Bismillahirrahmanirrahim

Bir önceki yazımızda emperyalizm konusu üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda da emperyalist ülkelerin tarih boyunca işlemiş oldukları katliam, vahşet ve insanlık suçlarından bahsetmeye çalışacağız.

Şunu hemen belirtelim ki emperyalist ülkelerin yaptığı cürümlerin hepsini yazmaya kalksak bize ayrılan sayfalar buna yetmez. Bu sebeple batılı emperyalistlerin yaptığı zulümlerden özetle bahsedeceğiz. Bilinmesi gerekir ki bu zulüm ve vahşetler burada bahsedilenlerden ibaret değildir.

Emperyalist İngilizlerin Kanlı Tarihi

İngiltere, emperyalizmin en eski temsilcilerindendir. Uzun yıllar boyunca “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” sıfatını taşıyan ve tüm insanlığı kana, acıya boğan bir hükümdarlık kuran İngiliz emperyalizmi, bugün bu gücünü yitirmiş olsa da, ABD’nin her türlü emperyalist işgal ve operasyonlarına bilfiil katılmaktadır.

Türklerin bir atasözü var; “Karda yürür, izini belli etmez.” Bu söz tam da İngilizleri anlatan bir ifadedir. İngilizlerin öyle ince, öyle sinsi hileleri vardır ki, ‘ağzınızdaki dişlerinizi söker ama siz farkında bile olmazsınız.’ İngiliz siyasetinin en büyük özelliği kendini çok iyi kamufle etmesi ve yaptıklarıyla ön plana çıkmamasıdır.

Eski gücünden çok şey kaybetmiş olsa da; çok önemli maden kaynakları, verimli araziler ve gelir getiren büyük şirketlerin dolaylı olarak İngiltere’nin elinde olduğu unutulmamalıdır. Şuan İngiltere dünyada ABD’den sonra en büyük ikinci yatırımcı ülkedir ve 2 trilyon dolara yakın bir dış yatırım stoku bulunmaktadır.

İngiltere, orijinal adı Büyük Britanya (Birleşik Krallık)’tır. Bu krallık dört devletten oluşur; İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda. Yönetim şekli monarşidir. Yani bir kral-kraliçe-prens tarafından yönetilmektedir. İkili parlamenter bir sistemi vardır. Lordlar Kamarası ve Avam Kamarası. Avam Kamarasını halk seçerken, Lordlar kamarası monark tarafından soylular (seçkinler) arasından seçilir. Avam kamarasının aldığı kararlar, Lordlar kamarası tarafından onaylanmadığı müddetçe hiçbir önemi ve bağlayıcılığı yoktur. Avam kamarası sadece sistemi tatbik etmek ve sistemle halk arasındaki uyumu sağlamakla görevlidir.

İngiliz Barbarlığının Tarihi

İngilizler; Cermen halklarından olan Angluslardan (Angle) gelmedir. Daha sonra yine bölge halklarından olan Saksonlarla karışmıştır.

Britanya İmparatorluğu’nun temelini ise, 1588’de Avrupa’nın en güçlü donanması olan İspanyol Armadasını yenilgiye uğratan Kraliçe I. Elizabeth attı. Bu tarihten itibaren iyice güçlenen Britanya İmparatorluğu Kuzey Amerika’da büyük katliamlar gerçekleştirerek (Kızılderili katliamları) ilk kolonilerini kurdu. Ardından 1707’de İngiltere ve İskoçya birleşerek Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik krallığı kuruldu. Takriben 130 yıl sonra yani 1837’de ‘Britanya İmparatorluğu’ olarak yeniden kuruldu.

1921 yıllarından neredeyse dünyanın dörtte biri İngiliz yağması ve sömürüsü altında can çekişiyordu.
1948’de İngiltere’nin önünü açması ile kurulan İsrail Devleti, bölgede resmî olarak 50 yılı aşkın bir süredir onlarca katliama imza atmış bir “terör devleti” olarak varlığını sürdürmektedir. Filistinlileri katlederek, işkence ve sürgün ederek topraklarını her geçen gün büyütmektedir. Oysa Filistinli katliamları İsrail’den de önce başlamıştır. Bu katliamların en büyüğü 1936 yılında İngiliz yönetimi sırasındaki genel grevde olmuştur. 1939 yılında ayaklanma bastırıldığında 40 bin Filistinli öldürülmüş 20 bini tutuklanmış ve 110 Filistinli de asılmıştır.

