Her sayıda bir Müslüman beldesine ele aldığımız “İslam Coğrafyaları” yazı dizimizin bu bölümünde Komor Adaları’na konuk olacağız. Her ne kadar okuyucunun bir bölümü dünya üzerinde bu isimle anılan bir ülkenin var olduğu gerçeğini hayretle karşılayacak olsa da, bu küçük adalar ülkesinde yaşayan insanların % 99’unun Müslüman olduğunu ifade ettiğimizde bu hayretin bir kat daha artacağı tahmin edilebilir.

Yine, her ne kadar “Komor” kelimesi bizlere çok uzak bir kelime gibi görünse de, erken dönemlerden itibaren çeşitli sebeplerle Hint Okyanusuna pek çok seyahat gerçekleştiren Müslümanların bölgeyi “Kamer Adaları”/ “El Ceziretü-l Kamer” olarak adlandırdığı gerçeği bizi bu küçük İslam beldesine önemli ölçüde yakınlaştırmaktadır.

Tüm bunlara ek olarak Komor adalarının, resmi adı “İslam Cumhuriyeti” (Arapça’da el-Cumhuriyyetü’I-Kumuri l-ittihadiyyeti’I-İslamiyye) olan dünyadaki beş ülkeden biri olması da ülkeyi Müslümanlar açısından önemli kılan bir diğer husustur. (1)

Coğrafi ve Demografik Özellikler

Hint Okyanusuna kıyısı olan Doğu Afrika ülkelerinden Mozambik ile Hint Okyanusunda yer alan bir diğer ada ülkesi Madagaskar arasında yer alan ve Komor adaları olarak anılan ülke dört adadan meydana gelir. Bu adalardan Ngazidja, Anjouan ve Moheli, bağımsız Komorlar İslam Cumhuriyeti adıyla anılmakta, dördüncü ada olan Mayotte ise özel bir statüyle halen Fransa’ya bağlılığını devam ettirmektedir. Günümüzde sekiz yüz bin civarında bir nüfusun hayatını devam ettirdiği ülkede halkın % 99’u sünni Müslümanlardan meydana gelmektedir. Ülkede her ne kadar Komorca denilen resmi bir dil konuşulsa da Arapça ve Fransızca da resmi diller arasında yer almakta ve özellikle Arapça ilkokul eğitiminden itibaren Komor halkının gündelik hayatında ve pratiklerinde önemli ölçüde etkinlik kazanmaktadır.

Komor Adalarında İslam ve Müslümanlar

Türkiye’de 1923 yılında yayınlanan Âlem-i İslam Külliyatı’nda, Erkan-ı Harbiye Kaymakamı İsmail Hakkı Tevfik tarafından kaleme alınan “Kamer Adalarında İslam” adlı eser; ülkemizde ada hakkında yayınlanan en önemli eserlerden biridir. Eserde, ada halklarının ırkları, örf ve adetleri, İslamiyet’in adalara  girişi ve halk üzerinde ne derecede etkili olduğu, eğitimi, sosyal yapısı, ada nüfusu hakkında ayrıntılı bilgiler verilmekle beraber bu adaların nasıl Fransız sömürgesi haline getirildiği ve bunun neticesi olarak halk ve hükümdarların durumu, misyonerlik faaliyetleri için  yapılan çalışmalar da detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu bilgiler; fotoğraflar, istatistiki tablolar ve adaların tarih kronolojileri ile de desteklenerek çok kıymetli bilgilere yer verilmektedir. Kitapta verilen bilgiler doğrultusunda adaların genel tarihleri incelendiğinde, çoğunlukla ticaret veya  seyahat amacıyla  adaya gelen ve yerleşen özellikle Araplar, İranlılar ve Hintlilerin İslam’ı ada halklarına tanıttıkları, evliliklerle bağlarını daha çok kuvvetlendirdikleri  ve böylece  adadaki nüfus ve etkilerini  de artırarak İslam’ın yerleşmesine vesile oldukları görülür. İranlılar ve Arapların hükümdar kızları ile evlenerek ada yönetimini elde ettikleri ve böylelikle halk tarafından İslam’ın daha çok benimsendiği de kitapta yer alan ifadeler arasındadır. (2)

