“Ceza pedagojik bir mecburiyettir.”

İslam’a göre çocuk eğitiminde ve terbiyesinde yumuşaklık, merhamet, adalet ve şefkat gibi olumlu duyguları ön plana çıkararak çocuğa yaklaşmak esastır. İbni Ömer radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her ağacın bir meyvesi vardır. Kalbin meyvesi de çocuktur. Çocuğuna merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. Allah’a yemin ederim ki cennete ancak merhametli olanlar girer. Ashab: “Ya Rasûlallah! Hepimiz merhametliyiz.” deyince Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden birinizin merhameti (sadece) arkadaşına değil, aksine tüm insanlara merhametli olmasıdır.” (Bezzar)

Çocuk anne karnına düşer düşmez, anne babanın onunla imtihanı başlayacak ve bu durum anne babanın hayatının sonuna kadar devam edecektir. Kimi zaman onları büyütürken, kimi zaman onları kötülüklerden, yanlışlardan korumaya çalışırken, kimi zaman da onlara doğruyu eğriyi öğretip İslam ile terbiye etmeye çabalarken, kimi zaman da çevrenin bu konudaki hatalı tutumlarını tolere ederken ebeveyn olarak muhtelif zorluk ve imtihanlardan geçiyoruz ve evlatlarımız hayatta olduğu sürece böyle imtihanlardan geçmeye devam edeceğiz. Çocuklarımız için verdiğimiz bu zorlu mücadelede bir sorun bitecek, diğeri başlayacak. Nihayetinde büyütülüp terbiye edilmeye çalışılan bir insandır; yetiştirilmesi insan kadar zor ve tüm emeklerine rağmen neticede hedefine ulaşıp ulaşmaman meçhul ve meşakkatli olmayan başka bir varlık değil… Dolayısıyla dünyanın en zor işi anne baba olmaktır, güzel birer anne baba olabilmek, ardında güzel izler bırakmak demektir. Ama bunun için öncelikle tüm zorlukları göze almak, bu konuda bilinçli olmak ve bu süreçte çekilen tüm sıkıntıların ebeveynlerin günahlarını dökmeye vesile olduğunu aklımızın bir köşesine kazımak gerekir ki; önümüzü görebilelim ve olanlara daha pozitif yaklaşıp herkesin-kendimiz de dahil- işini kolaylaştırabilelim.

Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Mü’min erkek ve Mü’min kadının kendinde, çocuğunda ve malında bela ve musibet eksik olmaz. Nihayet o, günahsız ve hatasız olarak Allah’a kavuşur.” (Tirmizi, Zühd-57)

Evvela çocuklara yaklaşımımızın önceliği daima olumlu ve destekleyici tutumlar olmalıdır. İslam’ın da tavsiye ve direktiflerinin bu yönde olduğunu belirtmek isterim. Aşağıdaki maddelerde kısaca bu tutumların bazılarından bahsettim:

1- Çocuklarımızı güzel dinimiz İslam’ın güzel ahlakıyla süsleyip donatmak istiyorsak öncelikle onlar için iyi birer model ve yapmacıklıktan uzak bir örneklik sergilemeliyiz. Çünkü çocuklar tertemiz fıtratlarından olsa gerek, yapmacıklığı hemen sezer ve ondan etkilenmezler. Ayrıca kuvvetli bir iman ve sağlam bir akideye sahip, güzel ahlaklı bir birey yetiştirmek için bilgi, çaba, istek vb. gereken tüm donanıma sahip olmalıyız. Tabi ki tüm bunlarla beraber çocuklarımızın her daim hayrına güzel temenni ve dualarda bulunmayı da ihmal etmemeliyiz. Ki belki de yavrumuzun hayat boyunca en büyük ihtiyaçlarından biri de budur. Üstelik bu çocuk eğitiminde Peygamberî bir metottur.
Sabit radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ensarı ziyaret ederdi. Onların çocuklarına selam verir, başlarını sıvazlar, onlara hayır ve bereket niyazında bulunurdu.

