İzzet ve yüceliğin tek sahibi, şeref ve kibriyada ortağı olmayan, övgüye, hamde ve yüceltilmeye layık olan, izzetin, arşın rabbi olan Allah’a hamd olsun. Peygamberlerin efendisi olan Hz. Muhammed’e, onun değerli, hayırlı ve takva sahibi ashabına, hüküm alanında kıyamet gününe kadar onun şeriatını uygulayacak olanlara sayıp dökülemeyecek kadar çok salat ve selam ederim.

İnsanlığın saadetini ve bekasını tahrip eden faiz musibeti, Allah’ın sebat verdiği salih kulları hariç insanların ekseriyeti adet hayatlarının bir parçası haline getirmiş durumundadırlar.

Bizden önceki insanlar, Rabbimizin ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in yasaklamış olduğu işlerden aslandan kaçar gibi kaçıyorlardı. Nitekim İbni Abbas radıyallahu anhu demiştir ki; “Biz faize düşmek korkusundan dolayı, on dokuz tane helali terk ettik.”

Onların bu halleri bizim için ne güzel örnektir. Hem dünyada hem de ahirette rahat etmek istiyorsak, kedimizi faizden muhafaza etmek için gayret göstermemiz gerekmektedir. Bizim için en selametli yol budur.

Faize giden yolları en ince ayrıntısına kadar tespit etmeli, hepsinden büyük bir titizlikle uzak durmalıyız.

Faizin birçok şubeleri vardır. Detaya inmeden faizi ana hatlarıyla ele almaya çalışacağız.

Faizin Tarifi

Faiz kelimesinin Arapça karşılığı “ribâ”dır. Ribâ, sözlükte artma, çoğalma, gibi mânâlara gelir. Türkçe’ye geçmiş şekliyle, fâizin anlamı da aynıdır.

Fıkıhta ise, para ve standart (mislî) malların birbiriyle değişiminde, taraflardan birisi için şart koşulan karşılıksız fazlalığı ifade eder.

İslâm›ın ilk devirlerinde, câhiliye toplumunda ödünç verilen malın aslına «re›sü’l-mal» yani anapara denirdi. Belirlenen vâde sonunda anaparaya eklenen fazlalığa ise “ribâ” adı verilirdi. Bu mânâda borçlara eklenen fazlalık da “ribâ” özelliğini taşıyordu.

Fâizin temel Kısımları:

  1. Birinci kısım: ‘Ribe’l-Fadl’ yani ‘Fazla mal fâizi.’ Akdin iki tarafının, ribevî (bu tür fâize konu olabilecek olan) mallardan birini kendi cinsinden bir mal karşılığında, peşin ve miktar farklılığıyla, yani iki bedelden biri diğerinden fazla tutularak yaptığı mübâdelede tahakkuk eder.

100 gr. altını 101 ya da 99 gr. altın karşılığında peşin bozdurmak veya 1 çuval buğdayı 2 çuval buğdaya veya yarım çuval buğdaya karşılık, peşin satmak gibi… Hatta iki ürünlerden biri kaliteli diğeri âdî olsa bile… 100 gr. 24 ayar altını, 101 gr. 18 ayar altın karşılığında satmak gibi… Bu câiz değildir.

  1. İkinci kısım: ‘Ribe’n-Nesie’ yani ‘Fazla zaman fâizi’. Ribevî malların birbirlerine karşılık ve vadeli olarak, birbirine denk ya da fazla miktar karşılığı satılmasıyla tahakkuk eder. İki şekli vardır:

Birinci şekil: Ribevî malların, kendi cinslerine karşılık vadeli satılmasıdır. 1 çuval buğdayın 1 çuval buğday karşılığında vadeli satılması veya 100 gr. altının 100 gr. altın karşılığında vadeli satılması gibi eşit miktarlarda ya da 1 çuval buğdayın 2 çuval karşılığında vadeli satılması gibi farklı miktarlarda olmaları eşittir. Bu fâizin tahakkuku için yeterli olan ribevî malların cins birliğiyle ribe’n-nesîe meydana geldiğinden, bu alışverişler câiz değildir.

