İslam Coğrafyaları yazı dizimizin önceki sayılarında selamet yurdu (Darusselam) olarak da bilinen ve Endonezya içerisinde otonom bir yapıya sahip olan Açe bölgesine konuk olmuştuk. Bazı rivayetlere göre 7. Yüzyıldan itibaren İslam ile tanışan, bölgeye İslam’ın ulaştığı ilk topraklar olması bakımından da tüm Güneydoğu Asya’nın İslam’a açılan kapısı olan Açe’nin tarihi hiç şüphesiz Endonezya’da İslam’ın tarihiyle de paralellik arz etmektedir. Ve Açe’yi ele aldığımız yazımızda sunduğumuz bilgilerin pek çoğu Endonezya için de geçerliliğini korumaktadır.

Ancak çeşitli sebepler yazı dizimizin bu sayısında Endonezya’yı ele almayı gerekli kılmıştır. Bunlardan ilki, Ramazan ayının ilk haftasında gerçekleştireceğimiz Endonezya ziyaretidir. İHH İnsani Yardım Vakfı ekibiyle birlikte yaklaşık bir hafta süreyle Endonezya’ya gerçekleştireceğimiz ziyaret öncesinde bu ülkeye dair genel bilgileri sizlerle paylaşmak istedik. Yüce Allah’ın izin verdiği ölçüde ülkedeki seyahatimiz boyunca da edindiğimiz izlenimleri gelecek sayılarda sizlerle paylaşmak ve ülkeyi daha yakından tanımak niyetindeyiz.

Bununla birlikte Endonezya, yüzde 90’ı Müslüman olan yaklaşık 250 milyonluk nüfusuyla Güney Asya’nın en önemli Müslüman beldesi olması bakımından da ümmet bilincinin gereği olarak her Müslüman ferdin aşina olması gereken önemli bir ülkedir.

Coğrafi ve Demografik Özellikler

Güneydoğu Asya ile Avusturalya arasında büyüklü küçüklü yaklaşık 14.000 adadan oluşan ülke Malezya, Doğu Timor ve Papua Yeni Gine ile komşudur. 250 milyona yaklaşan nüfusu ile dünyanın dördüncü en kalabalık ülkesi ve yine dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesidir. Nüfusun büyük bir kısmı aynı zamanda dünyanın en kalabalık adası olan Cava adasında yaşar. Ülkenin Başkenti Jakarta da bu adada yer almaktadır. Cava adası dışında ülkenin en önemli adaları ise Sumatra, Kalimantan, İrian Jaya, Madura, Sumba ve Timor’dur. Ülkenin resmi dili Endonezya dili olmakla beraber 25 farklı dil ve yaklaşık 250 lehçe kullanılmaktadır. En önemli geçim kaynağı tarım olan ülkede pirinç en önemli tarım ürünüdür. Yeraltı ve doğal zenginlikler bakımından da verimli olan ülkede Petrol önemli bir gelir kaynağıdır. Hollanda’nın bu ülkeyi uzun yıllar boyunca sömürgeleştirmesinde bu zenginliklerin etkisi hayli fazladır.

Endonezya’da İslam ve Müslümanlar

Müslüman Güney Asya, Müslümanların çoğunlukta olduğu Endonezya, Malezya ve Bruney Darusselam gibi ülkeler ile Müslümanların azınlıkta oldukları Tayland, Filipinler, Kamboçya, Singapur, Myanmar ve Vietnam gibi ülkelerden oluşmaktadır. Güney Asya İslam dünyasının doğu kenarında, İslam dininin gelmesinden önce Hinduizm, Budizm ve animizmin hâkim olduğu çok dinli bir bölgede bulunmaktadır. (1) Bölgede İslam öncesi özellikle mistik karakterli dini yapıların bulunması, bölgenin İslamlaşması sürecinde de tasavvufi yapılara olan ilgiyi arttırmış ve bu sebeple de tasavvufi hareketler bölgede etkinlik göstermiştir.

İslâmiyet’in Endonezya’ya ne zaman, nasıl ve nereden girip yayıldığına ilişkin yazılı metin ve kaynakların çok az olması, gerek Endonezyalı Müslüman ilim adamları, gerekse Batılı şarkiyatçılar tarafından bu konuda çeşitli teorilerin ortaya atılmasına sebep olmuştur. Batılı şarkiyatçılar genellikle, İslâmiyet’in bu ülkeye Ortadoğu ve Çin arasındaki eski ticaret yolunu takip ederek İran ve Hindistan üzerinden geldiğini ve XIII. yüzyıldan itibaren yerli halk arasında yayılmaya başladığını ileri sürerlerken Endonezyalı ilim adamları, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem zamanında dahi Arap denizci ve tüccarlarla Güneydoğu Asya halkları arasında bazı temasların olduğuna dikkat çekerek İslâmiyet’in buraya ilk defa VII. yüzyılda ve doğrudan Arabistan’dan geldiğini iddia etmişlerdir. (2) İlerleyen zamanlarda ise evlilik, ticaret, İslami davet gibi çeşitli etkenler vasıtasıyla İslam bölgede önemli ölçüde yaygınlaşmış ve bu topraklar İslam’ın Güney Asya’ya açılan kapısı olmuştur.

