İslam Coğrafyaları yazı dizimizin bu bölümünde mustazaf bir orta Afrika ülkesi olan (bu günkü adıyla) Çad Cumhuriyeti’ne uzanacağız. Aşağıda yer alan haritada da görüleceği üzere sınırları cetvellerle çizilmiş izlenimi veren Afrika ülkelerinden biri Çad Cumhuriyeti. Diğer Orta Afrika ülkeleri gibi Çad Cumhuriyeti de şanlı bir İslami geçmişin ardından Afrika’nın ufuklarını karanlık bulutlar gibi kaplayan sömürgeci batılı güçlerin vahşet senaryolarının aymazca gerçekleştirildiği bir İslam coğrafyası. Kan, gözyaşı ve çetin imtihanların, akıl almaz katliamların yaşandığı mazlum bir coğrafya. Her fırsatta özgürlüklerin, hak ve hürriyetlerin yegâne savunucusu olarak gösterilen batının karanlık yüzünü gözler önüne seren bir Müslüman beldesi. Akif’in “Medeniyet denilen maskara mahlûku görün! Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!” dizelerini haklı çıkaran garip Coğrafya.  

Ülkenin Genel Özellikleri

Çad Cumhuriyeti, Orta Afrika olarak anılan bölgede yer alan, kuzeyinde Libya, batısında Nijer, Nijerya ve Kamerun, güneyinde Orta Afrika Cumhuriyeti, doğusunda ise Sudan’ın yer aldığı bir Sahra ülkesidir. 1.284.000 kilometre karelik geniş bir alana yayılan ülkenin büyük bir bölümü Sahra Çölü ile kaplıdır. Bu sebeple ülkenin yüz ölçümüne göre küçük sayılabilecek 13 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Nüfusun yaklaşık %80’ini Müslüman halk teşkil eder. Geri kalan kısımda ise Hristiyanlar ve Animistler1 yer alır. Ülkenin başkenti N’Djamena’dır. Ülke ismini Nijerya sınırı yakınlarındaki Çad gölünden alır. Bir zamanlar Afrika’nın en büyük göllerinden biri iken günümüzde önemli ölçüde küçülen göl, ülkenin “Afrika’nın ölü kalbi” olarak anılmasının dayanağı olur. Ülkede Arapça ve Fransızca resmi dil olarak kabul edilmiştir. Ancak Arapça hem eğitim dili olarak hem de yerli dilleri dahi etkileyen bir halk dili olarak önemli ölçüde yaygınlık göstermektedir. Fransızca ise, sömürge kalıntısı olarak bölgeye sonradan girmiş ve resmi dil olarak kabul edilmiştir. Eski bir Fransız sömürgesi olan ülke 1960 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.

Çad Cumhuriyeti’nde İslam ve Müslümanlar

Çad’a İslâmiyet XI. yüzyılın başlarında girmiştir. Çad gölü ve çevresine hâkim olan Hume veya Umme Hilmi (ö. 1097) ile oğlu Dûneme’nin Müslümanlığı kabul etmesi, İslâm dininin bölgeye yerleşmesinde etkili olmuştur. Bu bölgenin Kahire ve Trablusgarp’tan Batı Afrika’ya uzanan ticaret yollarının üzerinde bulunması, Müslüman tüccarlar yoluyla İslâmiyet’in ülkeye girmesini ve özellikle kervan yolları kenarında bulunan yerleşim merkezlerinin Müslümanlaşmasını sağlamıştır. Bugün Çad sınırları dâhilinde kalan Bagirmi, Veday, Kânim, Bornu ve Fitri gibi bölgelerde geçmişte çeşitli Müslüman sultanlıklar kurulmuş, ülkedeki pek çok şehrin kurulmasında da Müslüman Araplar önemli rol oynamışlardır.2 Erken dönemlerden itibaren İslam’ın kökleştiği bir bölge olan Çad Cumhuriyeti 19. Yüzyıla gelindiğinde ise, batı sömürgeciliğinin zulmüne düçar olmuştur. Ve bu dönemden itibaren diğer Afrika ülkelerinde de görüldüğü üzere ülke bir kaos ortamına sürüklenmiştir.