1948 yılında ise Filistin’i İsrail için elinde tutan İngiltere; Yahudilerin yeterince yerleşmesi, kurumlaşması ve bölgede aslan payı cinsinden söz ve güç sahibi olmasını sağladıktan sonra İSRAİL devletinin kurulmasına imkân vermek için Filistin’i boşaltmıştır.

İngiliz İktisatçı Jevons’un şu sözleri tüm emperyalistlerin/sömürgecilerin dünyaya bakış açılarını çok güzel yansıtmaktadır: “Kuzey Amerika ve Rusya ovaları bizim ekin tarlalarımızdır; Chicago ve Odesa bizim ambarlarımızdır; Kanada ve Baltık bizim kereste ormanlarımızdır; Avusturalya’da (Malay, Polinezya, Malinezya, Mikronezya, Yeni Zelanda) bizim koyun çiftliklerimiz vardır; Arjantin’de ve Kuzey Amerika’nın batısında ki kırlarında bizim öküz sürülerimiz yayılır; Peru altınını gönderir, Güney Amerika ve Avustralya altını Londra’ya akar; Hindular ve Çinliler çayı bizim için yetiştirirler ve bizim kahve şeker ve baharat çiftliklerimiz tüm Hint adaları üzerindedir. İspanya ve Fransa bizim bağlarımız, Akdeniz meyve bahçemizdir ve uzun süre Güney birleşik Devletlerini kapsayan bizim pamuk alanlarımız artık dünyada ki sıcak bölgelerin her yanına yayılmaktadır.”

Sömürgeler içerisinde “Kara Afrika” kadar Hindistan’daki tablo da ürkütücü idi. İngiltere tarafından yüzyıla yakın bir süre baskı altında tutulan Hindistan, yıllar boyunca süren bağımsızlık mücadelesi sırasında öldürülen yüz binlerce insanın dışında daha sonraki kışkırtılmış din savaşları döneminde de korkunç katliamlara sahne oldu. İngilizlerin “böl-yönet” taktiğinin kurbanı olan Hintliler, Pakistan ayrılığı döneminde 200 binden fazla ölü verdi.

Hindistan’ı işgal ederek sömürgeleştiren İngilizler, orada bulunan yerli el dokumacılığını yok etmedikleri sürece İngiliz fabrika kumaşlarına pazar açamayacaklarını anlayınca, Hindistan’daki yerli kumaş üretimini yok etmek üzere Hindistanlı 20 binin üzerinde dokumacının başparmaklarını keserek onları Hint kumaşı üretemez duruma düşürmüştür. Böylelikle hem dünya pazarlarında Hindistan kumaşını yok ederek İngiliz kumaşının egemenliğini sağlamaya yönelmiş, hem de bir milyar nüfuslu Hindistan’ı İngiliz kumaşlarının tüketicisi ve müşterisi durumuna düşürmüştür. Bu İngiliz vari alçaklık, yaşanmış örnekler içerisinde sadece bir tanesidir.

2 Mayıs 1857’de Delhi yakınlarında Meerut’taki askerlerin ayaklanmasıyla başlayan ve buradan Hindistan’a yayılan ayaklanma kanlı şekilde bastırıldı. İngiltere ayaklanmayı bir ırk savaşına dönüştürdü ve İşgalci İngilizler, girdikleri bütün köylerdeki insanları imha ettiler.

Aynı yıl İngilizler Delhi’yi ele geçirdiler. İşgale karşı ayaklanma Şubat 1859’a kadar sürdü. Yine on binlerce Hintli katledildi.

İngilizler 1859’de ise Hindistan’da Morar’ı işgal ettiler.

Şu olay İngilizlerin kibrini, barbarlığını ve zulmünü anlatmaya yeter. 1919 yılında İngiliz işgali altında bulunan Hindistan’daki Hintliler, dini bir ayin için toplanırlar. O sırada bir İngiliz misyoneri kadın, bisikletiyle oradan geçer. Bu kadın oradan geçerken Hintlilerin kendisine saygıda kusur ettiğini yani önünde eğilmeyip yere kapanmadıklarını görünce doğru General Dyere gidip şikâyette bulunur. Bu olay üzerine General Dyere küçük bir birliği bu topluluğun üzerine gönderip ateş açılması emrini verir. 15 dakika içerisinde 700 kişi ölür. Sağ kalanlar ise ibreti âlem olsun diye Hindistan sokaklarında yüz üstü süründürülür.

