“Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık.” (Hucurât; 13)

Geçmişten bugüne insanlar ilk oluşumunu merak etmiş ve bunun üzerine çeşitli fikirler ortaya koymuşlardır. En fazla nüfuz bulan teori ise evrim olmuş temelde tesadüfe dayalı yaratılış odak noktalarının yönlendirmesiyle birlikte büyük taraftar toplamıştır. Ama son dönemlerde Hz. Havva hipotezi ile birlikte evrim teorisi de ömrünü tamamlamak üzeredir.
Ekim 1987′de Chicago’da Amerika Antropoloji Enstitüsünde Rebecca Cann, aylardır süren araştırmasını “Havva Hipotezi” diye özetliyordu. Rebecca Cann, yakınlarda keşfedilen bir biyolojik gerçekten yola çıkarak, hücrenin küçük bir organeli olan mitokondri DNA’sının, hücre çekirdeğindeki DNA’dan farklı olduğunu tespit etti. Çekirdekteki DNA, nesiller boyu yeni yeni kombinezonlara girerken, mitokondri DNA’sı hiç kombinezonlara girmeden, aynen aktarılıyordu. Yani, bir annenin mitokondri DNA’sı, çekirdek DNA’sı gibi babanın DNA’sına karışmıyor; kendi çocuklarına aynen geçiyordu. Mitokondri DNA’sını olduğu gibi aktarmaktaydı. O halde, şu andaki kız çocuklarının mitokondri DNA’larına bakılarak, Hz. Havva’ya kadar gidilebilir mi?

Ve Rebecca Cann, doğuma hazırlanan 147 hamile kadının doğumdan sonra rahimden atılan plasentalarını aldı. Kimi Asyalı, kimi Orta Doğulu, kimi Afrikalı, kimi Avrupalı olan bu kadınların plasenta dokularından elde ettiği mitokondri DNA’larını birbirine kıyasladı. Daha sonra, Emory Üniversitesinden bir grup genetikçi, dört ayrı kıtadan toplam 700 insanın kanını bir araya toplayıp, kan hücrelerinin mitokondri DNA’larını incelemeye koyuldular. Sonra, her iki araştırmanın sonuçları birleştirildi. Görüldü ki, ayrı kıtalarda yaşayan farklı ırk mensubu insanların mitokondri DNA’ları arasında hemen hemen hiç fark bulunmuyor; DNA’ların hepsi, gele gele tek bir kadında noktalanıyordu. Araştırmaları baştan sona izleyen Allan Wilsan’a göre “Hepimizin ortak bir annesi olmalıydı.” Ünlü paleontolog Stephen Jay Gould da bu görüşü destekliyor. “Havva Hipotezi” için, “Kalıbımı basarım, müthiş bir buluş bu. Çünkü hepimizi, şimdiye kadar fark etmediğimiz yakınlıkta, birer biyolojik kardeş yapıyor.” California Üniversitesi biyologları: “Aynı ailenin çocukları gibi” diye tamamlıyor. Evrimci bir paleontolog ise, “DNA’lardan elde edilen bu yeni bilgiler öylesine hassas, öylesine gerçek ki, bizim anlattıklarımızın hepsi, bir anda kocakarı hikâyesine dönüverdi.” Diyor. Bu hipoteze karşı çıkanlar ise bunun kesin bir ihtimal olmayacağını savunuyorlar. (Newsweek 111: 46-52.)

Evrim, bu hipotezle kendini sorgulama sürecine girmiş ve birçok evrimci bilim adamı evrimin bir safsata olduğu kanısına varmıştır. Hz. Havva hipotezi insanlığın tek çiftten meydana geldiği yönünde atılmış en somut adımdır.

Herhangi bir canlının bir başkasından ortaya çıktığını iddia etmek, hissedilen deliller le şekil şekil ortaya konulmasını gerektirir. Yahut genolojinin kurallarına uygun bir ispat gerektirir. Ama evrimciler söz konusu evrim olduğunda evrimin olmadığına dair aksi ispat gerekir, çünkü izafiyet teorisi bunu referans alır dedikleri halde, Hz. Havva hipotezi için bunun kesin bir delil olmadığını daha somut deliller getirilmesini isterler. Bu gibi kimselerin bu tür iddialar da bulunmalarındaki asıl hedef, Hz. Adem’in varlığını reddetmektir. Dolayısıyla Semavi dinleri ve Aziz ve Celil olan Allah’ı inkar etmektir. Bu tür saçma ve şüpheci düşüncelerle Müslüman nüfusu itikadi boşluklara düşürüp şeytani emellerine alet etmek istemektedirler.
“Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için siz halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Hiç şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hiç şüphe yok Allah, bilendir, haber alandır.” Bu ayette bütün insan türüne hitap edilerek tüm zamanlarda, bütün dünyayı içine alan o büyük sapıklık düzeltilmektedir. Yani nesil, renk, dil, vatan ve milliyet taassubu en eski zamanlardan bu güne kadar, her devirde, insanoğluna bütün insanlığı bir tarafa bıraktırarak kendi çevresinde küçük küçük bir takım daireler çizdirmiştir. İnsanoğlu bu daireler içinde yaratılanları kendinden, dışında yaratılanları da kendinden ayrı kabul etmiştir. Bu daire herhangi bir akıl, mantık ve ahlak temeli üzerine değil, yaradılış tesadüflerinin temeli üzerine çizilmiştir. Bazı yerlerde onların iddiaları bir soy, kabile veya nesil içinde doğmaktır. Diğer bir yerde ise coğrafi herhangi bir bölgede yahut kendine has bir renk taşıyan veya kendine has bir dil konuşan millet içinde doğmaktır. Daha sonra bu temellere dayanarak kendinden veya yabancı diye koyduğu ayırım, başkalarına nispetle kendinden olana daha iyi sevgi ve daha çok yardımlaşmalarını sağlamış, diğerlerine karşı ise nefret, düşmanlık, aşağılama ve hakaret, hatta işkence ve zulüm en kötü biçimlerine ulaşmıştır. (Tefhimu’l Kur’an /Hucurât Suresi13. Ayeti /Açıklama 28)
Evrim, bu hipotezle kendini sorgulama sürecine girmiş ve birçok evrimci bilim adamı evrimin bir safsata olduğu kanısına varmıştır. Hz. Havva hipotezi insanlığın tek çiftten meydana geldiği yönünde atılmış en somut adımdır. Bir makinanın mühendisi olması kesin olduğu gibi insan gibi karmaşık bir varlığın da tesadüf sonucu değil bir yaratıcının dilemesiyle oluştuğu bilimde temel bulmuştur. Bu hipotezle tüm insanlar ortak ataya dayandırılmış ve ırkçılık mefhumunu da ortadan kaldırılmıştır.