2- Çocuklar yapı itibarıyla neşe ve ferahı severler. Yetişkinleri hep güler yüzlü görmek isterler. Bu yüzden çocukları sevindirmek ve onlara güler yüz ile yaklaşmak onları derinden etkiler. Ayrıca bu, çocuğa psikolojik bir rahatlık ve canlılık sağladığı gibi, onu söyleneni kabul etmeye hazır hale getirir. (1)

3- Çocuklara yapılan ikram da onlar üzerinde büyük bir tesir bırakacaktır. Nitekim İbni Abbas radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Çocuklara ikramda bulununuz, onları güzel terbiye ediniz.” (2) Dikkat ediniz! Hadis-i şerifte önce ikram, sonra terbiye zikredilmiştir. Bu da ikramın çocuklar üzerindeki tesirini yeterince açıklar niteliktedir sanırım.

4- İslam çocuğa gereken değeri vermiş, onun yetiştirilmesini beşer olan hiç bir kişinin -hatta anne babanın bile- eline bırakmamış ve ona karşı olan her bir davranışına müdahale etmiştir. Öyle ki birçok anne babanın “çocuktur canım, ne anlar” deyip evlatlarını kandırdığı ve onlara verdiği sözleri önemsemez bir tavırla unuttuğu maalesef hepimizin şahit olduğu apaçık bir hakikattir. Buna mukabil Nebevi sünnet bu tür davranışları da hoş karşılamaz, zannedildiği gibi görmezden gelmez ve bir yetişkine yapılmış gibi kabul ve muamele eder. Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bir çocuğa ‘Buraya gel sana bir şey vereceğim’ der de sonra vermezse bir yalan (günahı) yazılır.” (3)

5- İslam çocuklara merhametli muamele etmeyi emretmiştir. Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Hasan’ı öpünce Akra bin Habis “Benim on çocuğum var, hiç birini öpmedim.” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Merhamet edilmeyene merhamet edilmez.” buyurdu.

6- Çocuklarımıza iyilik ve itaat konusunda yardımcı olmalıyız. Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu konuda şöyle buyuruyor: “İyilik yapması için çocuklarınıza yardım edin. Dileyen kimse (yardımcı olmak suretiyle) çocuğundan isyan duygusunu çıkarabilir. (4)

Bu saydıklarımız gerek fikri, gerekse psikolojik manada çocuk terbiyesinde nebevi eğitim yollarıdır. Söz konusu yolların fayda vermemesi durumunda bu demektir ki cezalandırmak suretiyle çocuğun düzeltilmeye ihtiyacı vardır. Böylece o işin şaka değil, ciddi olduğunu anlar ve cezanın acısını tadar. Buna bağlı olarak ta anne babanın gösterdiği merhamet ve şefkatin kıymetini bilir. Güzel ahlak, itaat ve bağlılığın kaçınılmaz olduğunu fark eder. (5)

Ceza çok kapsamlı, çok çeşitli konuları akla getiren bir kavram olduğundan dolayı şu sorular akla gelmektedir: “Çocuklara verilebilecek cezanın amacı ve şekli nedir? Cezada dövmenin yeri var mıdır? Varsa dövmenin yaşı, ölçüsü ve aleti ne olmalıdır?” Şimdi bu soruların cevaplarını tek tek öğrenelim.

“Ceza çocuktan intikam almaya yönelik bir eylem değil, pedagojik amaçlı bir harekettir.”

Çocuk yapı itibariyle yumuşak ve yönlendirmeye çok müsaittir. Ama verilmek istenen edep ve terbiyeyi hemen kabul eden çocuklar olduğu gibi, etmeyenler de vardır. Derslerini içlerinden gelerek yapanlar olduğu gibi, azarlanarak yapanlar da vardır.

Çocuklar ihmal yüzünden edindikleri kötü huy ve alışkanlıkların yerini ıslah yoluyla, güzel ahlak ve iyi davranışlara bırakabilirler. Tarih boyunca tecrübeler bunu göstermiştir. Bundan dolayı anne babalar, küçük çocukların eğitimine önem vermeli, gerektiğinde cezalandırmalı, ilerde gençlik yıllarında doğacak telafisi güç olan zaaflara ve yaralara meydan vermemelidir. (6)

Sakin, akıllı çocukların eğitimleri ne kadar kolaysa, aksi ve yaramaz olan çocukların eğitimi de bir o kadar zordur. Ama ne olursa olsun gelecekte: “Biz hata ettik. Ağaç, yaşken eğilirdi. Keşke ıslah imkânımızın olduğu zamanlarda vazifemizi hakkıyla yapsaydık” diyerek pişman olmamak için çocukları uslandırmak ve disipline etmek için psikolojilerine zarar vermeden korkutmalı ve yerine göre dövmelidir. Ama tabi İslam bunun için bazı şartlar getirmiştir.