Fransız araştırmacılar Çad’ın tarihini Fransa’nın burayı işgal ettiği yıldan başlatırlar ve öncesini bir vahşet olarak nitelerler. Oysa işin gerçeğinde Fransızların Çad’ı işgalleriyle birlikte bu ülkede bir kara dönem, bir vahşet dönemi başlamıştır. İşgalci Fransızlar Çad’da çok sayıda camiyi ve medreseyi yıkmış, İslami eğitimi tamamen yasaklayarak Müslümanların dinlerini öğrenmelerine engel olmuşlardır. Bütün dini cemiyetler Fransız işgali sırasında kapatılmış, çok sayıda ilim adamını zindanlara atarak işkenceyle öldürülmüştür.3

1960 yılına gelindiğinde ise ülke bağımsızlığını ilan etmiştir. Ancak bu bağımsızlık sömürgecilikten kurtuluş anlamına gelmemektedir. Değişen sömürgecilik mantığı gereği Fransızlar Çad topraklarını fiili olarak terk etse de kendi güdümlerindeki yöneticiler eliyle yeni bir sömürgecilik mantığını devreye sokmuştur. Bu dönem ülke Müslümanlarının yeni zorluklarla karşılaştığı bir dönem olmuş, bu duruma tepki gösteren Müslüman önderler de adeta bir kıyıma kurban gitmiştir. Bu duruma tepki göstermek için sokaklara çıkan Müslümanlar ise adeta katledilmiştir. Diğer İslam coğrafyalarında olduğu gibi iç savaşın eşiğine sürüklenen ülke siyasi ve toplumsal istikrarsızlığa mahkûm edilmiştir. Ancak Müslümanlar gerek sömürge döneminin çetin imtihanları, gerek sömürge sonrası kukla yöneticiler ve gerekse de misyonerler eliyle gerçekleştirilen katliam, zulüm ve kandırma politikalarına rağmen kimliklerine sıkı sıkıya sarılmış, her ne kadar yara alsalar da bu çetin imtihan sürecinde ayakta kalabilmenin imkânlarına sarılmışlardır.

1917 Çad Katliamı: 400 Âlimin Katledildiği Zulüm Yılı

Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere Çad’ın Sömürgecilik tarihi katliamların tarihidir. Ancak bu katliamların belki de en sinsi biçimde planlananı, 1917 yılında dini hayatın düzenlenmesi için yeni bir program hazırlanacağı vaadiyle “Abeşe” şehrinde bir toplantıya davet edilen 400 âlimin vahşice katledildiği “Abeşe” katliamıdır. Halkın yolunu aydınlatan, İslami değerleri ayakta tutan dava eri âlimlerin Fransız zalimler tarafından katledilmesi İnsanlık tarihinin en aşağılık ve en kirli uygulamalarından bir olarak tarihe geçmiştir. Bu katliamı ise İslami tüm müesseselere yönelik saldırılar takip etmiş, ülke genelinde medreseler, okullar, kütüphaneler ve camiler yok edilmiş, öğrenciler, imamlar ve Müslüman halk zulüm ve katliama maruz bırakılmıştır.

—————–

1. Animizm, Yunanca anemosm sözcüğünden türemiş olup ruhun, hem iç yaşayışın ve nemde biyolojik hayatın ana İlkesi olduğunu kabul eden görüştür. Buna göre ruh, bedenin serpilip gelişmesinde her şeye can veren bir hayat ilkesidir. Animizm görüşünde doğanın ve doğa güçlerinin birer ruha sahip olduğuna inanılır. Bu ruh, hareket ettiren ve yaşatan bir güç olarak, insan ve hayvanların olduğu kadar, evrendeki tüm nesnelerin de davranış ve hareketlerini belirler. Düşüncenin ve biyolojik hayatın ilkesinin bir ve aynı ruhtan geldiğini savunan teoriye de animizim adı verilir. Tabiattaki her şeyin insanınkine benzer ruhlara sahip olduğuna ve onların insan iradesine benzer ruhlar tarafından yönetildiğine inanan İlkel toplulukların inancı için de bu terim kullanılır. Sosyolojide animizm, Tabiatçılık (naturism) ve Totemcilik (totemism) gibi, dinlerin kök ve başlangıçları konusunda ortaya atılan bir teoridir (Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları: 1/41-42).
2. Davut Dursun, “Çad” maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, 2013.
3. Çad, http://www.vahdet.info.tr/isdunya/dosya4/1064.html.