Güney Asya’da İslam’ın gelişim sürecinde Müslüman toplumun altı ana süreçten geçtiği ifade edilebilir. Birinci dönem; çoktanrıcılıktan tektanrı inancına geçişi simgeleyen İslam’a ilk ihtida dönemidir. İkinci dönem; Bağımsız Müslüman sultanlıklar dönemidir. Bu dönem İslam inançları ve ibadetleri ile İslam öncesi Malay adetlerinin sentez edildiği görülmektedir. Bu durum ise bizleri, sahih İslam algısının geçmiş dinler ve kültürler tarafından önemli ölçüde etkilendiği sonucuna götürmektedir. Buna müteakiben, İnanç ve ibadetleri gayr-ı İslami hurafelerden ve sapık tasavvuf akımlarından temizlemeyi amaçlayan selefi ve reformist hareketlerin ortaya çıktığı üçüncü döneme geçilir. Dördüncü dönem ise; Avrupa emperyalizmine karşı mücadele dönemidir. Endonezya’da Hollandalılara karşı, Malezya’da İngilizlere karşı, Mindanao’da İspanyollara karşı yapılan mücadele dini saikle kâfir yabancıya karşı silahlı mücadele konusunda yoğun bir şuur orta çıkarmıştır. Beşinci dönem; Bağımsızlık sonrası dönem olarak da ifade edilebilir. Bu dönem reformcu Müslümanlarla seküler güçler, sistemler ve elitler arasında ideolojik ve siyasi çatışmaya şahit olmuştur. Bu çatışmanın izlerine günümüzde hem sosyo-ekonomik hem de siyasi alanda sıklıkla rastlamak mümkündür. Altıncı dönem ise 1979 İran Devrimi sonrası dönemdir. Bu dönem diğer tüm Müslüman beldelerde olduğu gibi Endonezya’da da önemli etkiler meydana getirmiştir. İslami hareketler bölgedeki etkinliklerini artırmıştır. (3)

Endonezya’da İslami eğitim erken dönemlerden itibaren “Pesantren” ya da “Pondok” adıyla bilinen ve bölge Müslümanları tarafından rağbet edilen medreseler tarafından yürütülmüştür. Ancak Hollanda sömürgeciliği dönemlerinde açılan eğitim kurumları bu geleneksel kurumlara olan ilgiyi kendilerine çekmek için önemli çabalar sarf etmiştir. Günümüzde ise bu eğitim kurumlarına ek olarak modern eğitim veren okullar önemli ölçüde yaygınlaşmıştır.

Endonezya’da camiler de pesantrenler gibi dinî hayata canlılık getiren önemli İslâmî kurumlardır. Özellikle XVIII ve XIX. yüzyıllarda şehir merkezlerinin artmasıyla ve sömürge idaresinin tedrîcî bir şekilde merkezîleştirilmesiyle birlikte şehir camileri ve onlara bağlı şer‘î mahkemeler ve diğer dinî kurumlar önemli İslâmî merkezler haline gelmiştir. Sultanlar ve şeyhler tarafından inşa ettirilen eski camiler genellikle Hint ve Çin mimari özellikleri taşır. Minareli ve kubbeli olmayan bu camiler tepe noktasına doğru, içeri temiz hava girmesini sağlayan aralıklara sahip kademeli çatılar halinde (üç ile beş arasında) yükselen kiremit örtülü yapılardır. Cami önünde “serambi” adı verilen ve namaz dışında genellikle yemekli dinî toplantılar (selamatan) gibi çeşitli faaliyetler için kullanılan geniş bir giriş holü yer alır. Cami avlusu içerisinde mahkeme, toplantı salonu ve cami personeline ait odalar bulunur.4 Bu yönüyle camiler Endonezya’da toplumsal hayatın merkezinde yer alır. Camiler yalnızca ibadetlerin yapıldığı alanlar olmanın ötesinde sosyal faaliyet ve toplantıların gerçekleştirildiği sosyal kurumlardır.

Endonezya siyasi yönetimine bakıldığında Başkanlık sistemine dayalı bir Cumhuriyet sisteminin etkili olduğu görülür. Seküler kodlara sahip yönetim anlayışının hâkim olduğu bölgede dini yapılanmalar da bu yönetim anlayışının etkisinde varlıklarını devam ettirmektedir.

Not: Endonezya’ya dair çok genel ve basit bir giriş niteliği taşıyan bu yazıyı, takip eden haftalarda Endonezya gezimiz sırasında edindiğimiz izlenimlerle zenginleştirerek bölgede İslam’ın ve Müslümanların ahvaline dair önemli bilgileri sizlere ulaştırmak dileğiyle…  

————————-

1. Kamal Hassan, “21. Yüzyılda İslam Dünyası: Malay-Endonezya Bölgesi”, XXI. Yüzyılda İslam Dünyası ve Türkiye Milletlerarası Tartışmalı İlmi Toplantı, Ensar Neşriyat, İstanbul, 2003
2. İsmail Hakkın Göksoy, Endonezya, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, 2013.
3. Kamal Hassan, a.g.m. s.228
4. İsmail Hakkın Göksoy, a.g.m.