“Yerine göre cezalandırma, çocukların huy ve gidişatını düzeltmek için başvurulması gereken bir yöntemdir.”

Çocuk hata yaptığında bakılmalıdır. Yaptığı hata bilgisizliğinden veya o konudaki pratiğinin az olmasından kaynaklanıyor ise o zaman çocuk cezalandırılmaz. Ancak çocuk yaptığının hata olduğunu biliyor ve daha önceden bu konuda yeterince uygulamada bulunduğu halde, inadından dolayı o hatayı yapıyor ve yanlışında ısrar ediyorsa o zaman sadece onu terbiye etmek amacıyla ceza devreye girmelidir.

Kuşkusuz hatayı temelden kaldırmak eğitimde büyük bir başarı sayılır. Çocukta herhangi bir hatanın mahiyetini araştırdığımızda onun temelinde şu üç sebep vardır:

a-) Düşünce planında görürüz. Çünkü çocuk o işte sağlam bir fikre sahip değildir. Bu yüzden yanılır.
b-) Uygulama planında görürüz. Çünkü çocuk o işin acemisidir. Bundan dolayın yanlış yapar.
c-) Çocuğun inatçı yapısıdır ve buna bağlı olarak da hata da ısrar eder. (7)

1- Çocuğun hatası düşünce planındaysa önce onu düzeltmek gerekir

Hatanın temelini tespit etmek onu ortadan kaldırmayı büyük oranda kolaylaştıracaktır. Düşünce planındaki hatalar düzeltirken peygambervari düşünüp, öylece hareket etmeliyiz. O sallallahu aleyhi ve sellem bunu yaparken insan fıtratına hoş gelen çeşitli usuller tatbik eder, yumuşaklıkla muamele ederdi.

Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Hasan sadaka hurmasından alıp ağzına atınca ona: “Det, det! Onu at, bizim sadaka yemediğimizi bilmiyor musun?” buyurdu. (8)

2- Çocuğun hatası uygulama planındaki eksikliğinden kaynaklanıyorsa ona pratikte göstererek yanlışını düzeltmeliyiz

Uygulama planında çocuğun daha önceden bilmediği bir iş yaparken hataya düşmesi gayet doğaldır. Yaptığı bu tür hatalardan dolayı hemen cezalandırılırsa, bu zulüm ve insafsızlık olur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem böyle durumlarda hemen o çocuğa o işin pratiğini anlatır, bizzat kendisi o işe koyulur ve çocuğa nasıl yapılacağını gösterirdi.

Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün koyun derisi yüzmekte olan bir çocuğa rastladı. Çocuk işi güzel yapamıyordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Biraz kenara çekil de göstereyim.’ buyurdu. Sonra elini koltuk altına kadar görünmeyecek şekilde deri ile et arasına soktu. Sonra da gitti…” (9)

3- Çocuğun hatası eğer inadından kaynaklanıyorsa o zaman ceza devreye girer

Bilhassa küçük yaştaki çocukları döverek cezalandırmak doğru olmaz. Bu, bir fayda sağlamayacağı gibi çocuğu sindirmekten ve bize karşı bilenmesinden başka bir işe yaramaz. Üstelik küçük çocukların bedenleri narin ve çok hassas olduğundan dolayı vücutlarında kalıcı bir hasar bırakmaya sebep olabilir. Hiç bir anne baba böyle bir şeye razı olmaz. Öyleyse bundan uzak durmak gerekir. Ayrıca peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şu buyruğu unutulmamalıdır:

“Henüz tıfıl olan çocuklarınızı dövmeyin.” (10)

Peki, küçük çocukların inatla ve ısrarla yaptıkları hatalardan vazgeçirmek için nasıl bir ceza uygulanabilir? Bu durumda çocukları bazı şeylerden mahrum etmek ikna edici olabilir. Ama kısıtlayacağımız şeyler kesinlikle yemek ve içmek, eğitim gibi asli ve zorunlu ihtiyaçlardan olmamalıdır. Ne olursa olsun böyle bir şeye hakkımız yoktur. Mesela sevdiği bir oyuncağından veya arada bir alınan abur-cubur gibi şeylerden bir süre, hatasını anlayana kadar mahrum edebiliriz. Bunun dışında aşağıda yer alan diğer bazı yöntemler de vardır.

