Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, O’nun ailesine ve ashabına olsun.

“Tuzaklarını Allah bilip dururken onlar tuzaklarını kurmaya devam ettiler. Oysa onların tuzaklarıyla dağlar yıkılıp yok olacak değildi.” (İbrahim, 46)

Bu ayeti kerimede kastedilen asıl mana; ”Onların tuzakları dağları yerinden sökecek kadar güçlü olsa dahi Allah’ın o tuzakları biliyor olmasıdır.”

İslam ümmeti ile küfür ehli arasındaki en bariz farklardan biri, Müslümanların hedeflerinin ve o hedeflere ulaştıran metotlarının açık olmasıyla beraber kâfirlerin bu konuda çok gizli hesaplar yapmalarıdır. Örnek olarak Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Konstantiniyye ve Roma’nın Müslümanlarca fethedileceğini söylemesi, bu iki merkezin küfrün kaleleri olması sebebiyle hedefe alınmasıdır. Efendimiz bu müjdeyi henüz İslam, Arap Yarımadasında bir meçhul iken vermişti.

Diğer taraftan yüzbinlerce kişiden oluşan pek çok sayıda haçlı ordusu oluşturarak, dönemin bazı işbirlikçi Müslüman(!) yönetimlerinin de desteğiyle İslam toplumunu yok etmeyi hedefleyen batı, hiçbir zaman gerçek gayesini belirtme cesareti gösterememiştir. Asıl hedefleri olan “İslâm’ı ortadan kaldırma” sürekli gizlenmiştir.

 Bin dört yüz yılı geçen ömrüyle İslam medeniyeti muhaliflerine korku salmakta ve onları çeşitli ince planlar yapmaya itmektedir. Bunun sebebi Müslümanların hâkimiyet alanlarının geniş olması, İslam’ı savunanların çok olması veya çok üstün silah ve donanıma sahip olmaları değildir. Asıl neden İslam ümmetinin inandığı değerlere diğer dinlerin maruz kaldığı tahrifat ve bozulmanın girmemesi ve İslam’ın tüm dinlerin üzerine hâkim olma gayesidir. Bu durum tüm İslam düşmanlarını tek safta birleştirmiş ve onları sinsice yeni haçlı seferleri tertiplemeye sevk etmiştir.

Kuran-ı Kerim’i anlamını dahi bilmeden sadece Arapçasını okuyan her Müslüman, Şeytan ve Beni İsrail kelimelerinin pek çok yerde tekrarlandığını görecektir. Bu iki kelime bizlere hem düşmanımızı hem de onların karakterlerini gösterme açısından önemlidir. Bu iki kelime sinsice yayılmayı, yeryüzünün her köşesini fesada boğmayı, maddi güç ile böbürlenmeyi, vaatlerde bulunmayı, aldatmayı hatırlatır. Bunlarla beraber bu iki kelime bizlere hak ortaya çıktığı zaman batılın, tuzun suda eridiği gibi eriyeceğini hatırlatır.

“Güzel bir memleketin bitkisi Rabbinin izniyle çıkar. Kötü olanın ise, ancak faydası pek az olan bitkisi çıkar.” (Araf, 55) ayeti kerimesi medeniyetlerin nasıl şahsiyetler yetiştireceğine işaret etmektedir. İslâm medeniyeti tüm insanlığın hayrını dileyen fertler yetiştirir. Bâtıl medeniyeti ise ancak o bâtılı yayan nesiller meydana getirir.

