Bismillahirrahmanirrahim

Kökü dışarda olan malum Gülen hareketi, hiçbir zaman duran arabaya binmemiştir. Gülenist hareketin en büyük özelliği, herhangi bir ideoloji/dünya görüşü gözetmeksizin her zaman yükselen güç ve iktidarların yanında, arkasında, sağında, solunda yer almasıdır.

1960’lar da yükselen Demokrat Parti hükümetiyle, 1975’lerde solcu Ecevit hükümetiyle, 1978’lerde Süleyman Demirel hükümetiyle, 1980’lerde askeri darbe komutanı Kenan Evren’le, 1985’lerde Turgut Özal hükümetiyle, 1990’larda Mesut Yılmaz hükümetiyle, 1995’lerde Tansu Çiller hükümetiyle, 1999’larda yine solcu Ecevit hükümeti ile ve nihayet 2003’lerin başında AK Parti hükümetiyle daima içli dışlı olmuş bir hareketten bahsediyoruz.

F. Gülen 1975’lerin başından beri hakkında kovuşturma ve mahkeme kararları olmasına rağmen nasıl oluyordu da hem askeri kanat hem de hükümetler tarafından korunup kollanıyordu?

O dönemlerde devlet yetkilileri bile Avrupa ve Amerika’ya giderken bin tane sorgu sualden geçtiği halde nasıl oluyordu da özel izinle Amerikan vizesi alıyor dahası 160 ülkede okullar açabiliyordu. işte kökü dışarıda Gülen hareketinin derin ilişkileri..

Kasım Gülek

Kasım Gülek, F. Gülen’in üzerine bina edilen Amerikan çıkarlarına uygun İslam projesinin kavşağındaki en kritik isimdir. F. Gülen hareketini doğru analiz edebilmek için önce Kasım Gülek ismini ve anlamını iyi bilmek gerekir. Zira F. Gülen kendisine açılan bütün yollara ilk adımı Kasım Gülek’in aracılığıyla atmıştır.

Kasım Gülek, Türkiye devletini yöneten bürokrat ve siyasileri yetiştirmekle meşhur olan Galatasaray Lisesine kaydolmuş, akabinde Amerika’nın kurduğu Robert Kolejine geçerek buradan mezun olmuştur. 

1928’de Fransa’nın başkenti Paris’de Ecole des Sciences Politiques’ bölümünü bitirdi.

Amerika’nın  Columbia Üniversitesi’nde iktisat dalında doktorasını tamamladı. 

Dünyaya yön veren ve Amerika’nın derin sahipleri olan Yahudi sermayedar Rockefeller Vakfı kursiyeri olarak Londra Üniversitesi’nde ve Keynes’in öğrencisi olduğu Cambridge Üniversitesi’nde İktisat ve Maliye bölümlerinde öğrenim gördü.

Daha sonra Almanya’da Berlin ve Hamburg Üniversitelerinde doktora sonrası çalışmalar yaparak hukuk eğitimini tamamladı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla siyasete giren Kasım Gülek, Bilecik’ten milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. İki dönem Bilecik Milletvekilliğinden sonra 1946 yılında Adana’dan Milletvekili seçildi. TBMM Ticaret Komisyonu Başkanlığı yapan Gülek, 1947’de Hasan Saka Kabinesi›nin en genç bakanı olarak Bayındırlık Bakanlığı›na, 1948’de de Ulaştırma Bakanlığı’na getirildi.

1949 yılında Kore’ye giderek orada yeni göreve başlamış olan Birleşmiş Milletler Kore Komisyonu’nun Başkanlığına seçildi. Mensup olduğu Moon tarikatının merkezi burasıdır. Kasım Gülek, Unification Church’ü yani“Birleştirme Kilisesi”ni güçlendirmek için büyük çaba gösteriyordu. “Amerikalılar”la, 1920’li yıllardan beri içli dışlı olan Kasım Gülek, Moon tarikatı elemanlarının da katıldığı ilk toplantıyı, 1982’de İstanbul’da yapmıştı. Bu toplantılarda Moon’un Ortadoğu Temsilcisi, Thomas Cromwell başta olmak üzere Moon’un örgütlerinden ve Türkiye’deki yerli destekçilerinden de birçok yönetici katılmıştı. 
1950 seçimlerinde büyük yenilgiye uğrayan CHP’nin Genel Sekreter seçme yetkisinin Parti Meclisi’nden alınarak delegelere verildiği ilk kurultay olan 8. Kurultay da Genel Sekreter seçilen Gülek, 1950 ile 1959 yılları arası aralıksız olarak CHP Genel Sekreterliği görevini seçildi. Bundan sonra 15’inci Kurultay’a kadar yapılan tüm Kurultaylarda Genel Sekreter sürdürdü. CHP’nin iç tüzüğü dikkate alındığında Genel Sekreterlik makamının parti Genel Başkanlığı makamından daha etkin ve derin bir gücü olduğunu unutmayalım.

