Suriye tarihi Esad ailesinin kanlı katliamlarıyla meşhur bir tarih.
Hafız Esad iktidara geldikten sonra diktatör tavırları halk tarafından benimsenmedi ve bir halk hareketi başlatıldı. Hafız Esad, halkı sindirme girişimlerinde bulundu. Ve sonrasında da 1982 yılında 30.000 insanın öldüğü Hama katliamını gerçekleştirdi. Hafız Esad, halkı baskıyla, şiddetle, ölümle sindirdi, iktidarını şiddetle pekiştirdi.
Babasının yolundan giden, usta çırak misali ustasını geçen Beşşar Esad ise aynı şekilde baskıcı, totaliter yönetimini sürdürdü.  Suriye, 2011 yılına gelindiğinde ise Dera’da başlayan halk ayaklanmasına sahne oldu. Yine şiddeti seçen Beşşar ailesi, halkının üzerine bu sefer bombalar yağdırdı. Suriye halkı yılmadı, mücadelesine devam etti.  Mazlum Suriye halkını İslam ümmeti destekledi, yanlarında durdu. Ve dünyanın dört bir yanından gelen Mücahidler mazlumların yoldaşları oldu.
Halk devrimin ilk yıllarından itibaren Esad’ı, avaneleri, yardakçıları yalnız bırakmadı. İran ve Hizbullat para ve militan yardımında, Rusya ise maddi ve teknik anlamda destek sağladı. Tüm bu desteklere rağmen Muhaliflerin direnişi kırılamadı ve Muhalifler ilerlemeye devam etti.
Şimdi ise Muhalifler için durum kritik. Halep şehri muhalifler için önemli bir karargâh. Rejim yanlısı güçler Halep’i kuşatmakta ve kararlı bir mücadelenin içine girmekteler.

Halep Stratejik Açıdan Neden Önemli?

Halep’e stratejik açıdan bakacak olursak geçen yıl bunun bir benzerini Kusayr’de odaklaşan çatışmalarda gördüğümüzü hatırlarız. Kusayr, Humus’un bir ilçesiydi ve muhaliflerin elindeydi. 25 bin nüfuslu bu ilçenin önemi, Tartus ve Lazkiye limanlarını Başkent Şam’a bağlayan ana yol üzerinde olmasıydı. Bu nedenle rejim Kusayr’e büyük bir harekat başlatıp, bölgeyi muhaliflerden aldı. Bu sayede Rusya’dan gemilerle gelen silahların Şam’a sevkiyatı kontrol altına alındı. Çünkü Kusayr, rejimin dünyaya açılan kapısı olan Tartus ve Lazkiye limanlarının Şam’la arasındaki bağlantıyı sağlayan bölgeydi. Rejim, Kusayr’i alarak iç savaşta muhaliflere büyük üstünlük sağlamıştı. Aynı şekilde Halep’i de alarak muhaliflerin yardım alacağı yolları kapamayı, onları etkisiz hale getirmeyi hedefliyor.

Pyd’de Dahil

Halep’i kuşatma altına alan Rusya, Esad, İran Lazkiye’den İdlib ve Halep koridorunda ilerleyerek muhalifleri bir alanda sıkıştırmak istiyor. Bu sırada Afrin’in doğusundan da PYD’nin  (Demokratik Birlik Partisi) muhaliflerin elinde bulunan Azez’e oradan da Cerablus’a ilerletilmesi isteniyor.
PYD’nin Halep’e müdahil olması ve Minniğ havaalanını ele geçirmesi Türkiye’yi de savaşa müdahil etti. Türkiye geçtiğimiz günlerde PYD mevzilerini top atışına tuttu ve savaşın seyrini değiştirdi.
ABD ise PYD’nin destekçilerinden fakat müttefiki Türkiye’yi kaybetmemek adına PYD’nin Minniğ havaalanını boşaltmasını istedi. ABD, savaşın başından beri ikiyüzlü, kirli siyasetini Halep’de de uyguluyor.

Halep Düşerse Ne Olur

  • Muhaliflerin umudu Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep’in rejimin başkenti Şam’a alternatif bir kale oluşturmasıydı. Burası tamamen düşerse Suriye’de rejim karşıtı isyanın çekirdeği bir anda çökecek.
  • Nüfusu sebebiyle Halep’te Suriye krizinin başlamasından bu yana en büyük insani felaket yaşanacak.
  • Halep düşer, rejim burayı Rusya’nın da desteğiyle elinde tutmayı başarırsa savaşın asıl kısmı bitmiş olacak.
  • Tedarik hattı kapanacak. 300 bin sivil etkilenecek. Suriye krizinin başlamasından bu yana en büyük göç yaşanacak.
  • Katliamlara, zulümlere sessiz olan ikiyüzlü medya ve Uluslararası toplum örgütleri bize bir kez daha işe yaramaz olduğunu gösterecek.
  • Esad rejimi ve Rusya Cenevre görüşmelerinde muhaliflerin elini güçsüz göstermeye, masada da kazanmayı hedefliyor.

Mazlumların, Müminlerin, Mücahidlerin yanında olan Allah, Halep’te de Mazlumları, Müminleri, Mücahidleri yalnız bırakmayacaktır. Dün nasıl Bedir’de, Hendek’de, İstanbul’un fethinde, Sovyetlere Afganistan’ın Hindukuş dağlarında galip gelindiyse silahlarını bırakıp rejimleri çökertilip kaçtılarsa bugünde umut ediyoruz ki yine arkalarına bakmadan kaçacaklar ve Esad rejimi çökecektir.
Müminler için yenilgi yoktur çünkü onların destekçisi, yardımcısı Allah’tır. Bütün dünya sessiz kalsa, herkes sırtını dönse, tüm insanlar eleştirse, bu akide, bu inanç, bu teslimiyet olduğu sürece şairin dediği gibi ‘Galiptir, bu yolda mağlup’.

Şu Süreçte Yapmamız Gerekenler

  • Bütün Müslümanların görevi, zalimlere karşı kardeşlerinin yanında durmak ve onlara sahip çıkmaktır.
  • Her platformda Suriye halkını gündem etmeliyiz. Toplumun gündemine mazlumları sokmalıyız.
  • Sosyal medyayı faydalı kullanmalıyız. İnsanlarda mazlumların yanında olma bilinci oluşturmalıyız
  • İnsani yardım kuruluşlarını maddi olarak desteklemeliyiz. Maddi imkânımız yetersiz kalıyorsa gönüllü olarak yardımda bulunmalıyız.
  • Dualarımızda Suriyelileri unutmamalıyız
  • Suriye’den göç edenlere şefkat nazarıyla bakmalı, onlara yardımcı olmalıyız.

Maddeleri arttırabiliriz fakat en önemlisi gayretkâr ve azimli bir şekilde Suriye halkının yanında olmalıyız. Allah Müslümanların yardımcısı olsun.

————————-

Kaynakça:
1. www.sabah.com.tr
2. www.haber7.com