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bâtıl medeniyetinin çıkaracağı en üst seviyedeki kişi olan Deccâl’i bizlere “beklenen en şerli kişi” (1) olarak tarif etmiştir. Tüm peygamberlerin ümmetlerini kendisinden sakındırdıkları Deccal, İsrail oğullarından olacaktır. O’nun gelişi, iman ile küfür arasındaki nihai savaşın başlangıcı olacaktır. Ebu Ubeyde b. El-Cerrah radıyallahu anh şunu rivayet etmiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Nuh’tan sonra gelen her peygamber kavmini Deccâl’den sakındırmıştır ve bende sizi ondan önemle sakındırıyorum.” Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize onun özelliklerini bildirdi ve şöyle devam etti: “Ola ki beni gören ve sözümü işiten biri ona ulaşır.” Orada bulunanlar ‘O gün kalplerimiz nasıl olacaktır?’ dediler. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Aynen bugünkü gibi veya daha hayırlı.” (2)

Nevvâs b. Sem’an radıyallahu anh diyor ki: Bir sabah Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Deccal’i andı ve onun hakkında alçaltma yükseltme yaptı, öyle ki biz onu hurma bahçeliğinde zannettik. Akşamleyin yanına vardığımızda bizim bu hâlimizi anladı ve “Nedir derdiniz?” dedi. Biz “Ey Allah’ın Rasûlü! Sabahleyin Deccâl’i andın, onun hakkında öyle alçaltma yükseltme yaptın ki, kendisini hurma bahçesinde zannettik” dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Beni, sizin için, Deccal’den başkası daha çok korkutmuyor. Eğer ben sizin aranızda iken o çıkacak olursa, sizin yerinize onun şerrini ben sizden uzaklaştırırım. Ben aranızda yokken çıkarsa, herkes kendi nefsini savunur. Ben olmasam da Allah var. Ben tüm Müslümanları onun şerrinden Allah’a emanet ediyorum. Deccâl çok kıvırcık saçlı bir gençtir. Bir gözü patlaktır. Ben onu Abduluzzâ b. Katan’a benzetiyorum. Sizden ona kim yetişirse, üzerine Kehf Sûresi’nin ilk ayetlerini okuyuversin. O, Halle denilen yerden(Şam ile Irak arasındaki boş bir araziden) çıkacak ve sağa sola fitne fesat yayacaktır. Ey Allah’ın kulları, sebat edin, sarsılmayın!” Biz dedik ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Yeryüzünde ne kadar kalacaktır?” Buyurdu ki: “Kırk gün kalacaktır. Bir günü, bir sene gibi diğer bir günü bir ay gibi başka bir günü bir hafta gibi diğer günleri de sizin günleriniz gibi olacaktır.” Dedik ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu bir sene gibi olacak günde, bir günün namazı bize kâf i gelecek mi?” Buyurdu ki: “Hayır! Onun için günün miktarını takdir edin.” Dedik ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Onun yeryüzünde hızı ne olacak?” Buyurdu ki: “Rüzgârın önüne kattığı yağmur gibi olacaktır. Bir kavme gelerek onları kendisine inanmaya çağıracak, onlar da ona iman edecek ve istediğini kabul edeceklerdir. Deccâl gökyüzüne emredecek, o yağmur yağdıracak; yere emredecek, o da bitkileri bitirecektir. Öyle ki insanların otlağa giden hayvanları akşama hörgüçleri oldukça uzun, memeleri bol sütlü ve böğürleri dopdolu olarak döneceklerdir. Sonra başka bir kavme gelip onları da davet edecek fakat bunlar onun davetini reddedecekler, o da kendilerinden dönüp gidecektir. Bunlar kıtlığa düşecekler, ellerinde mallarından bir şey kalmayacaktır.

Deccâl bir harabe yerden geçecek ona ‘Hazinelerini çıkar’ diyecek, bunun üzerine oranın hazineleri, arıların, kraliçelerini takip ettikleri gibi Deccâl’in peşinden gidecektir.

Sonra Deccâl, genç babayiğit bir adamı çağıracak, onu kılıçla vurarak ikiye bölecek, her parçayı bir ok atımı mesafeye fırlatacaktır. Daha sonra bu adamı çağıracak, adam ona yüzü parlar halde gülerek gelecektir.