1959 yılında görevinden istifa etti. 1961 yılında Adana İli temsilcisi olarak Temsilciler Meclisine seçildi. 1961 ve 1965 yıllarında Adana’dan Milletvekili seçilen Gülek, 1968 yılında Kuzey Atlantik Asamblesi Başkanlığına seçildi. 1969 yılından 1973’e kadar Cumhuriyet Senatosu üyeliği yaptı.
Uluslararası kariyerinde ise, Birleşmiş Milletler Kore Komisyonu Başkanlığı, Kuzey Atlantik Asamblesi Başkanlığı, Konsey Kurucu Üyeliği, Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi Başkan Yardımcılığı, NATO Parlamenterler Konferansı Başkan Yardımcılığı, Atlantik Enstitüsü Başkanlığı, Doğu Akdeniz Kalkınma Enstitüsü İkinci Başkanı görevlerinde bulundu.

Kasım Gülek, 19 Ocak 1996’da nefes darlığı tedavisi gördüğü Amerika’daki Walter Reed Askeri Hastanesi’nde 91 yaşında vefat etti. Cenazesi Türkiye’ye getirilen Gülek, Ankara’da Kocatepe Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Adana’da defnedildi. Vasiyeti üzerine cenaze namazını F.GÜLEN kıldırdı.
İki çocuk babası olan Gülek,  Ecevit Hükümeti’nde Devlet Bakanı olan Tayyibe Gülek’in babasıdır.

Bermuda Şeytan Üçgeni

1999 yılı Türkiye ve ABD için çok önemli bir tarih. Çünkü ABD, emperyal işgallerini kökleştirmek ve İslam âlemini Mankurtlaştırmak amacıyla; ‘YEŞİL KUŞAK’ projesine hız verdi.

ABD, “Yeşil Kuşak” projesi bağlamında Ilımlı İslam modelini yeniden revize etti, güncelledi.

Yeşil kuşak projesinin fikir babaları tanınmış CIA direktörleri Henri Barkey ve Graham Fuller’di.

Graham Fuller ve F. Gülen İlişkisi

Yeşil Kuşak, ABD’nin Rusya’yı kuşatmak için büyük olanaklarla yürüttüğü “CIA” projesiydi. CIA stratejistleri Graham Fuller ve Henri Barkey ‘Ilımlı İslam’ parantezinde; “Rusya’nın etrafındaki Müslüman ülkelerde İslami eğilimler güçlendirilerek ve İslamcı yönetimler başa getirilerek Rusya kuşatılıp sıkıştırılacaktır” şeklinde revize ettiler.

CIA eski başkan yardımcısı olan ve Türkiye’nin yanında birçok Ortadoğu ülkesinde istasyon şefliği yapmış ayrıca Fethullah Gülen hareketi üzerine de kitapları bulunan Graham Fuller daha sonraki yıllarda, F. Gülen projesi hususunda detayları şöyle verdi: “Türkiye Batı, ABD ve İsrail yanlısı, NATO üyesi, radikal devletlerin karşısında ve iç siyasal dengeler açısından istikrarlı bir ülke olarak ‘sadık’ bir müttefikti. Ama bu haliyle Ortadoğu halkları veya gelişmekte olan ülkelerin çoğu için bir model değildi.

Ben Gülen’in ABD’de oturması için mektup yazdım. Müslüman dünyasında eğitimin artırılması ve bu ülkelerin modernize edilmesi son derece önemlidir. Gülen hareketini de çağımızdaki İslami düşüncenin modern, akılcı, olumlu, yapıcı, sosyalleşmiş, barışçı ve toleranslı olarak evrilmekte olan göze çarpan bir örneği olarak görüyorum”

Kasım Gülek ve Bülent Ecevit İlişkisi

Bülent Ecevit, dünya ekonomisini ve siyasetini yönlendiren Yahudi Rockefeller bursu ile Harvard Üniversitesi’nin Sosyal Psikoloji ve Ortadoğu Tarihi kurslarına devam ederken, (Kasım Gülek’te aynı Yahudi vakfından burs almıştı) CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek tarafından, 1957 yılında milletvekili olması sağlandı. Sonra Çalışma Bakanlığı’na getirilmesinde de etkili oldu. 

ABD, Abdullah Öcalan’ı 1999 yılında paketleyip Türkiye’ye verdi. Bülent Ecevit, Öcalan’ın teslimi nedeniyle seçimleri kazanma şansı bularak, 1999 yılında Başbakan oldu.

