Osmanlı Devleti topraklarının genişlemesi ve kara parçalarından ayrı olarak denize kıyısı olan ülkelere yayılması sonucunda denizciliğin önemi bir kez daha anlaşılmıştır. Bu yüzden Osmanlı Devleti’nde denizcilik alanında çalışmalara önem verilmiştir.

Osmanlı’dan önce kurulan Anadolu’daki beylikler ve Venedik, Ceneviz gibi gayrimüslim devletlerin tecrübelerinden de istifade edilerek, Osmanlı’nın donanması kurulmuştur. Kurulan donanmalar sayesinde Osmanlı toprakları, sınırları denizde yer alan Akdeniz ve Karadeniz’deki topraklara kadar yayılmıştır. Bu yayılma esnasında şüphesiz işinde usta olan ve denizcilik alanında tecrübesi bulunan kimselerin hakkı çok fazladır. 

 Osmanlı topraklarının genişlemesindeki donanmanın yeri açık bir gerçek olarak bilindikten ve bu donanmadaki mahareti bilinen kimselerden bahsedildiğinde sonra Piri Reis’in anlatılmaması bir eksiklik olarak kalacaktır.

Hayatı

Asıl adı Muhyiddin olan Piri Reis, harita ve denizcilik alanında İslâm dünyasının yetiştirdiği ender insanlardan biridir.

Kendisi tarafından hazırlanan “Kitab-ı Bahriye” eseri ve çizdiği iki tane dünya haritası ile bu husustaki başarısını göstermiştir.

Osmanlı topraklarında bulunan ve denize kıyısı olan Gelibolu’da doğan Piri Reis’in doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 1465 ile 1470 yılları arasında doğduğu söylenmiştir. Babası Karamanlı olup İstanbul’a göç eden, buradan da Gelibolu’ya yerleşen Hacı Mehmet’tir.

Gelibolu’nun Osmanlı denizciliğinde önemli bir yeri vardır. Osmanlı’da gemiler, Gelibolu sancak beyinin kumandası altında toplanmış, burada bulunan deniz subayları da reislerin idaresinde yetiştirilmişlerdir. İlk zamanlar bu yetiştiren bilgili kimselere “reis” denilmiş, bu isimlendirme sonraları İtalyanca’dan alınan “Kaptan” kelimesiyle değişilmiştir. Bundan dolayı da donanma kumandanı da Kaptan-ı Deryâ denilmiştir.

Türk tarihçi İbni Kemal o tarihlerde Gelibolu’ da doğan çocuklar için şu tanımlamayı yapmıştır: “Gelibolu’da doğan çocuklar timsah gibi su içinde büyürler. Beşikleri ecel tekneleridir. Sabah ve akşam gemi seslerinin ninnisiyle uyurlar.” 

Amcası Kemal Reis’ten dolayı daha küçük yaşlarda deniz ve gemi ile tanışmış olan Piri Reis, 11 yaşından itibaren amcasının yanında bazı deniz seferlerine katılmış ve 14 yıl boyunca amcası ile birlikte deniz yolculuklarına çıkmışlardır. Bu yolculuklardan biri, 1486 yılında İspanya’nın baskısından kaçan ve Osmanlı’dan yardım isteyen Endülüs Müslümanlarının Kuzey Afrika sahillerine taşınması olmuştur.

Bu seferlerin Piri Reis’e en önemli katkısı, gittiği yerlerde edindiği bilgi ve tecrübeleri ileride kitaplaştırmasına katkı sağlamış olmasıdır. Nitekim daha sonraki yıllarda bu bilgileriyle denizcilik ve haritacılık alanında eserler vermiştir. Çizdiği haritalar ile deniz yolculuklarında bulunacak kaptanlara ve donanmaların yönlerini bulmada faydalanılacağı önemli bilgilere de eserlerinde yer vermiştir. Osmanlı Devleti ve denizcilikle ilgilenen kimseler, onun denizcilik ve denizler hakkında verdiği bilgilerden çokça istifadede bulunmuşlardır. Bu sayede hem yeni yerlerin öğrenilmesi sağlanmış hem de Osmanlı’nın denizlerdeki hâkimiyetinin güçlenmesi sağlanmıştır.

