İslam coğrafyalarını ele aldığımız yazı dizimizin bu sayısında Nijerya ve Mısır’dan sonra Afrika’nın nüfus bakımından en kalabalık ülkesi olan Etiyopya’ya konuk olacağız. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olarak bilinen ve erken dönemlerden itibaren ilahi dinlerin önemli merkezlerinden biri olan Etiyopya İslam ve Müslümanlar için de büyük önem arz etmektedir. İslam Medine’ye ulaşmadan 6 yıl kadar önce Afrika’ya bu topraklardan girmiş, bu topraklar İslam’ın Afrika’ya açılan kapısı olmuştur. Müslümanlara kapılarını açan, ilahi bir dine inanması ve adaletli olması sebebiyle peygamber tarafından övülen Necaşi bugünkü ismiyle Etiyopya olarak bilinen ancak geçmişte Habeşistan olarak anılan bu topraklarda hüküm sürmüş ve yine bu topraklar, ilerleyen yıllarda İslam’ın Afrika’daki önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Günümüzde ise ülke Müslümanları, diğer Afrika beldelerindeki dindaşlarına benzer bir biçimde ciddi problemlerin kıskacında yaşamlarına devam etmektedir.

Coğrafi ve Stratejik Konum

Afrika’nın doğusunda yer alan ve “Afrika Boynuzu” olarak anılan stratejik bölgenin içine dahil edebileceğimiz Etiyopya’nın sınır komşuları batıda Sudan, doğuda Cibuti ve Somali, kuzeyde Eritre, güneyde ise Kenya’dır. Ülkenin bugünkü kuzey komşularından biri olan Eritre 1993 yılında yapılan halk oylaması ile bağımsızlığına kavuşmuş ve ülke Kızıldeniz’e olan kıyı şeridini kaybetmiştir. 1.2 milyon kilometre kareyle neredeyse Türkiye’nin iki katına yakın bir yüz ölçüme sahip olan ülke Nil deltasında yer almakta ve Nil nehri ülkede yaklaşık sekiz yüz kilometrelik bir hat çizmektedir. On bir yönetim bölgesinin oluşturduğu federal bir devlet olan Etiyopya yaklaşık 90 milyonluk nüfusuyla Afrika’nın en geniş popülasyona sahip ülkelerinden bir tanesidir.

İlginç Bir Anektod: Afrika kıtasının en kadim ülkelerinden biri olan Etiyopya 1936-1941 yılları arasındaki Faşist İtalyan işgali sayılmazsa sömürgeleştirilemeyen ve erken zamanlardan beri bağımsızlığını müdafaa eden yegâne Afrika ülkesidir. (1) Ve Ayrıca Etiyopya; Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam için ilk yayıldıkları bölge olma özelliği taşımaktadır. Falaşalar olarak adlandırılan Afrikalı Yahudiler M.Ö.’den beri Etiyopya’da bulunmaktadırlar. Hıristiyanlığı da ilk resmi din olarak kabul eden ülkedir. En eski Hıristiyan devlet olarak kabul edilir. (2)

Etiyopya Tarihine Kısa Bir Bakış

Etiyopya dünyada varlığını sürdüren en eski ülkelerden biridir. Arkeleoglar Etiyopya’nın insanoğlunun köken noktası olduğunu belirtilmiştir. (3) Etiyopya, coğrafi konumu sebebiyle ilk çağlardan beri Sami ırkına mensup toplulukların göç dalgalarıya karşı karşıya gelmiş, Tevrat’a göre Hz Nuh’un torunlarından olan Küş’ün çocukları Hz. İbrahim’in doğumundan önce bu günkü Etiyopya topraklarının bulunduğu yerde Aksum’u inşa etmişlerdir. Suyuti’ye göre ise hanedanın kökleri daha eskilere, bu topraklara yerleşen Hz. Nuh’un oğlu Ham’a dayanmaktadır. (4)

Milattan sonra dördüncü yüzyıla gelindiğinde bölgenin semavi bir din olan Hristiyanlıkla tanıştığı bilinmektedir. Bu dönemden itibaren Hristiyanlık Etiyopya toprakları üzerinde önemli ölçüde etkili olmuştur. Burada zikredilmesi gereken önemli hususlardan bir tanesi de Ebrehe’nin Habeşistanlı bir Hristiyan oluşudur. Kur’an-ı Kerim’de Fil Suresi’nde detaylarına vakıf olduğumuz “Fil Vakası” bu topraklardan Arap yarımadasına yönelen bir Habeşistanlı olan Ebrehe ve ordusunun başından geçmiştir.

