Cuma günü müslümanlar için önemli bir gün olup müslümanın haftalık bayram günüdür. Hadislerde, Cuma gününde yapılan duaların kabul edileceği bir anın (icâbet saati) bulunduğu; (1) gerekli temizliği yaptıktan sonra camiye gidip hutbe dinleyen ve namazı kılan kimsenin daha önceki cuma ile o cuma arasında işlediği günahların affedileceği, (2) Cuma gününü hafife alarak, üç cuma namazını terk eden kimsenin kalbinin mühürleneceği (3) bildirilmiştir.

Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Cuma gününü anlattı ve: ‘Onda öyle bir saat var ki Müslüman bir kul o saate denk getirerek namaz kılıp Allahu Teâlâ’dan bir şey isterse, Allah ona isteğini mutlaka verir’ buyurdu.” Ve eliyle de bu zamanın kısa olduğuna işaret etti. (4)

Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: ‘İçerisinde güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür! Âdem o günde yaratıldı, o günde cennete girdirildi, o günde oradan çıkartıldı ve o günde kıyamet kopacaktır! O günde öyle bir saat var ki, Müslüman bir kul o saate denk getirerek Allah’tan hayırlı bir şey isterse, Allah onun isteğini verir’ buyurdu.” (5)

Ebu Hureyre, Ribiyy ibni Hıraş ve Huzeyfe radıyallahu anhum şöyle dediler: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Allahu Teâlâ bizden önceki kimselere Cuma gününü kaybettirdi. Dolayısıyla Yahudilerin özel günü Cumartesi, Hristiyanların özel günü Pazar oldu. Derken bizi dünyaya getirdi ve Cuma gününü Allah bize hidayet etti, gösterdi. Böylece Cuma, Cumartesi ve Pazar günlerini ibadet günü kılmış oldu. İşte bunun gibi kıyamet gününde de onlar bize ittiba edecektir. Biz dünya ehlinin sonuncularıyız, kıyamet gününde ise herkesten önce lehine hüküm verilenlerin ilkleri biz olacağız’ buyurdu.” (6)

Âlimler, Cuma namazının Farzı Ayn olduğunu ve terkedilmesinin asla caiz olmayacağını ve terk etmenin de küfre sebep olacağını bildirmişler ve bu görüşlerine delil olarak ta aşağıda sunacağımız ayet ve hadisleri örnek olarak vermişlerdir.

“Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah’ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.” (7)

“Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır; Âdem o gün yaratılmış, o gün Cennet’e girmiş ve o gün Cennet’ten çıkmıştır. Kıyamet de cuma günü kopacaktır.” (8)

“Birtakım insanlar, ya Cuma namazını terk etmeyi bırakırlar, ya da Allah onların kalplerini mühürler. Sonra da onlar gâfillerden olurlar.” (9)

Cuma Günahların Bağışlanmasına Vesiledir

Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Büyük günahları işlemedikçe beş vakit namaz ve Cuma, öbür Cuma’ya kadar aralarında işlenen günahlara kefarettir’ buyurdu.” (10)

Cumaya Erken Gitmek

Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi: “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Cuma günü mescidin kapılarından her kapının önünde melekler ilk gelenleri yazarlar. İmam minbere çıkıp oturunca, yazdıkları sayfaları dürer ve hutbeyi dinlerler. İlk gelen deve kurban eden kimse gibidir. Bundan sonra gelen, sığır kurban eden gibidir’ buyurdu. Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, tavuk ve yumurtaya varana kadar zikretti.” (11)

Cuma Namazı Kılmaktan İstisna Edilenler

Tarık b. Şihab’ın rivayet ettiği bir hadiste Rasûlullah aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: “Cuma namazı bir topluluk içerisinde ki şu dört zümre haricindeki her müslüman üzerine vacip (farz) olan bir haktır: (Onlarda) Köle, kadın, çocuk ve hasta kimselerdir.” (12)

Cabir radıyallahu anh’dan gelen bir hadiste Rasûlullah aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: “Kim, Allaha ve ahiret gününe iman ediyorsa ona gereken, Cuma gününde Cuma namazını kılmasıdır. Bundan istisna olanlar ise şunlardır: Hasta, misafir, kadın, çocuk ve köle. Kim ki lehviyatla yetinir (yani o namazdan yüz çevirir veya unutur veya gafil kalarak onu kılmayacak olursa) veya ticaretle meşgul olurda o namazdan müstağni olursa Allah’ta ondan müstağni olur. Muhakkak Allah Gani’dir, Hamid’tir.” (13)

Cuma Namazını Terketmenin Cezası!