Gülen’in ABD’ye gidişini ve yeşil pasaport verilmesini Başbakan Bülent Ecevit ve yardımcısı Hüsamettin Özkan gerçekleştirdi. Fethullah Gülen’in ABD’ye gelmesi için kefil olan ise  Graham Fuller ve Morton Abramowitz’di.

Kasım Gülek- Abramowitz ve Gülen ilişkisi

Sung Myung Moon tarikatının Türkiye ilişkilerini yürüten Kasım Gülek, F. Gülen’le dostluğu ilerletiyor ve onu ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz ile tanıştırarak ABD-CIA bağlantılarını kuruyordu.

1 Eylül 1997 tarihli Zaman gazetesinde, bizzat F. Gülen’in kendisi bu ilişkiyi şu şekilde açıklıyordu; “ABD’de görüştüğüm insanlardan biri Abromowitz’di… O, Türkiye’de bir zaman büyükelçi olarak kalmıştı… Müşterek dostumuz Kasım Gülek Bey vardı… Onun vasıtasıyla gıyaben onu tanıyorduk… Türkiye, şimdiye kadar çok ölüm-kalım krizlerine maruz kalmıştır. Bunu isterseniz bir kriz sayın ama millet bunu aşar dedim… Hatta bu ses, imkânı varsa Beyaz Saray’a kadar, Kongre’ye kadar, Pentagon’a kadar götürmeli dedim.”(1 Eylül 1997 tarihli Zaman gazetesinde)

Kasım Gülek’in bir de baldızı vardı, Aylin Radomisli. Uzun yıllar ABD’de yaşayan ve Amerikan ordusuna katılan Aylin Hanım çok etkiliydi. Kasım Gülek’in kızı Tayyibe Gülek, Teyzesi Aylin Rodomisli ile ABD’de yaşıyordu. Harvard’ta okuyordu. F. Gülen’in ABD’de oturma izni almasında bu isimler etkin rol almıştı.
Bu ilişki yumağını yine F. Gülen 21 Ocak 1998 yılında Yeni Yüzyıl gazetesiyle yaptığı röportajda bizzat kendisi dile getiriyordu “Kasım Gülek Bey’in baldızı Amerika’daydı. Pentagon’la irtibatları vardı. Kendisine Beyaz Saray’dan sormuşlar ‘Bunlar nedir?’ diye, o da ‘endişe edilecek bir şey yoktur’ demiş, referans vermiş. Kasım Gülek’in beni tanıştırdığı Morton Abramowitz’in ilgisini de hiç unutmam” (21 Ocak 1998 Yeni Yüzyıl gazetesi)

Bu hususta söylenecek ve ortaya dökülebilecek daha pek çok ilişki yumağı var. Aslında bu meseleler yeni ortaya çıkmış çokta gizli hususlar değil. F. Gülen hareketinin ‘ABD/ İsrail eliyle başta Türkiye olmak üzere, halkı Müslüman olan birçok ülkede sistemin içine bilerek yerleştirildikleri daha sonra korunup kollandıkları, önemli ve stratejik makamlara üsten tayinlerle getirildikleri’ birçok feraset sahibi Müslüman tarafından öteden beri dile getiriliyordu.
Geçmişte bu hareketin sinsiliği ve tehlikesi noktasında etrafındaki insanları uyaran feraset sahibi Müslümanlar, başta onunla iş tutan AK parti ve diğer camialar tarafından şiddetle kınanıyordu. Hatta fitne çıkarmakla itham ediliyorlardı.

Maalesef bugün gelinen nokta o feraset sahibi Müslümanları haklı çıkardı. Yine o feraset sahibi Müslümanlar bugün daha büyük bir endişe yaşıyor ve şu soruyu soruyorlar: “Geçmişte onca uyarılara rağmen gözlerini ve kulaklarını hakikatlere karşı kapatan, önlerindeki tehlikeyi göremeyen siyasi sorumlular; fırsat bu fırsat diyerek İslam’a, Müslümanlara ve cemaatlere karşı salyalarını akıtarak saldıran Kemalist, ulusalcı, solcu ve ateistler karşısında bir eziklik, bir suçluluk psikolojisine kapılıp baskı altında kalarak ya da bir intikam duygusuyla hareket ederek İslami camialara karşı yanlış tutum ve davranışlar içine girerler mi?”

Bu soru ve kaygı çok önemli. Zira şu ana kadar iktidar partisinin televizyon ekranlarına çıkan sözcüleri bu konu hakkında pekiyi izlenimler verdi denemez.
Devlet eliyle dine ve cemaatlere ayar verilmesi çalışması son derece hassas ve tehlikeli bir durumdur.
İnşallah bir daha ki yazımızda bu konuya daha geniş değinmek ümidiyle..

Allah’a Emanet Olunuz.

EsSelamu Aleykum Ve Rahmetullahi Ve Berakatuhu….