1- Çocuklar Nimettir, Süstür, Emanettir.
Çocuklar Allah’ın anne babalara verdiği birer armağan, şükrü gerektiren bir nimet, fani dünyanın süsü, ailenin çimentosu, anne babanın göz bebeğidir. Anne babalar çocuklarıyla huzur bulur, onlarla neşelenir, hayat adeta onlarla güzelleşir. Bir baba seve seve çocuklarının istikbali için ter dökerek çalışırken, bir anne de evladını dünyaya getirirken çektiği acıları önemsemeden o halde bile çocuğunun sağlığını düşünür. Evlatlarına ömürleri boyunca fedakârlıklar yaparak karşılığını alıp alamayacaklarını bilmeden tereddütsüz bakarlar, koruyup kollarlar. Çünkü bu fıtratlarında vardır. Eğer fıtratları bozulmadıysa çocuk onlar için kendi canlarından daha değerli, Allah’ın onlara bahşettiği bir lütuftur.
Çocuklar nimet olmasına nimettir ama onlara tapulu malımız gözüyle değil bir gün bizden geri alınacak olan ve alınacağı güne kadar gözetmemiz, layık oldukları yere koymamız gereken bir emanettir. Onlar bizim tek amacımız değil bizi asıl hedef olan cennete götüren, bu amaca giderken faydalanıp mutlu olduğumuz güzel bir araçtır. Gelin gözümüzün nuru olan, kendileri için “dünyayı yakarım” dediğimiz, çoklukları ile övünüp hiç ölmeyeceklermiş gibi sadece dünyadaki refahlarını düşünerek kendimizi de onları da beş para etmez dünya karşılığında sattığımız evlatlarımızın Rabbimiz katındaki durumunu şu ayetlerden öğrenelim: “Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.” (Kehf; 46) Yani çocuklarımız bunun ötesinde bir şey değillerdir. İnsanın geriye kalacak kendisine fayda sağlayıp sevinmesine sebep olacak olan ise kalıcı salih amellerdir. Bu da bütün iyi amelleri kapsar. Bunların mükâfatları kalıcıdırlar. Buradan şu anlaşılmaktadır; dünyanın içindekiler iki çeşittir:
a- Dünya hayatının süsü mal ve evlatlar: Geçicidirler ve bunlardan sadece kısa bir süre faydalanılır.
b- Salih ameller: Kalıcıdırlar ve sahibine faydalıdırlar.(1)
Dediğimiz gibi çocuklar tasarruf yetkisi tamamen bize ait olan varlıklar değil maddi ve manevi yönde omuzlarımıza yüklenilmiş emanetlerdir. İbni Ömer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Hepiniz çobansınız, hepiniz güttüğünüz sürüden mesulsünüz… Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur…”(2)
Burada “çocuklar sadece dünyanın süsü, eğlencesi, geçici bir emanet, öyle ise ahirette beraber olmamız zor” diye şeytan insanı ümitsizliğe sevk edebilir. Her konuda olduğu gibi Rabbimiz bu yönü de boş bırakmayarak gönlümüze su serpmektedir. Zira bize şah damarımızdan daha yakın olan rabbimiz evladımız ile cennette beraber olamayacağımızı düşünmeyi dahi bize vereceği ızdırabı bildiğinden bir şarta bağlı olarak ahirette beraberliğimizin mümkün olabileceğini bildirmektedir. O şart çocuklarımızı iman üzere yetiştirmektir. “İman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir.” (Tur; 21)

2- Bazı Çocuklar Ebeveyni İçin Düşmandır.
Allah-u Teâlâ, Teğabun Suresi 14 ve 15.ayetlerde müminlere eşlerinden ve çocuklarından bazılarının kendilerine düşman olduğunu, onlardan sakınıp onlara karşı dikkatli olmaları gerektiğini, bununla beraber hoş görülü davranıp onları bağışlamalarını tavsiye buyurmaktadır. Eğer affederlerse Allah’ın da kendilerini affedeceğini bildirmektedirler. “Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki, Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır: Büyük mükâfat ise Allah’ın yanındadır.”(3)

3- Çocuklar Ebeveyni İçin Bir Fitnedir
(İmtihandır)
Mala ve çocuğa olan aşırı tutku, kişiyi Allah yolundan ve O’na kulluktan alıkoyabilir. Ve bazen adaletten uzaklaştırıp haddi aşarak haksızlık yapmaya sürükleyebilir. Böyle yapmakta insanın ilahi ölçülerden sapmasına sebep olabilir. Bu da insan için bir fitnedir. “Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah’ın katındadır.” (Enfal; 28)
Fitne; herhangi bir madeni içindeki katkı maddeleri ayrılsın diye potaya atmak, eritmek ve arıtmak demektir. Demek ki bizlerde çocuk ve mal sahibi olmakla bir potadan geçiriliyoruz. Bununla ilgili Allah’ın yasalarına riayet edip etmemekle deneniyoruz. “Mademki bunlar imtihan, o halde hiç sahip olmayalım daha iyi” diyerek Allah’ın imtihanından kaçmaya hakkımız yok. Çünkü bu hayatı eşle, çocukla ve malla yaşamamızda Allah’ın bir yasasıdır.(4)
Başta çocukların biz anne babalara bahşedilmiş olan bir nimet olduğunu söylemiştik. Bizim için bir imtihan olan bu nimeti iyi değerlendirmez, emanet olarak görmemiz gerekirken tamamen sahiplenir ve düşmanımız olmalarına biz sebep olursak bu nimet külfete döner ve ahirette altından kalkamayacağımız bir yükten öteye gitmez. “(Ve o kullar): Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl! derler.” (Furkan; 74)
Velhamdülillahi rabbi’l alemin.

 

——————————————
1 Abdurrahman es Sadi’nin Tefsiri, 3.cilt
2 Buhari ve Müslim
3 Teğabun;14/15
4 A. Kalkan; Müslümanın Aile Hayatı