Maldiv adaları ya da resmi ismiyle Maldiv Cumhuriyeti ilk bakışta masmavi denizi, palmiyeleri ve bembeyaz kumsallarıyla rüyaları andıran tropik bir tatil merkezi olarak canlanıyor zihinlerde. Gerçekten de öyle; her yıl dünyanın dört bir yanından on binlerce turist tatil maksadıyla akın ediyor bu topraklara. Ülke, bu yönüyle sadece bir tatil beldesi intibaı uyandırıyor Türkiyeli Müslümanların zihinlerinde.

Ne var ki bu tablo, neredeyse tamamı yabancılar tarafından “ada otel” olarak turizm amaçlı işletilen belirli adalar topluluğu için geçerli. Bu tablonun biraz daha dışına çıktığımızda neredeyse bin yıla yaklaşan bir Müslüman tarihi ve bu tarihin izlerinin her yerde görüldüğü sevimli bir Müslüman beldesi çıkıyor karşımıza. İslami hukuk kurallarının uygulandığı ve her idari birimde bu kuralları uygulamakla yükümlü kadıların bulunduğu, halkın İslam’a bağlılığıyla bilindiği ve İslam’ın gündelik hayatın her bir cüzüne sirayet eden bir yaşam tarzı olarak görünür kılındığı bir belde. Bir yönüyle her türlü dünyevi zevkin fütursuzca yaşandığı, bir diğer tabirle İslam’ın belirleyici olmaktan çıkarıldığı bir tatil beldesi, bir yönüyle de geçmişini ve -adaların büyük bir çoğunluğu dâhil olmak üzere- bu gününü İslam’ın şekillendirdiği bir İslam beldesi Maldiv Adaları.

Ne acıdır ki, ülkenin sadece bir tatil beldesi olarak bilinmesi yalnızca gayrimüslimlere has bir durum değil benzer bir biçimde, dünya Müslümanları için de ülke bir tatil beldesi olmaktan başka pek de bir anlam ifade etmiyor. Şimdi gelin, Güneydoğu Asya Müslümanlarının karakteristik özelliklerini yansıtan güzel ahlaklı, kibar ve bir o kadar da samimi Müslümanların beldesine biraz daha yakından bakalım.

Ülkenin Genel Özellikleri

Hint Okyanusu kuzeyinde, Hindistan ve Sri Lanka’nın güney ve güneydoğusunda yer alan iri ufaklı 2000 adet adadan meydana gelen Maldivler 400 bine varan nüfusuyla küçük bir Güneydoğu Asya ülkesidir. Mercan takımadaları olan atoller üzerine kurulu olan ülkede, adaların yaklaşık olarak 200’ünde insanların yaşadığı bilinmektedir. Bu adaların yüze yakını ise, “ada otel” şeklinde genellikle yabancılar tarafından işletilmektedir. Nüfusun büyük çoğunluğu aynı zamanda ülkenin başkenti olan Male’de yaşamaktadır. Male ülkedeki ada otellerin aksine halkın inancını yaşamak hususunda çok daha samimi olduğu, İslam’ın güzelliklerinin her yerde görülebileceği bir başkenttir.

Ekvatoral iklim koşullarının hâkim olduğu adalarda sıcaklık ortalaması 30 derecede seyretmekte ve ülke yoğun yağışlar almaktadır. Ülkenin geleceğine dair en ciddi problemlerin başında ise küresel ısınma gelmektedir. En yüksek yeri yaklaşık olarak 24 metre olan adalar topluluğunun yaklaşık yüz yıl içerisinde küresel ısınma kaynaklı eriyen buzulların etkisiyle sular altında kalacağı düşünülmektedir.

Genel olarak adalardan sadece 200 kadarında yaşayan nüfus, ataları Seylan adasından (Sri Lanka) geldiği için Sinhali diye bilinen topluluklar, Tamiller ve az sayıda Araplardan oluşur. Ülkede Hint-Avrupa dil ailesinden olan Divehi dilinin yanı sıra Arapça, Hintçe ve İngilizce konuşulmaktadır. Halkının tamamı Şâfiî mezhebine mensup Sünnî Müslümandır. (1)