Deccâl bu halde iken Allah, Meryem oğlu İsa Mesîh’i gönderecektir. Meryem oğlu İsa, Şam’ın doğusundaki beyaz minareye, iki parçadan oluşan bir kat elbise içinde, elini iki meleğin kanatları üzerine koymuş olarak inecektir. Başını eğdiği zaman su damlayacak, kaldırdığı zaman başından gümüş suyu kadar berrak inci taneleri gibi su damlacıkları yuvarlanıp düşecektir. Onun nefesinin rüzgârı, kâfirlerden her isabet ettiği kimseyi öldürecektir. Nefesi de gözünün gördüğü yere varacaktır. Meryem oğlu İsa, Deccâl’i arayacak, nihayet(Filistin’in) Lûd Şehri’nin kapısında ona yetişecek ve onu öldürecektir. Sonra Meryem oğlu İsa’ya, Allah’ın kendilerini Deccâl‘in şerrinden koruduğu bir kavim gelecek, İsa onların yüzlerini silecek, onlara cennetteki derecelerini anlatacaktır. (3)

Câbir b. Abdullah radıyallahu anh diyor ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Deccal, dinin zayıfladığı ve ilmin arkasını dönüp gittiği bir zamanda çıkacaktır. Onun kırk gecesi vardır. O gecelerde yeryüzünü dolaşacaktır. Bir günü bir sene gibi diğer bir günü bir ay gibi başka bir günü bir hafta gibi diğer günleri de sizin bu günleriniz gibi olacaktır. Onun, bindiği (özel) bir merkebi vardır. Öyle ki, onun iki kulağının arasındaki mesafe kırk arşındır. Deccâl insanlara ‘Ben sizin Rabbinizim diyecektir. Hâlbuki onun bir gözü kördür. Rabbiniz ise bir gözü kör olan değildir. Deccâl’in iki gözünün arasına(ke fe re) harfleri ayrı ayrı olarak ‘kâfir’ diye yazılmış olacaktır. Bu yazıyı, okur-yazarlığı olan ve olmayan her mümin okuyacaktır. Deccâl her suyun ve pınarın başına varacak, ancak Medine ile Mekke’ye giremeyecektir. Çünkü Allah, onun bu ikisine girmesini haram kılmıştır. Meleklerde bunların kapılarında nöbet bekleyeceklerdir. Deccâl ‘le birlikte bir dağ kadar ekmek yığını bulunacak, insanlar da çok sıkıntı halinde olacaklardır. Ancak kendisine tabi olanlar böyle olmayacaklardır.

Deccâl’le birlikte iki nehir bulunacak ki, ben o nehirleri ondan daha iyi bilirim.-Deccâl o nehirlerden birine cennet, diğerine de cehennem diyecektir. Deccâl cennet diye isimlendirdiğine kimi sokarsa, orası cehennemdir, cehennem diye adlandırdığına da kimi sokarsa, orası da cennettir.” Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem devamla buyurdu ki: “Allah, Deccâl ile birlikte şeytanlar gönderecek, onlar insanlarla konuşacaklardır. Ayrıca Deccâl’in insanları baştan çıkaracak büyük fitneleri vardır. Öyle ki insanların görmelerine göre göğe emredecek gök yağmur yağdıracak, yine insanların görmelerine göre bir kişiyi öldürüp sonra onu diriltecek fakat bunun dışında insanlardan herhangi bir kimseye musallat olamayacaktır. Deccâl ‘Ey insanlar! Bu işi Aziz ve Celil olan Râb’den başka kim yapabilir?’ diyecektir.” Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Müslümanlar Şam diyarındaki Cebel-i Duhân’a(Dumanlı Dağ) kaçacaklar, Deccâl arkalarından yetişip onları çepeçevre kuşatacaktır. Bu kuşatma Müslümanlara çok zor gelecek ve onları büyük bir sıkıntıya sokacaktır.

