Patani, her ne kadar son zamanlarda çeşitli vesilelerle ismi sıklıkla duyulsa da, hakkında detaylı malumata sahip olmadığımız kadim bir Güney Asya Müslüman beldesidir. Hatta çok yerinde bir benzetmeyle(1) Güney Asya’nın Filistin’idir.
Böyle bir benzetmenin arka planına bakıldığında ise, bu kadim beldeyi sembol bir İslam şehri olan Filistin ile benzer kılan pek çok sebep sıralanabilir. İsrail’in Filistin’deki mevcudiyetini İngilizlerin sağlaması gibi Patani’deki Tayland müdahalesinin de İngiliz eseri olması bu sebeplerin ilki ve belki de en ilgincidir. 1200’lü yıllarda İslam’la tanışan ve 1700’lü yılların ortalarına kadar Müslümanların egemenliğinde olan Patani 1786 yılında Tayland (Siyam) tarafından işgal edilmiş ve İngilizlerin 1902 yılında, kuzey Malaya toprakları olarak da anılan üç eyaletin yönetimini Tayland’a bırakmasıyla özgürlüğünü kaybetmiştir. Bu durum 1909 yılında yapılan Tayland-İngiliz anlaşmasıyla resmiyet kazanmıştır.(2)
Filistin-Patani benzerliğinin önemli göstergelerinden bir diğeri ise, Yahudi yerleşimcilerin işgali desteklemek amacıyla Filistin topraklarına ikame edildiği gibi Budist yerleşimcilerin de Müslüman Patani topraklarına yerleştirilmesi ve bu yolla hâkim Müslüman nüfusun baskı altına alınmasıdır. Bu benzerliğin bir diğer göstergesi de, Filistin topraklarındaki İsrail askeri kontrol noktalarına benzer bir biçimde, Tayland yönetimine ait askeri kontrol noktalarının Patani bölgesinin hemen her yerinde görülmesidir. Gelin, şimdi bu İslam beldesinin tarihsel geçmişine kısaca bir göz atalım.

Geçmişten Günümüze Patani
Patani, çevresindeki pek çok Güney Asya İslam beldesi gibi İslam’la Müslüman tüccarlar vasıtasıyla tanışmıştır. Önemli biri ticaret hattı üzerinde olan bölge, Müslüman tüccarların ahlaklı ticaretleri ve bölgeye tüccarlarla birlikte gelen ilim adamlarının etkisiyle İslam’ı kabul etmiştir. 15. Yüzyıla gelindiğinde ise, Patani halkı bölgede İslam kanunlarıyla yönetilen bir devletin temellerini atmaya başlamış, Patani kralı Antira’nın Müslüman olmasıyla birlikte, Patani İslam krallığı kurulmuştur.
1700’lü yıllara gelindiğinde ise, Patani İslam Krallığı iç karışıklıklar ve Siyam saldırıları nedeniyle zayıf düşmüş ve Patani topraklarına Budistler hâkim olmaya başlamıştır. Daha sonraki yıllarda Patani İngilizler tarafından işgal edilmiş ve 1900’lü yılların hemen başında İngiltere ile Taylandlılar arasında yapılan anlaşmayla Patani toprakları resmi olarak Budist hâkimiyetine girmiştir.(3) İkinci dünya savaşı sonrasında ise, bölgede gücünü Tay Budizmi ve Monarşisinden alan milliyetçi yapı, tüm etnik unsurları bünyesinde eritme ve asimile etme politikalarıyla bölge Müslümanlarının kâbusu haline gelmiştir.(4) Ancak tüm bu baskı ve yıldırma politikalarına rağmen Patanili Müslümanlar inançlarına sımsıkı sarılmış ve ilayı kelimetullahı yüceltme davasından bir an olsun vaz geçmemiştir.

Patanide İslam
Patani Müslümanları her ne kadar baskı ve işkence politikalarına maruz kalsa da İslam’a bağlılıklarını bir an olsun yitirmemiş ve canları pahasına İslam davasına hizmet etmiştir. Bu canlılığın altında yatan sebeplere bakıldığında ise, Patani halkının İslami eğitime verdiği önemin altı çizilebilir. Bu önemin en önemli yansımalarından bir tanesi ise, ormanların içerisinde küçük ahşap binalar şeklinde kurulan ve Pondok adıyla anılan medreselerdir. Patani İslam toplumunun dini ve kültürel değerlerini diri tutan bu medreseler, günümüzde Tayland hükümetinin asimilasyon politikalarının da odak noktasında yer almakta, Tayland eğitim sistemine entegre hale getirilerek toplumsal etkisinin azaltılması yönündeki politikaların hedefi haline gelmektedir. Patani medreseleri, yalnızca Patani için değil bölge Müslüman beldeleri için de ikame edici bir role sahiptir. Bu medreselerde yetişen pek çok ilim ehli çevre İslam beldelerinde de faaliyet göstermektedir. Bununla birlikte Patani, yetiştirdiği âlimlerle de İslam’ın kültür dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur. Patani’deki bu ilmi canlılık halk tabanında da İslami bilincin her daim canlanmasına öncülük etmiş ve onları her türlü zor duruma hazırlayarak önemli ölçüde beslemiştir. Patani halkının bu husustaki duyarlılığını anlatması açısından aşağıdaki anektod ilgi çekicidir.

