İnsanoğlunu hem ruhsal hem de bedensel yönlerden mükemmel yaratan Rabbimiz Allah’a hamd olsun. Manevi ve fiziksel ihtiyaçlarımızı en iyi şekilde bildiğinden, bizleri onları temin etmeye yönlendirmede vesile kıldığı hidayet rehberi peygamberimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, onun ailesine, ashabına, salat ve selam olsun. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, hidayeti ve inayeti tüm hayatını İslam üzerine bina etmiş Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.

Oyun, çocukta doğuştan gelen bir tabiat ve Allah’ın onda yarattığı bir içgüdüdür. Bunun temelinde çocuğun fiziksel gelişiminin mükemmel bir tarzda tamamlanması yatmaktadır. Çünkü insan yavrusu, canlılar arasında en uzun süre içinde gelişimini tamamlayan varlıktır. Kasların ve tüm bedenin gelişimi çocukluk döneminde gerçekleşir. Artık o dönemden sonra kas, kemik, göğüs, ciğer ve diğer uzuvların daha sağlam ve daha kuvvetli bir şekilde gelişmesi zorlaşır. Bu dönemden sonra bir insanın aktif bir sporcu veya atletik bir vücuda sahip olamayacağı dikkate alınırsa onun “çocukluk dönemi spor yapmadan ben vücudumu sağlam ve atletik bir yapıya kavuşturmak istiyorum” sözünün doğruluk derecesi ve başarı oranı gerçekten zayıftır. Bu yüzden küçüklüğünde çocuğun bedensel yapısının hakkını vermek gerekir. (1)

İlk dönem Âlimleri çocuğun beden yapısının ve oyun oynamasının önemine dikkat çekmiş bulunmaktadır. İmam Gazali, İhyasında diyor ki: “Kur’an mektebinden gelen çocuğun yorulmayacak şekilde güzelce oyun oynamasına ve okulun yorgunluğunu üzerinden atmasına izin verilmelidir. Çünkü çocuğun oyun oynamasını engellemek ve onu sürekli eğitimle meşgul etmek, kalbini öldürür ve zekâsını işletmez hale getirir. Onun için hayat çekilmez bir hale gelir ve nihayet dersten kurtulmak için kaçacak bir yer arar.” (2)

Çocuğun oyun ve sporla meşgul olmasını engellemek, bazen tehlike sinyalleri de verir. Çok geçmeden o, gelişir, büyür ve nihayetinde sonunda bedensel ve ya ruhsal bir hastalık ortaya çıkar. Buluğ çağına girdiği zaman çocuğun şer’i hükümlerle mükellef olduğunu, çocukluk dönemini geride bırakıp büyük ve küçük günahlardan hesaba çekileceği, söz, fiil ve davranışlarının amel defterine yazılacağı yeni bir hayata başlayacağını biliyoruz. Ayrıca bu şer’i hüküm ve dini vecibelerin sağlam bir bünyeye, sağlıklı ve eğitilmiş bir vücuda ihtiyaç duyduğunu da biliyoruz. Namaz, oruç, hac ve cihad, bu dinin temel direkleridir; güçlü ve aktif bir mü’mine muhtaçtır. O halde hep birlikte düşünüp kendimizi sorgulamamız gerekiyor: Çocuğun beden yapısını oluşturmak için başvuracağımız yollar ve bu yapının esasları nelerdir? (3)

Yeterli Beslenme

Bedensel gelişimde helalinden dengeli beslenmenin ayrı bir yeri vardır. Çocukların protein başta olmak üzere her türlü vitaminlerini ihtiyaçları çerçevesinde almalarına yardımcı olmak beyinlerinin beslenmesine fiziksel açıdan gelişimlerine olumlu katkı sağlar. Bu bağlamda “nesli helak etmek” (Bakara, 205) ve “çocukları öldürmemekle” (İsra, 31) ilgili ayetleri çok yönlü düşünmekte fayda vardır. Manevi açıdan çocukları terk etmek ve onları boşluğa itmek ne kadar zararlı ise, Yüce Allah’ın emanet olarak verdiği yavruların maddi gelişimlerine bigâne kalmak da o kadar zararlıdır. Zira bedensel açıdan yeterli gelişimini sağlayamayan ve sağlıksız beslenen çocuklar hastalıklara daha açıktır. (4)

