İngiltere’de Tony Blair Hükümetinin 2003’teki Irak işgali öncesi ve sonrası aldığı kararlara yönelik en kapsamlı soruşturmanın bulgularını içeren ve İngiltere’nin ABD öncülüğündeki Irak istilasına katıldığını araştıran Chilcot Raporu açıklandı. Rapora adını veren eski diplomat ve Irak Soruşturma Komisyonu Başkanı John Chilcot, İngiltere’nin Irak Savaşı’nda ABD öncülüğündeki misyona destek vermesinin aceleci bir karar olduğunu ifade ederek, savaşa girme kararının Irak’ta silah bırakılmasına yönelik tüm barışçıl çözümler tükenmeden alındığını belirtti. Ayrıca raporda İngiltere’nin savaş sonrasında da Irak’a yönelik planlarının çözümsüz olduğunu ifade etti. Başta Tony Blair olmak üzere dönemin önde gelen isimlerinin eleştirildiği rapor 2 milyon 600 kelimeden oluşuyor.

Bundan tam 13 yıl önce 20 Mart 2013 tarihinde Emperyalist ABD kuvvetleriyle birlikte Irak’a giren İngiltere, yaklaşık 1,5 milyon insanın yurdundan edildiği ve 1 milyona yakın insanın ölümüyle sonuçlanan katliama imza atarak Müslümanların memleketini tanınmaz hale getirmiş, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürmüş, hapishanelerde halka işkence ettikten sonra arkalarında kan, gözyaşı, tecavüz, tarumâr edilen ülke, iç karışıklık meydana getirdikten sonra intikam ve nefret tohumlarını atıp gitmişlerdi. İntikam ve nefret duygularıyla bezenen Müslüman halkın çocukları; dinlerini, ülkelerini ve mukeddesatlarını korumak için direniş grupları oluşturmuş çeşitli misilleme operasyonlarında bulunarak bir nebzede olsa analarının gözyaşlarına, bacılarının feryat çığlıklarına merhem olmuştu.

İngiltere Önce İşgal Etti Şimdi Analiz Ediyor

Yayımlanan bu rapor ile Irak işgalini iyi niyet ölçütü olarak değerlendirmeye alanlar 1 milyon insanın ölümüne, altyapının yıkılmasına-tarumâr edilmesine neden olan bu savaşı hangi iyi niyet ölçüsü olarak değerlendirmeye kalkışmışlardır. Önce işgal edilen ülke şimdi mi analiz edilmeye başlanmıştır? Güneş balçıkla sıvanmaz diye güzel bir deyimimiz vardır. Yaptığınız bunca pisliklere rağmen operasyonlarınıza bir hata diyerek bunun üzerini örtemezsiniz. Anaların, bacıların, çocukların, gençlerin ve yaşlıların evine, sinelerine vurulan bu katliam tarzı işgali nasıl unutturacaksınız? Direniş ve diriliş gruplarına terörist damgası vurarak Irak halkının önce topraklarını, sonra zihinlerini işgal ettiniz. Müslüman halkların başlarına diktiğiniz kuklalarla yönetimi işgal ettiniz. Müslümanların yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürerek bu zenginliklerin gerçek sahiplerini ötekileştirip topraklarına yabancı ettiniz. Tarih kitaplarında güneşin batmadığı ülke olarak nam salarken bu halka güneşin batışından sonra çıkacak hilali unutturdunuz. Bu kadar çok yönlü işgalinize rağmen masaya yatırdığınız Irak katliamı halen anaların gönüllerinde sıcaklığını korumaktadır.