Sonra Meryem oğlu İsa inecek, seher vaktinde seslenecek ve diyecek ki: “Ey insanlar! Sizlerin bu yalancı habîsin karşısına çıkmanıza engel nedir?’ Onlar da ‘Bu adam(İsa)cinli biridir’ diyeceklerdir. Gidip kim olduğuna bakacaklardır. Bir de bakacaklar ki, o Meryem oğlu İsa aleyhisselam. Namaz kılmak için kamet getirilecek ve İsa’ya ‘Ey Allah’ın Meryem’e bahşettiği kutsal ruhu! Öne geç, namazı kıldır’ denilecektir. O da ‘İmamınız öne geçsin, o size namaz kıldırsın’ diyecektir. İsa, sabah namazını kıldıktan sonra insanlar çıkıp onun yanına geleceklerdir. İşte o zaman yalancı Deccâl, tuzun suda yayılıp eridiği gibi yere yığılacaktır. İsa da ilerleyip onu öldürecektir. Hatta ağaçlar, taşlar ‘Ey Allah’ın kutsal ruhu! İşte bu Yahudi’dir.’ diye nida edecekler. İsa da Deccâl’e tabi olan hiç kimseyi bırakmadan hepsini öldürecektir. (4)

Deccâl’in Sıfatları:

1- Deccâl bir insandır:

Ebu Bekre radıyallahu anh diyor ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Deccâl’in anne ve babası otuz yıl bekleyecekler fakat çocukları olmayacaktır. Sonra onların bir gözü kör bir erkek çocukları dünyaya gelecektir ki bu çocuk her şeyden daha zararlı, faydası ise çok az olan bir çocuktur. Gözleri uyuyacak kalbi uyumayacaktır…” (5)

2- Deccâl kısır olacak, çocuğu olmayacaktır:

İbn Said, Ebu Said el-Hudri’ye: “Sen Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem‘in; ‘Deccâl’in çocuğu olmayacaktır. O Medine ve Mekke’ye giremeyecektir, buyurduğunu işitmedin mi?’ diye sormuş, Ebu Said ‘Evet, işittim’ cevabını vermiştir.” (6)

3- Deccâl kısa boylu, iri gövdeli, kızıl tenli, gür ve kıvırcık saçlı ve kördür:

Abdullah b. Ömer radıyallahu anhuma diyor ki: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Ben uyuduğum sırada kendimi Kâbe’yi tavaf ediyor gördüm. O sırada esmer, düz saçlı bir kişi gördüm. Bu, iki kişinin arasındaydı, başından su damlıyordu.’ Ben: ‘Bu kimdir?’ dedim. Orada bulunanlar ‘Meryem oğludur(İsa’dır)’ dediler. Yürüyüp yüzümü çevirdiğim sırada birde kızıl tenli, iri gövdeli, kıvırcık saçlı, sağ gözü kör, sanki salkımındaki benzerlerinden dışarıya çıkmış iri bir üzüm tanesi… Ben: ‘Bu kimdir?’ diye sordum, orada bulunanlar: ‘Bu Deccâl’dir’ dediler… (7)

4- Deccâl’in iki gözünün arasında “kâfir” yazılı olacak, onu okuryazarlığı olanda olmayanda okuyup anlayacaktır.

Enes b. Malik radıyallahu anh diyor ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Deccâl’in iki gözü arasında ‘kâfir’ yazılı olacaktır.” (8)

5- Deccâl, sünnetli ve göbek bağı kesik olacaktır.