Önceleri bağımsız bir şekilde Akdeniz’de amcası Kemal Reis ile birlikte denizcilik faaliyeti sürdüren Piri Reis, Osmanlı’da Cem Sultan’ın ölümüyle merkezi idarenin tek elde toplandığı II. Bayezıd döneminde amcasıyla birlikte Osmanlı donanmasına dâhil olmuştur. Amcası Osmanlı Devleti’nde dönemin Kaptan-ı Derya’sı Davut Paşa filosunun fiilen komutanları arasında yerini almıştır.

1511 yılında amcasının vefatının ardından iki yıl denizlerden uzak durmuş ancak bu sürede özellikle haritacılık alanında edindiği bilgilerini kâğıda aktarmıştır.

Gelibolu’da bulunduğu sıralarda, Yavuz Sultan Selim’in Mısır’a düzenlediği sefere katılmış ve sefere denizden takviye sağlamak için İskenderiye’ye giden filoya kadırgasıyla katılmıştır. Onun İskenderiye’nin ele geçirilmesindeki katkısı Yavuz Sultan Selim’in dikkatini çekmiş, İskenderiye’nin fethedilmesinde yararlandığı haritayı Yavuz Sultan Selim’e sunmuştur. Bugün elimizde bu haritanın sadece bir parçası bulunmaktadır.

Mısır’ın fethedilmesinin ardından memleketi Gelibolu’ya dönen Piri Reis, denizcilik tecrübelerine yer verdiği “Kitab-ı Bahriye” eserini 1521 yılında yazmıştır. Bu kitap ile ilgili şöyle bir olay aktarılmıştır: “Kitabın yazıldığı yıllarda Mısır’da bir isyan çıkar ve isyanı bastırmak için 1524 yılında Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa görevlendirilir. Piri Reis, İbrahim Paşa’nın emrinde hazırlanan donanmaya katılır. Bu deniz yolculuğu sırasında bir ara donanma fırtınaya kapılır ve Rodos’a sığınmak zorunda kalır. Fırtınanın şiddetinden dolayı burada bir süre beklenmesi esnasında Piri Reis’e İbrahim Paşa ile tanışma fırsatı doğar ve tanışırlar. Yolculuk süresince Piri Reis’in sürekli bazı notlara bakması, İbrahim Paşa’nın dikkatini çeker ve bu notların ne olduğunu ona sorar. O da denizcilikle ilgilendiği süre boyunca edindiği bilgileri not aldığı ve onlardan faydalandığını söyler. İbrahim Paşa’nın bu bilgileri Kanuni Sultan Süleyman’a düzenlenmiş hali ile sunmasını teşvik etmesi üzerine Piri Reis, bu kitabı düzenleyerek Kanuni Sultan Süleyman’a sunar. Eseri kabul görür ve Osmanlı’nın deniz seferlerinde faydalandığı bir eser haline gelir.”

Eserinin kabul görmesinin ardından yıldızı giderek parlayan Piri Reis, daha sonraki dönemlerde devletin deniz alanındaki çeşitli kademelerine yükseltilmiştir. Kendisine 1500 yılında yapılan Modon Savaşı’nda henüz 35 yaşındayken “Reis” unvanı verilmiştir.

Osmanlı’nın denizlerdeki gücünün arttırılması amacıyla gemi yapımına önem veren Yavuz, Kasımpaşa-Hasköy civarında bir tersane kurmaya karar vermiş ve bunun başına da Piri Reis’i görevlendirmiştir. 1513’te tamamlanan tersane, daha sonraları genişletilmiş bir şekilde Haliç’e taşınmaya karar verilmiş ve 1516 yılında Piri Reis’in gayretleriyle Haliç Tersanesi kurulmuştur.

Ünlü denizci Barbaros Hayrettin Paşa’nın (asıl adı Hızır Reis) vefatının ardından onun yerine Mısır Kaptanlığı’na (Hint Deniz Kaptanlığı da denmiştir) getirilmiş, vazifesini layıkıyla yerine getirmiştir.

1547’de Hint Kaptan-ı Deryalığı’na yükseltilen Piri Reis, Aden ve Maskat gibi stratejik noktalarda Portekiz deniz kuvvetlerini mağlup etmiştir.