İlginç Bir Anektod
Çinli Budist rahip Limto Kiem, ablasıyla misyonerlik faaliyetleri için geldiği Patani bölgesinde, telef olan köpeği nedeniyle büyük acı yaşadığı dönemde Müslümanların yakınlarının ölümüne karşı metanetli kalabilmelerinden çok etkilendi. Ablasıyla durumu paylaşmasına rağmen sonuç alamayan Kiem, misyonerlik için dolaştığı evlerde Müslüman halktan büyük acılara dayanma güçleri konusunda bilgiler aldı. Limto Kiem, Müslüman olmaya karar vererek ablasının da kendisiyle İslam dinini tercih etmesini istedi. Duruma karşı çıkan ablasının tüm çabasına, hatta açlık grevine başlamasına rağmen kararından vazgeçmeyen Limto Kiem, Budist tapınağı yapmak için satın aldıkları araziye de sırtında taşıdığı taşlarla cami inşa etti.(5)
Tayland Mezalimi ve Patani Direnişi
Tayland ve Malezya toprakları arasında yer alan ve yaklaşık 5 milyonluk nüfusa sahip Malay kökenli Patani halkı, erken dönemlerden beri Tayland hükümetinin etnik ve dinsel çatışma politikalarının hedefi haline gelmiştir. Tayland hükümetinin bu doğrultudaki en önemli politikası, bölgenin Güney Tayland olarak adlandırılması ve bölge halkının hem etnik hem de dini kimliğini yeniden tanımlama ve dönüştürme çabalarıdır. Bu doğrultuda, Tayland hükümeti, bölge halkının kimliğini oluşturan her türlü milli ve dini unsuru, baskı ve şiddet politikalarının en önemli etkinlik sahası olarak konumlandırmıştır. İslami eğitimden Müslümanca giyim kuşama kadar gündelik hayattaki her türlü İslami unsur hedef tahtasına koyulmuş, Müslüman halk kadın-erkek, büyük-küçük zulüm ve ifsadın, baskı ve asimilasyon politikalarının hedefi olmuştur. Ancak Patani Müslümanları tüm bu zulüm ve baskı politikaları karşısında yılmamış, izzetli bir mücadelenin ve şerefli bir cihadın temsilcileri olmuştur. Bölgede bu güne kadar yaşanan saldırılar sonucunda yirmi binden fazla şehit verildiği ve kırk binden fazla yetimle birlikte binlerce Müslümanın toplama kamplarında tutulduğu tahmin edilmektedir.
Patani direnişine bakıldığında, 1947 yılı önemli bir dönüm noktası olmuştur. Patani Direnişi’nin babası olarak isimlendirilen Hacı Sulong’un Patani Halk Hareketi’ni kurup mücadeleye başlaması bu yıllara rastlar. Ancak Patani hareketinin lideri Hacı Sulong 1954 yılında oğluyla birlikte Budist Tayland askerleri tarafından şehid edilmiştir.1968 yılında ise, son Patani İslam Kralı’nın torunu Kebir Abdurrahaman Tenvira, Patani Birleşik Kurtuluş Örgütü’nü (PULO) kurmuştur. PULO 1975 yılında Patani’de 70 bin kişinin katıldığı Patani tarihinin en kalabalık protesto gösterisini düzenlemiştir.
2004 yılı ise Patani için kanlı bir yıl olmuş, Krue-Se Camii’nde Budist askerlerle Patanili Gençler arasında çıkan çatışmada 32 Patanili hayatını kaybetmiş, aynı gün Patani’nin farklı bölgelerinde çıkan çatışmalarda da 74 Patanili daha katledilmiştir. Aynı yıl Narativa’nın Takbay Kasabası’nda tutuklu bulunan 6 Patanili Gencin serbest bırakılması için düzenlenen gösterilerde, Budist Tayland Askerleri’nin göstericiler üzerine ateş açması sonucu 85 Patanili daha hayatını kaybetmiştir.(6) Tayland hükümetinin zulmü günümüzde de devam etmektedir.
“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.” (Ali İmran; 105).
*Patani hakkında detaylı bilgi edinmek isteyen okurlar için Türkçe yayınlanan aşağıdaki kitaplar faydalı olabilir;
Yusuf Ziya Cömert, “Patani Dosyası”, Kitabevi Yayınları, Araştırma ve İnceleme Dizisi.
Emrin Çebi, “Patani-Krallıktan Azınlığa”, İlke Yayınları, İslam Coğrafyası Dizisi.

———————

Dipnot ve Kaynakçalar

1. Yeni Şafak gazetesinde 10 Mayıs 2014 tarihinde aynı başlıkla yayınlanan yazı için bkz: “Güney Asya’nın Filistini Patani”, http://m.yenisafak.com/dunya/patani-guney-asyanin-filistini-644418
2. Bu hususta detaylı bilgi için bkz: Mehmet Özay, “Tarihten günümüze Patani”, Dünya Bülteni Araştırma Masası, Haziran 2013 Raporu, Dübam Yayınları, İstanbul, http://media.dunyabulteni.net/file/2013/patani1.pdf
3. Patan Halk Kurtuluş Cephesi başkanı Ahmet Muhtar ile yapılan Röportajdan. Röportajın tam metni için bkz: http://www.timeturk.com/m/haber.asp?id=553278
4. Mehmet Özay, “Tarihten günümüze Patani”, Dünya Bülteni Araştırma Masası, Haziran 2013 Raporu, Dübam Yayınları, İstanbul, s. 30
5. http://www.trthaber.com/haber/dunya/musluman-patanilerin-drami-146913.html
6. Tarihsel süreçte Patani’de yaşanan zulümlerin kronolojik bir özeti için bkz: Adem Özköse, Patani Abdulhamid’i Unutmadı, Ağustos 2008,
http://www.timeturk.com/tr/2008/08/22/patani-abdulhamid-i-unutmadi.html#.VLEm9iusVGs