İkinci şekil: Ölçü birimleri aynı olan farklı ribevî malların birbirlerine karşılık vâdeli satılmalarıdır. 1 çuval buğdayın 1 çuval arpaya karşılık vadeli satılması gibi eşit miktarlarda olmalarıyla, 1 çuval buğdayın 2 çuval arpaya karşılık vadeli satılması veya 100 gr. altının 200 gr. gümüşe karşılık vadeli satılması gibi farklı miktarlarda olmaları sonucu değiştirmez.

Faizin Haram Kılındığını Belirten Muhkem Âyet ve Hadisler:

Allâhu Teâlâ buyuruyor ki: “Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, “alışveriş de faiz gibidir” demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah’a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.”  (1)

“Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.” (2)

Cabir radıyallahu anhu dedi ki: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, fâizi yiyene, yedirene, yazana ve şahitlerine lânet etti ve ‘Bunların hepsi eşittir.’ dedi.”(3)

Faizin Zararları

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve eğer müminlerseniz faizden kalanı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah’a ve Resulüne karşı savaş açmış olduğunuzu bilin.” (4)

Bu ayete dikkat etmek gerek! Şöyle ki: Kur’an’da hiçbir günah için, “Allah’a ve Resulüne karşı savaş açma” tabiri kullanılmamıştır. Allah’a ve Resulüne karşı savaş açma ifadesi sadece faiz yiyenler için kullanılmıştır. Faizin Allah-u Teâlâ katında ne kadar büyük bir günah olduğunu açıklamaya herhalde bu kadarı yeter.

İbni Abbas hazretleri tefsirini yapmış olduğumuz ayet-i kerime hakkında şöyle der: Kıyamet günü faiz yiyen kimseye: “Savaş için silahını al.” denilecektir. “Böyle yapmasanız -yani faizi terk etmezseniz- Allah’a ve Resulüne karşı savaş açtığınızı bilin.” ayet-i kerimesi bunun delilidir.

Ebu Hureyre’in naklettiği bir rivayete: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “İnsanlar öyle bir devre ulaşacak ki, o zamanda faiz yemeyen kalmayacak. Öyle ki,(doğrudan) yemeyene buharı ( veya tozu)ulaşacak” (5)

Abdullah İbni Mesud radıyallahu anhuma şöyle dedi:

“Nebi sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

‘Faiz yetmiş üç kısımdır. Onların günah bakımından en hafifi, kişinin annesi ile zina etmesi gibidir. Bilin ki, faizin en şiddetlisi Müslüman kişinin ırzıdır. ” (6)

Buhari ve Müslim’de yer alan bir rivayete göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in insanları helak eden (ahiret hayatını mahveden) en büyük yedi günahı “Allah’a şirk koşmak, sihir yapmak,  adam öldürmek, faiz yemek, yetimin malını yemek, savaştan kaçmak, masum iffetli kadınlara zina iftirasında bulunmak” şeklinde sayarken, faiz yemeyi adam öldürmekten hemen sonra dördüncü sırada yer vermesi, bunun ne kadar büyük bir günah olduğunun göstergesidir. Rabim ayaklarımıza, kalplerimize sebat versin ve bizleri faiz felaketinin her türlüsünden muhafaza eylesin âmin vesselam.    

 

————————-

 

  1. el-Bakara, 275
  2. en-Nisâ’, 29
  3. Müslim, Musâkât, bâb: 106., hn.: 1098
  4. Bakara 278-279.
  5. Ebu Dâvud, ts.: Büyû 3; Nesâî, 1986: Büyû 2;İbn Mâce, ts.: Ticârât 58
  6. Hâkim: 2259, İbni Mace: 2274 – Albânî Sahihu’l-Cami: 3539