İngiltere’nin merkezden gönderdiği müfettiş, generale bu olayı niçin yaptığını sorduğunda General Dyere, tam bir İngiliz kibri ile şöyle cevap verir: “Bu Hintliler kendi Tanrılarına saygı için yerlerde yüz üstü sürünürler. Ben onlara bir İngiliz kadınının Hint Tanrılarından daha yüce ve kutsal olduğunu göstermek için bunu yaptım” der. Hindistan’ın her yerinde İngilizlerin aleyhine gösteriler yapılmaya başlar. Bu ayaklanmaları bastırmak ve halkı sakinleştirmek için İngiltere, General Dyere’in hak ettiği şekilde cezalandırılacağını söyleyerek görevden alır. Fakaaat, 13 Nisan 1919 da ‘Amritsar şehrini kan gölüne çeviren adam’ diye tarihe geçen bu alçak General İngiltere’ye döndüğünde Lordlar kamarasında ağırlanıp kendisine üstün hizmet madalyası verilir. İşte İngiliz siyaseti, İngiliz hainliği ve İngiliz sinsiliği…

İngiltere sömürge tarihinde önemli bir yeri bulunan Avustralya’da, 1788-1938 yılları arasında uygulanan soykırım ve tehcir, bizzat İngiliz Merkezî Hükümeti tarafından 1824 yılında çıkarılan savaş kanunları çerçevesinde uygulanmıştır. Yapılanları tanımlamak için barbarlık kelimesi bile kifayetsiz kalır… Öyle ki Tazmanya’da binlerce yerli erkeğin cinsel organı kesilerek hadım edildi. Çeşitli nedenlerden dolayı öldürülmekten kurtulan yerliler ve buna direnen yerliler ise seri bir şekilde katledildiler. Yine “Queensland” bölgesinde de, 1824 ve 1908 yılları arasında yerli nüfusun % 25’lik bölümü olan 10.000 kişi katledildi.

1885-1887 yılları arasında dayanılmaz işgal ve baskı politikasına karşı çeşitli direnişler oldu. İngiliz sömürge yönetimi, bu direnişlerde ölen her beyazın karşılığında ceza olarak yerlilerden 50’sini katletti.
1788 yılında Avustralya Kıtasında 750.000 siyah derili yerli Aborjin yaşamaktaydı. 1911 yılına gelindiğinde, bu sayı 31.000 kişiye düşmüştü.

1860’da Pekin’i işgal ettiler.

1874’te Sudan’ı işgal ettiler.

1882’de Mısır’ı işgal ettiler.

1881’de Mehdi ayaklanmasıyla kovulduğu Sudan’ı 1896-1898 yılları arasında tekrar ele geçirdiler.

1890’da Kenya ve Uganda’yı işgal etti. İngiliz terörü aralıksız on yıllarca sürdü. 1950’li yıllarda Kenya tam bir toplama kampına dönüştü. Ekim 1953’te İngiliz emperyalizmi 138 bin Afrikalıyı gözaltına aldı. Aynı yıl 1300 Kenyalı katledildi. Kenya’da İngiliz işgali boyunca köyler yakıldı, 39 toplama kampında 70 bin Kenyalı tutsak edildi ve bu süreç zarfında 30 bin Kenyalı vahşice öldürüldü.

1900’de Güney Afrika’da Boer’lere saldırıldı. İngilizlerin yakaladıkları ve toplama kamplarına koydukları çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 20 binden fazla Boer öldürüldü. 1902’de Vereeniging anlaşması sonunda Boerler bağımsızlıklarını yitirdi.

12 Mayıs 1916’da İrlanda kurtuluş mücadelesinin önderlerinden James Conolly gizli bir duruşmayla idam edildi. Kangrene dönüşen yaraları nedeniyle ayakta duramaz halde olan Conolly koltuğa oturtularak kurşuna dizildi.

İngiliz işgali altındaki İrlanda’da 1922-23 arasındaki iç savaş boyunca İngiltere hükümeti pek çok IRA önderini yargılamaksızın idam etti. Ayrıca birçok Cumhuriyetçi ele geçirilir geçirilmez kurşuna dizildi.