Çocuğu Cezalandırmada Tedricilik

Yapılan tüm uyarılara rağmen düşünce ve uygulama planında çocuk, yanlışlarını düzeltmez ve bu hususta ısrar ederse artık uslanması için cezayı hak etmiş demektir. Cezalandırma sırayla şöyledir:

A) Çocuğun Sopayı Görmesi Ve Ondan Korkması

Burada çocuğa sopa ile vurmak kastedilmemiştir. Sadece sopanın gösterilmesi söz konusudur. Bir çocuk, sadece sopayı görmekle hemen yaptığı yaramazlıktan vazgeçer.

İbni Abbas radıyallahu anh’dan rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sopayı aile fertlerinin göreceği yere asın. Çünkü böyle yapmak onlar için bir ıslah ve te’dip vasıtasıdır.” (suç işlemekten caydırır.) (11)

B) Kulak Çekmek

Bu, çocuğa uygulanacak olan ilk bedensel ceza aşamasıdır. Abdullah bin Büsr anlatıyor: “Anam bir salkım üzümle beni Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e göndermişti. Ben de onu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e götürmeden önce biraz yedim. Nihayet onu götürünce Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kulağımı tuttu ve: “Ey hilekâr!” dedi. (12)

Darbetmenin (Vurmanın) Kuralları

Sopanın gösterilmesi ve kulağın çekilmesi fayda vermez de çocuk inat ve aksiliğini sürdürecek olursa, artık üçüncü aşamada bir ıslah yöntemi olarak darp gündeme gelir. Ama darbın bir takım kuralları vardır. Anne babanın istediği şekilde çocuğunu dövme hakkı yoktur.

1-) Darp 10 Yaşından İtibaren Başlar

Yani 10 yaşından küçük çocuklara vurulmaz. Ama on yaşından sonra itaatsizlik ve yanlışa devam eden çocuk, sadece ıslah etmek için darp kurallarına riayet edilerek dövülebilir. Bunun sınırını da İslam belirler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: “Yedi yaşında iken çocuklarınıza namaz kılmalarını emrediniz. On yaşında iken kılmadıkları takdirde onları dövün(yaptırım uygulayın).” (13)

Bu hadiste çocuğu dövmenin gerekçesi ilk hesaba çekileceği namazı ihmal etmesidir. Peygamberimiz on yaşından önce namaz kılmayan bir çocuğun darp edilmesine izin vermemektedir. Dolayısıyla en büyük eğitimci Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in namaz kadar önemli olmayan diğer işlerde, ihmali yüzünden bir çocuğun dövülmesine asla izin vermeyeceği açıktır.

10 yaşından önce ise saydığımız ıslah yöntemleri (sopa gösterme ve kulak çekme) çocuk üzerinde büyük bir dikkat, yumuşaklık, sabır ve teenni ile tatbik edilmelidir.

İsmail bin Süddi diyor ki: Ahmed bin Hanbel’e namazdan dolayı çocuğun darp edileceği yaşı sordum. O: «On yaşına vardığı zaman» cevabını verdi ve devam etti: «Ama yetim çocuğa hafif vurulur.»

Bu yüzden anne babalar ve eğitimciler, çocuğun hareket ve davranışlarını tedavi ederken iyi düşünüp taşınmak durumundadırlar. Akli ve fiziki gelişim safhasında çocuğun çok dövülmesi, bazen bir organını sakat edebilir, bazen de fikri ve ruhi bir takım anormalliklere sebep olabilir. Bu noktada şunu söylemek mümkündür; Islah ve te’dip için çocuk dövmek, yemeğe atılan tuza benzer. Nasıl ki ölçülü atılan tuz, yemeğin tadını değiştiriyor ve ona lezzet veriyorsa, çocuğu faydalı olacak şekilde biraz dövmek de eğitimde istenen bir husustur. Çünkü dövmek, intikam almaya yönelik bir eylem değil, pedagojik amaçlı bir harekettir. (14)

On yaşında namaz için dövmenin emredildiği hadis göstermektedir ki; dövme işinde sükûnetin, iyice düşünmenin ve bunu mümkün olduğunca azaltmanın gereğini ortaya koymaktadır.