Abdullah ibni Mesud radıyallahu anh şöyle dedi: “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Cuma namazına gelmeyen kimseler için: ‘Yemin olsun ki; birisine emredeyim insanlara namaz kıldırsın, sonra Cuma namazına gelmeyen kimselerin evlerini kendileri orada iken yakıvereyim istedim’ buyurdu.” (14)

Abdullah ibni Ömer ve Ebu Hureyre radıyallahu anhum şöyle dediler: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işittik: ‘Bir takım insanlar Cuma namazlarını terketmekten ya vazgeçerler veya Allah onların kalplerini muhakkak mühürleyecek de kendileri gafillerden olacaklardır!’ buyuruyordu.” (15)

Ubu Ca’d ed-Damri radıyallahu anh’dan gelen bir hadiste Rasûlullah aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: “Kim ki önemsemeden ve hafife alarak üç Cuma(namazını kılma)yı terk ederse Allah onun kalbini mühürler.(16)

Hadiste geçen “tehâvun” kelimesi “istihfâf” yani küçümsemek, hafife almak manalarına gelse de burada “tehâvun” kelimesi az ehemmiyet göstermek gereği gibi önemsememek manalarında kullanılmıştır. Nitekim bilinmektedir ki her kim farz olan bir emri küçümser veya hafife alırsa bu küfürdür. Ve Allah muhafaza kişiyi dinden çıkarabilecek bir durumdur.

Selâm ve Dua ile.

————————-

1. Hâkim, el-Müstedrek, 1/279.
2. Buhârî, Cuma, 6, 19.
3. Ebû Dâvûd, Salât, 204.
4. İbnu’l-Munzir el-Evsad 1716, Malik 1/108, Buhari 895, Müslim 852/13.
5. İbnu’l-Munzir el-Evsad 1714, Müslim 854/1717, Ebu Davud 1046, Tirmizi 491, İbni Hibban 2772, Malik 1/108, 109, Begavi 1050, Abdurrezzak 5583, Ahmed 10307, Albânî İrva 3/227
6. Müslim 856/22, Nesei 1367, İbni Mace 1083, Albânî Cami 1017.
7. Cuma Süresi, 9
8. Müslim, Cuma, 18.
9. Müslim; 865.
10. Müslim 233/14, Ebu Avane 2/20, Tirmizi 214, İbni Mace 1086, İbni Huzeyme 314, İbni Hibban 1733, Tayalisi 2470, Beyhaki 2/467, Begavi 345, Ahmed 2/484
11. Buhari 890, Müslim 850/25, Nesei 363, 384, İbni Mace 1092, Darimi 1/362, Malik 1/101, Tayalisi 2384, İbnu’l-Carud 286, İbni Huzeyme 3/133, Ahmed 2/239
12. Ebu Davud, Salât, bab:215 hn:1067; Darakutni, Cuma, bab: 2
13. Darakutni, Cuma, bab: 1; Beyhaki Sunenu’l Kubra, cilt:3 s:261 hn:5634
14. Müslim 652/254, Ahmed 3743, 3816, 4007, 4295, 4398, Albânî Cami 5142
15. Müslim 865/40, Nesei 3/88, İbni Hibban 2785, Begavi 1054, Ahmed 2132
16. Ebu Dâvûd, Cuma, bab:210 hn:1052; Nesâi, Cuma, bab:2; İbni Mace, İkame, baba:93 hn:1125,1126; Müsned, c:III s:424; Tirmizi, Cuma, bab:7, hn:500. Hasen bir hadistir. Abdullah ibn Ömer, İbn Abbas, ve Semure radıyallahu anhum’dan da rivayet edilmiştir.