Bağdat İngiltere’ye Dava Açmak İçin Rapordan Yararlanmalı

El Mustansiriya Üniversitesi Stratejik ve Siyasi Araştırmalar Merkezi Direktörü Aziz Caber Şayal, bu konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“İngiltere’nin Irak’a karışması her anlamda bir hataydı. Rapor, Irak işgali konusunda İngiltere’nin siyasetiyle ilgili infial uyandırır. Krallık, Avrupa Birliği’nden ayrıldıktan sonra, Irak’ın tazminat talep etmesi durumunda uluslararası toplumun desteğini alamayacak. Bağdat, İngiltere’ye dava açmak için rapordan yararlanmalı ve işgal sırasında yıkılan her şey için tazminat talep etmeli.” açıklamasında bulundu.

Doğu-Batı Çatışması Değil Medeniyetler Çatışması

Medeniyetler Çatışması adlı tez, Samuel Huntington tarafından Soğuk Savaş sonrasına tekabül eden 1990’lı yıllardan itibaren uluslararası ittifak ya da ihtilaflarda belirleyici olan unsurun politik ya da ekonomik ideolojiler değil, medeniyetler olmaya başladığını ve 21. yüzyılda da bu trendin devam edeceğini ifade eden bir tez olarak ortaya atılan bir olgudur. Özellikle 2000’li yıllardan sonra iki medeniyetin çarpışmasının sürekli olacağını öngörmüştür. 21.yüzyılın gelişim olaylarını seyrettiğinizde toprak işgalinden çok zihin ve değer işgallerini görmekteyiz. ABD ve İngiltere odaklı Kapitalist düzen mantığı insanların refah düzeyini yükseltmesini sağlarken değerlerinden ve ilkelerinden ödün vermesini sağlamıştır. Yeni Dünya Düzeni parolası ile dünyaya açılan ve değerleri altüst etmeye çalışan bir düzen görmekteyiz bunun en somut örneklerinden bir tanesi de Hollywood’dur. Hollywood’ın yapmış olduğu tahribat her kesimin şahit olduğu bir gerçektir. Nasıl Hollywood’a sadece bir sinema gözüyle bakamazsak artık işgallere de sadece askeri bir operasyon olarak bakamayız. ABD öncülüğünde Irak’ı işgal eden İngiltere, ülkeyi işgal etmekle kalmayarak

Batı Medeniyetinin değerlerini de empoze etmiştir.

Son olarak;

Batı Medeniyetinin ahlakı haline gelen önce işgal sonra özür siyaseti tecavüz edilen bacıların çığlıklarını bastıracak mı? O yaşta oyun parkında olması gerekirken ciğerini toprağa gömen annenin bedduasını engelleyebilecek mi? Ebu Gureyb hapishanesinde işkenceci askerlerin postalları altında Allah’ı zikreden insanların Allah’a yakarışlarını engelleyebilecekler mi? Bu bir medeniyetler çatışmasıdır. Batı medeniyetinin değerleri ile İslam medeniyetinin değerleri arasında cereyan eden bir çatışmadır. İslam medeniyetinin evlatları çok bonkördür. Dinini ve ülkesini işgale gelenlere yeri geldiğinde suyunu bölüşür, yeri geldiğinde yemeğini bölüşür hatta ve hatta toprağını bile bölüşürler ve derler ki : ‘’ALTI SENİN OLSUN ÜSTÜ BENİM’’

2 MİLYON 600 KELİMEDEN OLUŞAN RAPOR YAKLAŞIK 1 MİLYON KİŞİNİN ÖLÜMÜYLE SONUÇLANAN BİR KATLİAMA NEDEN OLMUŞKEN, RAPOR ÖLDÜRÜLEN İNSANLAR KADAR DEĞER GÖRMEMİŞE BENZİYOR. RABBİMİZ OLAN ALLAH’TAN DUAMIZ ŞUDUR Kİ; BATI MEDENİYETİNİN HER TÜRLÜ OYUNLARINA KARŞI İSLAM MEDENİYETİNİN EVLATLARINA FERASETİ VE ONLARA KARŞI EN GÜZEL BİÇİMDE MÜCADELEYİ ETMEYİ NASİP ETSİN.