Ebu Bekre radıyallahu anh diyor ki: Bir gün Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Deccâl’in ve anne-babasının sıfatlarını anlattı ve şöyle buyurdu: “Deccâl’in anne babası otuz yıl bekleyecekler, onların çocukları olmayacaktır. Sonra onların göbek bağı kesik ve sünnetli olan bir çocukları (Deccal) doğacaktır…” (9)

Deccâl’in Çıkacağı Yer ve Ordusu:

Hz. Âişe radıyallahu anha diyor ki: “Bir gün Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi. Ben ağlıyordum. O bana ‘Niçin ağlıyorsun?’ dedi. Ben de ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Deccâl’i hatırladım da ondan ağladım.’ dedim. Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Ben sağ iken çıkacak olursa ona karşı ben size yeterim. Şayet benden sonra çıkacak olursa, şüphesiz ki Aziz ve Celil olan Rabbiniz, bir gözü kör olan değildir. Deccâl İsfahan Yahûdilerinin içinden çıkacaktır. (10)

Ebubekir (r.a) diyor ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize buyurdu ki: “Deccal doğudan, Horasan denilen bölgeden çıkacaktır. Ona yüzleri, deriyle kaplanmış kalkana benzeyen kavimler uyacaklardır.” (11)

Bu hadisi şeriften anlaşıldığı üzere Deccal bugün İran topraklarının sınırı içindeki Horasan bölgesinin İsfahan Yahudilerinden olacaktır. Onun ordusu da Yahudilerden ve onlara tabi olan milletlerden olacaktır.

Deccal’in İnsanları İkna Etmek İçin Kullandığı Bazı İstidraclar (akıl üstü olaylar)

1- Bir kişiyi öldürüp-diriltmesi:

Cabir b. Abdullah radiyallahu anh’ın rivayet ettiği hadiste, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Deccal’i anlattığını ve anlattıkları şeylerin içinde şunları da söylediğini zikretmiştir. “Deccal’in insanları baştan çıkaracak büyük fitneleri vardır. Öyle ki insanların görmelerine göre göğe emredecek gök yağmur yağdıracak; yine insanların görmelerine göre bir kişiyi öldürecek sonra onu diriltecek fakat bunun dışında insanlardan herhangi bir kimseye musallat olamayacaktır. (12)

2- Şeytanları ölenlerin şekline sokup diriymiş gibi göstermesi:

Ebu Ümâme El-Bahili radiyallahu anh rivayet ettiği hadiste Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Deccal’i anlattığı ve anlattığı şeylerin içinde şunları da söylediği zikretmiştir: “Şüphesiz Deccal’in fitnelerinden biride şudur: “O, bir bedeviye: ‘Şimdi senin babanı ve anneni diriltsem benim senin rabbim olduğuna şahitlik eder misin?’ diyecek, o da ‘evet’ cevabını verecektir. Bunun üzerine iki şeytan o bedevinin karşısında annesinin ve babasının şekline girecekler ve ona ‘Oğulcuğum buna uy. Çünkü bu senin rabbindir’ diyeceklerdir… (13)

3- Yağmur yağdırması, bitkiler bitirmesi, hazineler ortaya çıkarması.

4- Deccalin yanında sahte cennet ve cehennemin bulunması:

Ebu Hureyre radiyallahu anhu diyor ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Dikkat edin size Deccal’e ait bir haber anlatacağım ki hiçbir peygamber kendi kavmine onu anlatmamıştır. Onun bir gözü kördür. Şu da muhakkak ki, cennetin ve cehennemin yalancı misalleri de onunla beraber gelecektir. Fakat onun cennet diyeceği şey ateşin, ateş diyeceği de cennetin misalidir…”  (14)

5- Deccalin yanında su ve ateşin bulunması:

Huzeyfe b. El-Yeman radiyallahu anh diyor ki Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Deccal’le birlikte su ve ateş vardır. Gerçekte ateşi soğuk sudur, suyu ise gerçek ateştir. Sakın (yanlış yapıp) helak olmayın.” (15)

6- Deccal’in yanında ekmek yığınlarının bulunması:

Cabir b. Abdullah radiyallahu anh rivayet ettiği hadiste Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Deccal’i anlattığını ve anlattıkları şeylerin içinde şunu da söylediğini zikretmiştir: ‘Deccal’le birlikte bir dağ yığını kadar ekmek bulunacak insanlar da çok sıkıntı halinde olacaklardır. Ancak kendisine tabi olanlar böyle olmayacaklardır…’ (16)

