“Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.” (Abese, 20)

Rabbim! Bize yolu kolaylaştırdığın, seni nasıl razı edeceğimizi bize bildirdiğin, nasıl şükredeceğimizi, nasıl öveceğimize bize öğrettiğin için Sana sonsuz hamdu senalar olsun.

Rabbim, verdiğin nimetler olmasa seni nasıl razı ederdik? Rabbim, düşkünlüğümüzü sana itiraf ediyoruz. Rabbim, verdiğin her türlü nimeti senin yolunda, seni razı etmek için vermeyi kalplerimize ilham et…

Rabbim, kullarının güzelliği Sen’dendir. İhsanı, cömertliği, serveti, zenginliği Sen’dendir. Rabbim, bize katındaki güzellikleri ihsan eyle…

Rabbim, sen El-Kuddüs isminle bizleri maddî ve manevî pisliklerden temizleyensin. Sen bütün kusurlardan, zaaflardan, acizlikten, fakirlikten münezzehsin.

Rabbim, senin rızanı kazanmak için ellerini sana açıp, gözyaşları içerisinde Senin rızanı arayan ve duası kabul olunan Utbe b. Zeyd (radıyallahu anh)’e imreniyoruz.

Hicretin dokuzuncu yılında Rumlar, kırk bin kişilik orduyla müslümanlara savaş açmak için hazırlanmıştı. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu haber alınca hazırlığa başlamıştı. Bunu duyan Utbe bin Zeyd (radıyallahu anh) de bu sefere çıkmak, Allah yolunda savaşmak için can atıyordu.

Hz. Utbe fakirdi. Yol azığı ve binek temin edememişti. Kendisi gibi olan diğer sahabelerle Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in huzuruna çıktı. Üzgündü, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den kendisi için binek temin etmesini rica etti. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum” dedi. Gözyaşları içerisinde geri döndü.

Hz. Utbe o gece uyuyamamıştı. Bir müddet namaz kıldıktan sonra şöyle dua etti: “Rabbim, cihadı emrettin, bizi ona teşvik ettin. Ama bende ve Rasulü’nde beni savaşa hazırlayacak imkan yoktur. Allah’ım, ‘Mallarınızdan infak edin’ dedin. Ancak senin yolunda infak edecek bir malım da yok. Ya Rab, bugüne kadar malıma, canıma, şerefime ve haysiyetime dokunan müslümanları affettim, benden infak olarak kabul eder misin?”
Ve o, müslümanları affettiğini söyledi Rabbine…

Ertesi sabah Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bu gece içinizden biri öyle bir infak yaptı ki Allah onun yaptığı bu bağışı kabul edilen sadakalar arasına kaydetmiştir. O kimdir?” dedi. Utbe (r.a) ayağa kalkıp gece yaptığı duayı Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’e anlattı ve Hz. Utbe bu müjdeye çok sevindi.

Allah’ı razı etmek için vermek istemek ve verecek bir şey bulamayınca yanıp tutuşmak…   Ya Rab! İnfak etmenin kıymetini, değerini, Ashabı Kiram nasıl anladıysa bize de öyle anlamayı nasib et… Allah’ım Utbe bin Zeyd (radıyallahu anh)’in kalbinin sana yaklaştığı gibi kalplerimizi sana yaklaştır. Allah’ım verdiğin onca nimet içerisinde yüzerken, çeşit çeşit nimetlere garkolmuşken, onlara bağlanıp seni unutmaktan sana sığınırız. Allah’ım, verdiğin nimetlerin kölesi olmaktan, onlara kulluk etmekten bizi muhafaza eyle. Allah’ım, verdiğin nimetlerin gönlümüze hoş gelmeyenini infak etmekten sana sığınırız. Allah’ım, bizlere en sevdiklerimizi senin yolunda vermeyi, en sevdiklerimizi infak etmeyi, verdiğin nimetlerle sana hakkıyla şükretmeyi nasib eyle Ya Rabbi…

“Ki, o gün, insana ne malı ve ne de evlatları yarar sağlamaz. Yalnız temiz kalple Allah’ın huzuruna gelen kurtulur.” (Şuara, 88-89)

Allah’ım, ne malın ne de oğulların fayda vermeyeceği günden korkarız. Senin rızanı kazanmak için yine senin verdiklerinden infak ederek senden bağışlanma dileriz.

Kerim olan Rabbim! Kendi verdiklerinle bizleri günahlardan temizleyensin.

Allah’ım! Senin yolunda infak ettiklerimizi bizden kabul buyur…

Allah’ım, bizlere saadet yollarını aç. Allah’ım bizleri kendine yaklaştır. Allah’ım, bizleri şükreden bahtiyar kullarından eyle. Allah’ım, bizi ilahi rahmetine eriştir. Allah’ım bizi sevgine ulaştır. Bizleri imanları üzere sadık olanlardan eyle Ya Rabbi…

Allah’ım bizleri kıyamet gününün korkusundan, kabir azabından emin eyle…

 “Kim, bir iyilikle gelirse; ona daha iyisi vardır. Onlar, o günün korkusundan emindirler.” (Neml, 89)

Selam ve dua ile…