri, küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Küçük alametler kıyametten uzun bir süre önce meydana gelen olaylardır. Büyük alametler ise kıyametin kopacağına yakın zamanlarda çıkan hadiselerdir. (2) Büyük alametler, şu hadis-i şerifte zikredilmektedir:

Huzeyfe b. Esîd el-Gıfârî’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Biz müzâkere ederken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza çıkageldi. Ve: “Neyi müzâkere ediyorsunuz?” diye sordu. Ashab: Kıyameti anıyoruz, dediler. “Siz ondan önce on alâmet görmedikçe, o kopmayacaktır.” buyurdu. Ve dumanı, Deccal’i, dâbbeyi, güneşin battığı yerden doğuşunu, İsa b. Meryem’in inişini, Ye’cûc ve Me’cûc’ü ve biri doğuda, biri batıda, biri de Arab yarımadasında olmak üzere üç yerin batacağını, bunların sonu Yemen’den çıkıp insanları haşr olunacakları yere sürecek bir ateş olacağını anlattı.” (3)

Hadiste yer aldığı üzere Hz. İsa’nın inmesi, kıyamet alametleri arasında zikredilmektedir. Diğer maddelerle bir arada düşünüldüğünde, burada vurgu Hz. İsa’nın inişinden çok, kıyamet alametlerinin neler olduğudur. Diğer bir ifade ile Hz. İsa’nın inişi kıyamet alametlerinden biridir. Bu hususa dair rivayetler Kütüb-ü Tis’a kaynaklarında çokça yer almaktadır. Hadislerden bazılarına yer verilebilir.

Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu (İsa)’nın âdil bir hakem olarak aranıza inmesi ve salîbî kırarak domuzu öldürmesi, cizyeyi kaldırması, (bu suretle) malın hiç bir kimsenin kabul etmeyeceği kadar çoğalıp taşması pek yakındır.” (4) Hadiste geçen ifadelerden, Hz. İsa’nın, Hz. Muhammed’in şeriatı üzerine hükmedeceği, Hristiyanlığı ortadan kaldıracağı, domuzu yok edeceği, cizyeyi ortadan kaldıracağı ve malın hakkın galip gelmesi ile bollaşacağı anlaşılmaktadır.

Diğer bir rivayette belirtildiğine göre, Câbir b. Abdullah şöyle demiştir: Ben Peygamber aleyhisselâmı: “Ümmetimden bir taife hakka müzahir olarak kıyamete kadar çarpışmakta devam edecektir. Sonra Meryem’in oğlu İsa (aleyhisselâm) inecek ve Müslümanların emîri ona: Gel bize namaz kıldır, diyecek, o da: Hayır, Allah’ın bu ümmete bir ikramı olmak üzere sizler birbirinize emirsiniz, diyecek.” buyururken işittim. (5) Bu rivayette Hz. İsa’nın kıyamete yakın bir zamanda Müslümanlar arasında hak için savaşan bir topluluğa katılacağı ifade edilmektedir. Hz. İsa’nın Müslüman topluluğa imam olmayacağı, başka bir hadiste ise şöyle geçmektedir: “İmamınız sizden olduğu halde Meryem’in oğlu (İsa aleyhisselâm) aranıza indiği vakit acaba sizin hâliniz nice olur?” (6) Hz. Peygamber’in bu ifadesi, Hz. İsa’nın indiği vakit Müslümanların hallerinin çetin bir durumda olacağına işaret etmektedir. İki rivayet birlikte düşünüldüğünde Hz. İsa’nın kıyamete yakın ineceği, Müslümanlardan bir toplumun hak için mücadele etmeye devam edeceği, başka toplulukların da zor durumda olacağı anlaşılmaktadır.