İngiltere 1927’de Shanghay’da İngiliz egemenliğine başkaldıran on binlerce Çinli işçiyi katletti. 1929’da İngiltere işgali yıllarında Siyonist zulme isyan eden Filistinlilerden 200 isyancıyı İngiliz güçleri katletti.

Birçok Arap köylü idam edildi, birçoğu hapsedildi. Yine İngiliz emperyalistler 1936 yılı içinde 1000 Filistinliyi katlettiler.

İngiltere, Siyonizm’in silahlandırılması ve Ortadoğu’ya yerleştirilmesinde önemli rol aldı. Bu destek nedeniyle İngiliz güçlerinin 1939 yılında Ortadoğu’dan çekilmesiyle 5000 Arap katledildi. 14 bin Arap yaralandı. Ayrıca İngilizler, özel terör örgütü olan “Özel Gece Birlikleri’ni” kurdular.

1931 Temmuz’unda İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri Hindistan’a 500 ton bomba attı.

1945-50 arasında 100 bin Korelinin öldürülmesinin sorumlularından biri de İngiliz emperyalizmidir.

İngiltere, işkence aletleri de pazarlıyordu. 11 Ocak 1995’te Channel 4’te yayınlanan bir programda,

Arabistan’a 20 milyon Sterlin’lik işkence aletleri satıldığı açıklandı.

Endonezya’da Suharto rejiminin 1976 yılında işgal ettiği Doğu Timor’da uyguladığı soykırıma İngiltere tam destek verdi. Bugüne kadar Doğu Timor’da 210 bin kişi katledildi. İngiliz hükümetleri Suharto’nun 30 yıldır süren diktatörlüğünü askeri ve mali projelerle destekliyordu.

İngilizlerle alakalı son sözümüzü bir Kızılderili atasözü ile bitirelim; “Eğer bir derede iki balığın kavga ettiğini görürseniz, bilin ki oradan uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir.” Bu söz; İslam coğrafyasında yaşanan tüm karışıklığa ışık tutuyor öyle değil mi?

Amerikan Emperyalizmi

Amerika kıtasının 1492’de Avrupalılar tarafından keşfinden sonra İspanyollar, Portekizler, Fransızlar ve İngilizler, buradaki yerli halkları da katlederek geniş toprak sahibi oldular. İngilizler, Amerika kıtasındaki topraklarını genişlettikten sonra İngiltere başta olmak üzere çeşitli ülkelerden göçmenler alıp buralara yerleştirerek koloniler kurdular. 18. Yüzyılın ortalarına doğru bu kolonilerin sayısı 13’ e yükseldi.

İngilizlere bağlı olan bu koloniler, İngiliz kralının tayin ettiği bir vali tarafından yönetiliyor ve birde meclisleri bulunuyordu. İşte bu 13 koloni Amerika devletinin temelini oluşturdu.

İngilizler bu kolonilerden ağır vergiler alıyordu. Zaman içinde bu koloniler ile İngiltere arasındaki ilişkiler bozulmuş ve İngilizlerle 6 yıl sürecek bir savaş başlamıştı. Bu savaşın sonunda koloniler, Hollanda, Fransa ve İspanya’dan da aldıkları destekle İngilizleri mağlup etmiş ve 1787 Amerika Birleşik Devletlerini kurmuşlardır. ABD bayrağında ki 50 yıldız, 50 eyaleti simgelemektedir.

ABD, bugün insanlığa karşı işlenen her suçun kaynağı ve odağı haline gelmiş bir terör devletidir. Bu konuda tartışılmaz bir yere sahiptir. Ve her gün suçlarına bir yenisini eklemektedir.

1950’lerden bu yana, yalnızca ABD tarafından tezgâhlanan darbeler bile bunun en açık kanıtıdır. O kadar ki, bu darbelerin sayılması bile mümkün değildir. Yalnızca Türkiye’de 1971 ve 1980’de olmak üzere iki darbe tezgâhlayan ABD, dünyadaki bütün kukla yönetimlerin baş destekçisidir.

1945’ten 1977’ye kadar ABD’nin tüm ülkelere yaptığı 140 milyar dolarlık “yardım(!)”ın üçte ikisini (3/2), Amerikan yanlısı cuntalara gönderilmiştir.