Yüzücülük, Atıcılık ve Ata Binmek

Şu hadis konumuzu yeterince aydınlatmaktadır: “(Okuma ve)  yazı yazmayı, yüzmeyi ve atıcılığı öğretmek çocuğun baba üzerindeki haklarındandır.” (İbn Hamza, esbab-ı vürud’i-l hadis) Bu hadisi en geniş şekliyle düşünüp dar şablonlara mahkûm etmemek esastır. Bu bağlamda okuma-yazma ne kadar önemli ise Müslümanları düşman karşısında diri ve hazırlıklı tutan atıcılık da o kadar önemlidir. Yüzme ile beraber çocukların bedensel gelişimlerine katkı sağlarlar. İnsan vücudundaki sağlıklı gelişim, gençlerde özgüven oluşturur. Onları kompleksten korur. Rasûlullah efendimiz, insanın biraz içe yönelik çalışmalara yönelmesini arzu etmiş olmalı ki: “Kişinin çocuğunu eğitip terbiye etmesi (nafile) sadaka vermesinden daha hayırlıdır.” (5) buyurmuştur. Bu durumda ebeveyne düşen görev çocuklarıyla daima ilgilenmek ve onları her yönden geleceğe hazırlamaktır. Tüm bu hazırlıkları yaparken Allah Teâlâ’nın emanet ettiği yavruların zihinlerini, midelerini, gözlerini, ağızlarını ve de cinselliklerini haramın tüm çeşitlerinden korumayı ebeveynler farz bir vazife bilmelidirler. Bazı rivayetlerde “binicilik” üzerinde de durulmuştur. Biz bu rivayetleri çocukların geleceğe çok yönlü hazırlanması olarak anladığımız için, meşru olan bütün eğitimin türlerinin çocuklara kazandırılmasını savunuyoruz. (6)

 Eğlenceler ve oyunlar, Müslüman gençleri cihada hazırlayacak biçimdedir. İşin bu tarafını çözebilen bir insan din hakkında olumsuz bir beyanda bulunmaz. Eğer eğlence ve oyun, kumar salonlarında boy göstermek, şans oyunlarına müptela olmak, bar ve pavyonlarda ömür tüketmek, kızlı erkekli partiler düzenleyerek fuhşa zemin hazırlamak ise, elbette böyle bir eğlence hayatının dinimizde tartışmasız biçimde yeri yoktur. (7)

Ömer bin Hattab radıyallahu anh diyor ki: “Çocuklarınıza yüzücülüğü, atıcılığı ve ata sıçrayarak binmeyi öğretiniz.” (8)

Bu sözden, özellikle çocuğun belli spor dallarını öğrenme hakkı açıkça anlaşılmaktadır. Çocuğun bunları öğrenmesi, şimdiki ve gelecekteki hayatında önemli bir fonksiyon icra eder. En önemlisi de kendine olan güveni sağlar. Çünkü söz konusu sporları öğrenmeyen bir çocuk büyüdüğünde psikolojik korku ve tehlike hisseder. Ama bunların dışında bazı spor dalları vardır ki, onları ileriki yaşlarda da yapabilir. (9)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem henüz küçük yaşta iken dayıları olan Neccar oğullarının bahçesinde yüzmüş ve çocuklarla oynamıştır. (Ahmed bin Hanbel) O, çocukları atıcılığa teşvik etmiştir. Hazreti Ali diyor ki: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yalnız Sa’d için kendi ana ve babasının isimlerini bir arada zikrederek: “Ey kuvvetli çocuk, anam babam sana feda olsun at” buyurmuştur. (Buhari, Cihad) (10)