Hz. İsa’nın inişi ile ilgili en uzun rivayetlerden biri de şöyledir: Abdullah b. Amr’dan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Deccal ümmetimin arasında çıkacak ve kırk (zaman) kalacaktır. (Abdullah b. Amr: Kırk gün mü dedi, kırk ay mı, yoksa kırk sene mi bilemiyorum.) derken Allah Meryem oğlu İsa’yı gönderecektir. O Urve b. Mes’ud gibidir. Ve Deccal’ı arayıp helak edecektir. Sonra insanlar yedi sene duracak; iki kişi arasında düşmanlık olmayacaktır. Sonra Allah Şam tarafından soğuk bir rüzgâr gönderecek ve yeryüzünde kalbinde zerre kadar hayır yahut iman bulunan hiç bir kimse kalmayacak, hepsinin ruhunu kabzedecektir. Hatta biriniz bir dağın içine girmiş olsa, rüzgâr da üzerine girerek ruhunu kabzedecektir.” Ben bunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den işittim. Buyurdular ki: Bunun üzerine insanların kötü takımı kuş hafifliğinde ve yırtıcı tabiatında kalacaklar. Ne bir iyilik tanıyacaklar, ne de bir kötülük men edecekler. Şeytan kendilerine tevessül ederek : — (Bana) icabet etmiyor musunuz? diyecek. Onlar da: — Bize ne emredersin? cevabını verecekler. Ve onlara putlara tapmayı emredecek. Onlar bu halde rızıkları bol, yaşayışları güzel devam ederken sonra sûra üfürülecektir. Bunu işiten herkes boyun bükecek ve boyun kaldıracaktır. Onu ilk işiten develerinin havuzunu sıvayan bir adam olacaktır. O adam hemen ölecek sair insanlar da öleceklerdir sonra Allah, cığ gibi yahut gölge gibi bir yağmur gönderecek — yahut yağmur indirecek demiştir.— Bundan insanların cesetleri bitecek sonra sûra bir daha üfürülecek ve birden kalkıp bakacaklardır sonra : Ey İnsanlar, Rabbİnize gelin!.. Bunları durdurun! Çünkü onlar sorguya çekilecekler, denilecektir sonra: Cehennem ordusunu çıkarın, denilecek ve kaç kişiden? diye sorulacak. Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzunu denilecektir, işte çocukları ihtiyarlatacak gün bu ve işte baldırın açılacağı gün budur.” (7)

Yukarıda yer verilen rivayetlere bakıldığında Hz. İsa’nın kıyamete yakın bir zamanda yeryüzüne döneceği ve dönüşünün kıyamet alameti olacağı vurgulanmaktadır. Kıyamete yakın Müslümanlar zor ve çetin bir durumda iken Hz. İsa gelerek hak için mücadele eden topluluğa katılarak adaletle hükmedecektir. Böylece Müslümanlar felaha kavuşacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Hz. İsa’nın nüzulünün kıyamet alametlerinden biri olarak yer almasıdır. Aktarılan son hadis-i şerifte bu durum daha ayrıntılı olarak yer almaktadır.

Hz. İsa’nın kıyamete yakın döneceği ile ilgili rivayetlerin, akidede delil olup olmayacağı; bir inanç meselesi olup olmadığı; tevatür, haber-i vahid veya manevi mütevatir olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği derin ve araştırılması gereken bir husustur. Bu kısa yazıda sadece konu ile ilgili rivayetlere yer verilmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte ilgili rivayetlerin verilen kaynaklar dikkate alınarak sıhhat bakımından delil değeri ifade ettiği söylenebilir.

 

————————-

 

  1. Zeki Ünal, Hz. İsa’nın Dönüşü Meselesi, TDV, Ankara, 2014; Muhammed Zahit el-Kevseri, Nüzûl-i İsâ Meselesi, trc. Abdulkadir Yılmaz, Rihlekitap, İstanbul, 2011. Hz. İsa ile ilgili rivayetleri toplu olarak görmek için Ahmet Çetinkaya, Hadis Kaynaklarında Hz. İsa Hakkındaki Rivayetlerin İncelenmesi, İÜSBE, 2013.
  2. Zeki Ünal, Hz. İsa’nın Dönüşü Meselesi, s. 87.
  3. Müslim, Fiten ve Eşrâtu’s-Sâa, 39, 40.
  4. Müslim, İman, 242, 243; Buhârî, Büyu‘, 102; Mezalim, 31; Ehadisü’l-Enbiya, 49; İbn Hanbel, Müsned, II, 239, 271, 411, 494; İbn Mâce, Fiten, 33; Ebu Davud, Melahim, 14.
  5. Müslim, İman, 247; İbn Hanbel, III, 345; 385.
  6. Müslim, İman, 244; Buhari, Ehadisü’l-Enbiya, 49.
  7. Müslim, Fiten ve Eşrâtu’s-Sâa, 39, 40; İbn Hanbel, II, 166.