Son Deniz Seferi ve Vefatı

Onun idam edilmesine giden son vazifesi, Kanuni Sultan Süleyman devrinde Süveyş’ten donanma ile Basra’ya gidip, buradaki 15.000 askeri ve diğer gemileri de yanına alarak Hürmüz Adası’nı ele geçirmesiydi. Bu görevi sırasında, adaya giderken mümkün olduğunca Portekizlilere bulaşmaması da kendisinden ayrıca istenmiştir. Portekizliler, Akdeniz’de Osmanlı gemilerine zarar verse de önce Batı seferlerinde her zaman Osmanlı’ya problem çıkaran ve saldırıları sonucunda burayı bir kaçış merkezi edinen İran meselesinin çözülmesi öncelikli olmuş ve bu yüzden Hürmüz üzerine bir deniz seferi düzenlenmiştir.

Portekizlilere müdahale etmeden olaya girişilmesi istenmişse de Piri Reis, Hint Okyanusu’na yaklaşık otuz gemi ile girmiş ve kendisinden sayıca fazla Portekiz gemisini burada yenmeyi başarmasının ardından savaştan kurtulup kaçan bazı Portekizliler Hürmüz Adası’ndaki kaleye sığınmışlardır. Kalenin etrafı sarıldıysa da buradaki Portekiz birliği hazırlıklı olduğu için kale alınamadığından kuşatma kaldırılmıştır. Portekizlilere yardım ederek, kuşatmanın uzamasına sebep olduğu gerekçesiyle halkın mallarını yağmaladığı haberi kendisine ulaşan Basra valisi Ramazanoğlu Kubad Paşa, kendisinden yardım istemişse de onu bu yağmadan sorumlu tutarak tutuklamak ve mallarına el koymak istemiştir. 

Portekiz donanmasının geniş bir kuvvetle Basra Körfezi’ni kapatmak üzere yola çıktığı haberinin alınması üzerine donanmasını Basra’da bırakarak aldığı ganimetleri de 3 gemiye doldurup Süveyş’te bulunan tersaneye dönmek üzere yola koyulan Piri Reis’in gemilerinden biri yolda batmış ve ancak iki gemiyle Süveyş’teki donanma merkez tersanesine varabilmiştir. Buradan Kahire’deki Mısır Beylerbeyi Dukagin-zâde Mehmet Paşa’nın huzuruna çıkmış ancak ordusunu geride bırakan komutan gibi karşılanmıştır. Bir de bunun üzerine Kubad Paşa’nın Piri Reis’in yağmacılık yaptığına dair kendisine yazdığı mektubunda etkisiyle tutuklanmıştır.

Piri Reis’in tutuklandığı ve deniz seferinde yaptıklarının durumu Halep’te bulunan Kanûni Sultan Süleyman’a haber verildikten sonra yapılan soruşma sonucunda Kanûni’nin fermanı üzerine görevini hakkıyla yerine getirmediği, kendisinden istenilene göre davranmaması ve savaş alanından kaçtığı gerekçesiyle 1554 senesinde Kahire’de yaşı sekseni geçtiği sırada idam edilmiştir. Eşyaları da İstanbul’a gönderilmiştir.

Onun Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’de yapılan deniz savaşlarına katılması ve kazandığı başarıları ile Akdeniz’de Osmanlı kontrolünün sağlanmasında katkıları olduğu muhakkaktır. Yine Hint Deniz Seferleri’nde de Osmanlı’nın önde gelen deniz komutanlarından olduğu ve bu seferlerde katkısının büyük olduğu da muhakkaktır.

Onun bilime olan katkılarından dolayı UNESCO tarafından 2013 yılı, “Dünya Pirî Reis Yılı” olarak kabul edilmiştir.

Adına kendi doğduğu yer olan Çanakkale-Gelibolu’da 2014 yılında “Pirî Reis Müzesi” kurulmuş, yaptığı haritalar ve çalışmalar burada sergilenmekte olup adının insanlar tarafından duyulması sağlanmıştır. Bunun yanında Beşiktaş Deniz Müzesi’nde de haritaları sergilenmektedir.

Dünya Haritaları

1929 yılında Topkapı Sarayı’nda bulunan bir harita parçası üzerindeki notlar okunduğunda, bunun Piri Reis’in 1513 yılında çizdiği ve 1517’de Mısır’da Sultan Selim’e (1512-1520) sunduğu haritanın bir parçası olduğu anlaşılmıştır. Piri Reis haritasının elimizdeki bu mevcut kısmında, Atlas Okyanusu’nun iki yakasını ihtiva edecek şekilde Batı Afrika kıyıları, Asor, Kanarya ve Yeşilburun takımadaları, Atlas Okyanusu, Güney Amerika ile Orta Amerika’nın bilinen kısımları, Florida ve Antiller yer almaktadır.