Ebu’l-Aliye’den rivayet edildiğine göre de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem atıcılık yapmakta olan bir grup delikanlıya uğramıştı. Onlara: “Atınız ey İsmail oğulları! Çünkü sizin atanız da atıcı idi.” (Said bin Mansur, Sünen 2-59, Hadis sahihtir) buyurmuştur. Görüldüğü gibi bu rivayetler, çocuğun beden eğitimini sağlamak için Hazreti Peygamber’in sallallahu aleyhi ve sellem gösterdiği hassasiyeti açıkça ortaya koymaktadır. (11)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem oklarını hedefe doğrultan ashabına uğrar, onları teşvik edip: “Atın! Ben sizinle beraberim” derdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem atıcılığı sadece oyun ve eğlence olarak değil, aynı zamanda Allah’ın emrettiği kuvveti hazırlamanın bir çeşidi olarak görüyordu. (Enfal, 60. ayete bakınız) (12) 

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu hususta:

“Dikkat edin! Kuvvet, atmaktır, kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır” diye buyurmuştur. (13) Yine başka bir hadisinde: “Atıcılığı bırakmayın! Şüphesiz ki o, oyunlarınızın en hayırlısıdır” buyurmuştur. (14)

Ancak atıcılıkta canlıları hedef almak caiz değildir. İbn Ömer (Allah ondan razı olsun), oklarını tavuğa doğru yönelten bir grubu görünce:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, herhangi bir canlıyı hedef alan kimseye lanet etmiştir” dedi. (15)

İslam, binicilik ve günümüz modern silahlarıyla eğitim yapmaya onay veriyor. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’ın zikrinden olmayan her şey batıldır ve ya hatalıdır, ancak şu dört husus müstesna: Kişinin atış için iki hedef arasında yürümesi, atını eğitmesi, hanımıyla şakalaşması ve yüzme öğrenmesi.”  buyurmuştur. (16)

Koşu

Bununla ilgili Hazreti Aişe radıyallahu anha’nın sözünü aktaralım: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem benimle yarıştı, onu geçtim. Bir müddet sonra kilo aldım. Tekrar koşuda benimle yarıştı. Bu defa o beni geçti. Bunun üzerine: “Bu birincinin rövanşıdır” diye buyurdu. (17)

Spor yarışmaları düzenlemek, çocuğun bedensel yapısının oluşturulmasında ve geliştirilmesinde oldukça etkili bir yoldur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, amcası Abbas oğullarının çocukları arasında koşu yarışı düzenlemiş ve yarışı kazanan çocuğa kucağını açmıştı.

Abdullah bin haris (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Abbas’ın çocukları Abdullah’ı, Ubeydullah’ı ve Kesir’i yan yana getirir ve şöyle derdi: “Kim önce koşup bana gelirse ona şu kadar ödül var!” Çocuklar da koşarak gelirler; kimi onun sırtına, kimi göğsüne çıkmaya çalışırdı. O da onları öper ve kucaklardı.

Görüldüğü gibi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aralarında bir kıskançlık olmasın diye yarışmaya katılan çocukların hepsine sevgi ve alaka gösteriyor, onları mükâfatlandırıyordu. (18)

 Öğrendiklerimizle amel etme duasıyla. Rabbim ilmimizi artır. Âmin. Hamd, güç ve kuvvetin tamamının sahibi olan Allah’ a mahsustur.

 

————————-

 

  1. (Çocuk Eğitimi- Muhammed Nur Suveyd, Uysal yay.)
  2. (A.g.e.)
  3. (A.g.e.)
  4. (Çocuk Terbiyesi-Dr. Mehmet Sürmeli)
  5. (Tirmizi, birr ve sıla, hadis no:1951)
  6. (Çocuk Terbiyesi-Dr. Mehmet Sürmeli)
  7. (A.g.e.)
  8. (Çocuk Eğitimi-Muhammed Nur Suveyd)
  9. (A.g.e.)
  10. (A.g.e.)
  11. (A.g.e.)
  12. (İslam’da Çocuk Eğitimi, Abdurrahim Şe’ravi)
  13. (Müslim)
  14. (Taberani)
  15. (Taberani)
  16. (Taberani)
  17. (Ahmed, Ebu Davud)
  18. (Çocuk Eğitimi- Muhammed Nur Suveyd)