Bunun 13,5 milyarı G. Kore’ye, 5,5 milyarı Brezilya’ya, 3 milyarı İran Şahı’na gitmiştir. 1979’da dünyanın en baskıcı yönetimlerinden 15’i, patronluğunu ABD’nin yaptığı Dünya Bankası’ndan 2,9 milyar dolar yani yaklaşık tüm kredilerin 1/3’ünü almışlardır. Rakamlar bile göz önüne alındığında kukla diktaların nasıl himaye edildiği, nasıl ayakta tutulduğu görülmektedir. Öte yandan Uluslararası Af Örgütü’nün 1998 verilerine göre 193 devletin yaklaşık üçte ikisinde, yani ABD’nin “sevgisi ”ne layık görülen ülkelerde, yılda en az 500 bin kişi sistematik işkenceye uğramaktadır.

Amerikan Emperyalizmine Hizmet Eden Kurumlar

Amerikan emperyalizminin denetiminde bir dünya hükümeti gibi çalışacak Birleşmiş Milletler Örgütü kuruldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu dünya hükümetinin içişleri, savaş ve adalet bakanlığı işlevini yürütecekti. ABD denetimindeki dünyanın maliye, ekonomi ve ticaret bakanlıkları görevini üstlenmek üzere Uluslararası Para Fonu İMF ve Dünya Bankası kuruldu. Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması GATT imzalandı. GATT, sonradan Dünya Ticaret Örgütü adını aldı.

ABD emperyalizmi, kapitalist düzeni korumak ve kapitalist sistemin dışına çıkan ülkeleri tehdit altında tutmak üzere ise askeri alanda Kuzey Atlantik bölgesini denetim altına alan NATO, Güney Doğu Asya’yı denetim altına alan SEATO ve Orta Doğu’yu denetim altına alan CENTO oluşturuldu. NATO, kapitalist dünyanın genelkurmay başkanlığı işlevini üstlenmişti.

Kuruluşundan Bugüne ABD Emperyalizminin Suç Dosyası

Kızılderili Katliamı

Kızılderili katliamı, ABD’nin kuruluşundan çok önce başlayan ve insanlık tarihinin en ağır suçlarından biridir. Avrupalı denizci Kristof Kolomb’un, 1492 tarihinde Amerika kıtasının varlığını keşfetmesinden hemen sonra başlayan Kızılderili katliamı, yerli halkın tabi tutulduğu soykırımın adıdır. O tarihten 1886 yılına kadar süren katliamda, 70 milyon Kızılderili ortadan kaldırıldı. Her ölü Kızılderili için resmi olarak 5 dolar ödeyen ABD’nin devlete ait binalarının bodrumları, Kızılderili kafataslarıyla dolmuş taşmıştı.

İlk biyolojik silah, Kızılderililer üzerinde uygulanmıştır. Sürgüne gönderilen Kızılderililere yardım olarak dağıtılan battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırılarak çok sayıda insanın öldürülmesi sağlanmıştı. Kızılderililerin açlıktan ölmesi için başlıca yiyecekleri olan bizonların toptan öldürülmesi de soykırım yöntemlerinden biri olmuştu.

Amerika kıtasını keşfeden Kristof Kolomb’un seyir günlüğüne göre Kızılderililer, ”Keskin silahları ilk kez gören, kötülüğü tanımayan ve hiç silahı olmayan“ bir ulustu. O tarihlerde dünya nüfusunun 5’te biri Kızılderili’ydi. Ancak bugün, soykırımlarla yok denecek seviyeye geldi.

Korkunç bir asimilasyon politikası ve sahtekârlıklarla topraklarından adım adım sürülen Kızılderililer, yıllar boyunca toplama kamplarına ya da kimliksizliğe mahkûm edildiler.

Amerikan demokrasisi denilen şey, böylece yaklaşık 70 milyon yerlinin katledilmesi üzerine kuruldu. Sayıları milyonlarla ifade edilen Aztek ve İnka halklarının korkunç katliamlarla yok edilmesinin ötesinde sömürgecilerin yerlilerden gasp ettiği maden ve altın stoklarının da miktarı tam olarak bilinmemektedir.

