Suriye devriminin başlangıcından bu yana Suriye üzerinde mutabakata varılmış değil. Türkiye’nin, ABD’nin ve diğer ülkelerin çabaları sonuç vermemiş ve uzun sürede çözülecek gibi durmuyor. Her yapının kendi çıkarlarına göre bir Suriye algısı var. Bu da sorunu çözmekten ziyade dış güçlerin politikaları Suriye’ye dair sorunları arttırıyor. Şöyle bir durum da vardır ki özelde Ortadoğu coğrafyasının genelde tüm dünya halklarının açlık, yoksulluk, sefalet, çıkar üzerine kurulu ilişkiler, insani değerlerin kaybolması, savaşlar, katliamlar… Tamamıyla batılı devletlerin politikalarından, ideolojilerinden kaynaklanmaktadır.

Egemen güçler, iktidarlar, hegemonya (1) ve işbirlikçiler Suriye politikasında samimiler mi yoksa yüzyılın en büyük tiyatrosunu mu çeviriyorlar? (2)
Tüm dünyanın bildiği her bir vakıada yeniden tecrübe ettiği gibi bir tiyatro ile karşı karşıya İslam ümmeti. İran’ın batı ile işbirliğini Müslümanları sırtından hançerlemelerini, hainliklerini kimse unutmuş değil.

Suriye cihadı tüm dünyaya İran’ın gerçek yüzünü gösterdi. İran 1979 İslam Devriminden! Sonra İran, İslam coğrafyasına iyi bir imaj bıraktı ve İran, devrimi propaganda aracına döndürdü. Dönemin insanlarının dillerinde Rehber Humeyni nidaları eksik olmadı. İran İslam devrimi dillerinden uzun bir süre insanların dillerinden düşmedi. Dergilerde, kitaplarda, gazetelerde sayfalarca İran devriminden bahsedildi. Fakat İran mollaları çok geçmeden gerçek yüzünü gösterdi. Hafız Esed’in 40.000 insanı öldürdüğü Hama katliamında, İran’a sığınanları Suriye’ye teslim etti.  Said Havva’da bunlardan birisidir. (3)

Bazı kesimler sanki basireti bağlanmış gibi yine vahdet sloganlarını yükseltmeye devam etti. Şia Afganistan’da mücahitlere karşı savaştı, yine Irak’ta binlerce Sünni’yi katletti. Ta ki bu durum Suriye cihadına kadar devam etti.  Müslümanlar İran’ın ikiyüzlülüğünü gördü.

Hülasa İran devrimi doğrudan ve dolaylı olarak, isteyerek ve/veya istemeyerek dünya Müslümanlarını zehirlemiş olup, hala bu zehrin etkilerini müşahede etmekteyiz. Suriye cihadı bir anlamda safların kesin çizgilerle ayırıldığı mücadele sahasıdır.

İran’ın İkiyüzlü Söylemleri

İran 1979 İslam Devrimin verdiği havayla gerek Filistin meselesinde gerekse Arap baharının başlarındaki söylemleriyle İslam ümmetinin savunuculuğuna soyundu. Özellikle Filistin meselesinde her açıklamasında İsrail’e ve ABD’ye kafa tutan açıklamalarının içinin boş olduğu da ortaya çıktı. Hatta öyle ki İsrail gazetelerinden Ha’aretz, Ehud Barak’ın Yedioth Ahronoth’a verdiği demeçler için attığı manşet

Barak: İran, İsrail’in varlığına tehdit değildir. (4)

İran tam anlamıyla bugün Sünni dünyaya savaş açmış bir devlet. Suriye’de bulunan 10.000 (5) askeriyle ve Irak, Afganistan ve Yemen’deki politikalarıyla bunu görmekteyiz.

İran artık Arap coğrafyasında söylemleri itibar edilmeyen bir hale gelmiş ve izole edilmiş. Pakistan, Türkiye ve diğer Sünni ülkelerle siyasi ve ekonomik ilişkileri zayıflamış.

İran İçin Suriye Neden Önemli?

İran, ABD’nin kendisine açtığı yoldan devam ediyor. Irak’ta Sünnileri katlederek güçlenen Şii hareketler ve İran bölgede güçlü bir devlet haline gelmek istiyor. İran, Suriye’de 2011 devriminden önce de vardı. Hafız Esed iktidara gelince İran birlikleri de Suriye’ye girdi.

İran Ortadoğu bölgesinde kendi şii nüfusunu güçlendirerek bölgedeki Sünni nüfus üzerinde egemenlik kurmaya ve onları baskı altında tutmaya çalışıyor. Haliyle Lübnan-Suriye- Irak ve İran hattı üzerinde şii egemen bir bölge meydan geliyor.

Rusya ile işbirliğine giderek Katar gazına engel olunmaya çalışılıyor. Katar gazı Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya dağılacak hat projesi. Bu hattı Suriye üzerinden engelleyerek Rusya’nın gaz egemenliğine devam etmek.

Batı ve İran güçlenen Sünni İslami hareketlere karşı işbirliğine gitti. Batılı devletler İslami hareketlerin güçlenmesini istemediğinden dolayı şii hareketleri Suriye’de muhaliflerin karşısında desteklemeye başladılar. Son süreçte güçlenen İran Ortadoğu coğrafyasında bir şii hilali çizerek egemen bir güç haline gelmek için çabalıyor. Bu aynı zamanda Rusya ve ABD’nin ortak bir projesidir.

Rabbimizden duamız bizi İran’ın fitnesinden korumasıdır.

————————-

1. Hegemonya: Bir sistem içerisindeki bir elemanın, bir ülkenin veya bir grubun diğerlerinden üstün, baskın veya diğerlerine egemen olduğunu belirtir.
2. Tüm Yönleriyle Suriye Devrimi, Abdulkadir Şen, Yapıbozum Yayınları
3. Nebevi Hayat Dergisi, sayı 30, İlim ve Dava adamı; Said Havva
4. http://www.islahhaber.net/iran-israil-gizli-iliskileri-desifre-edildi-52637.html
5. http://www.yeniakit.com.tr/haber/2016-yili-itibariyle-iranin-suriyede-kac-askeri-var-161694.html