Piri Reis, haritasına çizimler yanında ilgili yerlerin özelliklerini, ne zaman kim tarafından keşfedildiği, kimlerden faydalandığını gösterecek şekilde çeşitli açıklamalar da eklemiştir.

Bu haritada dikkati çeken bir husus da Amerika’yı keşfeden Kolomb hakkında verilen bilgilerdir. Burada şunlar belirtilmektedir: “Burayı Kolomb adlı bir kâşif bulmuştur. Kolomb’un eline bir kitap geçmiş ve bu kitapta “Eğer bir kimse Avrupa sahillerinden Batı’ya doğru giderse,  zengin madenleri ve kıymetli taşları olan bir bölgeye ulaşır” denilmekteymiş. Kolomb, bu kitabı alıp Cenevizlere gidiyor. Cenevizler bu durumu dikkate almıyorlar. O zaman İspanya kralına başvuruyor ve “bana iki gemi verirseniz, oraya gider ve size zengin madenler getiririm” diyor. İspanya kralı kabul ediyor. Kolomb o sahilleri buluyor ve geri dönüyor.”

Pirî Reis, hazırladığı haritada farklı dönemlerde hazırlanmış çeşitli haritalardan yararlandığını belirtmiş ve bunlar arasında Kristof Kolomb haritasını da saymıştır.

Kolomb’un çizdiği ilk Amerika haritası bugün kayıptır. Dolayısıyla Piri Reis’in bu haritası, bugün elde bulunan Amerika’nın ilk haritasından yararlanılarak çizilmiş tek haritadır. Özellikle Amerika’ya 1492-1504 yılları arasında dört seferi bulunan Kolomb’un haritasını kullanmış, onun üçüncü seferine katılıp daha sonra amcası Kemal Reis’e esir düşmüş olan bir yardımcısının anlattıklarından faydalanmıştır.[1]

Piri Reis, 15 yıl sonra yine bir Dünya haritası çizmiştir. Bugün elimizde bulunan parçası Grönland, Kuzey ve Orta Amerika sahillerini gösteren kısmıdır. Bu haritada anlaşıldığı kadarıyla Piri Reis, 15 yıl içerisindeki bütün keşifleri izlemiş, önceki haritasında bulunan hataları düzeltmiş ve boş bıraktığı yerleri tamamlamıştır.

Çizdiği dünya haritası, günümüzde İstanbul-Levent Metrosu duvarlarında sergilenmektedir.

Kitâbu’l Bahriye

Piri Reis, amcası Kemal Reis ve arkadaşlarıyla Akdeniz’de katıldığı seferlerde gördüğü yerleri bizzat kaydetmiş ve elde ettiği bilgileri bu eserinde toplamıştır. Eserde Akdeniz ve Ege kıyıları, buralarda bulunan ada ve kıyılar, derinlikleri ve nerelerde demir atılacağı hakkında geniş bilgilere yer vermiştir. Haritada çeşitli renklendirmelerle haritalardaki çizimlerin ne anlama geldiği de belirtilmiştir.

Eserini 858 büyük sayfa ve 223 haritadan oluşturmuştur.

Piri Reis, kitabının 6. sayfasında şöyle söyler:

“…Bu fenni bilen kardeşler, bu kitabı inceler ve işlerinde kullanırlarken beni hayır duadan unutmayalar.”

Onun Mısır Seferi esnasında İskenderiye-Kahire arasında Nil Nehri’ni incelemesi ve bu eserinde bu hususa yer vermesi, bilgiye olan merakının sadece bir göstergesidir.

Tasvirli haritalar tasnifine dâhil olan ilk eser, Piri Reis’in Kitâb-ı Bahriyye’sidir.

 

————————–

 

Kaynak

Uluslararası Piri Reis ve Türk Denizcilik Tarihi Sempozyumu Bildiriler (6 cilt), 26-29 Eylül 2013, İstanbul, Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Osmanlı Rönesans’ının Mimarlarından Pirî Reis, Prof. Dr. Hüseyin Gazi Topdemir, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Temmuz 2013, s.7-13.

TDV İslâm Ansiklopedisi, Pirî Reis maddesi, İdris Bostan, c:34, s:283-285.

[1]. Osmanlı Rönesans’ının Mimarlarından Piri Reis, Prof. Dr. Hüseyin Gazi Topdemir.