Afrikalı Zencilere Karşı Uygulanan Zulümler

ABD’nin bu kanlı tarihi unutulmuş gözükse de Amerikan rüyasının altında yatan kan ve gözyaşını hatırlamakta fayda var. Yüzbinlerce Afrikalı’nın köle gemileriyle ABD’ye taşındığı bu dönem, ABD’nin ekonomik zenginliğinin de aslında ilk temelini oluşturur. On binlerce kölenin açlıktan, hastalıklardan ve işkenceler yüzünden öldüğü bu dönemden sonra ilk siyah hareketleri başladığında ise ortaya çıkan Ku-Klux-Klan linçleri işin başka bir cephesidir.

1800’lü yıllardan bugüne dek süren Amerikan linç geleneğinde, on binlerce siyah, yakılarak, asılarak öldürülmüş, bu arada kısırlaştırma gibi iğrenç ırkçı yöntemler de uygulanmıştır. Öyle ki, salt 1870-1890 arasındaki yirmi yılda on bin siyah linç edilerek öldürülmüş, 1970’lere kadar siyah kadınların %24’ü, Porto Riko’luların %35’i kısırlaştırılmıştır.

Aynı süreçte suikastlarla öldürülen Martin Luther King gibi siyahi önderler ve Kara Panterler’in katledilen militanları da bu arada anılmalıdır.

Meksika İşgali

2 Şubat 1848’de Meksika’ya ait Teksas, Arizona, California gibi sekiz kentin işgal edilerek ABD toprakları haline getirilmesi de ABD tarihinin utanç sayfalarından biridir. Daha da ileriye giderek bu topraklar üzerinden eski sahiplerini kovan Amerikalılar, zaman zaman çıkan ayaklanmaları da 1957’de olduğu gibi kanla ve tutuklamalarla bastırmışlardır. Bu arada Meksika’nın büyük Kızılderili uygarlığı talan edilmiş ve bu kültür neredeyse tamamen yok edilmiştir.

Diğer İşgal ve katliamlar

1898’de Küba’ya girdi.

1921 yılında Nikaragua’yı işgal etti. Somoza’nın başını çektiği terör örgütünü kurdu. Anti-emperyalist direnişin başını çeken Sandino ve 300 kişiyi katletti. 40 yıldan fazla sürecek bir terör devrini başlattı. Sabotaj ve suikastlar düzenledi.

1945’te Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombası atarak dakikalar içerisinde 250 bin sivil insanı vahşice öldürdü.

1955’te Endonezya, Laos ve Kamboçya’da çok sayıda CIA operasyonu düzenledi.

1956-59 yılları arasında Küba’da 60.000 kişiyi, ABD’li danışmanların ve Batista’nın birlikte yürüttüğü operasyonlarda katletti.

1961’de Küba’ya karşı Domuzlar Körfezi çıkartmasını örgütledi.

1965’te ABD desteğiyle işbirlikçi Suharto, 1 milyon Endonezyalıyı katletti.

1965’ de Dominik’e paraşütçülerini indirdi ve 10 bin Dominikliyi katletti.

ABD, 1975’te Vietnam’da halkın üzerine attığı 638 bin ton bomba, II. Dünya Savaşı sırasında Avrupa ve Afrika’ya atılan toplam bombaların yarısıdır. Kişi başına aşağı yukarı 5 bomba atıldığı söylenmektedir.

Milyonlarca insan “stratejik köylere” sürülmüş, on binlerce kadının ırzına geçilmiş, yüzbinlerce insan sakat bırakılmıştır. Milyonlarca insan işkenceden geçirilmiştir.

ABD, 1970-75 yılları arasında Kamboçya ve Laos’ta 1 milyon insanı katlettiler.

1973’te Şili’de CIA’nın düzenlediği darbe ile 30 bin kişi katledildi.

ABD, Arjantin’de kendine yakın generallerle yaptığı işbirliği sonucu ABD karşıtı 30 bin kişi katledildi.
1983’te Lübnan’a müdahale etti. 14 bin Deniz Piyadesinin katıldığı operasyonda binlerce Lübnanlı katledildi.

Aynı yıl Lübnan’a ikinci bir müdahalede bulundu. Akdeniz’de eşkıyalık yapan Amerikan 6 Filosu’na ait savaş gemileri Lübnan’a günlerce bomba yağdırdı.

1983 yılında Grenada’yı işgal etti. Yüzlerce insan katledildi.