Tarihsel Süreçte Maldivler

Milâttan önce V. yüzyıldan itibaren yerleşim yeri olduğu anlaşılan Maldivler, İslâm dönemine kadar Hinduizm ve özellikle Budizm’in etkisinde kalmış ve burada birçok tapınak inşa edilmiştir. Maldivlere İslâmiyet’in ne zaman girdiği hususu açık olmamakla birlikte daha ilk asırlarda Müslüman tüccar ve denizciler vasıtasıyla bölgeye geldiği bilinmektedir. İslâm’ın Maldivler ’de geniş ölçüde yayılmaya başlaması VI. (XII.) yüzyıldan itibaren olmuştur. Ancak bu ülkenin İslam ile tanışmasına dair yaygın kabul gören iki rivayet vardır. Maldivlere dair bir eser yazmış olan Kadı Hasan Tâceddin’e (ö. 1139/1727) göre Maldivler ’in Budist kralı, Tebriz’den gelen Şeyh Yûsuf Şemseddin et-Tebrîzî vasıtasıyla 12 Rebîülâhir 548 (7 Temmuz 1153) tarihinde Müslüman olmuş ve Muhammed el-Âdil (Siri Bavanaditta Maha Radun) adını almıştır. Ardından Sultan Muhammed el-Âdil’in faaliyetleri neticesinde İslâmiyet bölgede yayılmaya başlamıştır (Târîhu İslâmi Dîbâ Mahal, I, 10). Bir diğer rivayete göre ise, Maldivler’i 1343-1344 ve 1346 yıllarında ziyaret etmiş olan İbn Battûta, adı geçen Budist kralın Mâlikî mezhebine mensup Mağribli Ebü’l-Berekât el-Berberî vasıtasıyla Müslüman olup Ahmed ismini aldığını ifade etmiştir. (2)

İbni Battuta’nın bölgedeki hikâyesi de bir hayli ilginçtir. Bugünkü Fas topraklarında doğan ve öncelikle hac farizasını yerine getirmek niyetiyle Hicaz bölgesine seyahat eden Battuta, bu yolculuk sırasında yaşadıklarının da etkisiyle o dönemlerde pek de bilinmeyen pek çok ülkeye seyahatler gerçekleştirmiştir. Bu seyahatlerin birini de Maldiv adalarına gerçekleştiren Battuta, bu bölgede birkaç yıl geçirmiş, burada geçirdiği süre içerisinde iki yıl boyunca kadılık görevinde bulunmuş ve hatta kralın kızıyla dahi evlenmiştir. Bu yönüyle Maldiv adalarında önemli bir etkinlik göstermiştir.

Yaklaşık 1500’lü yılların ortalarına kadar Müslüman yöneticilerin hâkim olduğu bölge bu tarihten itibaren öncelikle Portekizlilerin işgal ve sömürülerine maruz kalmış, Müslümanların etkili direnişi sonucunda Portekizliler bölgeden kovulsa da pek çok şehit verilmiştir. Sonraları çalkantılı dönemler yaşayan Maldiv ülkesi, 1600’lü yılların ortalarında Hollandalıların işgaline düçar olmuş, 1800’lü yıllara gelindiğinde ise, Hint bölgesine hâkim olmaya başlayan İngilizler bölgedeki etkisini hissettirmiştir. 1887 yılında bölge tamamen İngiliz kontrolü altına girmiştir. 1965 yılında bağımsızlığını kazanan ülke, o tarihten bu yana çeşitli çalkantılarla birlikte İslami kanunlarla idare edilmiştir.

Günümüzde Maldivler ve Maldivli Müslümanlar

Maldivlerde ülke nüfusunu oluşturan Divehiler İslam’a bağlılığı ile bilinir. Şafi ve Maliki mezheplerinin yaygın olduğu ülkede İslam, sosyal hayatı şekillendiren hâkim renktir. Özellikle başkent Male çok uzun yıllardan itibaren pek çok camiye ve İslami eğitim kurumuna ev sahipliği yapmıştır. Şeri mahkemelerin merkezi de Male’de yer almaktadır. Halk güneydoğu Asya Müslümanlarına benzer bir biçimde güzel ahlakı, yumuşak huyluluğu ve ibadetlerine bağlılığı ile bilinir. Özellikle ramazan aylarında halkın İslam’a teveccühü artmakta, Male şehir merkezindeki onlarca camiden sabahlara kadar Kur’an tilavetleri yankılanmaktadır. Cuma namazlarının her bölgede devleti temsil eden yöneticiler tarafından kıldırıldığı ülkede şer’i hukuk kuralları işletilmektedir. Ancak ülkede özellikle Hinduizm ve Budizm gibi eski yerel dinlerin etkisiyle sihir, büyü gibi hurafelere ve bunlarla uğraşan “Fandita” isimli büyücülere de başvurulduğu bilinmektedir.

 

————————-

 

 1.Casim Avcı, Maldivler, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 27, Sayfa 484.

  1. Avcı, a.g.m. s.484