Deccal’in Şerrinden Korunma

1- Kehf suresinin ilk bölümünü okuma:

Ebu Derda radiyallahu anh diyor ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her kim Kehf suresinin başından on ayet ezberlerse Deccal’den korunmuş olur.” (17)

2- Tahiyyattan sonra Deccal’in Şerrinden Allah’a sığınma duaları:

Ebu Hureyre radiyallahu anh diyorki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz tahiyyâtı okuyup şehadet getirdikten sonra dört şeyden Allah’a sığınsın ve desin ki: Ey Allah’ım! Ben cehennem azabından, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesih Deccal’in fitnesinin şerrinden sana sığınırım” (18)

Deccâl ile ilgili rivayet edilen hadisler mütevatir derecesindedir. Ehemmiyetinden dolayı bu mesele akâid metinlerinde yer bulmuştur. Kuran-ı Kerim’de bu konu hakkında açık bir ayet olmaması Deccâl’i gelmeyecek kabul etmeyi gerektirmez. Çünkü İslam’ın ikinci kaynağı olan sünnette bu konuda yeterli malumat bulunmaktadır.

Deccâl’in bir insan değil de sistem veya kötülük kavramı olduğu iddiası ise bu konuda rivayet edilen hadislerle çelişki içindedir. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in onun Mekke ve Medine’ye giremeyeceğini, Lud şehri yakınlarında İsa aleyhisselam tarafından öldürüleceği ve kişisel özelliklerinin tarifini yaptıktan sonra artık onun insan olup olmadığı hususunda tartışmaya mahal yoktur.

Dikkat edilmesi gereken önemli bir hususta Deccâl’e karşı koyacak olan müminlerin vasıflarıdır. Cabir b. Abdullah radıyallahu anh Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Ümmetimden hak üzere olan bir taife, muzaffer olarak kıyamete kadar savaşmaya devam edecektir. Sonra Meryem oğlu İsa inecek ve Müslümanların emiri ona ‘Gel, bize namaz kıldır’ diyecek. O ‘da ‘Hayır, Allah’ın bu ümmete ikramı olmak üzere sizler birbirinize eminsiniz’ diyecektir.” (19) Bu topluluk Allah yolunda savaşan ve birbirlerine güven duyan müminlerdir. Öyle bir topluluk ki imamete kimin geçtiği diğerini rahatsız etmeyecek. Peygamber’in dahi imameti kendilerine teslim edeceği, birbirine bir binanın tuğlaları gibi kenetlenmiş sağlam bir topluluk…  

 

————————-

 

  1. ( Tirmîzî, Fiten hn:2306)
  2. (Tirmizi, Fiten h n: 2234)
  3. (Müslim, Fiten hn:2937)
  4. (Ahmed b. Hanbel cilt 3 s.367-368)
  5. (Tirmizi, Fiten hn:2248)
  6. (Ahmed b. Hanbel cilt 3 s.43)
  7. (Buhari, Fiten 26, Müslim, İman h.n:171)
  8. (Buhari, Fiten 26, Müslim, Fiten 2933)
  9. (Ahmed b. Hanbel cilt 7 s. 51.-52.)
  10. (Ahmed b. Hanbel cilt 6 s.75)
  11. (Tirmizi, Fiten h.n: 2237)
  12. (Ahmed b. Hanbel cilt 3 s. 367-368)
  13. (İbni Mace, Fiten h n:4077)
  14. (Buhari, Enbiya 3 Müslim Fiten hadis no:2936)
  15. (Müslim Fiten h.n:2934)
  16. (Ahmed B. Hanbel cilt 3 s.367-368)
  17. (Müslim, Musâfirin h n:809)
  18. (Müslim, Mesâcid hn:588)
  19. (Müslim, İman h.n:156)