Allah azze ve celle, bizlere öyle bir amel nasib etmiş ki, bu amel diğerlerinden çok farklı. Şöyle izah edeyim; namaz kıldığımızda namazın lezzeti yalnızca bizim kalbimizi, oruç tuttuğumuzda yine yalnız bizim imanımızı etkiliyor, hac, umre gibi bütün bu ibadetlerden bireysel olarak lezzet alıyoruz. Yani bizim namazımızdaki, orucumuzdaki, haccımızdaki huşu, başka kimsenin kalbini, imanını etkilemiyor.

Ancak infak etmek, Allah için Allah’ın kullarına vermek, hem bizim kalbimizi, imanımızı hem de verdiğimiz kardeşimizin imanını etkiliyor. Darda olana yardım eden, Allah için yardım etmiş olmanın mutluluğunu, Allah’ın rızasını umarak kalbinin derinliklerinde bir serinlik, bir esinti, bir huzur ve yüzünde bir hamd, şükür tebessümüyle hissediyor.

Ya Rabbi, bana merhamet verdiğin için Sana hamdolsun. Ya Rabbi, bana verdiğin mal ve rızık için Sana hamd olsun. Ya Rabbi, bana kardeşlik duygusunu hissettirdiğin için, sorumluluk bilincini nasib ettiğin için Sana hamd olsun. Ya Rabbi, bencillikten beni koruduğun için, cimrilikten beni kurtadığın için Sana hamd olsun diyerek kalbi dolup taşıyor.

Bu, infak eden kişinin sevinci. Bir de kendisine infak edilen, yardım  edilen kişinin kalbine bakalım;

Ya Rabbi, bizlere böyle bir iman ve kardeşlik duygusu verdiğin için Sana hamd olsun. Ya Rabbi, bana bir müslümanın eliyle yardım ettiğin için Sana hamd olsun. Ya Rabbi, Sen darda kalmışları yalnız bırakmazsın diye daha binlerce, kelimelere sığmayacak kadar Rabbine hamd, kardeşine vefa dolu bir kalp. Birleşen eller, birleşen gönüller ve bizlik duygusu, ümmet duygusu…

Her amelde olduğu gibi infak etme konusunda da yine Ashab-ı Kiram, kalplerimizi etkiliyor. Bin dört yüz yıl önce bir müminin İslam için, müslümanlar için yaptığı infak ve infak anlayışı kalplerimizi derinden etkiliyor.

Malının tamamını İslam için infak eden Hz. Ebubekir radıyallahu anh, onunla infak yarışına giren Hz. Ömer radıyallahu anh ve zorluk ordusunu (Ceyşu’l-Usra) donatan Hz. Osman radıyallahu anh…

Abdurrahman b. Semure anlatıyor: “Efendimiz sallalahu aleyhi ve sellem Tebuk seferine çıkmak için hazırlandığı bir sırada Hz. Osman radıyallahu anh elbisesinin içinde bin dinar getirip onu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kucağına boşalttı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onları elleri ile tekrar tekrar karıştırarak “Affan’ın oğlu bugünden sonra amel etmese de bir zarara uğramaz.” buyurdu.” (1)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Osman radıyallahu anh’ın İslam ordusuna yaptığı bu infak amelini böyle ifade ederken, bugün İslam ümmetinin sıkıntılı günlerinde, savaş, açlık ve çileli günlerinde Allah için infak edenlerin amelleri hangi müjdelerle karşılık bulur bilemiyoruz.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah’ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.” (Bakara, 261)

Ashabın infak konusundaki yarışı, Allah için vermenin kurtuluş ve arınma vesilesi olduğunu imanlarıyla kavramış olmalarıydı.

“O ki, malını verir, temizlenir.” (Leyl, 18)

Ancak bunu hakkıyla kavrayanlar, yanlarında dünya malı bırakmak istemezler. Dünya malı onların nazarında, biriktirmek, elde tutmak için değil, yaşlılık günlerini düşünmek için değil, ancak ahireti ve o günün sıkıntısından korunmak için bir vesiledir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Yarım hurmayla da olsa kendinizi ateşten koruyun.” (2)

Her şeyin bir kullanım amacı vardır. Dünya malının da kullanım amacı insana hizmettir. İnsan onu dünyada rahat etmek için kullanır ancak onun aynı zamanda bir imtihan olduğunu unutmaması gerekir.

Dünya malını Allah’ın emrettiği şekilde kullanmak ondan en güzel şekilde istifade etmemizi sağlar. İşte bu istifadelerden biri onu Allah için infak etmektir.

Bir de malın israfı vardır. Gereksiz yere harcama, savurganlık, tutumsuzluk manasındadır. Malı sadece dünya için saklamak da, biriktirmek de, gereksiz yere harcamaktır. Malın değer kazanacağı yere yatırım yapmamak da israfın en büyüğüdür. O mal ki, dünyada az bir değeri vardır ancak ahirette cehennem ateşini söndürür. O mal ki, seni Allah’ın mağfiretine ulaştırır.

“Her sabah gökten iki melek iner. Birisi: “İlahi! İnfak edene karşılığını ver.” Diğeri: “Allah’ım cimrilik edene de telef ver (malını yok et)” diye dua ederler. (3)

Ya Rabbi, bizleri, malını cimrilik ederek israf edenlerden eyleme…

Ya Rabbi, İslam ümmeti her türlü sıkıntıya uğramış, müslümanların izzetleri zindanlarda çiğneniyor, esaret altında kardeşlerimiz var, cennette ekmek var mı diyen çocuklarımız var.

Ya Rabbi, mallarımızı müslümanların esaretten kurtulması için vesile eyle. Ya Rabbi, sofralarımızdan, rızıklarımızdan, açlık sıkıntısı çeken kardeşlerimize ikram etmeyi nasib eyle. Evlerimizi yoksulun ve yetimin korunduğu, muhafaza edildiği yuvalardan eyle. Mallarımızı ve canlarımızı senin yolunda verecek bilinç ve iman nasib eyle… Allahumme amin…

Selam ve dua ile…  

 

————————-

 

  1. (Müsned 5/63, Tirmizi 3701)
  2. (Buhari, Zekat 90,9 – Müslim, Zekat 66,67)
  3. (Nevevi, Riyazus Salihin 1/253)