İslamiyet’in ülkede yayılış tarihi konusundaki rivayetler farklı olmakla birlikte yerliler arasındaki yaygın kanaate göre iki Komorlu Hz. Osman’ın halifeliği zamanında Medine›ye giderek İslam’ı öğrenmiş ve dönüşlerinde bölge halkında tebliğde bulunmuşlardır. Arap denizcilerinin de VIII. yüzyıldan itibaren yoğun olarak uğradıkları bu adalara İslam’ı yaydıkları bilinmektedir. (3) Bu tarihlerden itibaren bölge uzun yıllar Müslümanların hâkimiyetinde varlığını sürdürmüştür. Ancak 1800’lü yılların ortalarından itibaren Sömürgecilik faaliyetleri neticesinde Fransızların bölgede hâkimiyet kurmaya başladıkları bilinmektedir. Ancak özellikle II. Dünya savaşından sonra bağımsızlık mücadelelerinin yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte ülke Müslümanları da Fransız sömürgesine karşı örgütlenmeye başlamıştır. Nitekim bu mücadele 1974 yılına gelindiğinde adaların geleceği için bir referandum yapılmasıyla sonuçlanmış, Ülkedeki Mayotte adası dışındaki üç adanın büyük bir çoğunluğu Fransız sömürgesinden kurtulmayı talep etmiştir. Bu doğrultuda her ne kadar fiili bir bağımsızlık durumu olsa da, Fransız sömürgeciliğinin bölgedeki etkisi devam etmiştir. Özellikle bağımsızlık tarihinden günümüze kadar geçen süreçte gerçekleştirilen onlarca darbe girişimi, bölge siyasetindeki Fransız etkisine dair önemli ipuçları vermesi bakımından manidardır.

Ancak Fransız sömürgeci mantığının toplumsal hayatın her bir kademesinde kendi kültürel form ve içeriklerini dayatmasına rağmen İslam ülke halkını bir arada tutmakta, İslam’ın güzellikleri gündelik hayatın tam da odak noktasında etkinliğini sürdürmektedir.  Ülkede çocuklar eğitimlerinin ilk adımına İslami eğitim veren medreselerde başlamakta, ülkede Arapça bilenlerin ve hafızların sayıları gün be gün artış kaydetmektedir. Ülkede yetişen Müslüman gençlerin bir kısmı başta Somali ve Moritanya medreseleri olmak üzere Mısır, Suriye ve Tunus gibi eğitim geleneği güçlü ülkelerde İslami eğitimlerini tamamladıktan sonra ülkelerine dönmektedir. Ancak tüm bunlarla beraber hem sömürge mantığının kirli değerler dünyası, hem yerel kültürel içerikler ve hem de yanlış İslami uygulamalar ülkede İslami eğitimin geliştirilmesine yönelik ihtiyacı gün yüzüne çıkartmaktadır.

Bu noktada sorulması gereken soru, halkının % 99’u Müslüman olmasına rağmen başta Fransızlar olmak üzere Batılı ülkeler tarafından yakından takip edilen ve çeşitli politikalarla yönlendirilen bölge hakkında Müslüman ülkelerin bir vizyonunun olup olmadığıdır. Ancak ne yazık ki bu doğrultuda gerçekleştirilen geniş kapsamlı ve stratejik bir çabadan bahsedebilmek pek de mümkün değildir.

————————-

Kaynakça:
1. Diğer ülkeler ise Afganistan, Pakistan, İran, Moritanya ve Gambiya’dır.
2. Esra Çiftçi, Komor Adaları’nda İslam, Dünya Bülteni Tarih Servisi. Detaylı bilgi için bkz: http://www.dunyabulteni.net/haber/141097/komor-adalarinda-islam
3. Ahmet Kavas, “Komor Adaları”, Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, 2013. S. 154.