Habeşistan’ın İslam ile tanışması ise yedinci yüzyılda hicret ile gerçekleşmiştir. Mekke’de karşılaşılan güçlükler sonucunda Hz. Peygamber’in tavsiyesiyle Müslümanlar ilk önce 11 erkek ve dört kadın ile ve daha sonra da 77 erkek ve 13 kadın ile birlikte Habeşistan’a hicret etmiş ve bölge Müslümanların sığınağı haline gelmiştir. Bu hususta Nahl Suresi’ndeki aşağıdaki ayet nazil olmuştur; Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince: Onları dünyada güzel bir şekilde yerleştireceğiz. Ahiretin mükâfatı ise büyüktür, onlar sadece Rablarına tevekkül ederek sabretsinler.5 Bu yönüyle Habeşistan Müslümanlar için önemli bir tarihsel değere sahiptir. Habeşistan’ın İslam’la müşerref olmasını takip eden süreçte ise, Müslümanlar bölgedeki etkinliğini arttırmış, ilerleyen yıllarda bölgede Osmanlı etkileri de önemli ölçüde hissedilmiştir.

1936-1941 yılları arasında ise Faşist Mussolini idaresindeki İtalya’nın bölgeyi işgal ettiği bilinmektedir. Bu dönemden itibaren ülkede önemli istikrarsızlıklar baş göstermiş, 1974 yılında ülkede Marksist devrim meydana gelmiş, 1991 yılında ise ülke yeni bir devrime sahne olmuştur. On yedi yıllık bir sürecin sonunda Laik bir devlet olarak ilan edilen Etiyopya 1995 yılında onaylanan yeni anayasa ile birlikte Federal bir devlet olarak bu günkü görünümüne kavuşmuştur.

Etiyopya’da İslam ve Müslümanlar

Yukarıda da anlatıldığı üzere gerek ilk hicretin bu ülkeye gerçekleşmesi gerekse de bölgenin İslam’ın Afrika’ya açılan kapısı olması sebebiyle Etiyopya ya da diğer bir adıyla Habeşistan, geçmişten günümüze Müslümanlar için önemli bir toprak parçası olagelmiştir. Ancak bölge Müslümanları uzun yıllardır hem ülkedeki siyasal durum hem de ekonomik ve sosyal problemler sebebiyle önemli zorluklarla mücadele etmektedir.

Bölge Müslümanları her ne kadar nüfusun yaklaşık % 60-65’lik bir kısmını teşkil etse de Uluslararası arenada bölgede Hristiyan nüfusun daha fazla olduğuna dair spekülasyonlar üretilmektedir. Ülke yönetimi hali hazırda azınlık olan Hıristiyan Tigray kabilesinin elindedir ve Hıristiyan azınlık Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in desteğiyle yıllardır Müslüman çoğunluk üzerinde baskı ve zulümlerini sürdürmektedir. (6) 

Ülkede yaşanan baskı ve zulümler sebebiyle Müslümanlar geçmişten bugüne açlıkla mücadele etmekte, Müslüman gençlerin eğitimleri engellenmekte, tutuklama ve işkence vakalarının çokluğu dikkat çekmektedir. (7)  Bununla birlikte özellikle Etiyopya hükümeti ve dış güçlerin desteğiyle ülkede tevhid esaslarına bağlı İslami oluşumlar engellenmekte ve Müslüman topluluklar ihtilaf ve çekişmelerin içerisine çekilmektedir.

Tüm bu anlatılanlar dünyanın dört bir yanındaki Müslüman topluluklarla birlikte Afrikalı Müslümanların sesine kulak vermenin ve onlarla ümmet bilincinin gerektirdiği şekilde hemhal olabilmenin önemini açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

————————

1. DEİK, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Ülke Bülteni, Ocak 2014; Unicef, Ethiopia Demographic and Health Survey, Central Statistical Agency Addis Ababa, Ethiopia ICF İnternational Calverton, Maryland, USA, March 2012.
2. Zülfikar Bağrıyanık, Etiyopya’da İslam ve Müslümanlar, Afrika Stratejik Araştırmalar Merkezi, AFSAM.  Web Erişim Tarihi: 10.09.2015. Detaylı bilgi için bkz: http://www.afrika.com.tr/?pnum=43&pt=ET%C4%B0YOPYA%27DA+%C4%B0SLAM+VE++M%C3%9CSL%C3%9CMANLAR.
3. Abdu Mohamad Ali, Etiyopya’da Devlet ve Din, Türk Bilimsel Derlemeler Dergisi 1 (2): 77-84, 2008.
4. Levent Öztürk, “Etiyopya”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, 2013.
5. Nahl Suresi 41. Ayet.
6.Bağrıyanık; a.g.m.
7. Etiyopya’da yaşanan tutuklama ve katliamlara dair Türkiye basınında yer alan bazı haberlere ulaşmak için Bkz:
http://www.kuremedya.com/etiyopyada-muslumanlar-katlediliyor-4260h.html#.VfvSvNLtmko
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/62106.aspx
http://www.kanalahaber.com/haber/gundem/italyanlar-etiyopyada-habesistan-bakin-nasil-katliam-yapmis-214179/
http://islamigundem.com/muslumanlar-etiyopyada-katliama-dur-dediler-haber-6746.html