1986’da uluslararası haydutluk örneği sergileyerek Libya’yı bombaladı, bine yakın sivili katletti. Ülkeye ambargo uygulayarak deniz ablukasına başvurdu.

1989’da Panama’ya asker çıkarttı ve 5 bin Panamalıyı öldürdü.

1991’de Irak’ın Kuveyt’e girişini bahane ederek ve diğer emperyalist güçleri de ardına takarak Irak halkına karşı bomba yağdırdı. 100 binin üzerinde insanı katlettiği bu vahşeti iletişim kanallarıyla tüm dünyaya resmen izlettirdi. ABD uçakları Irak halkının üzerinde 12 bin sorti yaptılar.

2001 yılında Afganistan’ı işgal etti. On binlerce insanı katletti. İşgal halen devam ediyor. Her gün insanlar katlediliyor.

2003 yılında Irak’ı yeniden işgal etti. 1.000.000 civarında insanın katledilmesine zemin hazırladı. Yüz binlerce Müslüman’ı şehit etti, kadınların namuslarına el uzattı ve hapishanelerde on binlerce Müslüman’a sistematik işkenceler yaptı.

Somali’deki durumu bahane ederek yine diğer emperyalist güçleri de peşine takarak ülkeyi işgale girişti.

Latin Amerika da ABD’nin bulaşmadığı savaş, katliam, insan hakları ihlali yok gibidir. Nikaragua’dan kaçan ABD yanlısı işbirlikçileri “Özgürlük Savaşçıları” adı altında Honduras’ta üslendirdi ve silahlandırarak yeniden Nikaragua halkının üstüne saldırttı.

Birçok Latin Amerika ülkesinde de “Ulusal Muhafızlar” adı altında “Ölüm Mangaları”nı örgütledi, eğitti, finanse etti, silahlandırdı ve halkın üzerine saldırttı.

ABD, sadece 1946-1975 yılları arasında amaçlarına ulaşmak için tam 215 kez askeri gücüne başvurmuştur. Aynı yıllarda insanlığa 19 kez “nükleer silah kullanma” tehdidini savurmuştur.

ABD’li emperyalistler, dünyanın birçok bölgesinde halklar arasındaki birlik zeminini ortadan kaldırmak için danışmanları ve işbirlikçi hükümetler eliyle komplolar düzenlemiştir. Bir taraftan milliyetçilik duygularını körüklerken diğer taraftan karşıt görüşleri desteklemiştir. Dünya görüşleri birbirine zıt olan toplulukların birbirleriyle çatışmasını sağlamak için karşıt suikastlar düzenleyerek iç savaşlar çıkarmıştır.

Burada bahsettiğimiz olaylar ABD’nin kuruluşundan bugüne yaptığı zulümlerden sadece bir kaçıdır. ABD devleti bu alçaklıklarının yanında dünyayı kontrol altında tutmak için birçok ülkede kurduğu askeri Üs’leriyle, çıkardığı ekonomik krizlerle, istihbarat birimi CIA marifetiyle giriştiği darbelerle, suikastlar, adam kaçırmalar, sistematik işkence yöntemleriyle, yine işkence için özel tasarlanmış uçaklarıyla; yeryüzünü kirlettikten sonra gökyüzüne de zulüm bulaştırarak adını utanç tarihine yazdırmış TERÖRİST bir devlettir.

Şüphesiz ki emperyalist ülkeler sadece ABD ve İngiltere’den ibaret değildir. ABD ve İngiltere’den sonra Fransa, Portekiz, Belçika, Hollanda, Çin ve Rusya’ da en büyük emperyal terör devletleri olarak tarihe geçmiştir.

Küfrü tanımadan, hile ve yöntemlerini bilmeden ona galip gelemezsiniz.

İstifade Edilebilecek Kaynaklar

Kanda Yürüyenler / F. Karaduman

Irak, Afganistan ve Çağımız Emperyalizmi/ Otonom Yayınları

Sermaye İmparatorluğu / Yordam Yayınları

Sömürgecilikten Günümüze Emperyalizm/ Kalkedon Yayınları

Haşhaş ve Emperyalizm/ Alfa Yayınları

Kültür ve Emperyalizm/ Nil Yayınları

Makale/ S. Kırlangıç

Makale/ M. Güldağı