Eğer sana İran yardım edecekse

Bize de Allah Yardım eder.

(Halep’te bir duvar yazısı)

Rusya ve İran destekli Suriye rejim güçleri Halep’e son dönemlerin en vahşi saldırısını başlattı. Halep’te havadan Rusya askeri uçaklarının bombalamaları karadan ise İran, Hizbullat ve Suriye rejim milislerinin saldırıları ile insanlık büyük bir soykırım ve katliamla karşı karşıya kalmakta. Son alınan bilgilere göre kuşatma altındaki yaklaşık yüz bin sivil, 8,6 kilometrekarede sıkıştı. Tüm dünyanın gözleri önünde bir insanlık trajedisi yaşanmaktadır.

Türkiye’nin özellikle diplomatik baskılarıyla sivillerin tahliyesine yönelik hamleleri İran ve rejim güçlerinin ateşkes ihlalleriyle siviller rehin alınıyor, işkence ediliyor, bombalanıyor ya da katlediliyor.

Elektrik, su ve yiyecek bulunmadığı Halep’te rejim güçlerinin rehin aldığı sivillerin nereye götürüldüğü ise bilinmiyor. Kendi kitlesini yalan bilgi ile yönlendiren, kendi halkını katletmekten çekinmeyen Esed’in ateşkes ihlaline şaşırmamak hatta güvenmemek gerekir.

Suriye’nin Halep kentinde tahliye konusu her geçen dakika güncelleniyor ve tablo değişiyor. İnsani koridor İdlib’e doğru açılmıştı. Ancak koridor bir türlü açık kalamıyor, konvoy ilerleyemiyor. Çünkü Şam rejimi yanlıları konvoyu durdurdu ve 800 kişiyi rehin aldılar. Anadolu Ajansı aralarından 14 kişinin açılan ateşle öldüğünü ve kalanların da Halep’e geri gönderildiğini duyurdu. Rusya, İran ve Türkiye’nin Dışişleri Bakanlarının Moskova görüşmeleri Suriye’nin yapısını sivil halkın tahliyesini muhaliflerin durumunu belirleyeceğe benziyor.

Suriye savaşı aynı zamanda insanlık ve vicdan savaşıdır. Kimlerin insanlığın yanında olduğu ile kimlerin zalimlerin, zulmün, fesatlığın yanında olduğunun belli olduğu bir savaş. Halep kuşatmasında da bunu gördük. Ana akım medyası Halep’teki sivil halkın öldürülmesini Esed’in zaferi olduğunu manşetleri ile gazetelerini, televizyonlarını süsledi.

Kendilerini her fırsatta emperyalizm karşıtı, özgürlüklerin koruyucusu ve halkların kardeşliğinin savunucusu olarak tanıtan medya tetikçileri ise katliamları, zulümleri, tecavüzleri Halep cihatçılardan temizlendi şeklinde attığı mesajlarda kamuoyunu yanıltma girişimlerinde bulundular.
Suriye savaşının en acı yanı ise kendimizden bildiğimiz insanların ihanetleri ile karşılaşmamız. Her platformda vahdet çığlıkları atanların aslında sözlerinin yalan olduğunu gösterdi bize Halep. İnsanlık katledilirken vahdet diye İran ile oturmamız ve anlaşmamız üzerine baskı yapanları da tarih unutmayacak. Şunu unutmamalıyız ki ırzına geçilen bacımızın, öldürülen kardeşlerimizin, karınlarını kurşunlarla doldurulan bebeklerin temiz kanlarını katilleriyle aynı masaya oturarak kirletemeyiz ve şehitlerimize hesap veremeyiz!

Dünyaya şunları haykırıyoruz. Tüm müstekbirler, işbirlikçi hainler, medya tetikçileri, ABD’yi Rab edinenler, Laikler, Demokratlar, savaş bitti evlerinize dönün diyenler, İran ve Rusya ile aynı masaya oturmamız gerektiğini söyleyenler…

Sizlere sadece şunu söylüyoruz: Halep’ten tahliye edilen küçük çocuğun cama yazdığı gibi “Bir Gün Yine Geleceğiz” sözünü söylüyoruz ve ekliyoruz.

Daha inançlı daha kararlı bir şekilde akidemizden taviz vermemiş bir şekilde gaddarlık, zulüm, hainlik üzerine kurduğunuz saltanızı başınıza yıkarak geleceğiz.