2-) Vurmanın Azami Sayısı Ondur

Şartlar ne olursa olsun, eğitim amaçlı dövmede vurmanın sayısı onu geçemez. Çünkü Ebu Hureyre radıyallahu anh’den rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “(Nasslarla belirlenmiş) had cezaları hariç ondan fazla sopa vurulmaz.” (15)

Kullanılan sopanın nitelikleri: İslam hukukçularından Şemsuddin el-İlbani, çocukların cezalandırılmasında kullanılacak sopanın nitelikleri konusunda şöyle der: Ceza için kullanılacak değnekte şu özellikler olmalıdır:

– Orta büyüklükte olmalıdır.
– Ne çok yaş, ne de çok kuru olmalıdır.
– Vurma aleti için muayyen bir tür yoktur. Kamçı, değnek, pabuç veya bükülüp sertleştirilen bir bez parçası olabilir.

Vurma usulü: Vurma işinin orta şiddette; ne ağır ne de hafif olması gerekir. Fakihler, dövme şeklinin şiddetli olmaması gerektiği konusunda hem fikirdirler. El-İlbani çocuğu döverken dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıralar:

– Tek bir noktaya vurulmamalı, tüm bedene dağıtılmalıdır.
– İki vuruş arasında, öncekinin acısı hafifleyecek kadar bir zaman olmalıdır.
– Fazla acısın diye tam bir kuvvetle vurmak için kol alabildiğince kaldırılmamalıdır.

Bu ölçüler, uygulanan dayak cezasının verimini artırmak ve eğitim kalitesini yükseltmek suretiyle çocuğun her bakımdan zirveye ulaşabilmesi için ortaya konmuştur.

Vurma yeri: Vücudun belli bir yerine vurulmaması, tüm bedene dağıtılması gerekir. Yüz, mahrem yerler ve Hanefilere göre baş bundan istisna edilmiştir. Bu uzuvlara vurulması yasaktır.

Çocuğun başına ve yüzüne vurmaktan kaçınılmalıdır. Bazen bu beyni tahrip edebilir, bazen de gözü çıkarabilir veya çirkin bir iz bırakabilir. Bundan sakınmak gerekir. Ayaklara veya ellere vurmak en isabetli yoldur.

3) Öfke Anında Çocuğa Vurulmaz

Öfkenin alameti çirkin sözler söylemek ve çocuğu kötü bir şekilde nitelemektir. İnsan öfkelenince ne dediğini ve ne yaptığını bilmez. El-Kabısi gibi eğitimciler özellikle çocuk hata yapınca ‘hayvan, eşek’ gibi sözler söylemeden, ölçülü bir şekilde serzenişte bulunmakla yetinmeyi ve öfkeden uzaklaşmayı tavsiye etmektedir. Çocuğa kızarken çirkin sözler söylenmesi halinde istiğfar edilmeli ve tekrar aynı duruma düşmekten uzak durulmalıdır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem öfkeliyken hâkimin karar vermesini yasaklamıştır.

4) “Allah” Diyen Çocuğa Vurulmaz

Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz hizmetçisini dövdüğü zaman o, Allah’ı anarsa derhal vurmayı bıraksın.” (16)

Çocuk Allah dediği halde dövmeye devam etmek bir zulüm sayılır. Çocuk bazen bu durumu kullanabilir ve aynı suçu tekrar işleyebilir. Bu noktada yapılacak şey Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hadisine teslim olmaktır. Çünkü bu her şeyden daha mühimdir. (17)

————————

1. Peygamber’in Sünnetinde Çocuk Eğitimi, Muhammed Nur Suveyd, Uysal Yayınları
2. İbni Mace, Edeb
3. Ahmed b. Hanbel, 2/452
4. Taberani
5. Peygamber’in Sünnetinde Çocuk Eğitimi, Muhammed Nur Suveyd, Uysal Yayınları
6. Peygamber’in Sünnetinde Çocuk Eğitimi, Muhammed Nur Suveyd, Uysal Yayınları
7. Peygamber’in Sünnetinde Çocuk Eğitimi, Muhammed Nur Suveyd, Uysal Yayınları
8. Buhari ve Müslim
9. Ebu Davud, Taharet
10. Deylemi
11. Taberani
12. Nevevi, Ezkar
13. Ebu Davud
14. Peygamber’in Sünnetinde Çocuk Eğitimi, Muhammed Nur Suveyd, Uysal Yayınları
15. Buhari
16. Tirmizi
17. Peygamber’in Sünnetinde Çocuk Eğitimi, Muhammed Nur Suveyd, Uysal Yayınları